28 Mayıs 2015

Playoff | Antalyaspor:3 - Adana Demirspor:0

Bu kadar kötü bir Antalya'ya yenildik, buna mı üzülelim; bu takım bu hale nasıl geldi, buna mı? Futbolcular bu sezonu çoktan bitirmişler kafalarında, içeride neler oldu, neler konuşuluyor bilmek mümkün değil ama sahada ne olduğunu görüyoruz. Bir de ne olmadığını, kalecimiz yok. Son 7 maçta 20 gol yedik! Yazık Emre Selen'e...

Futbolcular twitter'da gösterdiği performansı sahada gösteremiyor. Umutlarımızla oynayıp bizim posamızı çıkarıyorlar. Bu sezon zirveyi de gördük dibi de... Tam bir bunalım! Ne hissedeceğini bilememe hali...

27 Mayıs 2015

Ankara Demirspor 2. Ligte

Ankara Demirspor, yarı finalde Silivri'yi geçtikten sonra finalde de Sakaryaspor'u 2-0 yenerek 2.lige yükseldi! Tebrikler Lokomotif! Darısı başımıza...

23 Mayıs 2015

29 hafta vs. 5 hafta

Play-off meselesine alışığız. 3 sezonluk 1.lig maceramızın da ikinci play-off heyecanı olacak. Rakibimiz Antalyaspor. İki maçta da yenilmediğimiz bir takım olması ve lig karşılaşmalarının ortada geçmesi, umut veriyor. Onlar da bizim gibi dalgalanmalar yaşadı lig içinde, bu yıl düştükleri ligten hemen çıkmak istiyorlardı ancak bir kaç kez teknik direktör değiştirdiler ve sezon başındaki doğrudan çıkma hedefini gerçekleştiremediler.

Bizim için ilk 29 hafta ve son 5 hafta sanki iki farklı sezon gibiydi. Özellikle 17. Haftadan beri devam etirdiğimiz lig ikinciliğini bu kadar sert kayıplarla kaybetmek, playoff umudumuzu düşürüyor. 48 golle ilk 6'nın en çok gol yiyen takımıyız. Bu gollerin 14'ünü son 5 hafta yedik, yani neredeyse üçte birini ve çok güvendiğimiz Yiğitcan da bunların üçünde sahadaydı. Az gol atıp az yiyen, 1-0 2-1 gibi skorlarla kazanan takıma bir şeyler oldu.

Play-offlarda ikinci devredeki 12 haftalık rüya mı yoksa 5 haftalık kabus mu sahada olacak. Taraftar her zamanki yerinde, her zamanki yüreğiyle isteyecek, destekleyecek. Ama taraftarın bu haline nasıl karşılık gelecek? Futbolcular, twitter'daki istekliliğini sahaya da yansıttığı ölçüde...

Adana Demirspor:0-Altınordu:5

Önemli önemsiz fark etmez, tarihi bir skorla normal sezonu tamamladık. Kendi sahamızda 5-0 yenilmek tarihi bir yara. Bu futbolcuların bizi bu noktaya kadar getirdiğine inanmak çok zor, son 6 hafta futbolcuların kafasına taş mı düştü! Konsantrasyon sorunu bu kadar mı dağıtır bir takımı. Madem play-offlara hazırlık olarak görmüyoruz bu maçı, o zaman gençlerle oynayıp as kadroyu dinlendirseydik. Kendi gençlerine güvenen Altınordu,  onurlu mücadelesini playofflara taşıyamadı ama gençlere yatırımın neye yaradığını gösterdi. Bizse iki haftada 10 gol yeme sabrını, Emre Selen'e gösteremiyoruz.

Takım play-off öncesi hiç ama hiç umut vermiyor. Sezon başı ilk 6 için başarı derdik ama o son 6 hafta küme düşen takım performansı gösterdik.

19 Mayıs 2015

Kazanma Azmini Yitirmek

Doğrudan Süper Lig'e çıkma şansımızı 5 haftalık inanılmaz kötü performansımızla kaybettik. Her şey bizim elimizdeydi ve biz ayağımıza sıktık. Son hafta bile gayet özetleyici: Ligin Orduspor'dan sonra en kötü averajına sahip Buca'dan, 32 haftada 33 gol atabilmiş ve son 10 haftada -ikisi Ordu'ya- 7 gol atmış takımından 5 gol yedik. Savunma ve kaleci performansı trajik durumda.

Dar kadroyla ama iyi mücadele ederek buraya kadar geldik. Son haftalarda kaybettiğimiz bu mücadele azmi oldu. Artık her takıma, siz bizi yenebilirsiniz, mesajı verdik. Playoff'a dair bizi üzen durum bu.

1.ligteki ve hatta 20 yılın en iyi ve en heyecanlı günlerimizi yaşamışken, sezon sonunda böyle buruk hissetmek de ayrı bir ikilem.

18 Mayıs 2015

Verandasız İştar Fanzin

Can sıkıntısının had safhasındayken, dostça bir ses düştü mailimize; Antep'ten Verandasız İştar Fanzin'i bizlerden destek bekliyor:

"Saat gecenin 02.00'ını gösteriyor. İki Demirsporlu arkadaş muhabbet ediyorduk, nasıl olduysa muhabbetimiz size çıktı. Ankara Tayfası bloğunu ara ara takip eden fanzincileriz bizler. Yazdıklarınızın, sevme biçimimizin benzer bir çok yanı var. Bu yaşamanın ciddiyetiyle yorulurken, nefes ve güç aldığımız duraklarımızın, dost muhabbetlerinin azalması, bizi kederlendiren bir durum. Dediğiniz gibi "modernleşen zamanın" akıntısında sürüklenen güzelliğin peşinden koşmaya çalışan bizlerin birbirine daha çok sarılması gerekir. 

Blog yazılarını okurken, kendi yalnızlığımızı gördük sözlerinizde. Sonra umutlandık elbet, birileri var dedik, hala derinliğinde ve neşesinde olan bu ciddiyetin. Umutlandık, duruşumuzu daha dikleştirdik. Bildik yanlız değilmişiz, sessizleşen sözlerimizin başka yerlerde, başka ağızlarda gökyüzüne haykırılmaktaymış. Velhasıl sözünü etmekten çok, yaşanması gerekir duyguların. Dostlukların fedakarlık ve güzellikle yoğrulması gerekir. Sözün kısası bizler Antep'te yaşayan birkaç insanız. Üretiyoruz, türetiyoruz, elimizden geldiğince özenle yaşamaya çalışıyoruz. 

Uzun zamandır Verandasızlar olarak bir fanzin çıkartıyoruz. Şimdi fanzinimizin ismini Verandasız İştar yaptık. Muhabbetimize dahil oluşunuza gelince, söylendiği gibi hayata tutunamayanların tutunduğu tek daldır DEMİRSPOR. Ki Nazımın Piraye'de yaşamı sevmesidir Demirspor'un içimizde mesken bellediği yer. Ki dost, yüreğimizde hep açtır sevmeye, Demirspor yoldur, katardır arkasında bizi çeken, bizi bu çürümüş yalnızlıkta kalabalıklaştıran. Diyoruz ki Verandasız İştar yaşayacak yeri olmayanların aşkının ve savaşının kağıtla lekeleştiği yerdir, bizim gerçekliğin karşısındaki çocuk yanımızdır. Muhabbetimiz derinleşsin, Verandasız İştarımız sizin de vereceğiniz emekle güzelleşsin isteriz. Fanzinimizin Facebook linki aşağıda. Yakında yeni bir sayı fırlatacağız. İstiyoruz ki sizinde renginiz, sözünüz, çiziminiz yeni çocuğumuzun karakterine yüklensin. GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ GÜNEŞLİ GÜZEL GÜNLER. Hoş geldik, hoş geldiniz.

https://www.facebook.com/profile.php?id=100002304112824&fref=ts"

16 Mayıs 2015

Bir Yerlere Geldik Ama Nerelere?

Şu sıralar şampiyonluk mücadelesi, 20 yıllık hasretin sona erme ihtimali gündemde... Sıra dışı bir gündem desek yerinde olur. Osmanlıspor maçı, her şeyin başarısızlığa alışılmış sezonlardaki gibi bitme ihtimalini hatırlattı bana. Demirspor ahalisi sosyal medyada sessizliğe büründü. Sanki iki hafta önce çok içip dağıtmış ve rezil olmuş, şimdi de utancından sokağa nadir çıkıyor gibiyiz, mahalleliye denk gelmemek için...

Ben de biraz kabuğuma çekildim sanırım, sonradan fark ettim bunu. İlgim başka bir konuya kaydı son zamanlarda. Demirspor'a dair forma koleksiyonu yapıyorum, naçizane. İşte bu işle uğraşırken bolca arşive daldım. Elimdeki formaların ne zaman giyildiğini falan araştırırken haberlere, fotoğraflara, belleğimdeki anılara, bu sitedeki yazılara müracaat ettim. Aslında biz çok değişik bir noktaya gelmişiz. O eski kapana kısılmışlık duygusu yok mesela şu an. Sanki Demirspor isterse çok iyi işler başarabilecek. Sağından solundan çekip kendine mal etmek isteyenler olacak olsa da bu takım efsane kimliğini hatırladı sanki.

Biz de değişiyoruz, olgunlaşıyoruz. Daha yapıcı oluyoruz. Çünkü geleceğe bir şey bırakmak istersen "yapmak" zorundasın, yıkmak değil.

Okumakta olduğunuz internet sitesi 2008 senesinde açıldı. Siteyi açan dünya güzeli insan bu kadar uzun süre devam edebileceğini düşünmüş müdür acaba? Zamanın, insanı ve ona dair güzel olan her şeyi değirmen misali öğütmesine kolayca kurban gidecekti bu site, belki de.

Ama sevda çok büyük, bu sevda yaşattı bir çok şeyi. En başta sevileni yaşattı. Adana Demirspor, onu sevenlerin sayesinde hayatta kaldı. İsmiyle, rengiyle, logosuyla...

Başarısızlık girdabında dönüp durduğumuz 2000'li yılların bizi savurduğu bir köşede, her şeye küskün ve geleceğe dair gözlerimizi yummuş, ölümü bekleyen hastalar gibi sessizliğe gömülebilirdik.

Yapmadık. Çünkü yapamadık.

Çünkü insan sevdiği zaman, çok sevdiğinde yani, bunu herkes bilsin, canlı-cansız, uçan-yüzen, konuşan-koklaşan herkes ve her şey bilsin istiyor. Çok seven insan, vücudunun her hücresiyle, her hücresindeki her molekülle ve atomla seviyor. Varlığı bilimsel olarak ispatlanan atom altı parçacıklar da buna dahil...

Biz de, yani bu sitede yazan, yorumlayan, bu siteyi besleyen, sitenin ötesinde, adına "Ankara Tayfası" dediğimiz, ama bir iki kişiden çok fazlası, bir taraftarlık duruşu ve bir arkadaşlık ortamı olarak hissettiğimiz, sınırının nereye uzandığını bilmediğimiz bir grup Demirsporlu olarak...

Çok sevdik...

Şu anda 2015 sezonunun sonlarında, Süper Lig'in kapısındayız. 3.Liglerden, kayyumlardan, sayılamayacak kadar çok badireden geçmiş, sınanmanın en zorlarıyla hesaplaşmış bir şekilde ileriye bakıyoruz. Zaman geçtikçe bugün nerede durduğumuzu göreceğiz. Belki de "evet, 2015 bir milat oldu, ama o zaman bunu fark edemiyorduk tabii" diyeceğiz. Yine bu siteden diyeceğiz. Çünkü sevgi ile yazan yürekler susmayacak...

Sevdikçe daha çok sevmeye, sevdiğimiz üşüdükçe ona sarılmaya, düştükçe onu kaldırmaya devam edeceğiz. Öyle görünüyor ki, bu sevda ile ancak ömürler bittiğinde vedalaşacağız.

Ahirette Demirspor yoksa muhakkak mahzunlaşacağız.

11 Mayıs 2015

Çuvaldızı

En basit şeyleri bile kısaca yazamayan biri için yazacak o kadar çok şeyin olması çok ama çok vahim bir durum. Başlık başlık gitmeye çalışacağım.

Ünal Karaman

Bize öncelikle karakterli adam lazımdı ve bunu bulduk. Kesinlikle sıkı sıkıya sarılmalıyız hocamıza. O tıpkı bizim gibi. Yürekli ve yürekten. Her Demirsporlu ayrı bir futbol alimi. Herkes ayrı bir yorum yapabiliyor. Peki oyunu şekillendirebilecek bir kadro derinliğimiz var mı? Yok işte, yok. Oğuzhan, Beykan, Hurşut, Umut. Elindeki malzeme bu 4 tane adamdan ibaret. Umut neden oynadı, neden oynamadı, Beykan neden oyundan çıktı, neden Hurşut her maçta oyundan alınıyor, neden Oğuzhan ilk 11'de başlamıyor. 

Ya da Özgürcan. Çok çalıştı, görev gereğinin fazlasına uğraştı hep. Formdan düştü, Artun sakat, Alles ha var ha yok. Ne yapsın Ünal Hoca. 

Yiğitcan. Geçen senenin sıradan oyuncusu. Bu sene efsane oldu. Yokluğunda defansımız çok zorlandı. İkinci bir Yiğitcan yoktu işte. Oldu da oynatmadı mı Hoca.

Taraftarın elinde malzeme bu futbolcular kadar. Değerlendirip, yorumlayıp duralım. Hoca'ya bu kadarlık kadro sunulmuş. Bu kadronun performansı düşerse adamın alternatifi yok, vardı da oynatmadı mı?

Futbolcular

Alın terlerinin önünde saygı ile eğiliyorum. Bizi getirdikleri yer için şükran borçluyum. Dürüst olduklarına inandırabildiler taraftarı, teşekkür ediyorum. Ancak gençliğin verdiği konsantrasyon eksikliği ile kendi yaratabilecekleri zaferi ya kendileri yok ediyorlar ya da kendileri erteliyorlar. Konsantrasyon eksikliği bize 11 puan kaybettirdi. Osmanlı, Samsun ve hatta Manisa maçlarını kasdetmiyorum. İlk Kayserispor, ilk Adanaspor maçlarını ise saymıyorum. İkinci Osmanlı maçında iyi olmasa da savaşan bir takım vardı ya sahada, agresif, ısıran bir takım vardı ya sahada. İşte o takım 10 kişilik ilk Elazığ maçında sahada olsaydı, Antep ile oynanan ilk maçta sahada olsaydı, Karşıyaka maçı 3-1 iken 4-2 iken sahada olsaydı, ikinci Antep maçı 2-1 olduktan sonra sahada olsaydı, bugün şarkılar söylüyorduk be kardeşlerim. Olsun, siz neler yapabileceğinizi gördünüz yine yaparsınız, yeter ki odaklanın.

Yönetim

Siz, belediyenin de desteği ile bize yıllardır arzu ettiğimizi verdiniz. Borçların azaltılmasının savaşı, düşük bütçeli takım kurma savaşı, genç ve koşan bir takım kurma savaşı, kurumsallaşma savaşı. Bu mücadelelerin hepsini sizin döneminizde gördük. Ne kadar teşekkür etsem azdır. Hep böyle bir yönetim olsun, sonuç ikinci planda kalır diyordum. Sözlerimle yüzleşmem gerekiyormuş, ilahi tecelli işte! Yumruk gibi oturuyor şimdi boğazıma. Ne kadar tuhafım oysa. İddiamız olmasa, orta sıra takımı olsaydık şimdi toz kondurmayacaktım size, kahramandınız gözümde. Ama ya şimdi! Kendimle çelişme pahasına sitemliyim size. Büyük sözler ettiniz zira. Eylemlerinizden daha büyük sözler. Söylemeseydiniz ve eylemsiz kalsaydınız dokunmazdı bize, yine kahramadınız. Ama söylediniz. Geniş çevrenizden bahsettiniz. Biz de bunun etkilerini görmek istedik. Yanlış anlamayın kayırılmak istemedik. "Allah haksız bir puan, bir gol, bir kuruş yaşatmasın bizlere!!!" 

Hakkımızı daha gür savunmanızı bekledik. Siyasileri taraftar çağırdı, algı operasyonlarını taraftar bozdu, bilet işi için taraftar çok ama çok yıprandı. Yükün ağırını gönüllü olarak üstlendi. Osmanlı maçında siyasileri siz dolduracaktınız stada. En azından çabalayacaktınız veya çabaladıysanız hissettirecektiniz. Ama bu işler öyle sessizden olmuyor. Seçimlerin hemen öncesinde bu maçın kentimiz ve siyasiler için önemini günler ve hatta haftalar öncesinden bas bas bağıracaktınız. Kamuoyu oluşturacaktınız. Gelmeyecekse onlar, ihaleyi onlara yıkacaktınız. Ne oldu peki, olmadı maalesef, olmadı. 

Çuvaldızı değil, çiviler batırsak kendimize, eşit şartlarda çıkamadık sahaya. Bize hata yapmaktan korkmalıydı hakem Osmanlı'ya hata yapmaktan korktuğu kadar. Bedeli olabileceğini düşünmeliydi. Bir Hüseyin Sözlü ile olmaz bunlar. Üzgünüm sevgili başkan ve yönetimim bunun için siz savaşacaktınız ama ben en kritik anımızda o savaşı sizlerde göremedim. Keşke tek kelime edemeden destekleseydim sizi. Şimdi kelimeler edebilerek destekliyorum. Önümüzde en az 2 en çok 5 maç var. Yapmadıklarınızı da yapın. Kaybedeceksek de kazanacaksak da kol kola, tek yumruk olsun bu.

Osmanlı cephesini bir sonraki yazıda ele alacağım.

9 Mayıs 2015

Bu Maçı Yönetim de Kaybetti

Osmanlı maçında sahda olduğu gibi, saha dışında da kaybettik. Örneğin bir Urfa yönetiminin yaptığını yapamadılar. Kamuoyunu yönrtemediler. Futbolcular çok akıllı. Yönetimin verdiği ve vermediği mesajları çok iyi alıyor. Yönetim,  bu maç öncesinde hem içeride futbolcuyu hem dışarıda kamuoyunu daha iyi yönetmeliydi. TFF ve Osmanlı'nın ayakoyunları karşısında kolay lokma olduk. Sahada yeteri kadar mücadele yoktu ama onlar da yani futbolcular yönetimden aldıkları mesajla hareket ediyor.  Cüneyt Çakır'ın ancak bizim gibi kolay lokmalara verebileceği kararlarla maçı kaybettik. Geçmiş olsun.

7 Mayıs 2015

Osmanlı'nin Bizans Oyunları

Her deplasmanda kendine ayrılan yeri yıllardır dolduran Demirspor taraftarı, bugün satışa çıkan Osmanlıspor maçının bu kadar çabuk bitmesine şüpheyle yaklaşıyor. Çünkü yılların tribüncüleri dışarıda kalırken, en azından bu yıl passolig işkencesinden geçmeye alışmışlar bile bilet alamazken bu biletleri kim aldı, gerçekten merak konusu.

Memleketteki her türlü antipatinin toplandığı Osmanlı'dan her türlü pislik beklenebilir.  Osmanlı'nın Bizans oyunlarına kurban gitmeyelim. Aşağıda da yazdığım gibi sakin olmak gerekli, yönetimin bu konuya profesyonelce el atacağını umuyoruz. Osmanlı maçında tribünde karaborsacılar değil,  tribünün gerçek neferleri yer almalı.

Passolig sisteminiz de yerin dibine batsın ayrıca, Osmanlı gibi siz de tarih olun gidin.

Sakin Olmak Gerek

Demirspor 20 yıldan bu yana ilk kez Süper Lig'e bu kadar yakın.  20 yılın en önemli maçlarından birindeyiz. Geride bıraktığımız zamanlarda da çok önemli maçlar oynadık, pek çoğunu başaramadık ama işte şimdi burdayız. Adım adım, sabırla bu günlere geldik.  Gerçekten bu yol çok uzundu, çok ıssızdı. Hepimiz heyecanlıyız, heyecanla telaş da yapıyoruz. Onca yılın gerginliğiyle hareket ettiğimizden hata yapmamız normal. Sağa sola sataşıyoruz, suçlumarıyoruz vs. Çünkü zorlukla geldiğimiz bu noktada hakkımızın yenmesini istemiyoruz. En ufak şüphe bile sinirimizi patlatıyor. Yine de sakinliğe ihtiyaç var.  Bizim tribündeki telaşımız sahaya da yansıyor. Futbolcuların bu maçın önemini bildiklerinden eminim . Yönetim ve teknik ekip gerekenleri yapıyordur. Biz de görevimizi yapıp, sinirimize hakim olup, takımımızı yükseltelim, yukarı taşıyalım.

6 Mayıs 2015

Açıklama

Şimşekler Grubu açıklaması

Şimşekler Grubu'ndan Samsunspor taraftarı merkezli ancak son haftalardaki gelişmeleri de özetleyen açıklama geldi, her şey çok net!



5 Mayıs 2015

Telefonda Değil Sahada Konuşun

Kadro aynı darlıkta, bir tek Manisa maçında iyice daraldı, oyun hemen hemen aynı, hiç bir maçımızı rahat oynayarak kazanmamıştık. Yiğitcan'ın efsanevi sakatlığına sık sık gidip gelen Hüseyin ve son olarak da nöbetçi golcü Artun'un sakatlığı eklenince, işler bozuldu. Attamah'ın savrukluğu, Umut'un saman alevi performansı, Tayfun'un iyice gerilemesi vs ile sahada ekstra gücü bulduğumuz oyuncu sayısı azaldı. Ama asıl sorun bu değil.

Değişenin psikolojik üstünlük olduğunu düşünüyorum.  Futbolcular ve camia,  "bizi çıkarmayacaklar" düşüncesine fazla kapıldı. O takım şunu yaparsa, bu takım şu puanı alırsa... Evet işin içinde bunlar da var ama kendi işimize odaklanmalıydık. Sürpriz takım olmaktan çıkıp favori takım olunca, işler değişti bizim tarafımızda. Rakiplerin favori takıma karşı gösterdikleri ekstra performansı göğüsleyemedik son bir kaç haftadır.

Futbolcuların tekrar bu havayı yakalması lazım. Bunun için twit atma, fotoğraf paylaşma kadar iyi antreman yapmaları da gerekli. Çok çalışıp sahada konuşsunlar. İnançlarını cep telefonlarına değil, kaslarına akıllarına yansıtıp sahada göstersinler. Hem bedenlerini hem akıllarını sahaya versinler.

Bizi bu noktaya onlar getirdi. Taraftar hep yanlarındaydı, hala öyle. Demirspor tarihinin en önemli maçlarından birinde, artık son söz futbolcularda olacak.

4 Mayıs 2015

Adana Demirspor:0-Samsunspor:0

15 hafta sonra üçüncülüğe düştük, üç haftadır kazanamamanın faturası. Sanki bizim için hazırlanan kuyuya düştük. Ne Antep ne Manisa bizim maçta gösterdikleri performansı başkalarına gösterdi. Samsunspor'la 1.ligteki maçlarımız çoğunlukla berabere bitmişti. Maçın seyrine bakınca, bu sonuç fena değil gibi görünüyor.  İlginç bir şekilde, gol yemedik. tarafın da bolca pozisyonu var. Artık tek ihtimal kaldı, Ankara'dan zaferle dönmek!

Demirsporlu Gözüyle Okumak - 9

Yine bir kırılmanın eşiğindeyiz. Yine ya kıracağız talihi ya da döneceğiz makus talihimize. Bu kez işimiz çok çok daha zor. Rakibimiz Osmanlıspor ve camia olarak bende pek de güven duygusu yarattıklarını söyleyemeyeceğim. Demem o ki; kazanmak için her şeyi yapacaklardır, HER ŞEYİ. O nedenle inanılmaz bir mücadele vereceğiz bu hafta sonunda. 

Rakip Osmanlıspor olunca, Sinan MEYDAN'ın "Cumhuriyet Tarihi Yalanları-1" adlı eserinden alıntı yapmanın günün anlamına uygun olacağını düşündüm.

"Güney cephesinin oluşmasında Atatürk'ün Adana'daki çalışmalarının çok önemli bir yeri vardır. Kurtuluş Savaşı'nın Samsun'dan önce Adana'da başladığını ileri sürmek abartılı bir değerlendirme olmasa gerekir.

... ... ... ...

Atatürk, 'Anadolu direnişi' düşüncesini ilk olarak Adana'da Ali Fuat ve İsmet Paşalarla paylaşmıştır.

... ... ... ...

Bu toplantıda Ahmet Remzi Bey, 'Paşa! Biz bu topraklarda doğduk. Bu topraklarda ölmesini de biliriz. Nihat Paşa'ya emir ver, bize silah bıraksın' demiş, Mücavirzade Mustafa Efendi ise 'Paşam, öldürmeden ölmeyeceğiz' demiştir."

Evet o dönem bir ülkenin kurtuluşunun kıvılcımları Adana'dan da yayılmıştır. Çukurova'nın isyan ruhu, yurt çapında bir zaferin kazanılmasına öncülük etmiştir. Adana, belki de ülkemizin makus talihinin yenildiği yer olmuştur.

Bu hafta da öyle olacak. Türk futboluna Demirspor gerçeğini göstermek için, 20 yıldır direnenlerin emeklerinin karşılığı için Osmanlı'nın tüm gücüne karşı meydan okuyacak Çukurova'nın ruhu. Bir kıvılcım için savaşacak Ahmet Remzi Bey'in, Mücavirzade Mustafa Efendi'nin ruhu ile koca bir camia. O kıvılcım bir yanarsa, ülke de yanacak, açık ve net. 

Biz bu mücadelenin içinde doğduk, bu mücadelenin içinde ölmesini biliriz. Savaşmadan ölmeyeceğiz.

Hodri meydan!!!