Ana içeriğe atla

Teşekkür...

Kendilerinden taşları yerine oturtması, eskiyi aratmaması gibi ana başlıklar altında bir çok alt başlığa bölünebilecek beklentilerimiz vardı. O nedenle neyi olmasını gerektiğini düşündüğümüz şekilde yapmasalar, Sayın GÖKOĞLU ve yönetimini sertçe eleştirdik. Taraftarlık hakkımızı kullandık. Kullanacağız da...

Bununla beraber taraftarlık sadece yergi değil aynı zamanda övgü makamı da olmalı. Taraftar ile yönetimi arasında trafik polisi-sürücü ilişkisi olmamalı. Yani iyi araç kullanınca hiçbir tepki yok, hatalı araç kullanınca ceza var. Böyle bir durumun yönetimlerin motivasyonunu da düşüreceğini düşünüyorum.

Günlerdir üstümüze güneş doğmuyordu. Hep bir kırgınlık içimizde, feri sönmüş gözlerimiz, kızgınlıklar, içimizde ateş topları. Yapılabilecek şeylerin yapılamayışı derken, bu kez yönetimimiz bir umut aşıladı. Behzat ÇINAR ile anlaştı. Taraftarına kulak verdi. Zarardan döndü. Bu durumdan kendi payıma bir teşekkür etme gerekliliği çıkarıyorum.

Sayın GÖKOĞLU ve yönetimi, sağolun...

Yorumlar

Alpaslan KUŞVURAN dedi ki…
Hocanın gelmesi önemli bir adım ama ondan daha önemlisi 16 Aralıktan sonra bu yönetimin devam edebilmesidir. Yönetimin devam etmemesi halinde (ki yeni yönetim çıkmayacak gibi görünüyor) karanlık günler bizi bekliyor olacak.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beşiktaş: 3 - Adana Demirspor: 3

 Demirspor bu; her an her şey mümkün. Oyuncular değişse de hem dibe vurup hem son saniyeye kadar heyecan yaşatmak geleneği değişmiyor.  İstanbul'da İnönü'de 3-0'dan maç çevirmek büyük iş. Takımın gerçek gücünü gösterdiği, belki de sezona merhaba dediğimiz maç oldu... Balotelli beklediğimiz patlamayı yaptı; İstanbul' da olması tesadüf değil. İlk yarıda acemice hatalar, Sinan ve Ferhat'ın dağılması, rakibin dalga dalga gelişini durduramamak can sıktı. Aslında kötü değildik ama rakip çok iyi başladı. İkinci yarı başında 3. Golü de yiyince moraller bozuldu. Ama işte Demirspor bu! Yaptı yapacağını... Rakibin oyuncu değişikliklerini lehimize çevirdik. 60. Dakikadan sonra Vargas ve Balotelli'nin şutları son dakikaya kadar umudu taşıdı. Assombalonga'nın dokunuşuyla 1 puana uzandık. Tebrikler, teşekkürler takım; devamı gelsin... 

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ

Karagümrük: 4 - Adana Demirspor: 0

 Kötü başladığımız lige daha da kötüye giderek devam ediyoruz. Çok net bir yenilgiyle gerçeğin tokatını yedik: Sorun Samet Aybaba'da değildi.  Balotelli'yi kontrol altında tutsun diye gelen İtalyan hoca, 15 günde takımı daha iyi hale getirmek yerine tamamen dağıtmış. Çok kötü bir oyunla farklı bir yenilgi aldık ve umarım bu alınan yanlış kararların geri dönüşü için bir dönüm noktası olur. Bir kişinin keyfiyle takım yönetilmez!