Ana içeriğe atla

İlkelerin ve Sözlerin Takipçisi Olacağız

Mehmet Gökoğlu, başkan seçildi. Yönetim listesi şu isimlerden oluştu:

"Aziz ERBEK, Önder SERİN, Şerif GÜLER, Edip GÜLNAR, Hüseyin SİME, Ali GÜLLERİ, Levent DUYULER, Ramazan ÇİMEN, Metin TÜRK, İzzettin TURGUT"

Hemen hemen aynı simalarla yola devam ediyoruz. Eski yönetimden farklı olarak, belediyeci isimler dışarıda bırakıldı.

Bundan sonraki süreçte, Mehmet Gökoğlu'nun kongredeki konuşmasının takipçisi olacağız. İlkelerimizin kayıtlara geçmesi ve konuşulması bizim için önemli. Bundan sonra uygulamaya bakacağız.

Bugüne kadar yapılan hataların tekrarlanmaması dileğiyle...

Yorumlar

coulibaly dedi ki…
Tanımam etmem, niyetinin ne olduğunu bilmem ama S.Aydoğdu adaydı, kongreye girmemiş mi? Bugün en azından yeni bir isim görmeyi umut ediyordum. M. Gökoğlu'nun sözlerine güvenmiyorum. Daha 2 ay öncesine kadar talipli varsa kongre kalalım alalım dememiş miydi? Bugün ne oldu da başkan olmayı düşündü 2 ayda ne değişti? Başarısız bir yönetim neden tekrar aday oluyor? Koskoca Adana'dan Demirsporumuz için 1 kişi çıkmıyor, böyle kişiler tekrar tekrar başkan oluyor. Yazıklar olsun
leviathan dedi ki…
http://www.gundem01.com/index.php?option=com_content&view=article&id=9936:demirsporu-buyuksehir-ayakta-tutuyor&catid=67:futbol&Itemid=386

Bu linktekiler size inandırıcı geliyor mu...
aLisqo dedi ki…
Köhneleşmiş zihniyet ile aynı tiyatroya, aynı oyuna devam. İyi oyunlar Yönetim.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nesrin'in Hikayesi : "15 Saat 47 Dakika…Ve Toprak…"

Ön-Not: Nesrin Olgun Aslan’ın hikayesini yazmaya başladığımda kimi zaman soğuk bir suyun ve karanlığın içinde, kimi zaman sonunda varabildiğim bir kıyıda hissettim kendimi. Yazmaya devam ederken önce zor tutuyordum gözyaşlarımı, bir noktadan sonra akmaya başladı hepsi. Yazımı, ağlayarak bitirebildim ancak…Kendisinin web sitesinden (http://www.nesrinolgun.com) ve dönemin Hürriyet Londra Temsilcisi Faruk Zapçı’nın anılarından yararlandım, teşekkürlerimi sunuyorum…Çok uzatmadan, Nesrin’in Hikayesi’ne başlıyorum… 1964 Adana Yüzme havuzunun kenarında 7 yaşında kara kuru bir kız çocuğu duruyor. Havuzun içinde Adana Demirspor Kulübü yüzücüleri. Erkekler çoğunlukta. Küçük kız etrafına bakıyor. Sadece 4 kız çocuğu var. Nesrin, Adana Demirspor’un 4 kızından biri oluyor o gün…Giriyor havuza. 1973 – 1975 Adana Nesrin, 16 yaşında. Yüzüyor. 7 yaşında girdiği havuzdan, kısa mesafede 100’e yakın madalya ve şilt çıkartıyor. Kışları masa tenisi oynuyor, Türkiye 2.liği, Türkiye 3.lüğü var. 17 yaşında mar...

Tehlikeli Hareketler...

Mondiali den gelen güzel haberler içimizi açarken, yüzümüzden gülücüklerin eksilmemesi temennisi ile başlamak istiyorum yazıma.. Onur kardeşimin yazdığı "Mavi Lacivert, turuncu beyaz Adana" yazısını okumamdan çok kısa bir süre sonra, bir haber portalında rastladığım bir olayla irkildim.. "Bursasporlu taraftarlar, İstanbul takımlarının Bursa'da açtığı mağaza ve futbol okullarına tepki gösterdi" diye başlıyordu yazı , Atatürk stadı önünde yaklaşık 200 taraftarın toplanarak İstanbul takımlarının Futbol okullarını ve ürünlerini Bursa şehrinde görmek istemediklerini bir protesto eylemiyle açıkladıklarını bildiriyordu.. Bu grup adına açıklama yapan şahsı muhterem(!) ''Açık ve net olarak söylüyoruz. Bu son uyarımızdır. Bunun yanısıra, bu takımlara ait tanıtıcı ilanların asılmasına izin veren Bursa Büyükşehir Belediyesi ile mağazaların bulunduğu alışveriş merkezlerini de kınıyoruz'' diye de eklemiş .. Blogumuzda okuduğum bu yazının hemen ardından bu habe...

Ahmet Abi...

"O Deli, Kara Çocuk"* Ahmet Kaya; "mümkünse farzedin yaşamamıştır..." Rüzgârım ancak böyle büyük olabilirdi. Ama sen benim için hep kürkçü dükkânı oldun. Ne zaman rakı içmek istesem ya da elimde bir birayla Kadıköy'ün oradaki kayalıklarda otursam, sen vardın dilimde, hangi şarkın olursa olsun, fark etmedi ... Ahmet Kaya, bence Başım Belada albümünün kapağındaki fotoğraftan, dünyaya biraz kostak, az buçuk kibirle bakan, tehlikeli şiir okuyan bir adamdı. O fotoğrafta, üzerindeki palto, babamın uzun yıllar giydiği pal-toya handiyse aynı denecek kadar benziyordu. Hayata sataşan bir adamdı Kaya, tekinsiz... Başım Belada çıktığında yazdı. Çınarcık'a gidiyordum o yaz. Mavi Marmara vapurunun üst katında mavi tahta masalar ve sandalyeler vardı. Biraya başladığıma göre lisede olmalıyım. Tek başına, kirpikleri gölgeli bir çocuk. Nasıl unuturum sözleri: "Bizi güllerin iklimi tüketti / Dudağı yoran bir söze kırıldık / O vahşi beyaz at / Alıp başını gitti / Bir yaz ...