Ana içeriğe atla

Ş.Urfaspor:2-Adana Demirspor:3

Müthiş bir deplasman galibiyeti, 9 haftada 4gol yemiş takıma 3 gol attık kendi sahalarında. 2-0'dan sonra takımın geri çekilmesi, gereksiz paniğimizle maç riske girmişti. Rakibin iki topu direkten döndü. Bu şans anlarını lehimize çevirmeyi bildik.

İyi oynadığımız anlarda önde baskı yaptık, kaybettiğimiz toplara hemen müdahale ettik. Timur'un sağdan getirdiği toplarla etkili olduk. İlk golde Cumali'nin güzel pasını, bir kaç dakika önce benzer pozisyonu değerlendiremeyen, Timur iyi değerlendirdi. Mulenga yine golünü attı, kendi yarattığı ve bu sezonki ilk penaltımızla. Sezon başı onun için koyduğum 15 gol barajına ulaşacak gibi görünüyor.

Baskı yediğimiz anlarda Ünal Hoca takıma geç müdahale etti. Ortasaha savunmamız düşmüştü ve yeni bir isim gerekiyordu. O anlarda Timur, Mulenga, Oğuzhan gibi savunma yapmayan oyuncular sahadaydı ama o Hüseyin'i almayı tercih etti. Oğuzhan bugün topla çok oynadı, top ayağına yakışsa da zamanında vermediği paslarla saç baş yoldurdu. Yine de 3. Golün pasını verdi. Bal yapmayan arı Timur, beklediğimiz gollerini attı bugün ama o da topla oynama oranına göre oldukça verimsiz.

Fanatik gazetesinin geçen seneki goygoycu manşetine inat, iki sene once olduğu gibi deplasmanda3-2 kazandık. Deplasmanda 2 golden fazlasını atıp da rahat olmamak ise bir Demirspor klasiği!

Yorumlar

coulibaly dedi ki…
İlk 4 haftadan sonra yaptığımız puan kayıplarının bir bölümünü telafi niteliğinde, üstteki takımlarla farkın açılmaması adına çok kritik bir 3 puan aldık.
2-0'a kadar oyunumuz sezonun en iyi performansı. Ondan sonra geriye çekilmemiz, Urfa'nın iki oyuncu değişikliğine rağmen, Ünal Hoca'nın dediğin gibi çok geç hamle yapması rakibe yaradı.
Defansta her zamanki gibi Yiğitcan, orta sahada Cumali, İlerde Mulenga iyiydi.
Timur, Oğuzhan varken bence de Hüseyin'in çıkması yanlıştı. Mulenga-Hüseyin oyun zekası yüksek oyuncular, çok kötü bir performans ortaya koymadıkları sürece oyunda kalmalarını düşünüyorum.
Kanatlardaki bol alternatiflere karşı orta sahanın ortasında, aynı zenginliğe-kaliteye sahip değiliz. Zannedersem devre arasında takviye edilecek ilk bölge orası olur.
Sırayla Ordu-AntepBB-Manisa maçlarından en az 7 puan alırsak üsttekilere daha da yaklaşır, hangi maçtan kaç puan alırız hesaplarını daha bir keyifle yaparız.
Taraftarın-oyuncuların yüreğine sağlık !

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ