20 Aralık 2014

Mavi Lacivert Yaşamak - 14

Ortada kalan pasa birinin gitmesini beklemeden, topun hareketini kesmemek adına tayfamızın gençlerinden birisi olan Ömer Faruk Canpolat'ı göreve çağırmayı görev bildim. Sözü kendisine bırakıyorum...


"Orta alandaki kısa paslardan sonra bana gelen top için teşekkürler. Niğdeli birisi olarak Demirspor'la tanışmam futbolla alakası olmayan babamın Adana'da tesadüfen Demirspor forması alıp bana getirmesiyle oldu, yanlış olmasın ilkokul 6. sınıfa gidiyordum o zamanlar. Önce bir kaç tribün videosu ilgimi çekti. Derken bir sene sonra Ankara'da Şekerspor maçı olduğunu fark ediyordum. Tribün sevdalılarından Mehmetcan arkadaşımı da koluma takıp maça 15 dk rötarlı giriş yapıyorduk. Hatırladığım kadarıyla 200 kişilik bir topluluk, yenilmemize rağmen hiç ses kesmeden tezahürata devam etmişlerdi. O zaman anladım ki bu sevda ne kupa ne de galibiyet sevdası. Aşk orada alevlenmişti.

Ve geçen senede bu tayfanın varlığından da haberim oldu ancak deplasman henüz kısmet olmadı. Üniversiteye kadar sabretmem gerekecek sanırım. Bu kadar topla oynamak yeterli diye düşünüp pasımı Hasan Çakalcı abime yolluyorum."

Hiç yorum yok: