29 Aralık 2014

Bize Göre Deplasman...

Hasan Kalkancı kardeşimiz çok güzel yazdı Beşiktaş-Demirspor maçı sonrası duygularını. Sonra da Doğan abi hemen pazar boşluğunu buldu ve oraya yerleşti :) Şakası bir yana dolu dolu, duygusal gecemizi Hasan kardeşimizin paylaşımları özetliyordu, biz de ufak katkılar koyduk bu paylaşımlarına. Aşağıda olduğu gibi aktarıyoruz. Eline sağlık Hasan.

"Bu galibiyet 90 dakikalık bir maçtan ibaret değil. 

Çok çileler çekildi 20 senelik süreçte! 

Durak’lama devrinden bugüne devam eden ihanetlerin, biz olmazsak kulüp kapanır masallarıyla geçen yılların biriktirdiği psikolojik savaş var bu galibiyette! 

Kapalı kapılar ardında zengin edilen menajerlerin, torpilli oyuncuların, komisyon transferlerinin hikayesi var. Bakırköy’de 4-0 ile 3.lige düşürülen gençliğin, Bursa’da 1-0 dan 5-1’e uzanan derin Demirspor’un hikayesi var, Konya’da kaybedilen şampiyonluk sonrası soyunma odasındaki yumrukların hikayesi, hainlerle ve bastırılmış taraftarın mücadelesinin hikayesi var. 

Aç susuz gidilen deplasmanların, açlık grevi yapan taraftarın, akıtılan göz yaşlarının, stadda bir avuç taraftara oynanan maçların, bitti denen yerde ortaya çıkan Behzat Hocanın hikayesi… 

Önce namuslu hocalara… “hayatını Adana Demirspor’ a adamış bu büyük taraftara sonsuz saygım ve şükranlarım var” 

3.ligde geçen yılların, Abdulkerim’in, Metin Yıldız’ın, Durmuş Ali’nin hikayeleri var. 

Ercan Albay’ın play-off destanlarının, Bugsaş maçında finali getiren Şener Özcan’ın, Emre Hasan’ın, Soner’in hikayesi var, içimizden çıkıp umutları yeşerten Bekir Çınar’ın hikayesi var, taraftar sohbetleri arasında “Demirspor kaçıncı ligde şimdi? 2 mi 3 mü” deyip aşağılayıcı geçiştirmenin, İngiltere’deki Şefik abinin bir maç için binlerce km. yolu göze almasının hikayesi var, evlilik yıl dönümünü kocasız geçiren eşlerin hikayesi var, SON NEFESİNE dek her anında Demirspor’u yaşayan Ahmet Kocabey abimin, Tuğrul dayının, kanserin son evresinde dahi Demirspor’u dilinden düşürmeyen Özkan kardeşimin, armayı yalnız bırakmak olmaz deyip HER deplasmana giden Ramazan Ölçer’in, çocuklarına Demir ismi vererek geleceğe miras bırakan babaların, deplasmana giden oğullarına dua eden anaların, yıllarını bu uğurda harcayan Hasan Kısacık, Serkan Ayvataş, Ferhat Özden, Şevki Kalkancı, Onur Biçer ve nice ismini sayamadığım demir yüreğin çoook hikayesi var bu galibiyetin arkasında… 

Bir galibiyetle bahar gelmez bilirim… Zaten bahar yaşatmayı da sevmez Demirspor’um… 

Sen Yaşa bizlere yeter…"

Bu güzel paylaşımlara o gün şöyle katkı koymuştuk gönlümüzden, deplasman yolculuklarının güzelliklerine de atıf yaparak. Güzel dialoglar oldu. Aktarmaya fazlası ile değer. 

"Tribünde duygulanınca ve hatta ağlayınca sanarlar ki; bir İstanbul takımını yendiğimize verilen tepkiler bunlar. Sanarlar ki; o kadar basittir ve gelip geçicidir duygularımız. Sanarlar ki; maçtan maça yaşarız. Öyle mi oysa!

Yıllar içinde maçtan maça değil yaşamımız, yıldan yıla ölümümüz. Dirilmeye hasretimiz, dirilişe duygularımız. Ah yıllar ah!!!"

"Serkan Ayvataş: benim de gözümün önünden film şeridi gibi geçti o bataklık yılları ve çok duygulandım. Ferami, Mustafa ve diğer gençlerle Adana'da Maraş'ı yendiğimiz maçta Mustafa Uçar'a telefonda penaltıyı anlatırken ikimiz de ağlamıştık. Mersin maçı dönüşü Volkan Tanır ile hayatımızın en kötü günlerinden birini yaşadık. Daha neler neler! Anlatmakla bitmez!"

"Onur Biçer: Küme düşer demişlerdi tekerine çomak soktuklarımız ADS için, attığımız gole sevinmeyen ADS'liler vardı. O galibiyeti bin İstanbul takımı galibiyetine değişmem."

"Hasan Kalkancı: Çok kitap yazdırır bu hikayeler."

"Serkan Ayvataş: Antalya'daki Malatya maçı, Denizli finali, Ah bir de Bekir Çınar görebilseydi :((("

"Hasan Kalkancı: Zaten bu duygusallıkta geçen yılları ve kaybettiğimiz Demirsporluları düşünürken çöktü yüreğime..."

"Serkan Ayvataş: Biz Demirsporlular çok duygusal adamlarız aslında."

Oradan aldım kendi sazımı elime ve devam ettim uzayan giden deplasman dönüş yollarından.

"Duygusala bağladık devam edelim. 

Deplasman yolculukları güzeldir, besteler yaparsın yollarda, dostlar olur, yoldaşların, kardeşin olur. Şarkılar söylersin yollarda, kısık sesin inci gibi gelir kulaklara, bıkmadan güler, yeri gelir ağlarsın.

Deplasman yolculukları güzeldir. Daha bir sensindir o asfaltın üzerinde ve yanında bir dünya sen vardır, yalnız değilsindir.

Nereye baksak mavi, yelkenimizde deli rüzgar, eksiğiz ama deliyiz. (Yavuz, Abdullah, Ankara Tayfası)"

28 Aralık 2014

Çok Yaşa Demirspor

Biz olmazsak Yenice'den öteye gidemezsiniz diyenlere inat; bizi Kozan Stadlarına mahrum bırakanlara, Silifkesporlara Firat Üni.lere rakip edenlere inat, taraftarın gücüyle #AdanaDemirspor74YıldırAyakta

Mavi Lacivert Yaşamak - 16

Kürşat İşler kardeşimiz Hasan'dan gelen ortayı yakalıyor ve duygularını bizlerle paylaşıyor...


"Hasan Çakalcı kardeşimin oyunu açan pasında fizik üstünlüğümü (!) de kullanarak Timur Ekiz den önce topu kontrol ediyorum. Epey geç gelse de, işler ve şehir dışılar nedeniyle unutulduğumuzu düşündürse de pası için öz hemşerime Osmaniyeli tayfadaşıma teşekkürlerimi sunuyorum

Adana Demirspor deyince tarifi imkansız bir platonik aşk, bolca hüzün, gözyaşı, sapasağlam dostluklar, özden öte abiler, ablalar, kardeşler, birlikte yaşanılan onlarca güzel anı, deplasmanlar gibi pek çok şey geliyor insanın aklına. Onlarca abim, ablam, kardeşim oldu Demirspor sayesinde evimden yüzlerce km uzakta, "Gurbette Demir Gibiyiz" demeyi öğrendik hep birlikte. Sımsıkı tutunarak, masmavi hayaller, masmavi bestelerle ısıttık Ankara'nın ayazını.

Pek çok mutluluk dolu, hüzün dolu anı olsa da mavi-lacivert hafızamda; beni en çok etkileyenler hep yolda, sokakta, metroda, otogarda vs karşılaşılan hiç tanımadığım ve aynı benim gibi Demirsporla yaşayan renktaşlarım olmuştur. Bunlardan sonuncusu Ankara'da mavi-lacivert aşkı tek başına onlarca yıldır yaşayan 70 yaşlarında emekli öğretmen Haydar hocayla karşılaşmamız oldu. Sabah sporu yaparken takmış olduğu Adana Demirspor beresiyle tanıdım onu, ürkek bir selamlaşmanın ardından saatlerce süren eğlenceli, hüzünlü ve etkileyici bir sohbetin ardından tayfayla da tanıştıracağımın sözünü vererek ayrıldık Haydar hocayla.

Demirspor'u anlatırken birbirimize; dolan gözlerimiz ve içimizdeki çocuksu mutluluktan sonra durdum, masmavi gökyüzünden içime deriiiin bir nefes çekerek dedim ki "iyi ki Adana Demirsporluyum."

Fizik üstünlüğümü (!) kullanarak nam-ı diğer Togepy'den çaldığım topu, şık bir ara pasla Timur Ekiz'in önüne tekrar bırakıyorum. Saygılar."

Mavi Lacivert Yaşamak - 15

Tayfanın en "konuşkan" simalarından Hasan Çakalcı kardeşimiz pası alıp topu sürüyor. Dinliyoruz...



"Pasın için teşekkürler Ömer Faruk Canpolat, bir an için unutulduğumu zannettim .Bu güzel pas gelmeseydi araya girip topu kendim alacaktım.


Hayatımın en güzel günlerinin Adana’da geçmesine rağmen ben ADS’yi Ankara’da sizlerin sayesinde yakından tanıma fırsatı buldum. ADS’nin tribün videoları ilgimi çekti. Sonra facebookta ADS ile sayfaları beğenirken bizim tayfayı da eklemişim. Onur abinin yoğun ısrarı üzerine halı saha maçlarına gelmeye başladım. Bu ısrarlar her ne kadar beni tedirgin etse de kendime güvenip gelmeye başladım. Velhasıl, tribünde gördüğüm takım aşkını tayfada ve Ankaraspor (şu an ki Osmanlıspor) maçında gördüm. 3 - 0 yenilmemize rağmen içimde bir mutluluk vardı. Artık ben de tam olarak ADANA DEMİRSPORLU birisi olmuştum.


Topu fazla ayağımda tutmayarak ortamı Kürşad İşler ve Timur Ekiz'in olduğu yere açıyorum."

Adana Demirspor 74 Yaşında

Demirsporumuz 74 yaşında, hala yolun başında, mücadele yolunda! Birlikte iş yapmanın, hayatı hep birlikte organize etmenin, sorumluluk ve disiplinin kurduğu bir mantık var Demirspor kültürünün arkasında. Yeni kurulan bir ülkenin emekçilerinin gücünü gösterdiği bir yapıydı. Bu mücadeleyi hala sürdürenlere selam olsun, Demirspor'u kurucu mantığını ayakta tutanlarla omuz omuza yürüme gücü daim olsun!

Daha önceki gıllarda taraftarın kendi azmiyle sürdürdüğü kutlamaları, 75. Yıl içinde kulüp tarafınd  profesyonelce yönetilmesini umuyoruz.

27 Aralık 2014

Adana Demirspor:1 - Osmanlıspor:0

Var ol Mavi Şimşek, ayağınıza sağlık çocuklar! Ne desek az, ne yaptığını bilen, takım oyununu harfiyen uygulayan bir Demirspor vardı sahada. Berbat bir hakem yönetimiyle, Tolga Özkalfa, sarpsaracak maçı tertemiz tamamladık. Sahada sırıtan, görevini yapmayan kimse yoktu. Yine bir korner golüyle galibiyeti aldık. Bu haftaki  3 maçta 3 korner golüne imza attık. Bu maçın analizini bir daha yaparız ama bizi çok mutlu eden futbolcularımıza, bu ligte ilk kez tam dolu tribünlere imza atan müthiş taraftarımızı sevindiren takımımıza çok teşekkürler!

Celaliyim, Celalisin, Celali

Koca bir medeniyeti kendi özel mülkleri gibi algılayan, tarihi değerleri ticarileştiren anlayışla kulüplerini isimlerini Osmanlı'ya çeviren Gökçeklerin Ankaraspor'u bu haftaki rakibimiz. Onların sembolize ettiği her türlü kötülüğe karşı, zaferlerinin karşısında zulümlerine direnen celalileriz. Kamucu, ortak başarıya, birlikte iş yapmaya gönüllü bir camianın neferleri olarak tarih olanlara karşı tarih yazmaya devam edelim. Osmanlı hayali üzerinden kurulmaya çalışılan her türlü muhafazakarlığa birlikte direnelim.

26 Aralık 2014

Adanalı İsmail Usta...

Yapıp ettiklerimizi biraz geriden paylaşabiliyoruz zaman kısıtımıza bağlı olarak. Geçen hafta Samsun maçını Ankara Tayfası'nın 40 bireyi bir arada izledik. Yeni arkadaşlarımızı tanımak, eskileri ile hasret gidermek imkanı bulduk. Bir araya gelmeleri seviyorum. Bir arada daha mutlu, daha güçlüyüz. 

Adanalı İsmail Usta, Ankara'daki yeni mekanımız. Her şeyden önce Demirsporlu ustamız. Üstelik Ankara'da faaliyet göstermesine karşın, kentin diğer takımından müşteri kaçmasın, komşu illerden antipati toplamayayım gibi bir kaygıya kapılmadan, kendi duygularını açıkça dışa vuran bir adam. Bildiğimiz Demirsporlu yani. Islak mendillerin arkasına logomuzu basmış. Mekanın en görünür yerine de atkımızı asmış. Güzel bir abimiz.

Lahmacunu Adana usulü yapıyor, oldukça başarılı, kebabı Ankara'da ilk üçe girer gayet lezzetli. Ciğer, kuşbaşı, kaburga başarılı. Şalgamı da bildiğimiz Adana ev yapımı şalgam. Acısı yanında ayrı gelen cinsten. Biz yerimizi bulduk, bulmuşken Samsun'da güzel de bir galibiytet alınca damak tadımız daha da arttı. 

Bu mutlu günden kareler var aşağıda.





25 Aralık 2014

Daha İyi Kaybetmekten Daha İyi Kazanmaya



Yıkıla yıkıla yenmeyi öğreniyoruz; daha iyi kaybetmekten daha iyi kazanmaya geçiyoruz. Mücadeleye devam ediyoruz, teker teker ve hep birlikte. Büyüyerek, dayanışmayla çoğalıyoruz; inanarak yürüyoruz. 


Dünkü Beşiktaş maçı sadece bir 3 puan değil aynı zamanda yıllardır süren emeğin de küçük/büyük bir yansımasıydı. Bu camiayı daha iyi hale getirmek için emek harcayan herkese teşekkürler.



24 Aralık 2014

ZTK: Beşiktaş:1 - Adana Demirspor:2

Demirspor budur işte, ne yapacağı belli olmaz, yedek kadroyla İstanbul'da Beşiktaş'ı yener... Sağolun çocuklar ayaklarınıza sağlık, böyle oynayıp yenilseniz de üzülmezdik zaten!

Bulduğumuz pozisyonları gole çevirdik, yine ilk golü atınca takımın direnci artı. 2-0'dan sonra hemen gol yeme alışkanlığımızsa devam etti.

Yola devam ,mücadeleye devam; yollara düşen taraftarımız eve mutlu dönüyor asıl sevincimiz bu!

Demirspor Taraftarı İstanbul'da

2012'deki Galatasaray maçı sonrasındaki bir diğer İstanbul çıkarmamız adım adım gerçekleşiyor; tribünsüz bırakılmaya çalışılan memleket futbolunda tribününe sahip çıkan Demirspor taraftarı Sarıyer'e doğru yol alıyor, işte twitterdaki ilk fotoğraflar:






23 Aralık 2014

Beşiktaş Maçı Sarıyer'de

Yarın oynayacağımız Beşiktaş kupa maçı saat 13.30'a ve Sarıyer Yusuf Ziya Öniş Stadı'na alındı. TFF'nin bu son dakika değişikliği deplasman yapacakların da planlarını alt üst etti. Hava koşulları nedeniyle böyle bir değişkliğin yapılmış olma ihtimali var.

Düzeltme: Bu kez de yayıncı kuruluşun isteğiyle 14.00'e alındı maç; bu TFF bi harika doğrusu!

21 Aralık 2014

Samsunspor:0 - Adana Demirspor:1

Çok değerli bir 3 puan aldık Samsun deplasmanında. Açıkçası dişimize göre takımlara karşı daha dirençli oynuyoruz.  Antep-Ordu-Manisa üçlüsüne karşı oynadığımız kötü oyunun yerine bu kez iyi pas yapan, oyunu kontrolünde tutan bir takım vardı. Bu farkta Beykan etkisini hissettirdi. Oğuzhan gibi onun da ayağına top yakışıyor ama oyunu rahatlamayı  daha iyi biliyor.  Son bölümde kapandığımız anlarda da daha şuurluyduk. İlk yarıda Şaban ve Hurşut ile kanatlardan iyi bindirmeler yaptık. Yiğitcan'ın müthiş kafası öncesi golün geleceği belli olmuştu.  İlk golü bizim attığımız maçlarda direncimiz daha çok artıyor. Golü bulunca oyunu kontrol edebiliyoruz. Sonuçta rakiplerin puan kaybettiği haftada kazanmak çok iyi oldu.

20 Aralık 2014

Mavi Lacivert Yaşamak - 14

Ortada kalan pasa birinin gitmesini beklemeden, topun hareketini kesmemek adına tayfamızın gençlerinden birisi olan Ömer Faruk Canpolat'ı göreve çağırmayı görev bildim. Sözü kendisine bırakıyorum...


"Orta alandaki kısa paslardan sonra bana gelen top için teşekkürler. Niğdeli birisi olarak Demirspor'la tanışmam futbolla alakası olmayan babamın Adana'da tesadüfen Demirspor forması alıp bana getirmesiyle oldu, yanlış olmasın ilkokul 6. sınıfa gidiyordum o zamanlar. Önce bir kaç tribün videosu ilgimi çekti. Derken bir sene sonra Ankara'da Şekerspor maçı olduğunu fark ediyordum. Tribün sevdalılarından Mehmetcan arkadaşımı da koluma takıp maça 15 dk rötarlı giriş yapıyorduk. Hatırladığım kadarıyla 200 kişilik bir topluluk, yenilmemize rağmen hiç ses kesmeden tezahürata devam etmişlerdi. O zaman anladım ki bu sevda ne kupa ne de galibiyet sevdası. Aşk orada alevlenmişti.

Ve geçen senede bu tayfanın varlığından da haberim oldu ancak deplasman henüz kısmet olmadı. Üniversiteye kadar sabretmem gerekecek sanırım. Bu kadar topla oynamak yeterli diye düşünüp pasımı Hasan Çakalcı abime yolluyorum."

Mavi Lacivert Yaşamak - 13

Facebook grubumuzda mavi lacivert anılar akmaya devam ediyor. Aydilek İnce de hatıralarını bizimle paylaşan kardeşlerimizden. Paylaşımı için teşekkür ediyoruz...

"Nereden başlamak gerek bilmiyorum aslında. Belki buradaki abilerim kadar uzun bir Demirspor geçmişim yok ama kocaman bir sevda var kalbimde. Demirspor'la tanışalı 2 sene oldu. Eren adında bir arkadaşım vardı. Demirspor hastasıydı bildiğim. "Ne yapıyorsun" diye her sormama ya "maç özeti izliyorum" ya "marş dinliyorum" falan derdi. Sonra bana marşları videoları atmaya başladı. Bir gün bir baktı, mırıldanıyorum, "Şehrin Asi Çocukları" diye.. 

Sonra beni maça götürdü. Resmen aşık olmuştum Şimşekler Grubunun bağırmalarına. Orada olmalıydım o atmosferin hep içinde olmalıydım. O aşkı hep yaşamalıydım o an aklımdan geçen tek şey buydu. Maçlara gider olmuştum sürekli. Tabi evdekilerin haberi yok olsa asla bırakmazlar. "Kızsın", "bir şey olur" falan modu, bilirsiniz işte  Sevdam gün geçtikçe büyüdü, atkısız gezemez olmuştum. Adanasporlu olan babamla sürekli evde bir laf dalaşı içinde devam etti.

Sonra sevdiğim adam ile tanıştığımızda onun da Demirsporlu olması beni gerçekten mutlu etmişti. Bir gün bana dedi ki: "Senden daha çok bağlı olduğum tek şey Adana Demirspor." O gün dedim ki bu adam olmalı işte. 

Geçen sene malum YGS, koptum tribünden. Şimdiki aklım olsa asla kopmazdım ama. Sonra Ankara'yı kazandığım ilk zamanlar düşündüğüm ilk şey maçlara gidemeyeceğim olmuştu. Ama hemen araştırarak kısa sürede böyle bir tayfa buldum ve Ankara'da yanlız olmadığım için çoook mutlu oldum.

Ve en son döndüm dedim ki: 
İYİ Kİ ADANADEMİRSPORLUYUM 

Abileriminki gibi olmaz ama idare edin :) Sinan abinin yaptığı gibi ben de pası ortaya bırakayım. 

Buyrun Mavi Lacivert yaşayanlar..."

19 Aralık 2014

"Yeniden Takım Olabilmek"

Mustafa'nın yazısını yayınladığı sıralarda sıkı takipçilerimizden Yalçın Çetinkaya (@yyalcinkaya) da benzer bir konuda bizle yazısını paylaştı, keyifle yayınlıyoruz.

"Sarıyer’i yenmek, hem kupada iddiamızı devam ettirmek hem de kötü gidişi sonlandırmak için önemliydi. Elbette ki PTT 1.Lig takımlarıyla Sarıyer arasında kalite farkı var. Ama bazı oyuncuların dünkü karşılaşmada sahada görünen performansları, hırsları lig maçlarında da tercih edilmeleri gerektiğini gösterdi. Düşüşe geçtiğimiz son haftalarda oyuncuların isteksizliği, düşük performanslarına rağmen Ünal Karaman’ın hep aynı oyuncularda ısrar etmesi, bir oyun kurgusunun olmamasını klasik Demirspor sorunlarına bağlamıştım. Ama kupa maçındaki oyuncu tercihleri öyle olmadığını, Ünal Karaman’ın kişisel tercihleri olduğunu düşündürdü. Sakatlanana kadar ligde çok iyi performans gösterip, ondan sonra yedek kulübesinde unutulan Beykan Şimşek, hırslı oyunu, ara pasları ve attığı golle maçın yıldızıydı. Emre, Oğuzhan yine sahanın iyilerindendi. Diğer taraftan Hurşut iyi niyetine rağmen hala yetersiz, o bölgedeki rakibi Hüseyin Kala’nın gerisinde. Özgürcan sezon başındaki formundan uzaktaydı, çok fazla gol fırsatını harcadı. Orta sahada, haftalar sonra ilk defa asıl mevkisi orta saha olan Hakan Söyler-Umut Sözen’le oynadık, hatta daha sonra Alaattin de oyuna girdi. Bu oyuncular defansın arkasına top atma işlerini deneyip, daha olumlu top kullanıyorlar. Madem bu oyuncular oynayabiliyor, neden lig maçlarında kadroda bile yoklar ? Neden haftalardır kötü performans gösteren Cumali, asıl mevkileri başka yerler olan Attamah, Mesut ile oynuyoruz ? Zorlama hamleler yerine, her oyuncu kendi bölgesinde oynayınca görüyoruz ki defanstan doldur-boşalt yapmak yerine, daha derli toplu oynayıp, daha fazla pozisyon bulup, daha az pozisyon kalemizde görüyoruz. Sarıyer maçı, hem takımın moralinin yerine gelmesi hem de yeniden takım kurgusunu oluşturmak için önemli bence. Samsunspor maçından itibaren doğru oyuncu, sistem tercihiyle ligde de galip gelmeye başlar, yükselişe geçebiliriz diye düşünüyorum."

Eski ve Zorlu Bir Konu: Takım Olmak

Demirspor’un sahada oynanan futbol açısından çok büyük bir sorunu olduğunu düşünmüyorum. Saha dışı faktörlerin sahaya negatif etki edebileceğini hatırdan çıkarmadan, şu anki durumumuzun sahada futbol oynamaya istekli bir takıma engel olmadığını düşünüyorum. Yani, bir şekilde puan kayıplarımızın sahadaki oyuna gerekli müdahale ile en aza indirilebileceğini savunuyorum.

Taktik vs. gibi konulara, o oyuncuyu şuraya çekelim tarzı diziliş icatlarına ihtiyaç yok. Uzun zamandır bu takımın peşindeyim, bu kadar alternatifli bir kadro bu kadar az maliyetli (bildiğimiz kadarıyla) olarak bir araya getirilmemişti. Örneğin öyle bir forvet hattı var ki, yedeklerle bile bu ligde playoff zorlanır rahatça.

Geçen sene çare bulamadığımız gol yeme alışkanlığımızı bu sene anlamlı bir seviyeye çektik. Yalnız geçen seneden daha dişli bir rakip kümesi var karşımızda. Özellikle orta ve orta-alt ekipler, hatta alt sıradakiler bile form tutmaya başladı. Bu da puan almayı zorlaştırıyor. Özellikle,bir hedefimiz varsa bu hem bize psikolojik bir baskı unsuru oluyor hem de rakiplerin bize motivasyonunu etkiliyor. Bunlar puan kayıplarına bahane değil, sorunların tespiti ve çalışılması gereken alanların netleştirilmesi adına çıkarımlar sadece.

İlk cümleme geri dönüyorum. Takımın dizilişinde, oyuncu seçiminde bir sıkıntı yok. Bana göre sıkıntı sahaya çıkan oyuncuların son haftalarda “takım” görüntüsünden uzaklaşması ile ilgili. Kayseri maçında yaşadığımız haksızlık bizi camia olarak birleştirdi. Ancak arkasından gelen maçlarda kötü futbol bu bütünlüğü bozdu. Daha sonra gelen puanlar geçici bir rahatlama sağladı, o kadar.

Somutlaştırmam gerekirse; takımda topu alan tüm forvetler (Mulenga hariç) kafalarını öne eğip topla bir on beş – yirmi metre gitmeden, bir iki kişiyi çalımlamadan topla vedalaşmıyor. Tayfur, Oğuzhan, Hüseyin, Hurşut, Timur topu sürüp sıkışınca arkadaşlarını görüyorlar. “Teknik” oyuncu olmak çalım becerisini değil, en çabuk sürede ve en kısa yolla gole ulaşma becerisini anlatır. Bu arkadaşlar bilsin ki, biz atana da attırana da aynı mesafedeyiz. Hedefimiz takımımızın kazanmasıdır elbette. Ancak sahada mücadele eden bir takım görmek de en büyük özlemimizdir.

Ünal ve Samet hocaların “takım” olma meselesine eğilmesi aciliyet arz ediyor. Özellikle kiralık oyuncuların iş ciddiyetlerindeki düzey, kazanılan/kaybedilen puanlarla doğru orantılı. Sezon başında şampiyonluk hedefi zikredilmedi, ama gelinen nokta bazı hayaller için heyecanlanmamıza neden oluyor. Tam tersi, sahada takım yoksa, şampiyonluk “hayal” oluyor.


Hayalden hayale fark var gördüğünüz gibi.

18 Aralık 2014

ZTK: Adana Demirspor:1 - Sarıyer:0

Türkiye Kupası'nda kendi sahamızdaki ilk maçta ilk 3 puanı kazandık. Beykan'ın attığı şık golle Sarıyer'i 1-0 mağlup ettik. İlk 11'de yine ideal kadroda yer almayan  Fazlı Kocabaş, Umut Sözen, Hakan Söyler gibi isimler. Kalemizde de altyapıdan yetişen Emre Selen oynadı. Bu isimlerin kazanılması kadar maçı kazanmak da önemli tabii ki. Ortada geçen oyunu lehimizde tutmayı bildik.

Grup maçlarının başında 8 puan (6 sarıyer, 2 Rize) olarak düşünsem de, ideal kadro ile oynamamız nedeniyle, bu planı 5 puana çekiyorum. Yönetimden ve teknik kadrodan kupada ilerleme hedefine dair açıklamalar da görmediğimiz için, bu maçlarda oyuncu kazanmak hedefinin ön plana çıktığını söyleyebiliriz. Yine de Beşiktaş'ın gruptaki tüm takımları yenme ihtimali içinde, daha düşük puanla ikinci çıkma ihtimalimiz var.

16 Aralık 2014

Çarşı'nın Darbesi

Çarşı'nın darbecilikle suçlandığı dava bugün başladı. Bu iktidar döneminde herkesin bir gün darbeci olmakla suçlanması muhtemel! Sıra tribüncülere geldi. Kontrol edemedikleri her türlü kalabalıktan korkuyorlar. Korkuları onları esir aldı ve sağa sola saldırıyorlar, kendi uydurdukları yalanlara inanarak. Tribünler önemlidir, bunu onlar da biliyor. Karşılarına 1453 uydurmasını çıkardılar, yemedi. Kendi mitinglerinde uyduruk Çarşı bayrağı salladılar, olmadı. Tarihe geçecek komik gerekçelerle, suçlamalarla insanları töhmet altına almaya devam ediyorlar.

Benim Çarşı'ya karşı kişisel antipatim var. Ama bu onların yaptıklarını değersiz kılmıyor. Futbol ortamının apolikitkliğinde, hele ki FB ve GS tribünlerinin kötülüğü içinde Çarşı'nın yapıp ettikleri önemli. Çarşı'nın darbesi işte budur; iktidar kontrolündeki tribün ortamına az da olsa soluk aldırmak.

Passolig hadisesiyle tribünleri boşaltmaya çalıştılar. Kimi karşı çıktı, kimi inadına alıyorum, orada olacağım dedi, ikisi de aynı derecede haklıdır. Tribünler de boş kalmayacak sokaklar da. Sokakları boşaltmaya çalışanlar da aynı inatla karşılaşacak. Mücadeleye devam!

14 Aralık 2014

Mavi Lacivert Yaşamak - 12

Sinan Güçlü, öğrencilik yıllarında yolu bereketli topraklara düşen, Demirspor rüzgarına kapılan kardeşlerimizden birisi. Aynı zamanda şu anda Demiryolları'nda çalışan harbi bir Demiryolcu! Sözü ona bırakırken Ankara'da henüz tanışmadığımız, tanışıp da kaynaşamadığımız kardeşlerimize bu vesile ile seslenmek istiyorum. Facebook, twitter, blog, vb. kanalları takip edip bize ulaşın. Sesinizi nefesinizi aramızda görmek hepimizi mutlu edecektir.


"Tayfada bu kadar yeni iken aldığım bu pas beni ne kadar heyecanlandırdı, gururlandırdı, anlatamam. O yüzdendir pası geç fark edip olgun bir atağa çevirmekte gecikmem. Pas için ayrıca teşekkür ederim Türkay Gül kardeşim.

Aksaraylı olmam münasebetiyle Adana ile Adanalıların sıcaklığı, samimiyetiyle ve tabi ki benim için bir tutku, hayata karşı bir duruş olan Demirspor'la tanışmam bir hayli geç, bundan yaklaşık 6-7 yıl önce üniversiteyi mersinde okuduğum sıralarda oldu.

Ev arkadaşlarım, sınıf arkadaşlarım, hepsi Adanalı'ydı, etrafımızda sıklıkla Demirspor konuşuluyordu, böyle bir değere kayıtsız kalmak mümkün değildi.

Ve 04 Mayıs 2008 sıcak bir ilkbahar günüydü, ilk defa Demirspor'u canlı izleme fırsatı bulmuştum. Kısa bir tren yolculuğundan sonra Adana'daydık. 5 ocak stadında maç ama deplasman tarafıyız. Binlerce tutkulu taraftar , mavi lacivert ve "Rafet"... Bu andan sonra skorun ne önemi var? Demirspor'un varlığı yeter.

Pas bekleyen, benim de mavi lacivert anılarım var diyen tayfadaşların koşu yapmasını bekliyorum. Bu attığım en keyifli pas olacak. 

Saygılar sevgiler"


Mavi Lacivert Yaşamak - 11

Türkay Gül, Tayfa'nın geçmişine ışık tutacak kardeşlerimizden... Mavi lacivert hatıralarını dinliyoruz, 2007'den hem de...

"Arka direkte müsait pozisyonda olmama rağmen ayarsın Okan'ın pası arkama düşünce biraz vakit geçirdik haliyle...

"Baba'dan Demirsporlu" kavramı vardır ya, hah işte ben o şanslı kesimdenim. Ama babamdan daha şanslı olmamı sağlayan durum ise Ankara Tayfasını tanımamdan kaynaklanıyor...

Sene 2007, üniversite hazırlıktayım, o gün Kırıkkale ile kupa maçımız var. Biliyorsunuz hazırlıkta kuş kadar devamsızlık hakkınız var ve maç hafta içi gündüz. Küçük bir ikilemden sonra, okulun da otogara yürüyüş mesafesinde olmasının avantajıyla biniyorum otobüse gidiyorum Kırıkkale'ye...Şimşekler Grubu'nun maça organizasyon yapmadığını yolda öğreniyor ve üzülüyorum. Neyse, tek başıma da olsa izler gelirim diyorum. 5-10 dk rötarlı giriş yapıyorum stada. İçeri girdiğimde 15-20 kadar Demirsporlu görüyorum, çok şaşırıyorum. Onların beni gördüğünde yüzlerindeki ifade beni korkutmaya başlıyor  "Bir kişiyi daha ağımıza düşüreceğiz" ifadesini unutmam mümkün değil. Umut Göktuğ Ügü 'nün "detayın oğlu" sorularından sonra yüzümdeki şaşkın ifadenin yerini endişe almaya başlamıştı. Bu hissiyatım konuştukça değişti ve ilgi hoşuma gitmeye başladı :))) Timur Ekiz'in kırık koltuğa basıp, Kırıkkaleli ultras'ların koltuklarını kırdığımızı düşünmesi ve akabinde hakaretler yağdırması trajikomikti. O gün demiştim; bu çocuk bizim başımızı çok belaya sokar. 7 sene geçti, söylediklerimin arkasındayım :))

Demirsporlular ile Demirspor maçında tanışmak gayet sıradan bir hikaye zaten...Sıra dışı olan şey ise; maç dışı yaşanan güzel anılar, paylaşılanlar, arkadaşlıklar, abiler ve kardeşler...Ankara tayfasını bu kadar çekici kılan da budur. Gurbette okumak çok güzeldir, herkesin yaşaması gerekir ama KOLAY değildir. İşte tam da orada tayfa devreye girer ve yeri gelir ailen, yeri gelir arkadaşın, abin, kardeşin olur...Demirspor hepimizin ortak paydasıdır eyvallah..Takım mağlup olur, galip gelir , küme düşer veya şampiyon olur önemli değil..Yeter ki bu mavi-lacivert insanların arkadaşlığı, birlikteliği mağlup olmasın...

Başta dediğim gibi pas bir hayli geriye düşünce biraz dolandırdım topu, baktım olmuyor kanat değiştiriyor ve sağda kendini gösteren Sinan Güçlü' nün adeta ayağına konduruyorum topu...

Sevgiler Saygılar"

13 Aralık 2014

Adana Demirspor:1 - Manisaspor:1

Deplasman mağlubiyetinden sonra kendi sahamızda da iki puan bıraktık. Alt sıralardaki üç takımla yaptığımız maçlarda toplam 2 gol atıp 4 puan alabildik. Bu haftaya kadar 25 gol yemiş Manisa'ya da ancak penaltı golü üretebildik. Kontra atak ve duran top/yan top dışında organizasyon üretemiyoruz. Gol sıkıntımız iyice belirginleşti. Mulenga'nın durduğu haftalar da takım da duruyor. Onu besleyen Ali ve Tayfur da aynı şekilde ilk haftalardaki etkinliklerinden uzak. Orta sahada organize olmamızı sağlayacak elemanımız yok.

Manisa'nın kalecisi Bayram bize karşı devleşti. İlk yarıda cezasahası içinde Abdülkerim'in, ikinci yarıda Mesut ve Tayfur'un şutlarını çıkardı. Penaltıda da doğru köşeye iyi uzandı.

Kötü gidişat sürüyor. Görünen o ki parasal veya teknik nedenlerin bir an önce çözülmesi gerekli.




12 Aralık 2014

Yaşar Duran


Kaleci antrenörümüz Yaşar Duran, bu aralar reklamlarda boy gösteriyor. O vesileyle kulaklarını çınlatalım istedik. Reklamda kendisiyle inceden dalga geçilmesine izin vererek olgunluğunu ortaya koymuş Yaşar Hoca. Bildiğiniz gibi 8-0'lık İngiltere maçı (İngiltere'de olan, bir de Türkiye'de 8-0 vardı; onda kalede değildi) Yaşar Hoca'nın kariyerine damga vurmuştu. Uzun süre Fenerbahçe'de forma giymiş, 83 ve 85 şampiyonluklarında kaleyi korumuş biri olsa da o maç hep Yaşar Duran'ın yakasında kaldı. Ayrıca, Sarıyer, Malatya ve kariyerinin başında ve sonunda Gaziantepspor formalarını giydi. Tabii esprili kişiliği, o maç ve diğer milli takım maceralarını anlattığı program ve söyleşilerle bu meselenin uzaması ve renklenmesinde kendisinin de payı oldu. O iğneleyici sorulardan hiç gocunmadı, keyifle anlattı. 8-0'lık o maçta yer alan ve yine eski Fenerbahçeli Abdülkerim'in (o da esprili tavrıyla tanınır) bizde teknik direktörlük yapması da ayrı bir tesadüf.


Yaşar Duran, ekşi sözlük'teki bir entryde (https://eksisozluk.com/entry/47536441) vurgulandığı gibi, 80'li yılların kötü futbolunun, kötü Milli Takımının sadece bir parçasıydı. Belki en kötü parçası değildi ama kalecilerin şanssızlığı biraz da budur; tüm takım kötü olsa da fatura size çıkar. Yaşar duran da bu kadersizlikten fazlaca payını almış.



Tabii, tarihinde 10 gol yeme rekoruna sahip bir takımın kaleci antrenörlüğünü, gol yeme alanında başka bir rekora sahip olan bir ismin yapmasında bir ilginçlik var. Son iki sezonda küme düşen takımlar kadar gol yememiz ve kaleci sorunumuzu yıllardır çözemememiz de bu konuyu ilginç kılıyor.

Yaşar Hoca'nın gülen yüzü, esprili tavrının hep sürmesini ve kötü kaderini Adana Demirspor'daki başarısıyla avutmasını dileyelim...


9 Aralık 2014

G. Antep BB:1 - Adana Demirspor:0

Kazansak üçüncü sıraya yükseleceğimiz maçtan puan alamadık. Kötü oyunun sinyalleri geçen hafta Ordu karşısında verilmişti. Hafta içi de kötü giden Rize'ye karşı özellikle ikinci yarı kötü oynamıştık. Belki yorgunluk belki alt sıradaki takımlara karşı konsantrasyon eksikliği ama sahadaki oyun iki haftadır mutlu etmiyor bizi.

Tıpkı geçen hafta bizim yaptığımız gibi maçın başında gelen golle idare etti Antep BB. İlk yarı Timur ve Mulenga ile pozisyon bulsak da sonuç gelmedi; ikinci yarı Oğuzhan ile hücuma hareketlilik getirmeye çalıştık ama olmadı. Pas yapamadık, uzun paslar hep başarısız oldu. Ne Ali ne de Tayfur kapalı savunmayı açacak etkili orta yapabildiler. Ekstra bir oyuncu da çıkmayınca ikinci yarı taraftarı uyutan bir Demirspor izledik. Deplasmda yerini alan yaklaşık 1500 Demirsporlu evlerine üzgün döndü.

Antep BB ilk kez kendi sahasında kazandı, belki ilk kez kendi sahalarıında seyirci açısından deplasman havası yaşadıkları içindir...

7 Aralık 2014

Sundance Film Festivali'nde Demirspor Rüzgarı

Bağımsız sinemanın en prestijli festivallerinden Sundance Film Festivali bu yıl yirmi dokuzuncu kez düzenlenecek. Dünyanın en önemli beş film festivalinden birisi olarak kabul edilen festivalde hangi filmlerin yarışacağı açıklandı. Senarist, yönetmen ve yapımcılığını Tolga Karaçelik'in üstlendiği "Sarmaşık" isimli film 12.700 başvurunun içinde yarışmaya dahil edilen on iki film arasında kendine yer buldu.

Ülkemiz sineması adına mutluluk veren bir gelişme olmasının yanı sıra ajanslara düşen film kareleri bir Demirsporlu olarak heyecanlanmama yol açtı. Filmin başrol oyuncusu Nadir Sarıbacak'ın üzerinde Demirspor poları ve forması görmek oldukça şaşırtıcıydı. Bu sahnelerin filmde kullanılıp kullanılmadığını bilemiyorum elbette. Şu haliyle bile, Demirspor formasının kıtalar arası bir müsabakaya çıkması çok keyifli geliyor. Umarım film ödülle geri döner. Yarışma 22 ocak - 1 şubat arasında gerçekleştirilecek.

Bu arada Nadir Sarıbacak 2009'da Altın Koza'da "Uzak İhtimal" isimli filmle "En İyi Erkek Oyuncu" ödülünü kazanmıştı. Demirspor forması ile aynı başarıyı yakalamasını gerçekten çok isteriz.

Başarılar!









6 Aralık 2014

Mavi Lacivert Yaşamak - 10

Göktuğ pası tekrar Ankara'ya şişiriyor. Bu sefer top tayfanın en sakallı simasında. Okan Akdoğan, mavi lacivert anılarını paylaşıyor bizlerle...


"İnanılmaz derecede güzel gelen pası rahatça kontrol edip rakip kaleye doğru ilerliyorum...

Ben de sizlere lise yıllarında yaşadığım ve unutamadığım bir anımı anlatmak istiyorum. 2008 Mayıs'ının sonu, 30'uydu. Demirsporumuz play-off'ta finale kalmıştı. Ve bu sene hiç olmadığı kadar çok inancımız vardı. Babası Kurttepe Anadolu Lisesi'nin müdürü (fazla disiplinli) olan arkadaşım İlter bize ders çalışma bahanesiyle gelmişti. Daha sonra biz dolmuşa atlayıp Konya'nın yolunu tuttuk. Marşlar söyleyerekten Konya'ya vardık ve Konyaspor taraftarlarının da desteğiyle stadı doldurduk... Her şey tamamdı. Seyirci yine 10 numara. Stad, zemin, hava, inanç hepsi çok iyiydi. Maç başlamadan tezahüratlar başladı ve susmak bilmeden boğazımız şişesiye devam etti. Lakin gol gelmiyor ve gittikçe sevinç yerine gerginlik çöküyordu üstümüze. Son 5 dakikaya girilmişti, Güngören korkusunu bastırıp atağa çıkma çabalarındaydı ve bizler korkmaya başlamıştık. Korkulan, maçın bitimine bir dakika kala olmuştu. 

Sinirler aşırı gergin ve sinirimizi atma arayışlarındaydık. Polisin attığı biber gazı ve ses bombası ortamı daha da gerdi. Bütün stad yıkıldı, sahaya inildi. Telefon çaldı, arayan arkadaşın ailesiydi. Konuşma sanırsam şöyle olmuştu: 

"Neredesin?" 
"Okan'larda ders çalışıyoruz." 
"O zaman bu televizyondaki kim ulan eşşoleşşek!!"

Demirspor yine üzmüştü bizi ama ne kadar çok severse insan o kadar çok üzülmez mi zaten?

Lafı fazla uzatmadan arka direkte boşa çıkan Türkay'a orta açıyorum."

Mavi Lacivert Yaşamak - 9

Göktuğ, Ankara Tayfası'nın harcını karanlardan, tayfayı ayaklandıranlardan, sesimizin gür çıkmasında payı en çok olanlardan...

"Mavi Lacivert Yaşamak" serisinde sırada onun sözleri var.


"Geyik1940'a pası için teşekkür mü etsem kızsam mı bilemedim. Yazmayı pek sevmem, beceremem... Benim mavi-lacivert serüvenim süper ligde olduğumuz 94-95 sezonunda kendi evimizde oynadığımız ve mağlup olduğumuz Kayserispor maçı ile başladı. Serüven başlarken işler fena değildi ama sonraki yıllar pek öyle olmadı. Her sezon sonu düşülen ligler, şehir takımlarından ilçe takımlarına geçiş vs. Geçen her yıl, her başarısızlık sevgimi biraz daha büyüttü. İnsan sevdiğinden uzak kalınca daha çok bağlanır ya Ankara yıllarında bağlılık-bağımlılık daha da arttı. Elbette bu artışta tayfanın varlığı etkili oldu. 

Acısı, tatlısı, başarısı, başarısızlığı, Demirspor'a dair bugüne kadar yaşadığım her an bana iyi ki yaşamışım dedirtti. Geçen yıllara ait çok anımız oldu, yazması zor anlatması kolay, dost sohbetlerinde anlatır paylaşırız... 

Onur abi daha fazla bekletmeyelim, pasım Okan Akdoğan'a gitsin..."

Antep BB'ye Karşı

2005'te bizim gruptan çıktıktan sonra uzun yıllardır bu ligte mücadele ediyor Antep BB ve Süper Lig'in kapısına kadar da gelmişlerdi play-offlarda. Bu sezon özellikle kendi sahasında kötü olan bir rakibe karşı mücadele edeceğiz. Aslında kadro kötü değil, AKP'nin iddialı bir adayla kazandığı belediyenin desteğine rağmen durumları kötü. Kalelerinde, 2008'te Adanaspor maçındaki müthiş içeri alışıyla gönlümüzde ayrı (!)  bir yeri olan İlker Avcıbay var, tıpkı iki yıl önce Ramazan'ı üzdüğümüz gibi onu da üzelim bu kez! Gökay İravul ve Özgür Öcal gibi eski oyuncularımız da Antep BB'de. Geçen iki sezondaki 4 maçta 3 galibiyetimiz var. İşi ciddi tutarsak, Urfa maçındaki gibi tribün desteğiyle 3 puanı alırız.

3 Aralık 2014

ZTK: Rizespor:2-Adana Demirspor:1

Kupada gruplardaki ilk maçımızda yersiz bir golle yenildik, 1 puan alabilirdik. Her iki yarıda net goller kaçırdık. Birbiriyle oynamaya pek alışık olmayan, sezon başından beri çok şans bulmayan oyuncularla sahadaydık. İki takım arasında lig farkı yok gibiydi, biraz daha asılsak maçı alabilirdik ama kişisel hatalar çok belirleyici oldu.

30 Kasım 2014

Mavi Lacivert Yaşamak - 8

Pası Adana'ya kadar uzatmıştım, Meral ve Fırat'a doğru. Meral bir adım öne çıkıp topu istop ediyor. Şimdi hamle sırası onda...

"Fırat Ateş'i geride bırakarak pası aldım Mustafa Uçar.

Demirsporla ilgili anılarımı düşündüğümde, 'hep, hüzün, acı ve keder' çıktı karşıma... Şampiyon olduğumuzda bile, nasıl sevineceğimizi unutmuştuk sanki. Zaten bestelerimizin çok büyük bir kısmı da, mağlubiyetler üzerine değil miydi!

Adana Demirspor bizleri çok kez üzmüştür, ağlatmıştır ama bana hayatımdaki en büyük mutluluklardan birini vermiştir. Hayat arkadaşımı Demirspor sayesinde tanıdım...

Düğünümüzün ertesi günü Demirspor-Sakaryaspor maçına gidişimiz, stada giriş kuyruğunda yerel bir TV kanalının gelip bizimle ropörtaj yapması, bir gün önce düğünümüz olduğunu öğrenmesinden sonra röportajın 'En Güzel Balayı' başlığıyla nete düşmesi, şu anda bile beni gülümseten bir anımızdır.

Maç sonucunu merak eden, ilk paragrafı yeniden okuyabilir;) der, Sayın Umut Göktuğ Ügü'ya uzunca bir pas gönderirim."

Mavi Lacivert Yaşamak - 7

Merve’nin pası “al da at cinsinden” bir pas. Teşekkür ediyorum ve bu pası zevkle alıyorum…

Takım, sportif başarı olarak ortada yoksa, gazetelerin spor sayfalarında 20 yıldır ancak nohut kadar bir yer işgal ediyorsa burada şu an ne yapıyoruz? Geri yazmayacağına emin olduğumuz bir sevgiliye mektuplar yazıyoruz. Yazdığımız mektupları birbirimize okuyoruz, gülümsüyoruz. Okuyup birbirimizin omzuna dokunuyoruz; “ne güzel yazmışsın”… Bir duygu ağı kurmuşuz arkadaşlar, büyüyen, büyümeye niyeti ve azmi olan bir ağ. Merkezinde “aldatmayan tek sevdam” dediğimiz mavi alevden bir çekirdek. Ne mutlu bana, böyle insanlar var etrafımda. Ne mutlu sizlere, yıl olmuş 2014,hala sevdiğine mektup yazan antika çocuklarsınız. Üstelik müzmin romantik arkadaşlarsınız, ilaçlarınızı düzenli olarak alsanız da iyileşmeyecek türden ince bir hastalığınız var. Geçmiş olsun…

-o-

Adana Demirspor, hayatımın en zor günlerinden birisinin sebeplerinden birisi olmuştu. 2004 sonu veya 2005 başıydı. Yavuz ile birlikte Gazi Üniversitesi Hastanesi’ne gittik.1977 – 1981 arası bizde oynayan Paşa lakaplı Hüseyin Çelik hastaydı. Hastalığı ilerlemişti, kurtulamayacaktı.

Odanın olduğu kata çıktık. Eşi ile odasının önünde biraz konuştuk. Gayemiz Adana’dan getirdiğimiz selamları, bir de Adana Demirspor atkısını vermekti. Bolca da moral elbette… “Başaracaksın Paşa abi”, “Adana’ya geleceksin , eski dostları göreceksin”, “ayağa kalkacaksın abi, bize o günleri anlatacaksın”… Aklımızda bunları mı söylemek vardı, ne vardı, bunların hepsini eşi ile konuşurken unuttum. Eşi az ama öz konuştu:

“Lütfen, çok rica ediyorum. Eskilerden bahsetmeyin. Çok duygulanıyor, üzülüyor. Çok üzülüyor hatırlayınca…”

Ah ablam… Bizi incitmemek için kelimeleri özenle seçen asil ablam… Hiç üzer miyiz Paşa’yı, seni? Yavuz bana “sen gir” dedi, ya da “ben tek gireyim” dedim, hatırlamıyorum.

Sırtı kapıya dönük, sol yanına uzanmış. Saçları kır, sık ama çokça kır. Oda loş, gözlerini zor seçtim. Belki de zor baktım. Belki de bakmaktan korktum. Gözlerimi gözleriyle dağlar, gözlerimi her kapattığımda onun gözleri aklıma gelir diye korktum. Bir yabancı olarak onu rahatsız etmekten korktum. Alelacele birkaç cümle edip atkıyı bırakıp çıktım.

Ben o odada ölümden korktum.

Dışarı çıktım. Konuşamıyorum.

Yavuz bir şeyler soruyor, Paşa’nın eşi bana bakıyor. Ağlayacağım. Bir bıraksam salya sümük ağlayacağım. Ama ablam üzülür, çok üzülür, ne hakkım var buna? Sıktım kendimi, sıktım, soru sordular.

Cevap veremedim. Ağzım eğrildi, resmen eğrildi. Boğazımda bir yumruk nefesimi, sesimi tıkıyor. Tek tek kelimeler çıkıyor, zorla, iğrenç bir ses tonuyla.

Çok şükür Yavuz anladı halimi, “tamam” dedi, “tamam boşver”.

Paşa’yı orada bıraktık. Son bir vedaydı bu. 2005 mayısında kaybettik.

Belki de bu ziyaret Demirspor’un da bir gün kaybolabileceğini düşündürttü bana. Eğer biz sahip çıkmazsak, araştırmazsak, yazmazsak hiçbir şey kalmayacaktı geleceğe. Hala da böyle düşünüyorum. Biz yapmazsak kimse yapmaz.

Evet, biraz üzücü bir hatıramı aktardım ama insanların, hepimizin ölümlü olduğunu, geleceğe ancak yaptıklarımızın kalacağını hatırlatmak istedim. Unutmayalım ki Demirspor son 20 yıldır taraftarının koyduğu inisiyatif ile yaşatılıyor. Demirspor’u yaşatmak konusunda mücadele veren tüm arkadaşlarıma başarılar ve kolaylıklar dilerim.

Bende söz bitti. Uzun oldu, sabredip okuyanlara teşekkürler. Pasımı tekrar Ankara dışına, Ateş ailesine gönderiyorum. Ne de olsa Tayfa demek büyük bir aile demek. Onlar da pası tekrar Ankara'ya gönderirler. Herkes hazır olsun, pas illa ki gelecektir. Kimse şahsi oynamaz ki burada.

Sevgili Meral Doğan Ateş ve sevgili Fırat Ateş , neredesiniz? Yakalayın bakalım...

29 Kasım 2014

Toprak Saha'da Muharrem Gülergin

Toprak saha adlı sitede Muharrem Gülergin yazısı yayınlandı, Adana Futbolu kitabından çokça yararlanılmış, emeği geçenlere, akıl edenlere teşekkür edip linkini de verelim:
http://topraksaha.net/?p=4610

Adana Demirspor:1-Orduspor:0

Ünal Karaman maç öncesi en zor maçımız olacak diye açıklama yapmıştı, gerçekten de zorlandık. Yine en alt sıradaki takıma puan mı kaptıracağız diye korktuk. Halbuki maça golle başladık. Mulenga 5 haftadır golsüz geçmiyor. Bu rahatlık yine bize fazla geldi, hem ilk yarıda hem ikinci yarıda net goller kaçırdık, böyle olunca rakibin direnci arttı. İkinci yarı 10 kişi oynamalarına rağmen farkı açamadık. Son dakikada direkten dönen topta, geçen haftaki gibi şans bizden yanaydı. Bu maç, kazansak bile bence iyi bir uyarı olmalı. Mücadele etmeden, puan almak zor. Ünal hoca gereken uyarıları yapar eminim.

Geçen haftaki kadroyla sahadaydık, yine Timur ve Oğuzhan'ın bindirmeleri ile gol aradık. Mesut ortasaha savunmasını güçlendirse de kritik yerde oynadığı için kaptırdığı toplar rakibe atak fırsatı verdi. Savunmamız da Attamahsız daha iyi gibi. Takımda işleyiş oturunca, f8rmayı kaptiran isimler yeniden kazanamıyor, Beykan ve Alaattin de aynı şekilde dışarıda kaldı. Kazanan  Bu kadronun kazanma alışkanlığı kazanması iyi oldu. Kayseri ve Antalya'nın puan kaybettiği haftada kazanmak da cabası...

28 Kasım 2014

Sportmence'de Şimşekler Grubu

Arkadaşımız Gencay Sivuk (@gencay1940) Şimşekler Grubu adına Sportmence Dergisi'yle söyleşi yapmış, duyuralım, okuyalım:

http://sportmence.org/roportaj-adana-demirspor-simsekler-grubu/1275/

Orduspor'un Durumu

Geçen sezonun 10. haftasında lider olan Orduspor, bu sezon ligin dibinde. Bu ligte işlerin çok çabuk altüst olacağının en yakın kanıtı; bize vermesi gereken mesaj, hemen yükselmek değil istikrarlı ve dengeli gitmek önemli. Geçen sene dipte olan K.Maraş bu yıl 2.ligte de dibe inmiş durumda ya da hızlı bir yükselişle Süper Lig'e çıkan Balıkesir'in durumu da ortada. İyi gidiyoruz zannedilen dönemlerle dibi görmek arasında sadece bir kaç ay olabiliyor. O yüzden ne yaptığını bilen yönetimler bizim için oldukça önemli.

Geçen sezon K.Maraş'a kötü günlerinde derman olmamıştık, bu yıl da Orduspor'a sahada moral vermeyelim. Demirspor taraftarı böyle maçlarda daha karamsar olur, çünkü geçmişte kötü deneyimlerimiz var. 2007'deki Uşak maçı, bunun en kör göze parmak haliydi belki de. Teknik ekibimizin ve futbolcularımızın, Urfa maçındaki azimden vazgeçmeyeceklerine, rakibi küçümsemeyeceklerine inanıyoruz. Bu tür takımlar belki sezon boyu bir iki takımın canını yakıp yine gerilerler; onlardan biri olmayalım. İşimizi iyi yapıp, kazanalım!

Geçen yıl, daha öncesinde hep 1.ligte (eskinni Süper ligi'i) karşılaştığımız Orduspor ile 1983-84'ten sonraki ilk buluşmamızda (yine 11.haftada) dışarıda yenilmiş, içeride ise kazanmıştık. Dışarıda puan alacağımız bir maçı kaybetmiştik; Yücel İldiz'le iyi gittiğimiz bir dönemde. İçerideki maçta ise 5 haftalık mağlubiyetin ardından, zirveyi zorlayan bir rakibi yenerek nefes almıştık. Bu yıl da ilk 6 mücadelemizi pekiştiren bir maç olsun...

Açıklamalar

Geçen hafta bizim de önemsediğimiz ve bahsi geçen konular hakkında bilgilendirme bekliyoruz dediğimiz Teknik Direktör Ünal Karaman'ın açıklamalarına önce Başkan'dan sonra da Şimşekler Grubu'ndan ses geldi. Başkan Selahattin Aydoğdu, Yüksel Evsen'in programın açıklamalarda bulundu; genel olarak işlerin yolunda gittiğine dair bir imaj çizdi. Teknik ekibin uyum içinde olduğunu söyledi. Grubun açıklaması ise daha sert; yerel basına yine eski uyarıyı yaptılar, "şerefinizle yazın" dediler. Açıklamada, "Amaç Hocamızla Yönetimi karşı karşıya getirmek, arasını açmak ve çok önemli Urfa maçı öncesinde futbolcuların kafasını karıştırıp motivesini bozmaktı.. Aynı zamanda biz Demirspor Taraftarlarının da aklını bulandırmak istiyorlardı.. Ama Urfa'da Futbolcularımızın ortaya koyduğu güzel futbol ve taraftarın mükemmel desteği sonrasında gelen galibiyet onlara tokat gibi bir cevap oldu." deniliyor.

Adana'da işlerin karıştırmak için bekleyen hazır grupların olduğu hepimizin malumu. Sahada işler yolunda gittikçe onların sesi daha az duyulur. O yüzden futbolcuların işlerini düzgün yapmaları hepimizin yararına. Teknik ekibin ve yönetimin de çıktıkları bu yolda ısrarcı ve inançlı olmaları gerekiyor. Eleştirilere cevap versinler ama bu onları yollarından çevirmesin. Görüldüğü üzere taraftar onların hep yanında, onları üzmemek ve spekülasyonları canlandırmamak için mücadeleye devam!




27 Kasım 2014

Mavi Lacivert Yaşamak - 6

Merve de sağolsun, Yavuz'dan gelen pası kontrol edip topu sürmeye başlıyor. Çok da iyi ediyor. Söz sırası onda...

"Günaydın, iki gündür o pas bana gelmesin diye takip ediyordum, geldi, neden diye sorarsanız ne benim “mavi lacivert yaşamak” serisinde yazan arkadaşlar kadar tutkulu ve duygusal hissetmemem ve o kadar deplasman hatıramın olmaması.

Benim çok küçükken bir aşkım vardı, daha sonra büyüdüm, ortaokul ya da lise yılları, ilk zamanını hatırlamam ama yavaş yavaş Demirspor’u tanımaya başladım. Futbolu ve hatta sporun her dalını seyretmeyi seven ben için tabi ki şehrimin takımlarını bilmek ve birini desteklemek önemliydi, çünkü Türkiye’de de bu eksik yapılan bir şeydi. Velhasıl, taraftarı, misyonu, renkleri, duruşu ve belki biraz da cefakarlığı nedeniyle Demirspor beni kendine çekmişti. Dolayısıyla mantığımın beni yönlendirdiği ikinci aşkım olmuştu. Bana gelirsek dedim ya yeterince duygusal değilim diye, benim tek çok duygulandığım, çok kızdığım, çok heyecanlandığım zamanlar tuttuğum takımın maçını izlediğim anlardır, neredeyse kişilik değiştiririm. Güngören maçını hatırlıyorum o gün çok mutluydum çünkü Ankara’dan Adana’ya gelmiştim. Maçı televizyondan izliyorum büyük bir umutla. Son dakikalarda yediğimiz gol, ben televizyonun önünde ayakta duruyorum, yıkılmışım. İşte bizimkilerin bir sözü vardı yenildikçe “bağlılığımız” artar, sanırım öyle bir histi o gün bir dönüm noktası daha eklenmişti Demirspor sevgime, artık daha çok ve daha yakından takip edecektim. Tarihini okuyup başarılarını öğrenecektim.

Günler geçti işte bugün oldu, bir Demirspor platformunda ayağıma pas alıp pas veriyorum. Taraftarların hikayesi çoktur, ve özellikle bizimkiler duygusal adamlardır, bir futbol takımı için ülkenin diğer ucuna gider ve hatta ülke değiştir, yenilseler de acıyı paylaşarak evlerine döner, sevdiklerine sarılır ağlarlar. İşte bu hikayeler beni en derinden etkileyen ve duydukça futbolun aslında ne kadar hayat olduğunu ve asla bugün ki endüstriyelliği ve ortamı hak etmediğini düşündürten. Hepinize teşekkürler, iyi ki varsınız.

24 Aralık'a gelince Yavuz Yıldırım, n'apacağımı ben de bilmiyorum ama ilk andan beri mavi lacivert tarafta olacağıma dair bir his var. Çünkü biz hep kazanmaya daha çok ihtiyacı olan takımı tutarız. :) 
ve duygusallığını en takdir ettiğim taraftarlardan birine atıyorum ben pası, Mustafa Uçar söz sizde

Not: bu yazı yüzünden işe geç kalacağım :)"

Mavi Lacivert Yaşamak - 5

Sevgili Yavuz, facebook serimizin kendi ayağını buraya eklememiş. Olsun, bir ekleyen bulunur elbet. Yazılar arasındaki geçiş bütünlüğünü sağlamak adına keyifli yazısını ben ekliyorum. Bahsettiği hatıraları da iyi ki yaşamışız diyorum!

"Teşekkürler Yaşar, o kadar çok anı var ki neresinden tutsak, ne anlatsak eksik kalır. 

Yaşar'ın da olduğu, trenle gidilen GOP deplasmanı, hele ki dönüş yolu unutulmaz. Çanakkale'de otelin önüne doğru topçuların bizi görüp kaçması, Kırıkkale'de başkanın "bizi burada da mı buldunuz" demesi, Tokat'tan dönerken radyoya bağlanmamız... Ankara'da Nefes geceleri, AKE buluşmaları, bizim takımın dertleri yetmezmiş gibi Ankara Demirspor yönetimiyle buluşup onlara bir rapor vermemiz... İtalya'da millet içip dağıtırken bizim yarın maç var diye erkenden yatmamız! 

Onca anımız var, hadi burada benim için en garip olanı, hüngür ağladığım maçı da hatırlatayım. Antalyada Mardan Stadı'nda playofflarda Malatya'ya son dakikada gol atıp, penaltılarla da eleyince -o zamana kadar nice maç görmüş nice stres atlatmış ben- eşimin omzunda hıçkırarak ağlamıştım. 

Bütün anıların ortak noktası arkadaşlık. Her deplasmanda, her buluşmada arkadaşlık arttı, katlandı. Geçen zaman içinde bekar arkadaşlar evlendi, evliler çocuk sahibi oldu, öğrenciler iş güç edindi. Birbirimize kızıp bağırdığımız oldu ama hep saygı duyduk, hiç arkadan iş çevirmedik. Ankara Tayfası bu yüzden hala ayakta ve saygı duyulan bir yapı. Yeni isimlerin aramıza katılmasından da çok mutluyuz. 

Ben pası, kadın kotası gereğince Merve Deveciye atıyorum, bakalım 24 aralık'ta kimi tutacak? :)"

26 Kasım 2014

Konuk Yazar: Bilal Nur

Bilal Nur arkadaşımız ( @BilalNur_ ) Urfa deplasmanından izlenimlerini bizimle paylaştı, teşekkür ediyoruz kendisine:

"Şanlıurfa ile oynadığımız tüm sonuçlar bize hep ters gelmiştir. Adana'ya yakın olmasından ve Şanlıurfa’da yaşayan dostlarımdan dolayı şehre maçtan 2 gün önce geldim dolayısıyla şehri gezip maç hakkında konuştum. Belediye başkanlarından yapılan Şanlıurfaspor bayrakları, afişleri şehre büyük bir renk katmıştı. Halk artık başarıya aç olduklarından büyük bir kenetlenme vardı Urfa’da. Nereye gitsem üstümdeki Demirspor montundan dolayı ilgi gördük hatta maça gitmek için çarşıdan bindiğim otobüste bir dayı’ korkma burada size bir şey yapmazlar seviyoruz sizi’ demeleriydi.


Maç günü erkenden stadyum ve çevresindeydim çok sayıda özel araç ve otobüsler gelmeye başlamıştı. Passolig rezaleti yüzünden turnikede oluşan bir hata nedeniyle taraftarlar  13.05’de stadyuma alınmaya başladı.Tabii öncesinde yaşanan gerginlik stad müdürünün açıklamasından dolayı biraz da olsa hafifletti. İçeri girdik, herkes bir bir geliyor bize ayrılan kısmı doldurmaya başladık.Urfa taraflarından hoş geldiniz tezahüratları bizim de karşılamamızla beraber çok güzel bir görüntü vardı. Maç başladı iyi oynuyordu takım ilk dakikalarda pozisyon buluyorduk buda bizi daha çok motive ederek takımımı desteklemeye itiyordu. Cumali'nin güzel pasıyla Timur’un vuruşu ağlarla buluştu. İlk yarıyı böyle bitirme niyetindeyik ve öyle de oldu. İkinci yarıya çok hızlı başladık ve Mulenga'nın akıllı oyunuyla 47’de penaltı kazanıp farkı 2’ye çıkardık. Tribün olarak çok iyiydik. Oğuzhan'ın düşürülme mevzusunda Urfalı ve eski Adanasporlu Veli'nin gereksiz müdahaleleri ortamı çok gerdi. Gerek saha içinde gerek tribünlerde büyük gerginlik yaşanmasına sebep oldu. İlerleyen dakikalarda istediğimiz oyunu oynayarak galip geldik. 90’dan sonra bir ara gittik geldik ama olsun. Takım olarak çok iyiydik öncelikle çok akıllı oynadık yediğinmiz ikinci golde kalecinin yine tereddütte kalmasından dolayı yediğimizi düşünüyorum onun dışında bir sıkıntı yoktu izlediğim kadarıyla. 

6 puanlık bir maçtı, bu galibiyetle yarıştan kopmadığımızı gösterdik rakiplerimize. Önümüzde bitkin bir Orduspor var bu maçtan da galip gelirsek takımda oluşacak hava bizi liglerin ara verilmesine kadar taşır. Stad çıkışında hiçbir sorun olmadı polislerin eşliğinde yola koyulmaya başladık herkes mutluydu. Büyük umutlarımız vardı…"

25 Kasım 2014

Rostand Göründü


Siyah forvetlerimizden bahsetmişken, geçen sezon 9'u ligte 1'i kupada 10 golle takıma katkı sunan, sezon başında bizi kahretse de sonrada açılan Rostand'ın bu sezon ilk maçına çıktığını da duyuralım. Belçika'nın Lierse takımına transfer olan Rostand, takımında henüz kadroya girememişti. Belçika Pro Lig'te son sırada olan Lierse'in bu hafta oynadığı Mouscron-Peruwelz maçında ilk kez kadroya girip, ilk 11'de sahaya çıkan ve 90 dakika sahada kalan Rostand, bakalım takımının kötü gidişine çare olacak mı?

Mulenga Kendi Zirvesinde


Utrecht'ten transferimiz Jacob Mulenga, kariyerinin en iyi sezon başlangıcını yaptı. 9 haftada 6 gol atan siyahi forvetimiz, son 4 maçı da boş geçmeyerek, ilk kez üst üste 4 gol atmış oldu. Geçen sezon ligte toplam 10 maça çıkan ve 6 gol atan Mulenga, şimdiden gören sezonu yakalamış durumda. 2012-13 sezonunda ise Avrupa Ligi maçları dahil 14 gol atmıştı. Eğer bu sezon kendisinden beklentimiz olan 15 gole ulaşırsa sezon sonunda kendi zirvesine de ulaşmış olacak.

Fofo Ruhu Yaşıyor

Niğde Üniversiteli Adana Demirsporlular, hafta sonu oynanan Niğde bld-Zonguldakspor maçında önce Zonguldaksporlu futbolcuları otelde ziyaret etti, ardından deplasmana gelen taraftarları statta karşıladılar. Hazırladıkları Fofo Ruhu pankartıyla statta yerlerini alan ÜniNiğde Tayfası, facebook gruplarından da muharremgulergin.blogspot.com bloguna link vererek bu konuda üniversiteli gençleri bilgilendiriyor.





23 Kasım 2014

Ş.Urfaspor:2-Adana Demirspor:3

Müthiş bir deplasman galibiyeti, 9 haftada 4gol yemiş takıma 3 gol attık kendi sahalarında. 2-0'dan sonra takımın geri çekilmesi, gereksiz paniğimizle maç riske girmişti. Rakibin iki topu direkten döndü. Bu şans anlarını lehimize çevirmeyi bildik.

İyi oynadığımız anlarda önde baskı yaptık, kaybettiğimiz toplara hemen müdahale ettik. Timur'un sağdan getirdiği toplarla etkili olduk. İlk golde Cumali'nin güzel pasını, bir kaç dakika önce benzer pozisyonu değerlendiremeyen, Timur iyi değerlendirdi. Mulenga yine golünü attı, kendi yarattığı ve bu sezonki ilk penaltımızla. Sezon başı onun için koyduğum 15 gol barajına ulaşacak gibi görünüyor.

Baskı yediğimiz anlarda Ünal Hoca takıma geç müdahale etti. Ortasaha savunmamız düşmüştü ve yeni bir isim gerekiyordu. O anlarda Timur, Mulenga, Oğuzhan gibi savunma yapmayan oyuncular sahadaydı ama o Hüseyin'i almayı tercih etti. Oğuzhan bugün topla çok oynadı, top ayağına yakışsa da zamanında vermediği paslarla saç baş yoldurdu. Yine de 3. Golün pasını verdi. Bal yapmayan arı Timur, beklediğimiz gollerini attı bugün ama o da topla oynama oranına göre oldukça verimsiz.

Fanatik gazetesinin geçen seneki goygoycu manşetine inat, iki sene once olduğu gibi deplasmanda3-2 kazandık. Deplasmanda 2 golden fazlasını atıp da rahat olmamak ise bir Demirspor klasiği!

22 Kasım 2014

Urfa Bizi Zorluyor

Şanlıurfaspor'la son yıllarda oynadığımız maçlar hep sıkıntılıydı. Hele ki 2006-07 sezonunda, Çapanoğlu idaresinde şampiyonluk yolumuza taş koymuşlardı. O sene Urfa'daki maçlar hep sorun olmuştu, ilkbdeplasmanda 5 kırmızı kart gördüğümüz maç, sonra da şampiyonluğa giderken yine kırmızların konuştuğu 2-2lik maçlar... 2 sezondur 1.ligteki 4 maçta da henüz tek galibiyetimiz var. Bu hafta da kritik bir maç oynuyoruz, bu sezon kestiğimiz hesaplara bir yenisini daha ekleyelim.

21 Kasım 2014

Mavi-Lacivert Yaşamak - 4

Yaşar Coşan kardeşim çok içten yazmış, arkadaşını sevmenin önüne geçmiş Demirspor'u sevmek. Oysa arkadaşın zor gününde yanındadır Yaşar kardeşim, Demirspor senin zor gününü zorlaştırmada çok maharetlidir. Arkadaşın sana yanlış yaparsa yollarını ayırırsın, Demirspor yanlış yaparsa yapacak hiçbir şeyin yoktur. Kabullenirsin. Arkadaşın sana hediye falan alabilir, ne bileyim yemek ısmarlar, Demirspor hep kesene zarar :) Arkadaşının tavırlarını eleştirirsin kendine çeki düzen verir, Demirspor'u eleştirirsin, değişmez sinir hastası olursun. Ya işte böyle Yaşar kardeşim, işte hep bu nedenlerle arkadaşını değil Demirspor'u seçersin. Eline sağlık. 

"Neyin kafası arkadaş bu? :) Sabah 6 gurbetin gurbetindesin, telefon titrer aniden uyanırsın, pası aldım sisli bir Eskişehir sabahı uyuman lazım, yoğun bir gün seni bekler, ama gülümsersin kalk heyecanla yaz şu yazıyı diye dürter seni Demirspor sevgisi... 

Gurbette farklıdır Demirspor'u yaşamak, iple çekersin yapabileceğin bir deplasmanı ya da hafta sonu TV'de takımını takip edebilmeyi, hele ki; bir de gördüysen sokakta mavi lacivert formayı, o şehir daha bi' yaşanacak gelir sana. 

Bazen bulamazsın ülkenin merkezindeki Kızılay'ı (daha önce buluşma yeri olarak bulamamışlığım var). Bazen de hafta sonu alınan bir mağlubiyet zehir eder sana haftayı, ama o hep vardır hayatının tam ortasında; seni güldüren, ağlatan ve çoğu zaman deli gibi kendi kendine şarkılar söyletip konuşturan. 

Küçük bir anı belkide itiraf :) 

Sene 2008, Afyon deplasmanı, soğuk bir sonbahar günü takım maddi sıkıntılar yaşıyor, acil 3 puan lazım, kale arkasında gergin bir maç bizi bekliyor aklımda kötü düşünceler :) Rakibin yedek kalecisi kardeşim dediğim çok samimi bir arkadaşım. 

1. kaleci sakatlansa bu girse, kötü bir sezon geçiriyor olsa, hatalı gol falan yese derken maç başladığı gibi bitti. Kötü emellerim yerini bulmadı. 

Garip olan sonraki sezon o kardeşimiz bize transfer oldu ve ağır bir sakatlık geçirdi yedek oturduğunda hazır değil diye korktuğumdan kendimi maçlarda sezon boyunca aman 1. kalecimize bi'şey olmasın diye dua ederken buldum:)) 

Ben en çok seni sevdim.. Oğuzhan kardeşime teşekkür ediyorum ve saygılarımla pası Yavuz Yıldırım abime atıyorum;)"

20 Kasım 2014

Mavi-Lacivert Yaşamak -3

Nuh'un attığı pası Oğuzhan değerlendirdi. Nasıl mı, aşağıda.

"Nuh Abi'nin pasını ayağımdan aşmama rağmen kontrol ediyorum. Onur Abi'nin dediği gibi Demirspor hayatımızın her anında zaten. Bu konuda minik bir anımı paylaşayım. Çocukken etrafımda beni Demirsporlu yapacak büyüklerim olmadığı için Demirspor sevgisiyle yatılı okuduğum lise yıllarımın başlarında tanıştım...

5 Ocak Stadı'nda ilk kez lise 2.sınıfta iken bulundum. Hal böyleyken ilk ciddi (Ankara dışı) deplasmanım da üniversite 1.sınıfta nasip oldu. Kocaelispor'la oynayacaktık. Orda okuyan bir arkadaşım vardı. O zamanlar uslu bir çocuktum ve yola çıkıyorum n'olur n'olmaz diye aileme İzmit'e lise arkadaşımın yanına gittiğimi söyledim. Kocaeli'ye vardım ve arkadaşla buluşup stada geçtik. 

Rakip Kocaelispor kötü günler geçiriyor ve yanlış olmasın ama 23 haftadır kazanamıyordu. Maçın sonucu düşenin dostu Demirspor'umuz 1 yıldır kazanamayan Kocaelispor'a kaybetti. Halen de öyle, yenilince daha çok seviyordum Demirspor'u. 

Otobüse atladım yorgun yorgun Ankara'ya dönerken telefonum çaldı. Babam arıyordu. (Tribüne uzak bir insandır Babam) Öfkeli bir ses ve aramızda direkt şu diyalog geçti: 

-Oğlum Demirspor'un bu hafta kimle oynadı? 
-(yaramazlık yaparken yakalanan çocuk edasıyla) Kocaelisporla baba. 
-Sen maça gittin değil mi oraya? Eşşek herif ahh bi dövselerdi seni orda ne var! Böyle devam et tamam mı afferim sana, böyle devam et... 

Ve telefon yüzüme kapandı. Yediğim fırçadan yola çıkarak o gün bugündür söz dinleyip böyle devam ediyorum. İster güldür, ister ağlat; Lacivert sen, mavi hayat diyerek pası Yaşar Coşan abime atıyorum..."

Bakmayın Oğuzhan'ın o zamanlar usluydum dediğine, halen uslu, halen pırlanta gibi. Eline sağlık kardeşimin. İlk fırsatta Yaşar kardeşimin yazısını paylaşacağım.

Karaman'ın Açıklamaları

Ünal Karaman'ın açıklamaları camia içinde sorunların olduğunu gösteriyor: http://www.5ocaknews.com/haberler/spor/bu-anlayis-devam-ederse.html

Bu sözler kulüp kulislerine yakın olanlar için şaşırtıcı olmayabilir ancak tribündeki taraftar için yeni ve önemli. Ünal Karaman, antreman sahasındaki zemin sorunlarından, antremanların izlenebilmesine, kulüpteki para sıkıntısından eski yönetim anlayışında bir şeyin değişmediğine kadar oldukça kapsamlı eleştirilerde bulunmuş. Bütün bunları söylerken, "biz yine de bunlara rağmen mücadele edeceğiz" demeyi eksik etmiyor. En azından bu detay önemli. Çünkü Demirspor önceki yıllarda şampiyon olduğunda ya da play-off oynarken de çoğu zaman yönetimlerin hatalarına rağmen ya hocasının ya da bir kaç oyuncusunun onurlu duruşu ve azmiyle ilerliyordu.

Karaman, bu konuları muhakkak yönetimle de paylaşıyordur. Belki bu paylaşımlarından bir sonuç almayınca kamuoyuyla ve basınla paylaşma gereği duymuş olabilir. Yönetimden beklentimiz her zaman açık olmaları ve sorunları da atılacak adımları da kamuoyuyla paylaşmalarıydı. Yoksa kapalı kapılar ardından konuşulanlar hakkında çokça spekülasyon yapılır ve takım daha çok yıpratılır. Teknik Direktör Karaman'ın "dost acı söyler" yaklaşımıyla yaptığını düşündüğüm bu serzenişlerin çözümüne ve neler yapılacağına dair açıklamaları yönetimden bekliyoruz; bunları öğrenmek hepimizin hakkı.

19 Kasım 2014

Burs Ödemeleri Başladı

Bu sene havuzumuzda aylık 600 TL birikti. Aldığımız taahhütler bu yönde. Bu kapsamda 6 kardeşimize ayda 100'er TL burs verebilmeyi ümit ediyoruz. İlk ödemeleri gerçekleştirdik. İnşallah alnımızın akıyla bu sene de organizasyonumuzu tamamlarız.

Bu sene geçen seneden burs alan bir kardeşimizin Adana'ya dönmesi nedeni ile kendisini havuzdan çıkardık ve yerine üç yeni kardeşimizi dahil ederek altı kişiye destek olabilecek seviyeye geldik. Bu süreçte muhtelif organizasyonlar yaptık ve yaptığımız duyurular ile katkı koyacağımız arkadaşları tanımaya ve gerçekten ihtiyacı olduğuna inandığımız, kendisini tanıdığımız, bildiğimiz kardeşlerimize destek olmaya çaba gösterdik. 

Geçen seneden farklı olarak bu sene üzülerek birçok arkadaşımıza destek veremedik. Gönül isterdi ki; bize başvuran her kardeşimiz bu havuzdan istifade etsin. Ancak maddi imkanlarımız buna elvermedi. İnşallah dağıtımı yaparken hakkaniyetsizlik yapmamışızdır. 

Yüz akımız olan bu organizasyonu hayata geçirmemize vesile olan tüm abi ve kardeşlerimize can-ı gönülden teşekkür ediyoruz. 

Mavi-Lacivert Yaşamak-2

Pası Nuh TAŞ kardeşime atmıştım. İyi değerlendirdi ve diklemesine hücuma kalktı. Yazı dizimizde ikinci bölüm aşağıdadır.

"Onur abinin pasını karşılıyorum, pası tayfadaşlardan birine vermeden önce golü kim atacak merakla bekliyorum.

Onur abi gibi marşlar söylerek uyuttuğumuz, bize mavi-lacivert renkler sunacak çekirdek aile durumumuz olmasa da, evin içerisinde, sokakta, yolda, otobüste işte marşlar mırıldandığımız, ADS ADS ADS diye zıp zıp zıpladığımız anlarımız oluyor.

Hele ki deplasman kovalamıyorsak –Gurbetteyik ki bize her yer deplasman- televizyon karşısında koltuklara çöreklenip karşılıklı tek kişilik dev tribün olduğumuz saatler. Gün içerisinde durumlar böyle, lakin şimdi size en mavi-lacivert olayımı anlatayım:

Hayatın akışından koptuğunuz anlar olmuştur. Çevrede olan biten her şeyden bihaber olduğumuz günler. Ama benim haftalar sürmüştü. 2012/2013 sezonu. Play-off sezonlarımızdan biri. Tam üç hafta değişen gökyüzünden başka bir şey görmüyorum. Soğuk, sisli ve gri bir sabah, bazen bulutlu bazen bulutsuz, öğle vakti ve renk cümbüşü kızıl akşam vakitleri.

Tamam tamam uzatmıyorum. Mesele askerlik! Bitmeyen günler yaşadığım o acemilik günleri.(Üstüne kızamık vakası ve 45 güne uzayan acemilik) Her şey o kadar düzenli o kadar dakik ve anlık ki sizin düşünmenizi, kafa yormanızı gerektirecek hiçbir şey yok. Bu durum beyninizin ve idrakinizin geçici devre dışı olmasına sebep oluyor. Neyse, askerlikle ilgili geri kalan detayları ciğerci Apo da ya da şiir gecemiz filan olursa anlatırım o zaman. Böyle bir ortamda Mavi Şimşek’ten bir haber alamıyorum tabi -ki aklıma bile gelmiyor itiraf edeyim.!-

Yemin töreni günü kızamık vakasından dolayı yemin törenimiz iptal. Ailelerle görüşmek yassak hemşerim. Açıklama yapmak için olağan sıra düzenimize geçtik. Sonra adımı duydum o kalabalıkta. Tabi bir heyecan oldu bende korkuyla karışık. Çavuş beni çağırdı, elinde bir paket. Gazeteye sarılmış. Nuh sen misin, dedi. Paketi bana verdi. İçinde bir atkı ve bir bere.

Şehrin Asi Çocukları. Duygulandım lan!!! Tabi ailemizi görememenin hüznü de var. Sonra tüm bölük marşlar söyleyerek yürürken ben atkı ve bereyi aldığım o ilk anda atamadığım çığlığı Demirspor marşları söyleyerek attım.

‘’Yürüyüş kararı sayılacaaakk, say’’

Yok ki senden ötesiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii…"

Atkı için kardeşi Fatih'e teşekkür eden Nuh nedense bere için teşekkür etme gereği duymamış. Pası Oğuzhan Akbaş kardeşimize atmış. Oğuzhan da yazısını yazdı, sonrasında üç paslaşma daha oldu, pas trafiğinin hızına yetişemiyorum. Bir sonraki yazıda Oğuzhan'ın hayatından mvi-lacivert bir kesim yayınlayacağız.

18 Kasım 2014

Mavi-Lacivert Yaşamak

Baktık ki Demirspor'un bu hafta maçı yok, hemen özledik, hemen duygulandık, başladık yazmaya. Bizim için olağan elbet Mavi-Lacivert yaşamak, hayatımızın ta kendisi de ondan. Çoğu zaman hiç fark etmeksizin. İstedik ki; hayatımıza işlemiş ADS'yi küçük küçük paylaşalım. Böylece bir kaç satır karaladım ve bir arkadaşa sıramı verdim. Artık o kimi davet ederse dedim ve ortaya güzel şeyler çıkmaya başladı. Kendimden başlıyorum.

... ... ... ...

"İki çocuk babasıyım malum. İki numara henüz bir aylık. Uykusu bir gün iyi bir gün kötü. O uyuyunca sen de uyuyorsun o gazını yapamazsa sana uyku haram. Yine azap gecelerinden birini yaşamışım, belimde ağrılar, çocuk pişpişlemekten kolum tutmuyor. Halsizlikte dip nokta denen bir yer varsa oradayım. Anne elinden geleni yapmış, sıpa uyumuyor.

Tam bittim dediğim yerde alıyorum bebeğimi kucağıma ve bir mırıldanma başlıyor. Gönül sızım yürek yaram... Mırıldanma artıyor, canlanıyorum, halsizlik kayboluyor. Sonsuza uzanır gibi coşkun bir tezahürat dalgasına kaptırmış buluyorum kendimi. Geliyoruz vakit tamam. Çocuk uyuyor ben devam ediyorum.

... ... ... ...

Bir numara hakkında da yazayım. Oyun yerine götürüyorum. Böyle kaydıraklar, zıp zıplar, tırmanma yerleri neyin var. Ve de rengarenk yumuşak top havuzları. Kızım orada oynarken ben onu cam arkasından izliyorum. Sonra bir kahve almak için ayrılıyorum. Geri döndüğümde kızımı hiçbir şeyle oynamayan ve beni arar halde buluyorum. El sallıyorum cama koşuyor. Elinde bir mavi bir lacivert top. Bak baba diyor, en sevdiğin renkler, mutlu oldun mu?"

... ... ... ...

Topu Nuh TAŞ'a atmıştım, birazdan onun yazısını yayınlayacağım. 

17 Kasım 2014

Sizin Milli Takımınız, Bizim Demirsporumuz

Futbolumuzun dönüştüğü kocaman pislik, Milli Takım'da vücut buluyor. Milli Takım hepimizin ortak noktası,  asgari müstereği olması gerekirken sadece İstanbul'un, oradaki dertlerin ve kavgaların görünür olduğu bir yer çünkü. Bizim takımımız değil. Kendi yarattıkları kahramanların, düşmanların, pis ilişkiler ağının ortasında takılıp kalıyoruz. Onların kavgasını izlerken biz takımımızdan uzak kalıyoruz. Futbolcuyu, oyunu, tribünü mekanikleştirenler yüzünden biz kendi yarattığımız duygulara, renklere ve neşeye mahrum bırakılıyoruz. Bizim milli takımımız Demirspor; sizden kaçtığımız, kendimize sığındığımız kurtarılmış mavi-lacivert alanımız.

16 Kasım 2014

Devrenin Ortasında

Devrenin ortasında, başaltı durumundayız. Geçen sezonun bu haftasına göre 4 puan daha fazla topladık. Gelecek hafta sonu Urfa ile oynayacağımız maç yukarıdan kopmamak adına önemli. Arada 4 puanlık bir açık var. Ünal Karaman,  kalan 8 maçta 14 puan hedeflediklerini söylemiş. Bence daha fazlası hedeflenmeli çünkü bu 8 maçın 5ini şu anda son 5 sıradaki takımlarla oynayacağız. Bu süreçte 17 puana kadar çıkılabilir, 1 yenilgi 2 beraberlik öngörüsüyle. Takım içi disiplini koruduğumuz ölçüde bu hedefe ulaşmak mümkün.

14 Kasım 2014

İstikrar Abidesi Yiğitcan

Bir futbolcunun sahiplenilmesi, benimsenmesi tabii ki sahadaki performansıyla ilgili. Hata yapsa bile candan oynayan, yüreğini koyan oyuncu her zaman sevilir. Ama Demirspor'da kadrolar sürekli alt üst olup istikrarlı oyuncular bulunamadığı iç.in tribünün sahipleneceği isim sayısı da çok az durumdaydı. Gerçi bu sayı 1. lig yıllarında biraz artıyor. Geçen sezonlarda Şener, Kerem Can, Erçağ gibi isimler zaman zaman performansları düşse de taraftarın sevdiği oyuncular olarak öne çıktı. Biz de onlar için ayrıca sevgi dolu yazılar yazdık, isimlerini öne çıkardık blogta.

Bu yıl yine önemli ölçüde yenilenen kadroda, geçen yılki oyunculardan kalan en önemlisi Yiğitcan'dı. Geçen sene gösterdiği bu yol da koruyan Yiğitcan ilk 9 maçın tamamında ilk 11'deydi. Dahası takımın performansının düştüğü zamanlarda, tam anlamıyla tekmeye kafa uzatan oyuncu profiliyle dağılmaya başlayan takımda tek tutunacak dal oldu.


Yiğitcan istikrarını önceki takımlarında da sürdürmüş. Bu haftaki rakibimiz Şanlıurfaspor'un onun için yeri ayrı; bizden önce Şanlıurfaspor'da iki sezon oynayıp, ilk sezonunda 2. lig şampiyonluğu yaşadı. Daha önce de Altay'da 3 sezon ve Orduspor'da 1 sezon kadronun önemli isimlerinden biri durumundaydı. Tüm takımlarında sezon boyunca 20 maçın (Ordu'da 30'un) üstünde ilk 11 yapmış bir oyuncu. Bir defans oyuncusu olmasına rağmen henüz kariyerinde kırmızı kart yok. Aman bize denk gelmesin, nazar değmesin!



11 Kasım 2014

"Golcü" Tayfur

Hem kupa hem de lig maçında ağları havalandıran Tayfur Bingöl, Bandırma, Gençlerbirliği ve Hacettepe günlerinde de ağları sıkça havalandırmış. Geçen sezon Bandırma'da 37 maçın 33'ünde ilk 11 çıkan kanat oyuncumuz, bu maçlarda toplam 14 gol atmış. Bu gollerin dördünü bir maçta, Körfez FK karşısında atmış. 2012/13 sezonunda Gençlerbirliği formasıyla da 18 maçta 3 golü, 2011/12 sezonunda da Hacettepe formasıyla 31 maçta 5 golü var. Gençlerbirliği'nde U18 formasıyla bir sezonda 18 gol kadar çıkmış.


Yeni futbolda sağ ve sol açıkların önemi ortadayken, Tayfur'un bu gol özelliğini geliştirmesini dileyelim, nazar değmesin!

10 Kasım 2014

76 Yıl



9 Kasım 2014

Adana Demirspor:2-Karşıyaka:1

Kabus gibi 4 haftanın ardından sonunda kazandık! Hem de mağlup duruma düştükten soran... Bunlar pek sık olan şeyler değil. Tayfur, 73. dakikada oyuna girip 80'de skoru belirledi. Hafta içindeki kupa maçından sonra bu maçta da golünü attı. Helal olsun sana! Sezon başından beri takımın en iyilerindendi zaten. Mulenga da 5. golünü atarak, istikrarını sürdürdü.

Hemen altımızdaki takıma karşı alınmış 3 puan oldukça önemli.

7 Kasım 2014

Kupada Gruplar Belli Oldu

Kupa'da 2007-2008 sezonundan sonra ilk kez gruplara kalmıştık; kura çekimi sonrası F grubunda Beşiktaş, Rize ve Sarıyer'le eşleştik. Eski ve bildik takımlar olması, deplasman için iki kere İstanbul'a gidilecek olması kuranın iyi yanları. Çapraz grupta Fenerbahçe, Kayseri, Altınordu ve Bayburt var. Gruptan ilk iki çıkacak. Maçlar lig usulü, çift maç üzerinden olacak.

İlk maç, 3 Aralık'ta Rize ile deplasmanda; ardından 17 Aralık'ta Sarıyer'le içeride, 24 Aralık'ta BJK ile dışarıda ve 31 Aralık'ta içeride; 28 Ocak'ta Rize ile içeride ve 4 Şubat'ta Sarıyer'le dışarıda oynayacağız.

8 ila 10 puan arası alabilirsek gruptan ikinci olarak çıkabiliriz diye düşünüyorum.

Kupanın bu seneki sürpriz takımlarından Cizre ile hiç bir "büyük" takımın eşleşmemesi, Cizre'nin grubundaki takımların daha sakin tribünlere sahip olması da kuranın dikkat çekici ayrıntılarından...

6 Kasım 2014

Dayan, Yarına İnan!

Kan dökülen sokaklarda kurulan korku imparatorluğu, trilyonların akıtıldığı saraylarda yeni padişahlık denemeleriyle taçlanıyor. Sigara tüttürmek devrimci bir eyleme dönüşebiliyor. Futbolcular sokak ortasında etnik kimliği yüzünden linç ediliyor. Madenler, hala 19. yüzyılda; yolda yürümek ölmek için atılan ilk adım!

Memleketin neresinden tutsak kopup dökülüyor; bir cinnet halinde herkes birbirine düşman. Birliktelik ve dayanışma artık gün geçtikçe zor hissedilen duygular. Daha iyi yarınlar için mücadele, bulunduğumuz alanlarda, elimizin değdiği her yerde, gündelik hayatın içinde başlar. Adım adım büyür, örgütlü mücadeleye dönüşür. Daha iyi yaşam için mücadeleye devam. Burada ve her yerde; tribünde ve sokakta; evde ve sahada. Takılıp tökezlediğimizde birbirimize daha çok ihtiyacımız var; yola devam etmek her geçen gün daha değerli hale geliyor. "Dayan, yarına inan diyoruz" onun için. Daha mavi yarınlar için...

Foto: mavisimsekler.com

5 Kasım 2014

Adana Demirspor:2-Sandıklıspor:0

Türkiye Kupası'nda gruplara kaldık, 3. Lig temsilcisi Sandıklı'yı Timur ve Tayfur'un golleriyle yendik. Diğer maçlardaki skorlara bakıp alt liglerdeki takımların sürprizlerini görünce maç öncesinde çekiniyordum ancak oyuncularımız buna izin vermedi. Asıl 11imizden farklı bir kadroyla oynadık, maçı izlemediğim için yorum yapamayacağım ama kazanmak her zaman güzeldir.

Bu maçtan 26200+40000 dolar yani 66200 dolar da TFF'den para alacağız. Bu önemli. Ayrıca gruplarda alınacak puanlardan gelir sağlayacağız. Tv yayınları ile ülke gündeminde yer almak ve adımızdan söz ettirmek için de iyi bir fırsat.  Kupa maçını önemseyip bu maça asılan oyuncularımıza teşekkür ederiz!

3 Kasım 2014

Lösemili Çocuklar Haftası


Demirsporlu futbolcuların Lösemili Çocuklar Haftası vesilesiyle yaptıkları hastane ziyaretinden fotoğraflar, kulübün resmi twitter adresinden (@ADSKulubu) paylaşıldı. Düşünenlere, uygulayanlara tebrikler!

4 haftadır (ve daha nice zamandır) kanser ettikleri taraftarlarınızın da kalbini bu hafta alınacak galibiyetle almaya ne dersiniz?

Üni-Niğde



Niğde Üniversitesi'nde öğrenci olan Adana Demirsporlular, geçen hafta içi kentteki 29 Ekim yürüyüşüne katıldıktan sonra yeni montlarıyla ilk toplu organizasyonunu Elazığ maçını birlikte izleyerek yaptılar. "Sevdaya 50 Şehir Uzakta" sloganıyla deplasmanlarda onların da pankartlarını göreceğiz. 


1 Kasım 2014

Elazığspor:2-Adana Demirspor :1

Ünal Karaman'ın önemli kadro değişiklikleriyle başladığımız maç, tam bir hayalkırıklığına dönüştü. 10 kişi kalan rakibe karşı gerekli mücadeleyi göstermedik. 70 dk eksik oynayan sanki Elazığ değil de bizdik. İkinci yarıda tek bir net pozisyonumuz yok. Ünal Hoca kafasındaki sistemi futbolculara anlatamamış ya da iyi çalıştırmamış.

Hurşut ilk kez ilk 11 'de çıktı, şansını hiç iyi kullanamadı. Birileri Hurşut'a buranın emeklilik yeri olmadığını söylesin. Cumali yine kart görerek takıma zarar verdi. Kalede Tolga güven vermedi. Rakibin ilk golü yine orta sahada kaptırdığımız golden yedik. Ali Tandoğan beklediğimiz kaliteli ortalarını yapamadı. Tayfur iki haftalık özlemi gideremedi. Takım olarak kötüydük ve bu kez hakem hatalarına dem vurmadan Ünal hocanın bu sonuçların açıklamasını yapmalı.

İlk 4 hafta 10 puanalan takım, dişli rakiplerle oynadığımız ikinci 4 haftada 1 puan alabildik. Deplasamanda takımı yalnız bırakmayan taraftarın boynu bükük.

29 Ekim 2014

Yaşanacak Bir Cumhuriyet

Tersanelerde, madenlerde, inşaatlarda, sokaklarda ölümün kol gezdiği bir memleket değil yaşamın güzelleştiği, el birliğiyle güçlendiği, korkunun değil yaşama sevincinin hakim olduğu bir ülke olmak dileğiyle, Cumhuriyet'in 91. Yılı kutlu olsun.

28 Ekim 2014

Yeni Bir Üç Maçlık Bölüme Girerken

İlk haftaların görece kağıt üzerinde zayıf ekiplerine takılmadık. Daha sonraki üç haftanın daha sert geçeceğini de tahmin edebiliyorduk. Hakem hatalarını bir kenara bırakırsak Adanaspor maçının tamamında ve Antalya maçının ilk yarısında kötü futbol oynadığımızı söyleyebiliriz. Aslında kötüden çok isteksiz diyelim. Adanaspor maçının fazla motivasyondan olduğunu, ya da Adanasporu'ların olası bir hezimetten çekinip ekstra konsantrasyonla oynadıklarını da ileri sürebiliriz.

Hakem hatalarının fazlalaşmasının, takımda "biz ne kadar çabalasak da birileri düğmeye basmış" psikolojisi yaratmasından çekiniyorum. Bizim taraftar olarak ilk müracaat ettiğimiz senaryolar bunlar oluyor ama futbolcunun da bu düşüncede olmaması lazım. Taraftar olarak "yahu arkadaşlar siz de oynamadınız ama" dememiz gerekli bazı noktalarda. Bunun bir ayarı var ve bu ayarı yakalamalıyız.

Ünal hocanın elinde iyi hücumcular var ama arkadaki ekipte istediği verimi henüz alamadığını düşünüyorum. Orada bazen performanstan, bazen taktik gereği, bazen de mecburiyetten çeşitli ikililer deniyor. En son olarak Hakan - Alaattin ikilisi ilk defa ilk 11'de yoktu. Hoca ideali bulacaktır muhakkak. Defansta da arayışlar var bir yandan. Eğer sakatlığı vs. yoksa Fazlı'yı da kazanması gerekir hocanın.

Son üç hafta direk şampiyonluk adayı takımlarla ve derbi ile geçti. Şimdi nispeten asıl rakiplerimizle oynayacağımız bir periyoda giriyoruz. Puan tablosunun görüntüsü de bunu doğrular şekilde görünüyor. İdari bakımdan çok kötü durumda olan ama son beş maçta mağlup olmamış bir Elazığ ile deplasmanda karşılaşacağız. Bu beş maçın ikisini kazanmışlar ve bunlar da iç saha maçları. Sonraki hafta Karşıyaka'yı ağırlayıp arkasından Şanlıurfa'ya gideceğiz. İki ekip de başaltı diyebileceğimiz ve playoff kovalayabilecek potansiyeldeki takımlar. Ayrıca kağıt üzerinde bizimkine benzer bir performans göstermiş görünüyorlar. Dolayısı ile playoff düşüncemiz varsa muhakkak kazanmamız, ya da en kötü ihtimalle kaybetmememiz gereken maçlara giriyoruz diyebiliriz.

Bu üç haftayı iyi atlatırsak buradan kazanacağımız puanlar ve özgüvenle puan tablosunda "şimdilik" daha aşağıdaki takımların karşısına çıkacağız.

Bizim için kolay maç yok, bunun bilincindeyiz ancak "şampiyon" en nihayetinde zoru başaranlara verilen bir isim değil midir zaten?

25 Ekim 2014

Muhittin, Yunus, Onur

Altyapımızda yetişip kiralık olarak başka takımlarda olan oyuncularımızı göz ucuyla takip ediyoruz.  Onların başarılı olması bizi mutlu ediyor.

U18'den beri isimlerini gayet iyi bildiğimiz Muhittin Tümbül, Yunus Ünsal, Onur Gedikkaya 3.ligte 3. grupta forma giyiyor. Muhittin, busezon Orhangazispor'da, hafta içi oynanan Bayburt maçında takımının galibiyet golünu attı ve bu sezonki ikinci golü oldu. Yunus ve Onur ise Erzin Bld'de. Geçen yıl Ankara Demirspor'da ikinci yarı başarılı maçlar çıkaran Yunus bu sezon ilk maçlarda yedek soyunsa da son üç maçta ilk 11'de başladı, henüz golü yok. Ancak forma dağılımından anlaşıldığı kadarıyla forvet oynamıyor. Savunmada oynayan Onur ise 7 maçta iki kez ilk 11'de soyundu.

24 Ekim 2014

Adana Demirspor:1-Antalyaspor:1

Liderden 1 puan almak fena değil ama geçen 2 haftanın açığını kapatmaya yetmiyor. Aslında o maçları da beraberliğe bağlayabilirdik. Adana'da olduğumuz 3 haftada 1 puan toplamda kötü. Bunu deplasman galibiyetiyle kapatmak zorundayız. Beraberliği Mulenga ile kurtardık, 3. golünü attı.  Ünal hoca devreye iki değişiklikle başladı. Kadronun tam oturmadığı ve arayışların devam ettiği ortada. Bu en önemli sıkıntımız.

1-0 Olsun Bizim Olsun

Bu sezonun ilk cuma maçına, kendi sahamızda Antalyaspor karşısında çıkıyoruz. Futbolcular açısından nasıl bilmiyorum ama cuma maçlarına taraftarın konsantre olması oldukça zor diye düşünüyorum. Geçen iki haftaki "müdahaleli" mağlubiyetler ve şu anda lider olan takımla karşılaşmak tabii ki bu konsantrasyonu zorlaştırıyor. Yine de Antalya'nın fikstür avantajıyla, şu anda son üç sıradaki takımla ilk haftalarda karşılaşmış olması önemli bir detay. Yine son üç maçta Antalya'nın rakiplerinin kırmızı kartla eksik kalması başka bir detay. Demirspor genelde böyle kötü zamanlarda alt sıradaki takımlara mağlup olurken liderleri zorlamayı sever. Bu açıdan moralimizi yüksek tutabiliriz.

Geçen hafta Tayfun'un eksikliğini önemli derecede hissettik, bu hafta da yok oyuncumuz. Sakatlanan Beykan geçen hafta geri dönmüştü. İlk haftalardaki iyi oyunu yakalamak için bir şans olabilir. Daha önce yazdığımızı gibi Hurşut, Cumali, Hakan, Alaattin'in performansını yukarı taşımaması bizim için sıkıntı.

Rakip geçen sene Süper Lig'den düşen kadroyu önemli derecede değiştirdi ve yine iddialı bir kadro kurdu. Antalyaspor'la geçen sezon öncesi iki hazırlık maçı ve 2007'de gruplara kaldığımız süreçte kupa mücadelesi dışında, 10 yıl sonra bir lig maçında karşılaşıyoruz. Ligte en son 2004'te karşılaşmıştık. 2. lige düştüğümüz sezon son maçta Antalya'da 1-0 kazanmıştık; işe yaramayan bir galibiyet olmuştu. 1994'te o zamanki adıyla 1.lig, şimdiki adıyla Süper Lig'te oynadığımız son sene, sezonun ilk maçını da Antalya ile oynayıp 1-0 kazanarak kötü biten sezona iyi başlamıştık. İlginçtir, Antalyaspor karşısındaki 6 lig galibiyetimizi de 1-0'lık sonuçlarla almışız. (http://www.mackolik.com/Comparison/AllMatches.aspx?id=1358090)

Bugün de 1-0 olsun, bizim olsun.