Ana içeriğe atla

Bu Ne Dünya Kardeşim Seven Sevene...

Yönetim istifa ediyor, kongreye gidiliyor, ortada tek bir aday yok. Taraftar liste veriyor, olağan kongreye kadar yönetim devam ediyor...

Yönetim diyor ki; Adana Demirspor'a artık sahip çıkılsın.

Aradan yaklaşık 2 ay geçiyor. Kimseden çıt yok...

Olağan kongre dönemi geliyor. Herkes Demirspor'a sahip çıkılsın diyor, bir kesim diyor ki; bir çatı altında toplanılsın. Kimse sahip çıkmıyor. Aynı çatı altında toplanacak herkes birbirine vuruyor. Çatı temelden çatırdıyor.

Kongre dönemi geliyor, klasik şekilde çoğunluk sağlanamıyor ve kongre bir sonraki haftaya erteleniyor. Kuyular kazılmaya, kulisler yapılmaya devam ediyor ama somut hiçbir şey yok.

İstişare toplantısı yapılıyor, amaç Demirspor'a sahip çıkılması. Sözel olarak ortalık kalabalık, icraatçı yok ortada. Çatı hala temelden çatırdıyor.

Kongre bu kez yapılıyor, Demirspor'a sahip çıkalım diyen hiç kimse ortada yok. Liste oluşturulamıyor, kayyuma kalınmaması için kongreye ara verildi bahanesi ile kongre erteleniyor.

Çatı, çatır çatır çatırdıyor. Adana'nın çoğunluğu bir yönetim oluşturulması ve buna Adana'dan samimi bir şekilde destek verilmesini arzuluyor (ben bu arzuya şüpheyle yaklaşıyorum o ayrı...). Ortada yönetim çalışması yok. Ulan rezil oluyoruz, yeter artık diyoruz, şehirde koca bir atalet.

Sonra öğreniyoruz ki; Adem Atılgan bir basın açıklaması yapmış. Diyoruz ki; tamam, Adem Atılgan bu atalete el koyacak, insanları silkeleyecek ve bu rezalete son verecek. Basın açıklamasını okuyorum, gözlerim faltaşı gibi açılıyor. Kavga dolu camiada bir kavga mesajı daha. İyi ama neden? Ya da neden şimdi? Anlam veremiyorum...

İçerik daha da anlamsız. Güngören maçı ile boks maçı ilişkilendiriliyor, Şimşekler Grubu organize yıpratma çabası ile itham ediliyor. Bu nasıl bir organize hareketmiş kafam karışıyor. Güngören maçından sonra tepkisini koyan Grup, daha sonrasında bence etini ısırarak ağzına kan dolarak, Aytaç Durak'tan özür dilemedi mi, Livorno maçında Aytaç şovuna tepkisiz veya olumlu tepkili durmadı mı, Belediye binasına gidip, Aytaç başkan diyerek Bekir Çınar'ı istemedi mi, diye soruyorum kendime. Nasıl bir örgütlü yıpratma çabası bu? Üstelik Güngören maçı üzerinden yaklaşık iki sezon geçmedi mi? Bana kalırsa doğruluğu yanlışlığı tartışılır ama kulübü güçlendirmek için kendini yıpratmayı göze almaktan başka nedir bu süreç?

Bir de şu süreçte herhangi bir kesim neden Aytaç Durak dahil herhangi bir güç odağını yıpratmaya çalışsın? Yıpratmaya çalışacaksa neden bir boks maçında organize olsun. Bunlar güneşi balçıkla sıvama çabasıdır. Adamlar boks maçıyla ilgimiz yok diyorlar. Tarsus maçı hatamızdır dediğinde, inanıp linç ediyorsanız, boks maçına da inanıp bunu bahane etmeyeceksiniz.

Ya da bunun ardında başka amaçlar mı var? Bıktık bu kavgalardan. Zarar veriyor bunlar bize. Bu kavgalar yıllardır var, olmayan tek şey başarı.

Çınarın içinde tahta kuruları, ye babam ye, kemir babam kemir Demirspor'u. İnadına devrilmiyor ya inadına kavga edin. Çıkarın baltalarınızı, vurun o çınara. Daha hırsla vurun. Siz vurdukça biz daha sıkı omuz vereceğiz o çınara. Aklınızdan da çıkarmayın, hatası vardır Grubun yıllar yılı ama bu hatalar sevabıyla boy ölçüşemez. Vurun baltayla o çınara, arkasında koca bir Grup var, bir de bizler (gerçekleri görenler, hissedenler, yaşayanlar) varız, elinizden geleni ardınıza koymayın.

Sakın ha birleştirmeye çalışmayın bu camiayı. Siz kavga edin. Sizin harcınız sulanmış. Sulu harç tutmuyor. Tuz buz olup gidiyor yapılar. Siz atalete destek verin, bir gün birisi aradan sıyrılır elbet!!!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Yeni Sezon Başlıyor

2020-2021 sezonu bizim için bugün başlıyor. Geçen sezon hem alışık olduğumuz hem alışmaktan bıktığımız duyguları yaşadık. Son haftalarda yükselen ivmeyle ilk ikiye girip, beklenmedik bir beraberlikle play-offa kalmamız, sonra finale çıkıp yine son anda hayalkırıklığına düştüğümüz, umutlanıp kahrolduğumuz günler... 2008'ten beri yazdığımız bu blogta, başarıdan ziyade hep üzüntülerden bahsettik. Başarıya gidecek yolun kendimizce güzergahını anlatmaya çalışarak... Yıllar önce çok az kişinin dillendirdiği o noktalar, neredeyse şimdi herkesin fikir birliği ettiği konular oldu. Ama buna rağmen başarı gelmeyince de artık sinirler iyice geriliyor.  Sezon sonunda TFF'nin garabet kararları ile yine tartışmalı günler geçirdik. Düşmenin kaldırılması saçmalığıyla 21 takımlı hale gelen Süper Lig'e play-off finalisti Demirspor alınmalı mıydı? 3. tamamladığımız lig performansı, ligin en çok gol atan takımı olmak, penaltılarla kaybettiğimiz play-off finali gibi  pek çok nesnel gösterge, ill