Ana içeriğe atla

Bize Göre Deplasman...

Hasan Kalkancı kardeşimiz çok güzel yazdı Beşiktaş-Demirspor maçı sonrası duygularını. Sonra da Doğan abi hemen pazar boşluğunu buldu ve oraya yerleşti :) Şakası bir yana dolu dolu, duygusal gecemizi Hasan kardeşimizin paylaşımları özetliyordu, biz de ufak katkılar koyduk bu paylaşımlarına. Aşağıda olduğu gibi aktarıyoruz. Eline sağlık Hasan.

"Bu galibiyet 90 dakikalık bir maçtan ibaret değil. 

Çok çileler çekildi 20 senelik süreçte! 

Durak’lama devrinden bugüne devam eden ihanetlerin, biz olmazsak kulüp kapanır masallarıyla geçen yılların biriktirdiği psikolojik savaş var bu galibiyette! 

Kapalı kapılar ardında zengin edilen menajerlerin, torpilli oyuncuların, komisyon transferlerinin hikayesi var. Bakırköy’de 4-0 ile 3.lige düşürülen gençliğin, Bursa’da 1-0 dan 5-1’e uzanan derin Demirspor’un hikayesi var, Konya’da kaybedilen şampiyonluk sonrası soyunma odasındaki yumrukların hikayesi, hainlerle ve bastırılmış taraftarın mücadelesinin hikayesi var. 

Aç susuz gidilen deplasmanların, açlık grevi yapan taraftarın, akıtılan göz yaşlarının, stadda bir avuç taraftara oynanan maçların, bitti denen yerde ortaya çıkan Behzat Hocanın hikayesi… 

Önce namuslu hocalara… “hayatını Adana Demirspor’ a adamış bu büyük taraftara sonsuz saygım ve şükranlarım var” 

3.ligde geçen yılların, Abdulkerim’in, Metin Yıldız’ın, Durmuş Ali’nin hikayeleri var. 

Ercan Albay’ın play-off destanlarının, Bugsaş maçında finali getiren Şener Özcan’ın, Emre Hasan’ın, Soner’in hikayesi var, içimizden çıkıp umutları yeşerten Bekir Çınar’ın hikayesi var, taraftar sohbetleri arasında “Demirspor kaçıncı ligde şimdi? 2 mi 3 mü” deyip aşağılayıcı geçiştirmenin, İngiltere’deki Şefik abinin bir maç için binlerce km. yolu göze almasının hikayesi var, evlilik yıl dönümünü kocasız geçiren eşlerin hikayesi var, SON NEFESİNE dek her anında Demirspor’u yaşayan Ahmet Kocabey abimin, Tuğrul dayının, kanserin son evresinde dahi Demirspor’u dilinden düşürmeyen Özkan kardeşimin, armayı yalnız bırakmak olmaz deyip HER deplasmana giden Ramazan Ölçer’in, çocuklarına Demir ismi vererek geleceğe miras bırakan babaların, deplasmana giden oğullarına dua eden anaların, yıllarını bu uğurda harcayan Hasan Kısacık, Serkan Ayvataş, Ferhat Özden, Şevki Kalkancı, Onur Biçer ve nice ismini sayamadığım demir yüreğin çoook hikayesi var bu galibiyetin arkasında… 

Bir galibiyetle bahar gelmez bilirim… Zaten bahar yaşatmayı da sevmez Demirspor’um… 

Sen Yaşa bizlere yeter…"

Bu güzel paylaşımlara o gün şöyle katkı koymuştuk gönlümüzden, deplasman yolculuklarının güzelliklerine de atıf yaparak. Güzel dialoglar oldu. Aktarmaya fazlası ile değer. 

"Tribünde duygulanınca ve hatta ağlayınca sanarlar ki; bir İstanbul takımını yendiğimize verilen tepkiler bunlar. Sanarlar ki; o kadar basittir ve gelip geçicidir duygularımız. Sanarlar ki; maçtan maça yaşarız. Öyle mi oysa!

Yıllar içinde maçtan maça değil yaşamımız, yıldan yıla ölümümüz. Dirilmeye hasretimiz, dirilişe duygularımız. Ah yıllar ah!!!"

"Serkan Ayvataş: benim de gözümün önünden film şeridi gibi geçti o bataklık yılları ve çok duygulandım. Ferami, Mustafa ve diğer gençlerle Adana'da Maraş'ı yendiğimiz maçta Mustafa Uçar'a telefonda penaltıyı anlatırken ikimiz de ağlamıştık. Mersin maçı dönüşü Volkan Tanır ile hayatımızın en kötü günlerinden birini yaşadık. Daha neler neler! Anlatmakla bitmez!"

"Onur Biçer: Küme düşer demişlerdi tekerine çomak soktuklarımız ADS için, attığımız gole sevinmeyen ADS'liler vardı. O galibiyeti bin İstanbul takımı galibiyetine değişmem."

"Hasan Kalkancı: Çok kitap yazdırır bu hikayeler."

"Serkan Ayvataş: Antalya'daki Malatya maçı, Denizli finali, Ah bir de Bekir Çınar görebilseydi :((("

"Hasan Kalkancı: Zaten bu duygusallıkta geçen yılları ve kaybettiğimiz Demirsporluları düşünürken çöktü yüreğime..."

"Serkan Ayvataş: Biz Demirsporlular çok duygusal adamlarız aslında."

Oradan aldım kendi sazımı elime ve devam ettim uzayan giden deplasman dönüş yollarından.

"Duygusala bağladık devam edelim. 

Deplasman yolculukları güzeldir, besteler yaparsın yollarda, dostlar olur, yoldaşların, kardeşin olur. Şarkılar söylersin yollarda, kısık sesin inci gibi gelir kulaklara, bıkmadan güler, yeri gelir ağlarsın.

Deplasman yolculukları güzeldir. Daha bir sensindir o asfaltın üzerinde ve yanında bir dünya sen vardır, yalnız değilsindir.

Nereye baksak mavi, yelkenimizde deli rüzgar, eksiğiz ama deliyiz. (Yavuz, Abdullah, Ankara Tayfası)"

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ