Ana içeriğe atla

Yenen Goller

Son iki sıradaki Ankaragücü ve Tavşanlı ile birlikte ligin en çok gol yiyen takımlarındanız. Bugün yediğimiz 3 golle, 30'a ulaştık. İlk 10da bize yakın sadece Bolu ve Antep BB var, 27 golle.

Sadece 4 maçta gol yemedik. İkinci yarının dört maçında da gol yedik. Erciyes ve 1461'den sonra en çok gol yediğimiz takım oldu Konya. (İlk yarıdaki maçta da ilk 3 hafta gol atmayıp bize 2 gol atmışlardı.)

Her zaman 3 gol yiyerek puan kazanmak mümkün olmaz. Sezon başında transferler daha çok savunmaya yönelikti. Forvet sıkıntısı çekmemize rağmen takım gol atabiliyordu. Ancak bu kadar gol yemek, atmakla çözülemez. Önümüzdeki maçlarda sıkıntı yaratmaya devam eder. Özellikle kapanan takımlar, arka tarafımıza çok fazla boşluk buluyor.

Savunma sadece savunma oyuncularıyla yapılmaz. Artık ortasahası savunma yapmayan takımların ayakta kalması çok zor. Acilen takımın savunma disiplininin sağlanması gerekiyor.


Yorumlar

coulibaly dedi ki…
Hem takım hem de bireysel olarak savunma zafiyetimiz üst düzeyde. Bunu bir şekilde değiştirmek gerekiyor. Özellikle deplasman için forvet Juninho-Erçağ ikilisinden oluşsa bana daha uygun gibi geliyor. Luis bugün gol attı, istekli ama bence deplasmanda sonradan ihtiyaca göre oyuna girmesi gereken bir oyuncu. Mustafa hocanın sağ bekte Özgür inadından vazgeçmesi lazım. Bugün de birçok tehlike onun bölgesinden geldi, hata yapması ayrı isteksiz oyunu da artık bizi çıldırtma noktasına getiriyor. Neden Rize maçında da iyi oynayan Rıdvan veya başka alternatif denenmiyor anlamıyorum. Kötü oynasa da isteksiz olmaz bu kadar en azından.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ