Ana içeriğe atla

Küme Düşmek?

Şu küme düşme olayına takılıyor aklım.

Çeşitli sitelerin yorum bölümlerinde bu ihtimal konuşuluyor, transfer yapmazsak küme düşeceğimiz söyleniyor. Transfer yapılması isteniyor. Bunun yanı sıra kadro dışı bırakılan futbolcuların affedilmesini isteyen yorumlar da mevcut.

Benim şahsi kanaatim transfer yapılmaması ve kadro dışı bırakılan futbolcuların affedilmemesi yönünde. Bu düşüncemin temel sebebi ekonomik ve psikolojik. Yeni alıncak oyuncuları finanse edecek bir kaynağımız yok. Sezonun ikinci yarısında yine gelirimiz olmayacak. Temlikler ödenmeye devam edecek çünkü. Hal böyleyken elimizde kalan oyunculara düzenli ödemeler yapabilirsek bırakın küme düşmeyi, klasman lideri olarak ekstra playofflara kalmamız bile söz konusu olabilir. Bir de yeni gelenlerden dolayı kaynakların bir kısmının onlara aktarılmasıyla diğer futbolculara verilen sözlerin tutulmaması, böylece onların da şevkinin kırılması ihtimali var.

Transfer isteyenleri anlarım ama bunu küme düşme korkusu ile servis edenleri anlamam. Onların iyi niyetlerine şüpheyle yaklaşırım. Şu anki puan cetveline bakıp da, eğer şartlar aynen devam ederse küme düşeceğimizi söyleyenin de futbol bilgisinden şüphe ederim. Eğer sezon sonunda küme düşersek bunun oynanan futbol ile alakası olmayacağını söylemek çok mu iddialı olur? Ben bunun arkasında başka şeyler ararım. Ödemeleri az-çok düzenli giden bir Demirspor'da küme düşme ihtimalini düşünenlerin aklında başka planlar olabilir. Çeşitli tezgahlar kurulmaya başlanmış olabilir.

Böyle bir oyun kurgulanıyorsa eğer, takımımız bunun cevabını sahada verecektir diye düşünüyorum. Adana Demirsporlu futbolcular ve teknik ekip bu tip çirkin bir ihtimali yok edecek şekilde formanın hakkını mutlaka verecektir. Üstüne üstelik, neredeyse eksik oynadığımız ve kazandığımız maçları düşününce, bu ligin kalitesini düşününce, mücadele edeceğine inandığım Demirspor'u düşününce "Neden bu senenin mucizesini biz yazmayalım" diyorum.

İnanıyorum ki, eğer yönetimimiz futbolcularımızı ekonomik anlamda rahatlatabilirlerse, futbolcularımız da hem kazandıkları ve kazanacakları paranın hakkını verip, mücadeleleri ile biz taraftarın da gönlünü hoş ederse, Adana Demirspor bu senenin mucizesini yaratabilir.

Hodri meydan!

Yorumlar

kebabman dedi ki…
Ayni gorusteyim Mustava.
göktuğ dedi ki…
Yeni transfer yapılmamalı. Aksine takımda maliyeti fazla olan oyuncular ile yollar ayrılmalı. Örnek vermek gerekirse , Kaya yerine Ömer oynasa ne kaybederdik ? Barış yerine Remzi oynasa , Sülayman veya Cevat ın yerine Turgut oynasa bana göre kaybedilen bişey olmaz. Örnekler çoğaltılabilir. Hedef yerimizi koruyup tasarruf yapmaksa takım içinde maliyetleride düşürmek gerekir düşüncesindeyim. Takımın ana çatısını koruyup gençlere şans verilirse Demirspor bu seneden kazançlı çıkar.
Metin dedi ki…
nereye düşüyoruz? sanki şampiyonlar ligindeyiz, sanki diğer takımlar real madrid, milan...

Mevcut kadronun kafası rahat (cebi dolu) olsun, her maçı 10 kişi oynayalım yine düşmeyiz...
yeni transferler yapılsın, her maça 15 kişi çıkalım, her oyuncu kredi kartı borcunu düşünsün, kafasında onlarca hesaplar dönsün, o zaman batarız!
curva1940 dedi ki…
sanki o kadro dışı kalan topçular harikalar yarattı ilk yarıda,takımı sırtladılar her maçta...aksine diyorum daha cevat macit ve onun ayarında olan 1-2 adam daha var gitmesi gereken.tamam biz hazırlık dönemi geçirmedik ama her türlü ilk 3te oluruz...üstelik sanki bizim altyapımızdaki çocuklar futboldan bi haber...hasan şaş bu klübün genç takımında gol krallığı yaşadı.daha nizeleri vardır ya!niye güvenilmiyor şu adamlara anlayamıyorum...
Jose Marti dedi ki…
Yıllardır bulunduğumuz ikinci ligden memnun olanımız var mı ki üçüncü lige düştük diye kafayı duvarlara vuralım. Eğer aklıbaşında bir yol tutulursa amatörden de çıkılır süper lige; aksi halde on yıllar boyu ikinci ligde kalınır.
Transfer yapılmamalı, elde olan kaynaklar kalan futbolculara dağıtılmalı, gençlere şans verilmeli ve ileriye dönük kalıcı adımların planlaması yapılmalı..

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Yeni Sezon Başlıyor

2020-2021 sezonu bizim için bugün başlıyor. Geçen sezon hem alışık olduğumuz hem alışmaktan bıktığımız duyguları yaşadık. Son haftalarda yükselen ivmeyle ilk ikiye girip, beklenmedik bir beraberlikle play-offa kalmamız, sonra finale çıkıp yine son anda hayalkırıklığına düştüğümüz, umutlanıp kahrolduğumuz günler... 2008'ten beri yazdığımız bu blogta, başarıdan ziyade hep üzüntülerden bahsettik. Başarıya gidecek yolun kendimizce güzergahını anlatmaya çalışarak... Yıllar önce çok az kişinin dillendirdiği o noktalar, neredeyse şimdi herkesin fikir birliği ettiği konular oldu. Ama buna rağmen başarı gelmeyince de artık sinirler iyice geriliyor.  Sezon sonunda TFF'nin garabet kararları ile yine tartışmalı günler geçirdik. Düşmenin kaldırılması saçmalığıyla 21 takımlı hale gelen Süper Lig'e play-off finalisti Demirspor alınmalı mıydı? 3. tamamladığımız lig performansı, ligin en çok gol atan takımı olmak, penaltılarla kaybettiğimiz play-off finali gibi  pek çok nesnel gösterge, ill