Ana içeriğe atla

Mavi Lacivert Yaşamak - 5

Sevgili Yavuz, facebook serimizin kendi ayağını buraya eklememiş. Olsun, bir ekleyen bulunur elbet. Yazılar arasındaki geçiş bütünlüğünü sağlamak adına keyifli yazısını ben ekliyorum. Bahsettiği hatıraları da iyi ki yaşamışız diyorum!

"Teşekkürler Yaşar, o kadar çok anı var ki neresinden tutsak, ne anlatsak eksik kalır. 

Yaşar'ın da olduğu, trenle gidilen GOP deplasmanı, hele ki dönüş yolu unutulmaz. Çanakkale'de otelin önüne doğru topçuların bizi görüp kaçması, Kırıkkale'de başkanın "bizi burada da mı buldunuz" demesi, Tokat'tan dönerken radyoya bağlanmamız... Ankara'da Nefes geceleri, AKE buluşmaları, bizim takımın dertleri yetmezmiş gibi Ankara Demirspor yönetimiyle buluşup onlara bir rapor vermemiz... İtalya'da millet içip dağıtırken bizim yarın maç var diye erkenden yatmamız! 

Onca anımız var, hadi burada benim için en garip olanı, hüngür ağladığım maçı da hatırlatayım. Antalyada Mardan Stadı'nda playofflarda Malatya'ya son dakikada gol atıp, penaltılarla da eleyince -o zamana kadar nice maç görmüş nice stres atlatmış ben- eşimin omzunda hıçkırarak ağlamıştım. 

Bütün anıların ortak noktası arkadaşlık. Her deplasmanda, her buluşmada arkadaşlık arttı, katlandı. Geçen zaman içinde bekar arkadaşlar evlendi, evliler çocuk sahibi oldu, öğrenciler iş güç edindi. Birbirimize kızıp bağırdığımız oldu ama hep saygı duyduk, hiç arkadan iş çevirmedik. Ankara Tayfası bu yüzden hala ayakta ve saygı duyulan bir yapı. Yeni isimlerin aramıza katılmasından da çok mutluyuz. 

Ben pası, kadın kotası gereğince Merve Deveciye atıyorum, bakalım 24 aralık'ta kimi tutacak? :)"

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ