Ana içeriğe atla

Taraftara (ya da anlayana!!!) Sesleniyorum

Ben takımımla gurur duyuyorum.

Aslanlarım çıktı, gitti denilen maçı geri getirdi. (Maç niye gitti diye soran yok tabi!!!)

Sonra Turgutlu bu sene iyi kadro kurdu. Baksanıza bizim de üstümüzde. Neden üzülüyorsunuz, bre cahiller, bre vefasızlar.

İki hafta önce 10 günlük rehabilitasyon süreci sonunda çıkılan Afyonkarahisarspor maçında benim takımım Alanyaspor'dan 2 tane fazla atardı, en az 6 olurdu o maç. Ama hakem bizi engelledi. Biz dört dörtlüktük.

Metin Hocamız hatlar arsında bağlantıları iyi kuran, sadece golü düşünen, presle rakibi boğan, takımı defansa çekmeyi aklına dahi getirmeyen, maç içinde çeşitli varyasyonlarla oyunu renklendirmeyi bilen bir hoca. Ama şans bizden yana değil. Biz futbolun gereklerini yapıyoruz. Şansımız tutmuyor.

Öte yandan ne hakla kızarsınız takıma. Bu takım kamp yapmadan lige girdi. O esnada diğer takımlar kamptaydı. Ne kadar zaman geçerse geçsin (bu süre bir tam sezon da olabilir) o takımlar bizden daha fazla çalışmış olacak. Bu gerçek önümüzdeyken, hocamız kendi kellesini koydu ortaya, 5 ve katları kadar süre istedi bizden. Daha 5 in 2 katını yeni bitirdik. Vay anam hoca şöyleymiş de böyleymiş. Bu mu sizin hocaya güveniniz, bu mu sizin sabır eşiğiniz?

Bu takımdan desteğinizi esirgemeyiniz. Metin Hoca'yı baş tacı ediniz. Yönetime şükrediniz.
Not: Yukarıda yazılanların hiçbirinin gerçek hayattaki kişi ve olaylarla ilgisi bulunmamaktadır. Laf olmuş, torba dolmuştur.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nesrin'in Hikayesi : "15 Saat 47 Dakika…Ve Toprak…"

Ön-Not: Nesrin Olgun Aslan’ın hikayesini yazmaya başladığımda kimi zaman soğuk bir suyun ve karanlığın içinde, kimi zaman sonunda varabildiğim bir kıyıda hissettim kendimi. Yazmaya devam ederken önce zor tutuyordum gözyaşlarımı, bir noktadan sonra akmaya başladı hepsi. Yazımı, ağlayarak bitirebildim ancak…Kendisinin web sitesinden (http://www.nesrinolgun.com) ve dönemin Hürriyet Londra Temsilcisi Faruk Zapçı’nın anılarından yararlandım, teşekkürlerimi sunuyorum…Çok uzatmadan, Nesrin’in Hikayesi’ne başlıyorum… 1964 Adana Yüzme havuzunun kenarında 7 yaşında kara kuru bir kız çocuğu duruyor. Havuzun içinde Adana Demirspor Kulübü yüzücüleri. Erkekler çoğunlukta. Küçük kız etrafına bakıyor. Sadece 4 kız çocuğu var. Nesrin, Adana Demirspor’un 4 kızından biri oluyor o gün…Giriyor havuza. 1973 – 1975 Adana Nesrin, 16 yaşında. Yüzüyor. 7 yaşında girdiği havuzdan, kısa mesafede 100’e yakın madalya ve şilt çıkartıyor. Kışları masa tenisi oynuyor, Türkiye 2.liği, Türkiye 3.lüğü var. 17 yaşında mar...

Tehlikeli Hareketler...

Mondiali den gelen güzel haberler içimizi açarken, yüzümüzden gülücüklerin eksilmemesi temennisi ile başlamak istiyorum yazıma.. Onur kardeşimin yazdığı "Mavi Lacivert, turuncu beyaz Adana" yazısını okumamdan çok kısa bir süre sonra, bir haber portalında rastladığım bir olayla irkildim.. "Bursasporlu taraftarlar, İstanbul takımlarının Bursa'da açtığı mağaza ve futbol okullarına tepki gösterdi" diye başlıyordu yazı , Atatürk stadı önünde yaklaşık 200 taraftarın toplanarak İstanbul takımlarının Futbol okullarını ve ürünlerini Bursa şehrinde görmek istemediklerini bir protesto eylemiyle açıkladıklarını bildiriyordu.. Bu grup adına açıklama yapan şahsı muhterem(!) ''Açık ve net olarak söylüyoruz. Bu son uyarımızdır. Bunun yanısıra, bu takımlara ait tanıtıcı ilanların asılmasına izin veren Bursa Büyükşehir Belediyesi ile mağazaların bulunduğu alışveriş merkezlerini de kınıyoruz'' diye de eklemiş .. Blogumuzda okuduğum bu yazının hemen ardından bu habe...

Sezon Değerlendirmesi

 Bu sezon için saha içini konuşmak anlamsızdı ama yine de söylemek gerekir ki sahadaki mücadele o kadar da kötü değildi. Geçen sezon 2. ve 3. lig takımlarında kiralık oynayan oyuncularımızla idare ettik. Son haftalarda sahaya çıkacak kadroyu zor tutturduk. Sezon başıyla sonu arasında kadroda büyük değişimler oldu. Bütün bunların sorumlusu, paraları ödemeyen Murat Sancak ve yönetimiydi. Bir yerde patlama yapar diye umut bağlamadığımız genç oyuncular maçların belli anlarına kadar direnci ayakta tuttular. Ancak son bölümlerde oyundan düştük; kadro derinliği olmadığı için de en ufak kişisel hata, sakatlık ya da kart cezaları sonuca direkt etki etti. 2-0'dan öndeyken kaybettiğimiz maçlar oldu. Tabii rakiplerin bizim maçı çeviremeyeceğimizin farkında olmaları, her halükarda kazanırız düşünceleri kendi adlarına tempoyu yükseltmelerini engellemiş olabilir. Yine de şans faktörü yanımızda olsa puan alacağımız bir kaç maç daha vardı diye düşünüyorum. Sezon başında yazdığım gibi, şerefli mağlu...