Koca bir medeniyeti kendi özel mülkleri gibi algılayan, tarihi değerleri ticarileştiren anlayışla kulüplerini isimlerini Osmanlı'ya çeviren Gökçeklerin Ankaraspor'u bu haftaki rakibimiz. Onların sembolize ettiği her türlü kötülüğe karşı, zaferlerinin karşısında zulümlerine direnen celalileriz. Kamucu, ortak başarıya, birlikte iş yapmaya gönüllü bir camianın neferleri olarak tarih olanlara karşı tarih yazmaya devam edelim. Osmanlı hayali üzerinden kurulmaya çalışılan her türlü muhafazakarlığa birlikte direnelim.
Ön-Not: Nesrin Olgun Aslan’ın hikayesini yazmaya başladığımda kimi zaman soğuk bir suyun ve karanlığın içinde, kimi zaman sonunda varabildiğim bir kıyıda hissettim kendimi. Yazmaya devam ederken önce zor tutuyordum gözyaşlarımı, bir noktadan sonra akmaya başladı hepsi. Yazımı, ağlayarak bitirebildim ancak…Kendisinin web sitesinden (http://www.nesrinolgun.com) ve dönemin Hürriyet Londra Temsilcisi Faruk Zapçı’nın anılarından yararlandım, teşekkürlerimi sunuyorum…Çok uzatmadan, Nesrin’in Hikayesi’ne başlıyorum… 1964 Adana Yüzme havuzunun kenarında 7 yaşında kara kuru bir kız çocuğu duruyor. Havuzun içinde Adana Demirspor Kulübü yüzücüleri. Erkekler çoğunlukta. Küçük kız etrafına bakıyor. Sadece 4 kız çocuğu var. Nesrin, Adana Demirspor’un 4 kızından biri oluyor o gün…Giriyor havuza. 1973 – 1975 Adana Nesrin, 16 yaşında. Yüzüyor. 7 yaşında girdiği havuzdan, kısa mesafede 100’e yakın madalya ve şilt çıkartıyor. Kışları masa tenisi oynuyor, Türkiye 2.liği, Türkiye 3.lüğü var. 17 yaşında mar...
Yorumlar