Ana içeriğe atla

Antalyaspor - Konyaspor maçı Adana'da ?

Antalyaspor'un cezası nedeniyle, oynayacağı Konyaspor maçının Adana'ya alınması gündemde. Bir süredir çeşitli futbol forumlarında bu konuya ilişkin tartışmalar sürüyor. Adana Demirspor taraftarının bu maça ilişkin tavrı nasıl olacak? Temel soru bu. Hemen herkesin farklı görüşü mevcut. Ortaklaşılan tek nokta: "Aynı gün bizim Buca maçımız var, Buca'da olacağız" kısmı. Bu cümleden sonrasında Adana'da kalan Demirsporluların tavrına ilişkin herkes farklı düşünüyor, nasıl olması gerektiğine ilişkin farklı fikirler sunuyor. Blog'da da yorumlar aracılığıyla bu konuya değinmek gerek...

Kendi fikrimce, bu maçın Adana'da olacak olması önemli bir fırsat. Bilmeyenler için, Konyaspor taraftarı ve takımıyla uzun yıllara dayanan bir dostluk içerisinde olduğumuzu hatırlatayım. En güncel örneğini bu yıl play-off'larda yaşadık. Konya'ya gittik, evimizde gibi hissettirdiler bize. Onur yazmıştı sanırım, acımızı paylaştılar diye. Evet, acımızı paylaştılar, omuz omuza verdiler bizimle. Ben, Konya'dan dönerken orada her zaman dostlarım olduğunu bilerek döndüm. Hala da böyle hissediyorum.

Antalyaspor'a gelince, onlarla da aramızda bir husumet olmadığı gibi, iki takım taraftarları birbirlerine (uç noktalardaki örnekler hariç olmak üzere) son derece sempatik bakıyor. Konyaspor'la olan kadar olmasa da ciddi bir iyi niyet söz konusu. Dolayısıyla Adana'da oynanacak bir maçta Antalyasporlular da gayet dostane ağırlanacaktır.

Konyaspor ile Antalyaspor arasındaki ilişkiye gelince, ben bugüne dek birbirlerinden nefret ettiklerini, düşman olduklarını duymadım. Ördükleri bir dostluk da mevcut değil. Benim gördüğüm kadarıyla birbirlerine nötr iki takım taraftarı halindeler (yanlışım varsa yorumlara bekliyorum doğrusunu)

Bu durumda, Demirsporlular olarak, futbolun taşıdığı en önemli güzelliklerden biri olan "dostluğu" 3 takımın elele örmesini sağlamak gibi bir fırsat var önümüzde. Buca'ya gidemeyen Demirsporlular olarak Konyasporluları da Antalyasporluları da layığınca, arkadaşlığa yakışır bir biçimde ağırlayalım. 3 takımın formalarıyla hep beraber seyredelim bu maçı derim. Bunu yapmamamız için hiçbir sebep göremiyorum...

Şiddet, küfür ve kavgayla örülmüş taraftarlık kültür(süzlüğ)üne bir tutam bal katma fırsatı duruyor 3 takım taraftarının da önünde...Umarım kaçırmayız...

Yorumlar

Adsız dedi ki…
selamlar arkadaşım biz adanademirsporumuzu karşılık görmek için sevmedik biz konyadan gelcez kardeşlerimiz yanımızda olur olmaz saygı duyarız ve her zaman dostuz ama antalya ile kesinlikle dost degiliz 2 ci ligdeyken cok olaylarımız oldu ve eger sitelerine girersen görürüsün hiç biri adanaya gelmek istemiyor

http://www.antalyasporum.com/popuphaber.asp?hid=5707
Adsız dedi ki…
Bu maç neden bu kadar büyültüldü anlamadım. Bence söz konusu Konya ise gerisi teferruattır, karşısında Antalya olmuş, GS, FB .... fark etmez. Ben playoff maçlarında işlerimden dolayı Konya'ya gidemesem de internet ve diğer mecralardan Konyalıların ADS'ye olan desteklerini gördüm ve bu yüzden Buca deplasmanında değil Adana'da Konya'nın yanında olacağım.
Vefa sadece bir semt adı değil...
Adsız dedi ki…
önceki yorumda yazmayı unutmuşum;
Şimdi karşı tarafta Antalya olunca ve biz Konya tarafına geçince Antalya'ya düşman olmayacağız ki, sadece Konyaspor'u destekleyeceğiz. yani Antalya tarafına geçmememiz Antalya'ya olan düşmanlığımızdan değil Konya'ya olan dostluğumuzdan ileri gelir.
Semt Aşığı dedi ki…
vertumnus 'un çekmek istediği resim "bütün stad türkiye 3'lüsü çekelim" gibi bir şey sanırım.
vertumnus dedi ki…
@semt aşığı:

Kesinlikle böyle bir resimdi evet. Gerçi benzer sayılabilecek örnekler değil ama Tatangalar'ın kendi maçlarının birine her takım taraftarını davet etmesi gibi bir olaya imza atabilirdik diye düşünüyorum.

Dernek, Buca'ya gitmiyor. Yapılan açıklamayı blog'a koydum. Sonuçta tam benim dediğim gibi bir olay olmayacak ancak yine de açıklama bir dostluk örgüsü içeriyor diye düşünüyorum.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nesrin'in Hikayesi : "15 Saat 47 Dakika…Ve Toprak…"

Ön-Not: Nesrin Olgun Aslan’ın hikayesini yazmaya başladığımda kimi zaman soğuk bir suyun ve karanlığın içinde, kimi zaman sonunda varabildiğim bir kıyıda hissettim kendimi. Yazmaya devam ederken önce zor tutuyordum gözyaşlarımı, bir noktadan sonra akmaya başladı hepsi. Yazımı, ağlayarak bitirebildim ancak…Kendisinin web sitesinden (http://www.nesrinolgun.com) ve dönemin Hürriyet Londra Temsilcisi Faruk Zapçı’nın anılarından yararlandım, teşekkürlerimi sunuyorum…Çok uzatmadan, Nesrin’in Hikayesi’ne başlıyorum… 1964 Adana Yüzme havuzunun kenarında 7 yaşında kara kuru bir kız çocuğu duruyor. Havuzun içinde Adana Demirspor Kulübü yüzücüleri. Erkekler çoğunlukta. Küçük kız etrafına bakıyor. Sadece 4 kız çocuğu var. Nesrin, Adana Demirspor’un 4 kızından biri oluyor o gün…Giriyor havuza. 1973 – 1975 Adana Nesrin, 16 yaşında. Yüzüyor. 7 yaşında girdiği havuzdan, kısa mesafede 100’e yakın madalya ve şilt çıkartıyor. Kışları masa tenisi oynuyor, Türkiye 2.liği, Türkiye 3.lüğü var. 17 yaşında mar...

Tehlikeli Hareketler...

Mondiali den gelen güzel haberler içimizi açarken, yüzümüzden gülücüklerin eksilmemesi temennisi ile başlamak istiyorum yazıma.. Onur kardeşimin yazdığı "Mavi Lacivert, turuncu beyaz Adana" yazısını okumamdan çok kısa bir süre sonra, bir haber portalında rastladığım bir olayla irkildim.. "Bursasporlu taraftarlar, İstanbul takımlarının Bursa'da açtığı mağaza ve futbol okullarına tepki gösterdi" diye başlıyordu yazı , Atatürk stadı önünde yaklaşık 200 taraftarın toplanarak İstanbul takımlarının Futbol okullarını ve ürünlerini Bursa şehrinde görmek istemediklerini bir protesto eylemiyle açıkladıklarını bildiriyordu.. Bu grup adına açıklama yapan şahsı muhterem(!) ''Açık ve net olarak söylüyoruz. Bu son uyarımızdır. Bunun yanısıra, bu takımlara ait tanıtıcı ilanların asılmasına izin veren Bursa Büyükşehir Belediyesi ile mağazaların bulunduğu alışveriş merkezlerini de kınıyoruz'' diye de eklemiş .. Blogumuzda okuduğum bu yazının hemen ardından bu habe...

Ahmet Abi...

"O Deli, Kara Çocuk"* Ahmet Kaya; "mümkünse farzedin yaşamamıştır..." Rüzgârım ancak böyle büyük olabilirdi. Ama sen benim için hep kürkçü dükkânı oldun. Ne zaman rakı içmek istesem ya da elimde bir birayla Kadıköy'ün oradaki kayalıklarda otursam, sen vardın dilimde, hangi şarkın olursa olsun, fark etmedi ... Ahmet Kaya, bence Başım Belada albümünün kapağındaki fotoğraftan, dünyaya biraz kostak, az buçuk kibirle bakan, tehlikeli şiir okuyan bir adamdı. O fotoğrafta, üzerindeki palto, babamın uzun yıllar giydiği pal-toya handiyse aynı denecek kadar benziyordu. Hayata sataşan bir adamdı Kaya, tekinsiz... Başım Belada çıktığında yazdı. Çınarcık'a gidiyordum o yaz. Mavi Marmara vapurunun üst katında mavi tahta masalar ve sandalyeler vardı. Biraya başladığıma göre lisede olmalıyım. Tek başına, kirpikleri gölgeli bir çocuk. Nasıl unuturum sözleri: "Bizi güllerin iklimi tüketti / Dudağı yoran bir söze kırıldık / O vahşi beyaz at / Alıp başını gitti / Bir yaz ...