Ana içeriğe atla

İzleyeceğiz...

Yönetimimiz kendi iradeleri ile teknik ekipte değişikliğe gitti. Takımda görevlerine son verilen Ercan Aslankeser ve Durmuş Ali Çolak ikilisi aslında oldukça başarılıydı. Takımımızı Abdülkerim Durmaz'ın korkak oyunundan hücum oynayan bir kimliğe büründürmüştü bu ikili. Yani ellerindeki malzemeyi iyi kullanmışlardı. Şunu da belirtmek lazım ki; eldeki malzeme sadece bizim altımızdaki takımlara karşı kullanılabildi. Demem o ki; Şanlıurfaspor'u, İskenderun Demir Çelikspor'u, Tarsus İdman Yurdu'nu gerektiği zamanda bir kez bile yenebilsek yükselme grubunda idik. Öyle büyük bir balık kaçırdık ki; ahlar vahlar uzun süre dinmeyecek. Teknik ekibin gönderilme nedenleri daha uzunca bir süre söylentiler temelinde tartışılmaya devam edecek. Diğer taraftan ise hayat devam ediyor. Yönetim kendi tasarrufu ile bir teknik heyet değişikliğine gittiğini beyan etti. Yönetme gücü onlarda, onlar kararlarını aldılar, bizler de bilinçli taraftarlar olarak izleyeceğiz.

Eski teknik ekibin gönderilmesi dolayısı ile katlanılması olası maliyetin kulübe zarar doğurmaması için yönetimin alacağı önlemleri izleyeceğiz. Tabi bu kısa vadede gündemde olmayacak, nereden baksak bir 6 ayı bulacak. 6 ay sonra bu konunun gündeme gelip gelmeyeceğini izleyeceğiz.

Yeni teknik ekibimizin takımımıza güven aşılamasını izleyeceğiz.
Toplu savunma toplu hücum anlayışının icraate dökülmesini izleyeceğiz.
Genç oyuncuların takıma kazandırılması için sarf edilecek çabaları izleyeceğiz.
Yeni teknik ekibin maddiyatı sorun edip etmeyeceğini izleyeceğiz.
Mevcut kadromuzun en iyi şekilde kullanılıp kullanılmayacağını izleyeceğiz.

Altı başlık saydım. Bu altı başlığı bir kenara yazalım. Dua edelim izleyen gözler, güzel günler görsün. Dua edelim yeni teknik ekiple mücadeleci bir takım olalım, gençleri kazanalım, yanına bir de başarı ekledik mi, tadından yenmesin.

Yorumlar

doğu demir dedi ki…
dualarımız aynı...
yergökmavi dedi ki…
Takımın geldiği nokta itibariyle,Durmuş ve Ercan hocanın gitmesi veya gönderilmesi her iki taraf açısından iyi olduğu kanaatindeyim..Alınan sonuçlara baktığınız zaman bu iki hocamızında başarılı olduğu görülmektedir.Ancak Durmuş hoca,elde ettiği bu başarıyı dahada yukarı taşımak isteyecektir.Bu başarı içinde futbolcuların kafasının rahatlığı ve yeni transferle olabilecektir..Ne yazıkki parasızlık buna imkan sağlayamamıştır.Birde üstüne takımda ikilem yaratan topçuların gönderilmiş olması yeni transferlerin yapılamıyor olması,Durmuş hocanın görev yaptığı süre içerisindeki başarısına gölge düşürecekti..Bu yüzden ayrılmanın diğer düşünsel etkisi bu olsa gerek..Ayrıca Ercan hocanın belediyeden parayı "Ben aldım" demesi yönetimi futbolcuların nezninde küçük düşürmüştür.Bu olayı aklı selim hiçbir yönetim kabul etmez.Yönetim her iki hocayı göndermekle çift başlılığa engel olmak istemiştir.
Ayrıca takımın şampiyonluk hedefinin olmayacağına inanmıyorum..Çünkü bu topçular hedefleri olmadan mücadele edecek topçular değildir.
Adanademirspor mücadelesini kaldığı yerden sürdürmektedir.Hedef yine şampiyonluktur.
Adsız dedi ki…
Hedef tabikide şampiyonluktur. Ama bunu devamlı söylemek hepimiz üzerinde ağır hasarlar yaptı. sezon başı bekir beyin en büyük hatasıydı ( Abdülkerim vasısndan sonra ) her demecinde bu takım şampiyon olacak demesi. şuandaki demeçler daha aklı başında. ama birde çıkıp durmuş hocayı neden gönderdiği konusunda açıklama yapsa tam süper olacaktı ama yapmadı. buda milletin başkan haksız açıklayacak bişeyi yok demesine sebep oldu. ama bence durmuş hocanın başarılı olmasına rağmen gönderilmesi doğru bir karardı
Adsız dedi ki…
Sevgili Onur,

Bu hoca değişikliği normal bir değişiklik olsa, hepimiz yönetimin takdiridir diyebilirdik. Ancak genel olarak herkesin başarılı saydığı bir hocanın gönderilmesinin mantıklı bir izahının olması ve yönetimin de çıkıp bunu kamuoyu ile paylaşması gerekir. Yönetim sorumsuz değildir. Başta genel kurula olmak üzere taraftara ve kamuoyuna hesap vermek zorundadır. Şimdi yönetim bile bile yanlış yapıyorsa ve aradan belli bir zaman geçtikten sonra (Abdulkerim olayında olduğu gibi) çıkıp evet biz hata yaptık derse her şey normal mi olacak? Aytaç Durak 15 yılımızı yedi.15 Yılla birlikte bizi çok büyük zararlara uğrattı. Olmaz ya şimdi çıkıp taraftardan özür dilese, biz tekrar onu bağrımıza mı basacağız?. Sizdeki yorumlarıma bakılınca görüleceği üzere, Bekir Başkan'ı ilk seçildiği günden beri desteklemekteyim.Ancak karınca kararınca takıma katkı sağlamaya çalışan, hiç gitmeyeceğini bile bile kombine alan, Adana'ya ilk gitmemde Klube Altın Üye olmayı planlayan bir taraftar olarak Bekir Başkan'dan bir açıklama beklemek de en doğal hakkımdır diye düşünüyorum. Bir hukukçu olarak müsade ederseniz ukelalık da yapayım, eğer Durmuş Hoca ve Ercan Hoca'nın sözleşmelerinin feshinde yukarıda belirtilen astronomik rakamlar gündeme gelirse hem Bekir Başkan'ın hemde yönetim kurulunun hem hukuki, hem de cezai sorumluluğu doğar.(Bu Mehmet Gökoğlu'nun Metin Yıldız olayı için de geçerlidir) Sen de bir bankalar yeminli murakıbı olarak yöneticilerin icraatlarında basiretli bir işadamı gibi davranmak zorunda olduklarını, yapmış olduğu hata veya ihmallerin de hukuki ve cezai sorumluluklarına katlanmak zorunda olduklarını çok iyi bilirsin.

Merih Güvenç
Onur BİÇER dedi ki…
Merih abi, tepkisizlik olarak algılama. Bir bankalar yeminli murakıbı olarak elimde acil bir soruşturma var. O nedenle birçok şeye çok az zaman ayırabiliyorum. Mailine de o nedenle cevap atamadım. Şu kulüpte yapılmasını en fazla istediğim şey cezai sorumlulukların gündeme getirilmesidir. Ancak abi, yasal dayanak oluşturmak gerekir. Şikayete bağlı suçlar var, re'sen soruşturulacak suçlar var. Bizim suç duyurusunda bulunmamız şikayet etmemize bağlı. Bizim şikayet etmemiz için ilgili taraflardan olmamız gerekiyor. İlgili olduğumuz hususunda veri yaratmak lazım. Kongre üyeliği buna yeterli olacak mıdır? Düşünmek lazım abi.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ