31 Aralık 2009

İyi Yıllar !!!


Tüm Adana Demirspor sevdalılarının yeni yılı kutlu olsun!

Güzel, başarılı ve sıhhatli bir gelecek umuduyla...

30 Aralık 2009

Beş Transfer?-2-

Beş transfer olayına şu açıdan da bakılabilir:

Takımdaki en büyük huzursuzluk kaynağı ne? Parasızlık.

Bu parasızlık döneminin kısa vadede son bulacağına dair bir garanti var mı? Yok.

Şimdi böyle bir tablo altında siz tutup beş tane transferi nasıl yaparsınız? Şöyle. Önce federasyona yaklaşık 400 bin TL ödersiniz. Ya da federasyona 400 bin TL karşılığı teminat mektubu verirsiniz. İki durum da huzursuzluk yaratıcıdır. Ben olsam rahatsız olurdum. Senin için terini akıtmış futbolcularına düzenli nakit akışı sağlayabileceğini garanti edemezken, 400 bin TL'yi federasyona veren yönetim, bu takımdaki futbolcuların huzursuzluğunu nasıl ilk plana alacak?

400 bin TL'yi vermeyeceğini, bu borcu teminat mektubu ile öteleyeceğini düşünsek yönetimin, biliyoruz ki teminat mektupları aslında bir nakit aracıdır. Verirsiniz teminat mektubunu bankaya, karşılığında nakit alırsınız, iskontolu olarak. Şimdi böyle bir kaynak yaratma imkanınız varken, bunu mevcut futbolculara aktarmak yerine yeni futbolcuların önünü açmak için kullanmak, takım içi huzursuzluğu artırmaz mı?

Gelecek futbolculara bonservis ödenmeyeceğini varsaysak dahi, bu adamlara en kötü ihitmalle prim ve maç başı ödenmeyecek mi? Bu primler ödenmese bunlar mevcut futbolcular için küçük de olsa ilave imkan olmayacak mı?

Hele de yeni oyuncular alındıktan sonra, ödemelerde tekrar bir aksama yaşanırsa bunun hesabını hangi yönetim, nasıl verebilir?

Bir kez daha söylüyorum. Elinizde gençler var. Gençler yetersiz olabilir. Kalitesiz olabilir. Ama unutmayın biz 3. ligdeyiz. Gençler daha alt liglerde pişemez. Gençler 3. ligde pişerler. Kalitesiz olduklarını varsaydığımız gençlerimizin savaşmayacaklarını ileri sürmek ise hata olacaktır.

Tekrarlıyorum. Biz gönderilen oyunculardan (Ali Can hariç) hiç katkı alamadık. Bunlar yüzünden eksik oynadık. Eksik oynarken en az 13 puan kaybettik. Kaybedilen 13 puana rağmen yükselme grubunun eşiğinden tek maçla döndük. Şimdi eksik yani OLMAYAN oyuncuların yerine gençleri koyarsanız, takım zayıflamaz. Bunların arkasında üst üste 5 maç durursanız takım güçlenir. Hem hatırlasanıza, kaç tane teknik heyet bizlerden defalarca beş haftalar istedi? Onlara gösterilen bu tahammül bir kez olsun gençlere, altyapımıza gösterilse ne kaybederiz? O beş haftalar sonunda Şampiyonlar Ligi Şampiyonu mu olduk. Hala 3. ligdeyiz.

Yineliyorum. Gençlerin maliyeti yoktur. Ya da çok azdır. En azından federasyona verilecek paradan kısa dönemde tasarruf etmiş olursunuz. Bir de başarılı olursanız, tarihe geçersiniz.

Altın üyelikler için kapı kapı dolaşıp, 1000'er TL için onca zaman harcayıp, sonra yeni transfer için yaklaşık 400 bin TL ödeme yapar veya bu ölçüde bir teminat mektubunu bağlarsanız, sizin planlı programlı olduğunuza kim inanır? Gelin etmeyin, bu krizden gençlerle dimdik çıkalım. Makul olan bu.

Ankara'nın ilçesi Polatlı var. Polatlı uzun süredir il olmak istiyor. Ama talepleri geri çevriliyor. Onlar da bir slogan bulmuşlar: "Türkçe Söyledik Anlatamadık, İngilizce Söylersek Belki Anlarsınız..." deyip il olmak istediklerini İngilizce ifade ediyorlar. Gelin biz Türkçe konuşalım, bizi yabancı dilde konuşmaya sevk etmeyin. Biz hep trenleri kaçırıyoruz, ama yaklaşmakta olan tren tarihe gidiyor, o trene binerseniz, tarihe geçersiniz. Kaçırmayın bu fırsatı. Lütfen, lütfen, lütfen...

2016 Avrupa Futbol Şampiyonası Aday Şehirler

''Toplantıda, şampiyonaya ev sahipliği yapması planlanan kent ve statlar da açıklandı.

EURO 2016 için İstanbul’da Atatürk Olimpiyat Stadı ve yapımı devam eden Seyrantepe’deki Türk Telekom Arena, Kayseri’de Kadir Has Stadı’nın yanı sıra İzmir, Konya, Antalya, Bursa, Eskişehir ve Ankara’da yapılacak yeni statların şampiyonaya hazır hale getirileceği bildirildi. Tüm bu şehirlerin altyapı yatırımlarının tamamlanacağı, özellikle ulaşım ve konaklama konularında büyük yatırımlar gerçekleştirileceği vurgulandı.

Bu arada, Atatürk Olimpiyat Stadı’nın, üstü ve yanları kapatılarak, çevresel düzenlemesiyle birlikte şampiyonaya yeni haliyle hazır hale getirileceği kaydedildi.

Öte yandan, bu 8 kentin dışında Adana, Şanlıurfa ve Trabzon’un da yedek şehirler olduğu ifade edildi.''

Gene kaybedenler içinde ilk sırada yer aldık.
Adana'nın Konya'dan ne eksiği var acaba?
Adana şehri prestij kaybetmeye devam ediyor.

Beş Transfer?

Başkan Bekir Çınar geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada teknik heyetin vereceği rapor doğrultusunda beş transfer yapacaklarını söyledi.

Bizim beş transfere ihtiyacımız var mı? Eğer kaliteli oyuncular gelecekse her takımın transfere ihtiyacı vardır, burası yadsınamaz.

Demirspor'un beş transfere ihtiyacı var mı? Bana göre yok. Neden?

1- Demirspor'un 8,5 milyon lira borcu var. Mevcut durumda beş oyuncunun daha maliyetini karşılama lüksü olmamalı. Bir de kongre sürecinde bu tip temel kararların alınmaması (etik açıdan) gerekir. Maliyetten kastım bu oyuncuların maaşları ve primlerini içeriyor, bonservis mevzuunu ayrıca ele alacağım.

2- Devre arasında takıma katılacak oyunculara ilişkin şu tespitlerde bulunulabilir:

* Bu oyunculardan bazıları kendi takımlarında forma giyemeyen oyunculardır. Bu oyuncular yeterli olsalar kendi takımlarında forma giyer, gözden çıkarılmazlar. Yaşları genç bile olsa vasatın üzerine çıkamayacağı belli oyunculardır. Bizdeki örneği Tanıl, İrfan...

* Bu oyunculardan bazıları sorunlu oyunculardır, ilk onbir başlayacak yetenekte olsa da takım içinde huzuru bozarlar. Böylece yönetimler bu oyuncuları elden çıkarmak ister, alacaklarına karşılık sözleşmelerini fesh etmeye ya da bizim gibi kulüplere kakalamaya çalışır. Bizdeki örneği Cem, Alper...

* Bu oyunculardan bazıları kendi takımlarında forma şansı bulanlardır, iyi de performans göstermektedirler. Tabiri caizse alındıkları mevkiyi dolduracak "nokta" transferlerdir. İşte bu noktada yukarıdaki maliyet unsuruna bir de bonservis kalemini eklemek gerekir. Bu tip nokta oyuncular hem bonservis ödenerek hem de önceki kulübünden daha yüksek maaş verilip alınabilecek oyunculardır. Hele ki üst ligden alınacaksa işin boyutları daha da büyümektedir. Alper Salgın örneğini hatırlatmak isterim. "Uzay takımı kurduk" diyenler de uzayda kendilerine başka bir yer bulsun, buralara uğramasın.

* Bu oyuncuların yukarıdaki kategorilerden birine girmelerinin yanı sıra yaşlarının da yüksek olma ihtimalleri yüksektir. Yani bizden başka bir yere satıp kulübün gelir elde etme imkanı olmayan, futbol hayatının sonlarında kendisine ve çevresine emeklilik ikramiyesi kazanmak amacıyla menajerler ve başka unsurlar tarafından aldırılan, aracı olunan, basında çokça pohpohlanan, taraftara şirin gözükmenin yollarını çok iyi bilen, kurnaz, uyanık, kaşar oğlu kaşar futbolculardır bunlar. "Tecrübeli" kelimesini duyunca tüylerim diken diken oluyor, gözümün önüne kaleci Şenol Karagöl geliyor. Demirsporun kapısından sokulmayacak adama da forma emanet edildi ya...

3- Adana Demirspor her zaman şampiyonluk parolasıyla yola çıkar, kabul. Ama başkan açıklamasında 8,5 milyon borçtan bahsedip sportif başarıyı ötelemek gerektiğini söylemiş. Gayet mantıklı. Demirspor taraftarının şu an ondan beklediği bana göre de kulübü başkalarının kuklası olmadan ayakları üzerinde tutması. Bu taraftar Gökoğlu yönetiminiden de bunu beklemişti. Konya'da yanan gözlerimizin yaşı daha kurumamışken onlarca dış transfer yapıldı. Tren bir defa kaçtı. Bekir başkan açıklamasında kendini tekzip edercesine, borçtan bahsederken transfer yapılacağından da bahsedince açıkçası geleceği kurtarmak adına umutlarım kırıldı.

Şimdi eğer böyle olursa bana göre tren 2. kez kaçacak. En azından mevcut borçları hafifletmek için mücadele vermek varken yenilerini yaratmanın ne anlamı var? Üstelik altyapıdaki çocuklar yıllardır gözlerimizin içine baka baka her yaş grubunda rakiplerini ezerken, forma şansı beklerken...

29 Aralık 2009

Bu Hafta Gençlerimiz...

Bu hafta gençlerimiz, umutlarımız iki galibiyet, bir beraberlik ve bir de mağlubiyet aldılar. İçinde bulunulan kriz ortamında, borçlarımız da tavan yapmışken, takımı eksik oynatan futbolcular da gönderilmişken, tam da sırasıdır artık altyapıya kapıları açmanın. Altyapı maliyetsizdir veya düşük maliyetlidir. Alt yapı özverilidir. Göze girmek için mücadele eder. Alt yapı yönlendirilebilir, şekillendirilebilir.

Bıkmadan usanmadan söyleyeceğim. Gönderilen futbolcuların dördü takımı eksik oynatıyordu. Eksik oynatmak bir yana en az 13 puanımıza sebep oldular. Bu 13 puana rağmen tek maçla kaçırdık yükselme grubunu. Şimdi 7 veya 8 kişiyle yükselme grubunun eşiğinden döndüysek, gönderilen futbolcular kadar yetenekli olmayan ama onlardan kat be kat mücadeleci olan gençlerimizle, altyapımızla bu takım takviye edilse kesinlikle eskisinden daha güçlü oluruz. Gelin macera aramayın, bir kez olsun isteklerimizi kulak ardı etmeyin, bir kereliğine taleplerimizi ertelemeyin. Lütfen. Yalvarmak gerekirse yalvaralım. Aynı filmi yeniden izletmeyin bize. Takımın iskeletini altyapı ile güçlendirin, başlarda başarısız olsalar dahi arkalarında durun bu çocukların, er ya da geç kazanacağız. Kapatmayın bu çağrıya kulaklarınızı. Gençlerle başarılı olursanız adınız altın harflerle tarihe yazılır. Gençlerle başarısız olursanız, adınız cesaretli ve iyi niyetli olarak tarihe yazılır. Eski sistemle başarılı olursanız, seneye bu duruma tekrar düşeriz, eski sistemle başarısız olursanız, başarısızlık çöplüğünde yeriniz hazır. Gelin etmeyin. Niyetinizi biliyorum, bunu uygulamaya dökün.

Başaracağım derseniz yaparsınız, başaramam derseniz, haklısınız.

Konumuza dönelim.

U14 maç sonuçları ve puan durumu
U15 maç sonuçları ve puan durumu
U14 ve U15'lerimiz yağmur nedeni ile ertelenen Adanaspor maçlarını bugün oynadılar. Yoksa devre geçtiğimiz hafta son bulmuştu. Yeni maçlar 2 Ocak'ta başlayacak. Ertelenen maçın oynanması nedeni ile gençlerimiz ara veremedi.

U16 maç sonuçları ve puan durumu
U18 maç sonuçları ve puan durumu


Gönderilen Futbolcular ve Ali Can...

Gönderilen 8 adet futbolcunun 4 tanesinin gitmesini tartışmaya gerek dahi olmadığını düşünüyorum. Bu adamlar yani Burak, Alper, Cem ve Kaya bu takımı yükselme grubundan eden adamlardır benim gözümde. Cem ve Alper sene başında kadro dışılıktan kurtarılarak takıma geldiklerini unutup, paslandıklarını unutup, paslarının bizim tarafımızdan ligin ikinci yarısında silinmesine imkan verdiğimizi unutup hemen para pazarlığına girişmişlerdir. 350 bin TL'den açtıkları ağızlarını yanlış bilmiyorsam 200 bin TL'den kapatmışlardır. 200 bin'er TL alan bu futbolcular maalesef takımı eksik oynatmışlardır.

Sahamızdaki İskenderun maçı öncesinde Hilton'da kalmışlar ve Hilton'da konaklatılan eski Demirspor futbolcuları gibi bu jeste top oynamayarak cevap vererek sahamızda yenilmemize katkı sunmuşlar ancak diğer takımların Hilton'da konaklamasını da gündeme getirmekten çekinmemişlerdir. Deplasmandaki Mardin maçında yuttukları baston nedeni ile kaçan 2 puan, sahamızdaki Adıyaman ve İDÇ mağlubiyetleri nedeniyle kaçan 6 puan, sahamızda Tarsus maçında bizi eksik bırakmaları nedeniyle kaçan 2 puan ve deplasmandaki İDÇ maçındaki performansları ile kaçan 3 puan ile bu futbolcular toplamda en az 13 puanımıza mal olmuşlardır. Kaldı ki; bunlara sahada hiç varlık gösteremeyen Burak ile saçma sapan goller yiyen Kaya'nın kaybettirdiği puanları eklemiyorum bile. Tüm bunlara rağmen son İDÇ maçı kazanılsa idi şu anda yükselme grubunda idik. Bunu bilmek dahi bizi kederlendirmeye yetiyor. Kendilerine yeni hayatlarında başarılar diliyorum. Ancak önemli olan artık bu oyuncuların değil, bu oyunculara bıkmadan usanmadan fırsat veren zihniyetin kadro dışı bırakılmasıdır.

Gönderilen diğer 3 futbolcu zaten doğru dürüst oynamadılar. Haklarında yorum yapamayacağım. Oyununu görmediğim kişiler hakkında yetersiz veya yeterli gibi bir yorum yapmanın doğru olmadığını düşünüyorum.

Ali Can'a ise ayrı bir paragraf açmak lazım. Ali Can çok yetenekli bir futbolcu değil. Ancak bu takıma katkı koyan ve savaşan futbolculardan. Şans verildiği takdirde rakibi yıpratabilecek futbolculardan. Hepsinden de önemlisi takımın kısmen istikrarlı forma bulabilen en genç oyuncusu durumunda. Bu çocuk daha 21 yaşında. Yönetimin ve teknik heyetin bu noktada güçlü olduklarını göstermeleri gerekiyor. Bu çocuk kadroda tutulmalı. Hataları olmuşsa eğer gereken uyarılarda bulunulmalı. Kadro dışı bırakmak en son yol olmalı. İlk yol olarak tercih ediliyorsa hemen ben bu yönetimi eleştiririm.

Bu sorunları çözemeyecekse Deniz KİTE neden var? Görevi tam olarak nedir?
Bu sorunları çözemeyecekse Ercan ASLANKESER neden var? Kimin abisi?
Tabi abi olarak Ercan ASLANKESER varsa, Deniz Hanım görevini tam yapamadı mı da bu kişiye ihtiyaç duyuldu? Bu soru da Ali Can sorunu çözülse de çözülmese de ortada duruyor.

Benim mantalitem şudur: Alper, Cem, Burak ve Kaya. Bunlar takıma zarar verdiler. Kadro dışılar. Ali Can bu takıma katkı sağladı. O da kadro dışı. O zaman ben sorarım. Aynı sonuca katlanacaksa, takıma katkı koymanın futbolcuya getirdiği artı nedir?

Rıfat Söylemez, Neleri Söyler, Neleri Söylemez???

Tipik baltalayıcı basının tipik düşünce tarzına dün bir kez daha şahit olduk. Bu kez başrolde Rıfat Söylemez vardı. Ben de üşenmedim Ergun Kara'nın moderatör olduğu programdan Rıfat Söylemez'in söylemlerinden bazı notlar aldım.

Söylemez, neleri söyledi, neleri söylemez bir inceleyelim istedim.

"1.000 TL verenler Demirspor'un geleceğini belirlemeye yetkili değildir. Demirspor şirket değildir."

Doğru Demirspor şirket değildir. Demirspor çiftliktir. Sizler gibileri gelir koyunlarını otlatır. Öyle mi? Demirspor'un yıllık aidatları 60 TL iken bunları ödemeyen zibil gibi insan varken Rıfat SÖYLEMEZ bunları söylemez. 60 TL'yi ödemekten çekinen kişinin bu kulüpte ne işinin olduğunun hesabını hiç sormaz. Bu kişilerin ayıklanması ve yıllık 500 bin TL kulübe gelir kazandırılması projesini ise küçümser. Ancak kulübe bunun 500'de biri kadar maddi katkısı olmuş mudur, olmadığı kredi kartı almayışından belli.

"Demirspor'un geleceğini eski yönetimlerin bir araya gelmesi belirleyecektir. Mevcut kongre üyeleri belirleyemez."

Peki siz kimsiniz sayın SÖYLEMEZ? Eski yönetici olarak kulübün borçlanmasında payı olanlardan mısınız? Yoksa mevcut kongre üyelerinden misiniz? Hangi sıfatla kulübün geleceğini kimin belirleyebileceğini belirliyorsunuz? Sıfatınız ne? Kulübün 8,5 milyon TL olarak söylenen borçlarını yapan tüm yönetimlere kongre üyesi olmayın diyen mi var? 8,5 milyon TL'lik borç var, bir tane başarı yok, hala 1.000 TL bile bu kulübe vermeyen adam mı belirlesin bu kulübün geleceğini?

"Aytaç Durak kim ne derse desin üstüne düşeni yapmıştır. Hala da para vermektedir."

Tabi Rıfat SÖYLEMEZ, 15 yıllık süreçte neden başta Aytaç DURAK olmasına rağmen hiçbir başarı olmadığına ilişkin tek kelime söylemez... 15 yıldır para veren Aytaç DURAK'ın kulübe neden tek bir kalıcı gelir kazandırmadığına ilişkin hiçbir şey söylemez. Adı üstünde Rıfat SÖYLEMEZ.

Aytaç Durak'ı söyler, borçları söyler, yeni üyeliklerin kötü olduğunu söyler.

Kalıcı gelirin neden olmadığını söylemez. Neden kredi kartı almadığını söylemez. Bu borçların asıl sorumlusunu söylemez. Kayyuma kalınırken güvendiği dağların neden ortada olmadığını söylemez. Neden forma reklamımızın dahi olmadığını söylemez. O borcun sorumlularının kombinelerin tüketilmesinde neden rol üstlenmediğini söylemez.

Yadırgamamak lazım. Bu kişi Rıfat SÖYLEMEZ. Adana medyası üç maymunu oynar işine geldiği zaman: Duymaz, Görmez, SÖYLEMEZ. Ha bir de Yıldırmaz mı vardı? O da bizi yıldıramaz.

28 Aralık 2009

Çok Yaşa!

Çok yaşa Adana Demirspor!

Çok yaşa!

Adana için!
Adanalı için!

Gelecek güzel günlere inananlar,
Ve henüz inanmayanlar için!

Siyah beyaz fotoğraflarda solup giden,
Yolcular, makasçılar, ateşçiler, kondüktörler,
Makinistler için!
Demiryolculuğa çıkanlar için!

Gençler, yaşlılar,
İşçiler, işverenler, işsizler,
Centilmenler,kaba sabalar, güzeller, çirkinler...
İnsanların için!

Çok yaşa Adana Demirspor!

Çok diyeceğim var sana, ama bugün değil,
Bugün doğum günün, en mutlu olmak hakkın!
Üzmeyeceğim dertlerimle seni, yalnız çok acı konuşacağım, belki yarın.

Yine de bil ki,
Seni yaşatacağız, ANDIMIZ OLSUN!
Seni gömmek isteyenleri de kazdıkları çukurlarda boğacağız.
Tam da kan kırmızı, tam da Çukurova'ya yakışır şekilde!

Çok yaşa Adana Demirspor!
Çok mutlu ol, çok mutlu et bizi.

Sen EN BÜYÜKSÜN, öyle ol ADANA DEMİRSPOR!

ÇOK YAŞA ADANA DEMİRSPOR!

85 Altın Üye

Adana Demirspor kongre üyeliklerinin yenilenmesi ve istikrara bağlanmasını uzun zamandır dile getiriyorduk. Bu çerçevede üyelik aidatlarının 1.000 TL'ye çıkarılması son derece yerinde oldu. Yönetim 500 Altın Üye hedefi ile yola çıktı.

Hoşumuza giden şey, üye listesinin kulübün resmi internet sitesinden belli aralıklarla güncellenmesi oldu. Şu anda 85 üyemiz olmuş. Bu da 85.000 TL anlamına geliyor. Aslında tam olarak da öyle değil. Üyelik aidatı kredi kartına beş taksitle de ödenebiliyor. Bu şekilde ödenmesi halinde veya tek çekimle ödenmesi durumunda kulübün kasasına doğrudan 1.000 TL aktarılmıyor. Banka tarafından cüz'i bir kesinti yapıldıktan sonra tutar kulübümüzün kasasına aktarılıyor. 85.000 TL'lik üyelikten 80.000 TL gelir elde ettiğimizi varsayabiliriz.

Tabi üyelerin bir kısmının sadece taahhütte bulunup bulunmadığını da bilmiyoruz. Ama eminim taahhütlerini yerine getireceklerdir.

Şimdi bu üyelik sisteminde taraftarların da artık yönetimler kadar etkin çalışması gerektiğini düşünüyoruz. Örneğin Şimşekler Grubu kendi içlerinde toplayacağı para ile en az iki kongre üyeliği ile temsil edilmeli bence. Onlar gerçi üyelerin katılmadığı kongrelerde dahi salonu doldursalar da o apoleti taşımayı da hak ediyorlar. Ayrıca bir seferberlik başlatıp, kendileri de güçleri yettiği ölçüde kongre üyesi kazandırmak için girişimde bulunmalılar.

Bunun dışında mevcut yönetimimiz kredi kartını çıkaran Banka ile temasa geçerek şu anda kart sahibi olan yaklaşık 1.600 kişinin listesini temin etmelidir. Bu 1.600 kişi potansiyel kongre üyeleridir. Bu 1.600 kişinin dörtte biri kongre üyesi yapılabilse kulübe 400 bin TL gelir kazandırılmış olacaktır. Bu da etkin bir iletişimle söz konusu olacaktır.

Futbolcuların maç sonrası demeçlerini dinledik. Yiğidi öldürüp haklarını yememek gerekiyor. Tepki verdiğimiz oyuncuları zaten belirtmiştik. Ancak uzun süre sonra tepki vermediğimiz oyuncular sayesinde ilk kez takımımızın sahadaki performansından mutlu olabildik, maç sonrasında futbol konuşabildik, oynadığımız futbolla başarılı olabileceğimize inandık. Üstelik de bunu yaş ortalaması 28,2 olan bir takım yaptı. Bugün istemediğimiz futbolcuların yerlerinde gençlerimiz olsa idi, play-off'ta olacağımıza yürekten inanıyorum. Bu durumda yönetimi cezalandırabilirsiniz, teknik heyeti de cezalandırabilirsiniz ama toplarını oynayan, mücadele eden futbolcularımızı cezalandırmak vicdana uygun olmayacaktır. Şimdi bunların hak ettiği tutarları ödeme zamanıdır. Bunların ödenmesi için de sadece 1.000'er TL ödemek yeterli olacaktır. Arzu edilen paraya ulaşıldığında takım içi huzursuzluklar da bir anda son bulacaktır. Kulübe üye olmak yönetimi veya teknik heyeti ödüllendirmek değil, futbolcuları cezalandırmamak anlamına gelecektir. Bence eleştiri kapsamında olmayan futbolcularımız cezalandırılmayı hak etmiyorlar. İşte bu nedenle eleştiren taraftarlarımızın da güçleri ölçüsünde altın üyeliğe dahil olmalarının doğru bir karar olacağını düşünüyorum.

Samimi olarak inanıyorum ki; değişim tek bir zincirin kırılmasına bağlı. O zinciri kıracak kerpeten aslında Adana'nın elinde. Gelin bu kadroya ve bu takıma sahip çıkalım. İstediklerimizi yaptırmak için kongre çok önemli bir güçtür. Kongreyi iyileştirmek için de içinde olmak, güç olmak gerekir. Gelin sizler de üye olun, 500 Altın Üyemiz olsun, geleceğimizin ışımasına bir katkı da sizlerden olsun...

Otopark Gelirleri

Alanyaspor otoparkı
Kasımpaşaspor otoparkı
Kaş Gençspor otoparkı
Boluspor otoparkı
Yeşilköy Spor Kulübü otoparkı
Karagümrükspor otoparkı
Keçiörengücüspor otoparkı
Beyşehir Belediyespor otoparkı
Sakaryaspor otoparkı
Bandırmaspor otoparkı
Arnavutköyspor otoparkı
Burdurspor otoparkı
Elazığspor otoparkı
Uşakspor otoparkı
Gençlerbirliği, Ankaragücü ve Ankaraspor otoparkı

Saymakla bitmez daha. Adanaspor da Adana Demirspor da bir ilçe takımının, bırakın ilçeyi bir belde takımının dahi sahip olduğu basit bir otopark gelirine sahip değil. Yol kenarları birçok şehirde belediye tarafından park alanı olarak tanımlanıp gelir kaynağına dönüştürülüyor. Biz Türkiye'nin beşinci büyük kentiyiz. Büyükşehir Belediye Başkanımız daha düne kadar Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı idi. 14 tane milletvekili çıkarıyoruz. Her belediyemizin yüzbinlerce seçmeni var.

Ama bizim hiçbir şeyimiz yok. Bizim hiçbir şeyimiz yokken Keçiörengücüspor'un dahi var. Bundan biraz utanmak gerekmiyor mu?

Tamam Adana Demirspor kulübüne otopark hibe etmeyin. Aylık 2.500 TL'ye merkezi bir yerde otopark kiralayın. Eminim yönetim buna ses çıkarmayacaktır. Hem otopark olmayan bir yerden gelir kazanmış olursunuz hem de kulübümüze az da olsa gelir sağlanır. Çok mu zor gerçekten, yapmayın Allah aşkına!!!

27 Aralık 2009

Basından Kamuoyu Beklentileri: Kalıcı Gelir...

Adana Demirspor'umuz yine bulutlu havalarda, güneşten uzak yaşıyor. Bulutları dağıtmak için Ankara Tayfası olarak var gücümüzle çalışacağımıza yemin ediyoruz. Bunun için yakın zamanda bir açıklama yaparak beklentilerimiz doğrultusunda kamuoyu oluşturmaya çalışacağız.

Bununla birlikte birtakım yazılarla beklentileri gündemde tutmanın da yararlı olduğunu düşünüyorum.

Evet, kulübümüzün kalıcı gelir kaynağı yoktur.

Basınımızdan artık Aytaç Durak yönetimine, bugüne kadar sizin hakimiyetinizdeki bu takımın neden hiç kalıcı geliri olmadı, diye baskı yapmasını beklemiyorum. Çünkü kendilerinde o basiret de yok, o cesaret de, o çap da...

Futbolcularımız birçok sezonda olduğu gibi bu sezonda da gelir sıkıntıları ile boğuşuyorlar. 1. Lige çıkabilmek için elimizde tek bir araç kaldı, klasman gruplarını lider tamamlayarak, ekstra play-off maçları oynamak. Bunun için de bulunması gereken en önemli şey PARA...

Gelir durumu düzgün bir yönetim beklentisi oluşturuyor yerel basın. Haklılar. Kim istemez ki; paralı yönetimlerimiz olsun. Gelirse bunu mevcut yönetim dahil herkes destekler. Ancak bu beklenti bir çarpıklığı yansıtıyor. Yönetimin cebindeki paraya bağımlı bir kulübüz.

Bunun önüne geçmemiz için kulübümüzün kalıcı gelir kaynaklarının olması lazım. Yapılması gereken şey oldukça basit.

BASKI YAPMAK...

Adana'nın yerel basını, her fırsatta Demirsporlu olduğunu vurguluyor. Biraz cesaretiniz varsa, gerçekten Demirsporlu iseniz bunu kanıtlamak için elinizde fırsat var.

Demirspor'a merkezi bir yerde otopark tahsis edilmesi için KAMUOYU OLUŞTURUN. Hem de hemen... Futbolcularımıza nakit akışı sağlayalım.

Demirspor'umuza halısaha olarak işletilmek üzere merkezi yerlerde 5 tane yer tahsis edilmesi için KAMUOYU OLUŞTURUN.

İş çevresine baskı yapın. Her gün yazın çizin. Defalarca yazın.
İş çevresinden daha da önemli olmak üzere, siyaset çevresine baskı yapın. Çullanın belediye başkanlarına, çullanın milletvekillerine. Bunu yapacak gücünüz var.

Yok bunları yapamayacaksanız, çıkıp ben Demirsporluyum demeyin. Demirspor kelimesini ağzınıza alarak kirletmeyin...

25 Aralık 2009

Yorumlu...

Adanaspor'un yaş ortalaması 23,46 imiş spor01'in haberine göre.

Adanaspor da diğer çağdışı kulüpler gibi saçmalamaya başlamış. Hiç genç adam oynatılır mı takımda? Genç adamla başarı gelir mi?

Alacaksın kaşarı, ince ince doğrayacak takımı, pardon doğrayacaksınız, yanına iki dilim domates, koyun ekmeğin arasına yiyin. Kaşarla başarı gelir, diyorsanız, o ekmek boğazınızda kalır, üstüne soğuk su da içmeyi unutmayın, hayallerinizin...

Adana'nın Spor Basını Tarafsız Mı, Taraflardan Biri Mi?

Bu soruyu artık Adana Demirspor taraftarlarının sorması, durumu sorgulaması lazım. Net bir şekilde kendi düşüncemi belirteyim aklımdaki sorulara açık yanıtlar alamadığım müddetçe Adana'daki spor basınının taraflı, bağımlı bir spor basını olduğu yönündeki düşüncelerim değişmeyecek. Bunlara birkaç örnek vereyim ve yine alamayacağımız cevapları bekleyeyim...

1- Basında Aytaç Durak neden hiç eleştirilmedi? Adana spor basınına göre Aytaç Durak bizim gibi utanmazlara rağmen bu takıma maddi kaynak aktarmaya devam etmektedir. Ancak aynı basın mensupları 15 yıllık Durak'lama devrinde Alanyaspor'un dahi bir otoparkı varken Demirsporumuzun olmamasına ilişkin olarak Büyükşehir Belediyesi'ne hiç yüklenmezler. 15 yıllık Durak döneminde 15 başarısızlıkta Durak'ın da payının olabileceği asla gündeme gelmemiştir. Bu kulübün kalıcı gelir kaynaklarının olmaması ile kulübü ayakta tuttuğunu ileri sürdükleri Aytaç Durak arasında bir ilişki olup olmadığı basın tarafından asla kaleme alınmaz.

2- Kulüp kayyuma giderken basın neredeydi? Adana Demirspor ile ilgili haber yapan basın mensupları, ellerindeki malzemeyi, dolayısıyla ekmeklerini bu takım üzerinden çıkardıkları gerçeğine rağmen kulübün kayyuma devredilmesi sürecinde neden çıtlarını çıkarmadılar, neden kamuoyu oluşturmadılar? Kamuoyu oluşturmaya güçlerinin var olduğunu daha önceki baskılardan dolayı hepimiz (kendileri dahil) biliyoruz.

3- Basın için tarafsız habercilik anlayışının kıstası nedir? Çocuğuyla maça gelen adam haber yapılır. Baklava alan adam haber yapılır. Yapılmalıdır da. Spor sadece ciddi haberlerden ibaret değildir. Bir eğlencedir. Buna sözümüz yok. Ama olayların haber değeri taşıyıp taşımadığı hususunda basının net bir kıstası var mıdır? Yoksa basın haber yaparken taraflı mı davranıyordur?

a) Adana Demirspor'umuzun sonuçları açısından Tarsus İdman Yurdu maçı ile İskenderun Demirçelikspor maçı arasındaki fark nedir? Neden Tarsus maçında hata yaptığını öncelikle kendilerinin olmak üzere hepimizin kabul ettiği Şimşekler Grubu adeta linç edilirken, İDÇ maçının sorumluları hakkında geçiştirme yazılar kullanılmıştır ve maç doğru dürüst sorgulanmadan gündeme Malatya maçı getirilmeye başlanmıştır? Başarısızlığın sorumluları hakkında basının yaptığı değerlendirmelerdeki dengesizliğin gerekçesi nedir? Daha açık sorayım, Şimşekler Grubu'nu linç ediyorsanız, futbolcuları, yönetimi, iş insanlarını neden linç etme yoluna gitmiyorsunuz? Ya da tersten sorayım... Futbolcuları, yönetimi, iş insanlarını linç etme yoluna gitmiyorsanız neden Şimşekler Grubu'nu linç etme yoluna gidiyorsunuz?

b) Bugün ister beğenin ister beğenmeyin Ankara Tayfası kongre üyeliği apoletini de barındıran bir güçtür. mavilacivert.com yaptıklarıyla ses getiren bir güçtür. Bu iki oluşum bir basın açıklaması yapıyorsa, bu açıklama sizin hoşunuza gitse de gitmese de haber değeri taşımaktadır. Eğer takıma ikram edilen baklava haber oluyorsa, bu girişimin haber değeri taşımadığını ileri süremezsiniz. Durum böyle iken, sizin bu açıklamayı sütunlarınıza taşımama gerekçeniz olsa olsa görüşlerimizin size uymamasından kaynaklanmaktadır. Gerçek bu ise, siz tarafsız mısınız? Yoksa bizzat taraflardan biri misiniz? Yazdıklarımızı çürütmeye gücünüz mü yoktu da altına olumsuz görüşlerinizi dahi koyamadınız? Yoksa işinize mi gelmedi?

Sevgili Adana spor basını size haber servis ediyorum. Hiç etik değil bu yaptığım. Etik mi, o da ne? Açıkça cevaplarsanız sorularımı, en son sorduğum soruyu cevaplamaya gerek dahi kalmaz...

Futbolcular Lider Bitirmek İstiyormuş

Eğer Malatya'yı yenerlerse grubu lider bitireceklermiş. Spor01 yazmış. Süleyman Varlık demeç vermiş.

Mantık hatası var. Eğer yenerlerse grup lideri olamıyorlar, yine üçüncü kalıyorlar. Üstteki iki takım "hadi bana eyvallah" deyip gittiği zaman - ki bu ikinci yarının başına tekabül ediyor - lider olacaklar. Tamamen akıl bulandırmaya, olanları psikolojik olarak kafamıza yerleştirmeye, kabullendirmeye yönelik bir açıklama. Elbette giden gittiği zaman lider olacağız, ama neyin lideri, grubun mu? Hayır kaybedenlerin lideri olacağız.

Bakın ben önceki yazıma paralel olarak, kaybedenlerin lideri olduğumuz zamanları hatırlatayım.

2006-2007
+Boluspor
+Kartalspor
+Giresunspor
-Adana Demirspor

2007-2008
+Karabükspor
+Adanaspor
+Güngören Belediyespor
-Adana Demirspor

Bu iki örnekte görüldüğü gibi, aynen bu seneki gibi, Adana Demirspor gidenlerin arkasından bakan, onların arasında olmaya en çok yaklaşan takım. Yani kaybedenler arasında en yukarda, yani kaybedenlerin lideri.

Süleyman kardeşimiz açıklamasında "yine gayret göstereceğiz" demiş. Daha fazla gayret göstermeye gerek yok mu Süleyman? Eğer "yine" gayret gösterilecekse halimiz yine kaybedenlerin liderliği olacak demektir.

Mevcut lig tablosuna bakınca takımı izlememiş olanlar için playoff grubunu kıl payı kaçırmış gibi görünen bir Demirspor var. Halbuki gerçek böyle değil. Siz isteseniz elinizi kolunuzu sallaya sallaya çıkardınız Süleyman. Mesele isteyip yapabilmekte. Umarım ikinci devre takımın tümü olarak istersiniz ve başarırsınız.

24 Aralık 2009

Aynı Resmi Görmek Mi İstiyorsunuz?

Giresun...




Güngören...



Bize bu manzaraları çok güvendiğiniz, kefil olduğunuz, kanka olduğunuz, can ciğer kuzu sarması olduğunuz, aracı olduğunuz, destekçi olduğunuz futbolcu kardeşleriniz yaşattı.

Kendi başlarına değil elbette, arkalarında çok büyük, "baba", "efsane" isimler vardı. Onlar "yap" dediler, bunlar da yaptı.

Siz de buna çanak tuttunuz. Çanaklar tutulmak içindir, biliriz. Bu adamlar yedikleri çanağın içine pislerken canı yanan taraftarı yok saydınız. Canı yanıp, hesap soran taraftarı sindirdiniz, "Baba" isimler olmazsa Demirspor biter dediniz. Kendi yaptıkları borçları sanki taraftar yapmış gibi, acısını yine taraftardan çıkarttınız, özür dilettiniz, gururlarını ayaklar almalarına neden oldunuz.

Size her daim takımın içerisinde birileri lazım. Takımın dizginlerinin elde tutulması için, işlerin "yolunda" gitmesi için, yeri geldiğinde yolunda giden şeylere taş koymak için, yeri geldiğinde yönetimi, yeri geldiğinde taraftarı baskı altına almak, istediklerini yaptırmak, gündemi değiştirmek, gerçekleri maskelemek için...

Bakın yukarıdaki resimlerin futbol oyunu ile ilgisi yoktu; kumpaslarla, karanlık kulislerle, İHANETLE ilgisi vardı.

Şimdi tekrar aynı oyunu sahneye koymak isteyenlere ve tüm Demirspor camiasına şunu demek lazım: Bakın arkadaşlar, biz ne çektiysek kendi evladımız dediklerimizden çektik, bizi en çok onlar vurdu. Bugün alacakları, primleri için sahada oynamayıp yürüyerek restleşen futbolcu topluluğunun olası bir ekstra playoff maçında bizi kasıtlı olarak aynı hezimete uğratmayacağının garantisini kimse veremez. Yolun sonu, bugünden bellidir. Yapılması gereken tek şey takımdaki yaraya neşter vurmak, 18 maçtır tiyatro oynayanları tasfiye etmek, yerlerine genç oyuncular monte edip tüm takımın alacaklarını tıkır tıkır ödemektir. İşte o zaman Adana Demirspor önüne geleni devirir, bir üst lige çıkar, hem de elinde hazır, yetişmiş 4-5 tane genç oyuncusu ile geleceğini de garanti altına almış bir şekilde.

Yeter ki, kokuşmuş düzenin devamını sağlamaya yönelik çağrıları kulak arkası etmeyi bilelim, yeter ki bir defa olsun şu zinciri doğru yerinden kırmayı bilelim.

Dedikodu...

Kulağımıza bazı dedikodular geliyor... Aslı astarı yoktur, sakın inanmayınız, bir dost sohbetinde sizlere belirteyim sadece...

Dedikodularda diyorlar ki; bazı taraftarlar kendi aralarında bahse tutuşuyorlarmış... Konu mu? Malatyaspor maçı...

İddiaya göre bizim takım Malatyaspor maçında çok iyi top oynayacakmış. Hatta fark atacağı söyleniyor. Forma şansı bulabilirlerse eğer, en iyi oyunu Cem ile Alper oynayacakmış. Burak da bu maçta üst düzey performans gösterecekmiş.

Kahvede futbol konuşmaları işte... Efendim neymiş, bu arkadaşlar sergileyecekleri müthiş futbolla kendilerinin gönderilmesini isteyenlere cevap vereceklermiş.

Tamamıyla yalandır. Bizim topçularımız mesaj vermez. Verse bile o mesajı biz yemeyiz, bu masal bizi artık uyutmuyor, Türk kahvesi etkisi yapıyor, diyor kahvedeki futbol sohbetçileri...

Öyle bir mesaj varsa diyorlar ki; Malatya maçında mesaj vereceklerine İskenderun maçında oynasalardı, Mardin deplasmanında oynasalardı, Adıyaman maçında oynasalardı... Sonra sinirleniyorlar. Kahvedeki adamı sinirlendirmemek lazım... Hemen uzaklaşıyoruz oradan...

Neden Şimdi?

Laf kalabalığı etmeyelim... Net bir şekilde soralım...

İskenderun maçında seslerini gür şekilde çıkarmayanlar, Malatya maçı öncesinde neden bu sesleri çıkarmaya başladılar?

Şampiyonluğa giden 2 tane trenin elden kaçırılmasını görece daha sessiz izleyenler neden son trene görece daha sıkı bağlandılar?

Malatya maçı İskenderun maçından daha mı önemliydi?

Soruları sorduk, cevaplanmayacağını da biliyoruz da neyse.

Biraz da tespit yapalım. Takımdaki cefakar futbolcularımıza tıpkı spor basınımızdaki gibi biz de teşekkürü borç biliyoruz. Ama biraz açalım bu ifadeyi...

Teşekkürler İlhan, Tayfun, Ceyhun, Onur, Barış, Süleyman, Alican, Orhan, Cihan, Cevat, Osman. Giydiğiniz formaya gösterdiğiniz özveriden dolayı sizlere çok teşekkür ediyoruz. Şimdi sizlerin yanınızda sizi eksik bırakmayacak, terinize teriyle destek olacak gençleri dahil ettik mi, yükünüz biraz daha hafifledi mi, ben bir taraftar olarak güzel günlerimi can-ı gönülden söylüyorum, sizlerle yaşamak istiyorum. Emeğinizin karşılığını almanız hususunda da yönetime her türlü baskıyı yapmaya hazırız.

Bu arada bazı futbolcuları saymayı atlamışım. Kusuruma bakmasınlar. Cem, Alper, Kaya, Burak, Ahmet, Aydın kardeşlerim. Yazmayı unutmuşum sizleri yukarıda. Şimdi yazımı değiştirmeyeyim. Bu durumda sizlere de hizmetleriniz için teşekkür etmek lazım. Aslında böyle düşünmüyordum ama yukarıda yazmayı unutunca artık buraya yazmak durumunda kaldım. Bir taraftarın kusuru olarak değerlendiriniz... Umarım yönetim de size bu teşekkürü edip, yolları ayırır. Bu formayı sizler de terlettiniz. Genç takviyeli takımımızın başarılarını sizlerle tribünden izlemeyi, onlarla hep beraber dışarıdan gurur duymayı zevk sayarım. Umarım yönetim de benimle aynı şekilde düşünüyordur.

Bizim Mücadelemiz 4

Bizim mücadelemiz birbirini sevmekten geçiyor...
Bizim hayata aynı yerden bakmamızdan geçiyor...
Bizim mücadelemiz sadece mutluluğu değil, mutsuzluğu da paylaşmaktan geçiyor...
İşte şimdi "O" nokta burada karşımda duruyor...
Neyin ne olduğundan, neyin ne kaldığından, kimin neye tahammül ettiğinden ibaret nokta ortada duruyor...

Sormayacaksınız bundan sonra derdin ne diye başkasına çünkü senin derdin arşa erdi ve bundan sonra kimseye avuç açmayacaksın Demirsporlu çünkü o devirde geçti. Çok söz sahibi olma devri bitti. Mücadele edecek olan var olacak bu arenada. Çok konuşanların işi yok artık, İŞ YAPANLARIN devri başlayacak artık...

İlk adım ilk sevinç olsun. İlk mutluluk olsun, gerisi çorap söküğü gibi gelsin. Ama artık lütfen gelsin! "Olmasada olur, ne olacak canım... Bizi onu böyle sevdik... Böyle yeter bana... Bunada şükür... Buda yeter..." ASIL BU LAFLARIN ALAYINA YETER!!!

DEMİRSPORLU HER ZAMAN AYAKTA KALABİLENDİR!!! DEMİRSPORLU DOĞRU BİLDİĞİNİN ARKASINDA HER ZAMAN KALABİLENDİR!!! DEMİRSPORLU TAKIMINA HER ZAMAN SAHİP ÇIKABİLENDİR!!!

Şimdi sahip çıkma zamanı!!! Şimdi mücadele zamanı!!! BİZİM MÜCADELEMİZ DAHA YENİ BAŞLIYOR!!! Herşey bitti diyerek savurmamaktır "BİZİM MÜCADELEMİZ". Son nefesinde bile ilk nefesinde gibi tezahürata girebilmektir "BİZİM MÜCADELEMİZ". Son hafta bile lig yeni başlıyormuş gibi davranabilmektir "BİZİM MÜCADELEMİZ"!!!

SİLKİN DEMİRSPORLU VE AYAĞA KALK!!! BUGÜN HAYATININ VE DEMİRSPORUN BUNDAN SONRAKİ İLK GÜNÜ!!! HERŞEYE YENİ BAŞTAN BAŞLIYORUZ!!! HİÇBİR ŞEY BİTMEDİ!!! YENİDEN BAŞLIYOR!!! BU OYUNU BİZ BAŞLATMADIK AMA BİZ BİTİRECEĞİZ!!! SONUNDA KAZANAN KİM OLURSA OLSUN, BİZLER BU DÜNYADAN ŞEREFLİ, ONURLU VE GURURLU BİRER DEMİRSPORLU OLARAK GÖÇECEĞİZ!!!
Saygılar.

23 Aralık 2009

Altyapıya Yönelmek Adına Ortak Açıklama

Ankara Tayfası ve www.mavilacivert.com ortak açıklamasıdır;

Kamuoyunun dikkatine; Görüldüğü üzere Adana Demirspor kulübü bir kez daha başarısız olmuştur. En önemli maçlarımızda sahada koşan, mücadele eden, ruhunu yansıtan bir takım bulamamak son 15 yılın geleneği haline gelmiştir. Takımın gençleşmesi sanki bilerek ve isteyerek engellenmiş, yaş ortalaması yüksek oyuncularla hem borçlar artırılmış, hem de başarısızlıklar ısrarla pekiştirilmiştir.

Bu bağlamda bizler artık kulübümüzün düşünsel anlamda bir yapılanmaya gitmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bunun için de mutlaka ama mutlaka gençlere fırsat verilmesi sureti ile dönüşüm başlatılmalıdır.

Bu dönüşüm çerçevesinde öncelikle gereken hiçbir anda yanımızda olmayan ve eksik oynamamıza sebep olan Aydın Tabak, Cem Hallaçeli, Alper Yeşil, Kaya Tarakçı, Burak Denizli ve özel kontenjandan oynatılan Ahmet Çenet takımdan gönderilmeli, bu futbolcuların yerine genç futbolcular monte edilmelidir. Sonrasında da bu genç kadro desteklenerek takımımızın genel yapısı oluşturulmalıdır. İçinde bulunduğumuz sezonda bu genç oyuncularımızın takımı için mücadele eden diğer futbolcu abilerine destek vermek için savaşacağından ve önemli bir maliyet tasarrufu sağlayacağından eminiz. 15 yıldır gençlere şans verilmemesi sonrasında 15 kez kaybedilmiş ise artık bir kez gençlere şans verilerek kaybedilmesinin göze alınması gerekmektedir. Gözden kaçırılmamalıdır ki; takımımız yukarıda belirtilen ve bizi eksik oynatan futbolculara rağmen yükselme grubunun eşiğinden dönmüştür. Şimdi alınacak gençlerle bir kişi dahi fazla oynamak takımımıza en azından zarar vermeyecektir. Dinamik ve savaşan bir takım, genç bir Adana Demirspor istiyoruz.

Saygılarımızla.

Yeni Kongre Üye Listesi

Kulübümüzün resmi sitesi olan www.adanademirspor.org.tr adresinde kongre üyeliklerinin yeniden yapılanması çalışması ile yenilenen üyelere ait bir liste bulunmakta. Belli ki güncelleme yapılmamış, zira eksikler var.

Resmi siteye göre liste şöyle sıralanmış;

1-Aytaç Durak
2- İ.İlhan Atış
3-Yıldıray Arıkan
4-Ahmet Zembilci
5-Bekir Çınar
6-Ramazan Çimen
7-Metin Türk
8- Derviş Erten
9-Muhittin Ünlü
10-Kemal Bahalı
11-Kadir Deniz
12- Erdeniz Çelebi
13- Ozan Dolmuş
14-Mustafa Tuncel
15-Kenan Şenbayrak
16-Cahit Sınmaz
17- Ahmet Atman
18-Ercan Kurgun
19-İbrahim Kocacık
20-Yaşar Deniz
21-Gürsel Diliçıkık
22-Mehmet Esendemir
23-Ali Batman
24-Hüsnü Karadeli
25-Feray Özyazgan
26-Ahmet Aslan
27-Erhan Çetiner
28-Ekrem Kandemir
29-Aysel Güntürk
30-Halil İbrahim Kargören
31-Durmuş Arısoy
32-İlker Erdal
33-Adem Atılgan
34-Adil Paşa
35-Ümit Onatça
36-Naci Heybeli
37-Serkan Şahinoğlu
38-Cemal Seyrek
39-İrfan Turanbayburt
40-Şerif Güler

Liste hakkında, listedeki üyeler hakkında zamanında söylenen hatta şimdi de söylenecek çok şey var, blogun sayfaları yetmez. Dileğim odur ki, liste uzadıkça uzasın, Demirspor sevdalıları listeyi doldursun, üyelik ücretleri de tıkır tıkır tahsil edilsin...

Ergun Bey, Sizler de Bir Varsınız Bir Yoksunuz...

Takım kayyuma gitmek üzereyken yoksunuz...
Transfer dönemi gelir varsınız...

Belediye Başkanlarına baskı yaparken varsınız...
Aytaç Durak'a baskı yaparken yoksunuz...

Cem ve Alper transfer edilirken varsınız...
Gençlerin oynatılması hususunda yoksunuz...

Forma reklamımız yok, yeterince yoksunuz...
Rakip takım prim dağıtır, varsınız...

Söyleyin Allah aşkına Ergun Bey ve paralel basını...
Siz var mısınız, yok musunuz?

Konu Bekir Çınar yönetiminin devam edip etmeyeceği... Devam edecekseniz açıklayın, etmeyecekseniz onu da sebepleriyle açıklayın diyorsunuz. Ne kadar çabuk ön planda olursanız o kadar çabuk yıpratılırsınız... Bu nedenle kongre gününe kadar kendi çalışmalarınızı yapın Bekir Bey, kongre günü açıklarsınız ne yapacağınızı... Acele işe şeytan karışırmış...

Üstelik Adana Demirspor modern camiadır... Bekir Bey de her defasında bunu dile getirir. Takıma yönetici olmak isteyen kimseye kapıyı kapatmamıştır. Bu kapıyı sadece Bekir Bey değil, sayın Mehmet Gökoğlu, sayın Mustafa Tuncel, sayın Adem Atılgan da hep açık tutmuştur. Şimdi aday olmak isteyen varsa çıkıp söyleyebilir, söylemek istemiyorsa Bekir Beyle durumunu paylaşabilir. Çekinilecek hiçbir şey yoktur. Bekir Bey, Aytaç Durak değildir ki; icazet alınsın, modern camialarda kongre üyesi olan herkes başkan olabilir ve bunun için kimseye yol açma zorunluluğu yoktur...

Bekir Bey, siz siz olun, sükunetten insana zarar gelmez, kongre günü gelsin öyle konuşursunuz. Bir burda, bir kapı arkasında (süpürge), bir var bir yok, BUNLARA GEREK YOK!!!

Saygılarımla arz ederim efenim...

22 Aralık 2009

Yanıbaşımdan...

Yanıbaşımızdan gelip geçen nice şampiyonluğa ağıt yakarcasına, kasetçalarımıza huzursuz edici bir duman girmesi gerekti belki.

Duman; derdin, kasvetin, içinden çıkılmaz kısır bir döngünün cisimleşmiş hali gibi. Döne döne yükselen, yükseldikten sonra geri çöken, gözleri kör eden, nefes aldırmayan...

Başımıza bunca duman çökmüşken, Duman'dan dinlememek mümkün müdür halimizi, ahvalimizi?

Yanıbaşımdan

Sevemedim ben bugünü
Sevemedim başından
Göremedim geçtigini
Yanıbaşımdan
Her yanımdan

Gelemedim ben oyuna
Gelemedim yaşımdan
Kovaladım sevdiğimi
Yanıbaşımdan
Her yanımdan

Yaşamadım ben bugünü
Yaşamadım inadımdan
Göremedim geçtigini
Yanıbaşımdan
Her yanımdan

Ellerin uzanmasın
Uzak dursun dedim
Sakın dokunmasın
Hayalettiklerim
Bana yakışmasın
İnancım yok benim


(Dinlemek için buraya tıklayabilirsiniz)

Milli Takıma Kötü Oyuncu Gider...

Özenle seçilir Milli Takım'a gönderilecek futbolcular...

En kötüleri seçilir, ayıklanır ve kampa yollanır.

Milli Takım'a seçilen oyuncular kötü olmasalar kendi takımlarında forma bulabilirlerdi. Ama adamlar kötü, adamlar yeteneksiz.

Koskoca Adana Demirspor teknik heyeti ve yönetimi örneğin.

Adamlar bu işin kitabını yazmışlar. Adamlar futbolun dersini Türkiye'ye her sene ısrarla veriyorlar.

Takımın orta sahasının beyni Cem Hallaçeli gibi bir adam var...
Forvette tek geçerim Alper Yeşil'i. Üstüne tanımam...
Orta sahada en az Cem kadar iyidir Aydın Tabak...
Kalede kaya gibi Kaya Tarakçı'mız var. (Taş yerinde ağırdır misali)
Defansta Çanakkale Geçilmez Ahmet Çenet'imiz var.
Muhteşem muz ortalar yapan, araya paslar atan, adam eksilten Burak Denizli var.

Şimdi bunlar varken bizim basiretsiz, işten anlamaz, yeteneksiz Milli Takım yöneticilerimiz tutmuş Adana Demirspor'da forma şansı bulamayan, yeteneksiz, topu gördüğünde bomba sanan Turgut GÜL ile Hasan ÜSTÜNKAYA'yı U19 Milli Takım kampına çağırmışlar.

Yapılır mı bu şimdi? Ülkeye ihanettir bu!!!

Bıkmadan usanmadan söyleyeceğim sayın teknik heyet ve yönetimim. Artık takıma katkı koymayan bu adamları yollayıp Milli Takım yollarını aşındıran Ömer, Turgut, Hasan gibi kardeşlerimize şans verin. Son iki senedir üst üste üç büyük diye adlandırılan takımları geride bırakarak Türkiye çapında ilk 8'e giren genç takım oyuncularımıza imkan tanıyın artık.

Adana Demirspor'un geleceğine ışık tutun, fenerin pilini çıkartma yolunu bari sizler seçmeyin...

Bu arada Turgut ve Hasan kardeşlerimizi kutluyorum...

Gençler, Evet Sizler

Bu haftayı iki beraberlik, iki galibiyet ile geçtik. Galibiyetler Kahramanmaraş deplasmanından geldi. U14 ve U15 kategorilerinde lideri yakın takibe devam ediyoruz. Diğer kategorilerde biraz gerideyiz ama her şey bitmiş değil. Toparlanıp, nefeslenip tekrar mücadeleye devam etmeliyiz.

Gençler; kardeşlerimiz, yarınlarımız... Biz size inanıyor, size güveniyoruz. Umarız futbol hayatınızda sizlere genç yaşınıza rağmen inanan, güvenen Adana Demirspor yönetimleri ve teknik ekipleri ile karşılaşırsınız.

Toplu sonuçlar ve puan durumlarını aşağıda bulabilirsiniz.

Gençlik Geliştirme Ligi U18 Kategorisi


Coca-Cola Akademi Ligi U16 Kategorisi


Coca-Cola Akademi Ligi U15 Kategorisi


Coca-Cola Akademi Ligi U14 Kategorisi

21. Hafta... Ve Son...


Klasman gruplarındayız artık. Bizi ufak hesaplara itenleri, bir gün inşallah, biz de uçurumdan iteceğiz. O zamana kadar kahrolmaya devam!

21 Aralık 2009

Hüzün...



Karanlık yine Adana'nın üzeri.Kapkara bulutlar sarmış her zaman olduğu gibi masmavi düşlerimizi,umutlarımızı.Oysa biz o umutlarla yaşadık 15 senedir oysa biz hep güzel günler göreceğiz dedik gözlerimiz ışıldayarak.Şimdi o ışıldayan gözlerimiz boncuk boncuk yaşlarla dolu.Bakmayın sessizce yanağımızdan süzüldüğüne o yaşların içimizde çağlayan olup masmavi umutlarımızı adeta paklarcasına sarıyor o yaşlar.


Neden neden neden diyorum kendime çözemiyorum.Ne yaptık ki tanrıya kızdı bize bu kadar?Ne yaptık ki hep hüzün acı ve keder peşimizde?Neden ''giden her fırsatın ardından hep biz olduk el sallayan''?Şimdi gözlerimizdeki yaşları silip yine bakıyoruz ufuk çizgisine gün doğacak mı dercesine?Umutsuz,hayalleri yerle bir edilmiş,kırılmış,dökülmüş duygular karmaşasında...


Canın sağolsun ADANA DEMİR...Kafana göre ADANA DEMİR...

Unutma!!!

İster güldür,ister ağlat! LACİVERT sen MAVİ hayat!!!

Futbolcular İçin Bir Sinema Tiyatro Yazısı

Ne demiştik?

Biz taraftarlar için sahada oynanan sinema, tiyatro değil demiştik, az aşağıdaki yazımızda. Sahadaki bizim için hayatın ta kendisi demiştik.

Sizin için de öyle değil miydi Adana Demirsporlu futbolcular? Sizin için de hayat memat meselesi değil mi futbol? Hem sizin için daha hayati, çünkü hayatınızı bu işten kazanıyorsunuz. Futboldan besleniyorsunuz, ekmek yiyorsunuz.

Peki biz olmazsak siz ekmek yiyebilir misiniz? Biz sizi seyretmek için tribünlere gelmesek sizin ne işiniz var sahada? Bu mesleği var eden bizleriz, tribündekileriz. Biz futbol seyretmeye geliyoruz, sizden futbol oynamanızı bekleyerek geliyoruz.

Siz ne oynuyorsunuz bize? Futbol demeyin, ne olur. Tiyatro deyin, sinema deyin. Gerçekten final maçına çıkmış ve geriye düşmüş bir takım için, sizin sahada yaptığınızı futbol olarak nitelemek imkansız.

Gayeniz nedir? Akıl hocanız kimdir? Mücadele etmemenizin sebebi nedir? Mücadele ettiğinizi görüp de başarısızlığı sineye çekecek kadar olgun bir taraftar olduğumu düşünüyorum, yine de İDÇ maçındaki kötü performansı futbol ile, formsuzluk ile açıklayamıyorum.

Kimin ve hangi lafların tesiri altındasınız? Psikolojinizi allak bullak eden nedir?

Takım yükselme grubuna kalamadı, olası iddia gelirleri de, tribün gelirleri de kuş oldu uçtu. Alamadığınız için isyan ettiğiniz maç başı primlerini bu futbolla mı kazanacaksınız yoksa başka gelir kaynaklarınız mı var? Babadan zengin misiniz, kirada daireleriniz mi var?

Siz İDÇ maçında ekmek yediğiniz futbolculuk mesleğiyle, üzerinize geçirdiğiniz Adana Demirspor formasıyla ve sizlerin var oluş sebebiniz olan taraftarlarla dalga geçtiniz. Dalga denizde olur beyler! Merak etmeyin, bu dalganızın takipçisi olacağımızdan emin olabilirsiniz!

Kısalsın Artık Şu Geceler...

Bugün 21 Aralık... Gecelerin en uzun gündüzlerin ise en kısa olduğu gün bugün. Bugünün bitimi ile birlikte gündüzler geceye bıraktığı yerlerini yavaş yavaş geri alırlar.

Evet bugün 21 Aralık. Öfkeliyiz. Ortalık kapkaranlık. Göz gözü görmüyor. Elimizde imkan olsa bir çırpıda bu takımı alıp layık olduğu yere koyacağız ama o imkan yok. Yine yutkunarak bakıyoruz bizim hak ettiğimiz yerlerde gezinenlere. Biz hak ediyor muyuz o da ayrı bir muamma...

Peki bu 21 Aralık günü, Adana Demirspor öfkelenip, üzülüp dizini dövmekten başka ne yapabilir?

Her zamanki Adana Demirspor, ara transfer döneminde 28-34 yaş arası birçok transfer yapar, borçlarını artırır, mevcut futbolculara parasını ödeyememeye devam eder, herkesten para dilenir. Kervan emin adımlarla içindeki develeri ve develerin kanını emen pireleri besleyerek yoluna devam eder. Kılavuza ihtiyaç yoktur aslında, yolun sonu görünmektedir.

Olması gereken Adana Demirspor ne yapmalıdır? Daha önce yapmadıklarını... Mesela kökten bir takım yaratmaya gitmemelidir. Sil baştan yapmak yerine çürükleri ayıklamak yoluna gitmeli ve sezon başında yapması gerekeni şimdi yerine getirmelidir. Elimizde buna uygun bir iskelet varken bu yapılanma fırsatını kaçırmamalıdır. Takımda takım için oynayacak tecrübeli futbolcuların yanlarına takım için canını dişine takacak gençleri koymanın tam da zamanıdır. Bu şekilde başarısız oluruz küme düşeriz diyenler olacaktır...

Ben diyorum ki; Kaya'nın yerine Ömer bu takımda oynasaydı, Onur bu takımda oynasaydı ne kadar daha az başarılı olabilirdi ki? Kaya, bize ne verdi ki?

Alper'in yerine Alican veya altyapıdaki diğer arkadaşlarımız oynasaydı ne kadar gol kısırlığı çekerdik ki? Ne kadar büyük katkı sağlamış ki Alper bize?

Cem'in yerine şöyle koşan, pres yapan, pas dağıtan bir genç kardeşimiz olsa bundan zarar görür müydük? Biz ne zaman yeteneğine ihtiyaç duyduğumuzda Cem yanımızdaydı ki?

Burak, başkanımızın ifadesi ile araya sızma paslar atması için alınmıştı. Bu adam bu kulübe nasıl sızdı, onu bile anlayamadık ki? Burak'ın yerine sızma pas atamayan ama savaşan bir gencimiz olsa gücümüzden kaybeder miydik sizce?

Ahmet Çenet, defansımızı mı toparladı? Ne yaptı? Turgut olsa idi, altyapımızdan başka kardeşlerimiz olsa idi daha başarısız mı olurduk?

Aydın Tabak. Bu adamdan şüpheliyim. Son maçlarda canımıza da okusa güzel performanslar da çıkardı. Olsa da olur, olmasa da olur...

İşte size fırsat. Sezon başı güzel bir kadro kurmuşsunuz sayın başkan ve yönetimimiz. Eleştiri için değil, gerçekten güzel bir kadro. Süleyman, ara sıra aksasa da takımda onun gibi savaşan 6-7 tane daha topçumuz olsa belki de namağlup bitirirdik ligi.

İlhan, kendisinden şüpheliydim ama savaştı, mücadele etti.

Onur Güney birkaç maçta aksasa da yerinde iyiydi. Keza Orhan Terzi.

Forvette son iki maçta bizi üzse de kapı gibi Tayfun'umuz var.

Ceyhun genele bakılınca bence iyiydi.

Barış bir vardı bir yoktu ama varken fena işler çıkarmadı.

Tutun bunları takımda. Bunlar abi olsunlar. Bunlar örnek olsunlar, bunlar takımları için önceden savaştıkları gibi savaşsınlar, yanlarında oynayacak kardeşleri onları mutlu edecektir. Onların yükünü alacaktır. Gönderileceklerden çok daha ucuza takımları için oynayacak, geç verilen bir prime bir kenti yakmayacaklardır. Doğru yönlendirilirlerse bunların üzerinden kimseye para mesajı gönderilmeyecektir.

Farz edin ki; gerçek anlamda şans verdiğiniz gençler istediğiniz gibi çıkmadı? Ne kaybedersiniz? Burak, Cem, Alper, Kaya, Ahmet Çenet vs., bunların geçtiğimiz sezondaki versiyonları size ne kazandırdı? Bir kez de gençlerden dolayı kaybetmeyi göze alın... Kim bilir belki de geleceği kazanırsınız...

Dün Trabzonspor'u izlerken yine içim burkuldu... Gabriç 23 yaşında. Arı gibi. Çıkıyor yerine Barış giriyor. 19 yaşında. Ceyhun Gülselam 22 yaşında. Colman 24 yaşında. Cale 24 yaşında. Kaleci Onur 21 yaşında. Selçuk İnan 24 yaşında.

Geçenlerde Şampiyonlar Ligi'nde bir üst tura çıkmayı garantileyen CSKA Moskova'dan bahsetmiştim. Tablo aynıydı.

Arı gibi koşan gençler, yanında tecrübeli abileri. Lütfen, lütfen, lütfen artık bunu biz de yapalım. Son uzun gecemiz 21 Aralık olsun.

Atın şu adımı, kararlılıkla ardında durun, zifiri karanlıktan fırsat çıkarın, tam düşmüşken silkin üstünüzü ayağa kalkın, KISALSIN ARTIK ŞU GECELER.

20 Aralık 2009

Nerem Doğru Ki, Boynum Eğri Olmasın...

Bir haftadır bas bas bağırıyoruz...

Bu takımın inandırılması lazım, camia olarak kenetlenmemiz lazım, savaşarak yenileceksek yenilmemiz lazım diye...

Şimdi kime kızmamız lazım... Bu işin sorumlusu kim?

Bir haftadır şeytan taşlanıyor bu camiada... Melekler (?) şeytan taşlıyorlar!!! Bağırmaktan sesimiz kısıldı, dedik ki; biz bu hafta İskenderun'u yenemezsek ve rakiplerimiz puan kaybederse, bu ataleti bu camianın üstüne serpenler en az taraftar kadar suçlu olurlar... Kimse artık kendi suçunu kabul etmeden başkasına pislik atmasın, sorumluluk yüklemesin...

Buyurun Tarsus berabere kaldı, bu maçı kazansak şimdi yükselme grubundaydık...

Söyleyin Allah aşkına kim suçlu?

Tarsus maçında boynumuzu büken taraftar mı? Evet, taraftar geçen hafta suçluydu, peki bu hafta kim suçlu?

Azim Öztürk'e dünyayı dar edip, kamuoyu oluşturan ama İDÇ maçı öncesinde kafasını geçen maçla bozup bu heyecanı camiaya vermeyen basın suçlu değil mi?

Takım için o kadar mücadele verdiğini dile getiren ama Tarsus maçından sonra her şey bitti, benzeri konuşmalar yapan ve bunu düzeltme yoluna gitmeyen, şu takımı cesaretlendiremeyen yönetim suçsuz mu?

Kentin umudunu kendilerine emanet ettiğimiz ama sahada baston yutmuş gibi gezerek bir final maçında daha sifonu çeken futbolcular masum mu?

Takımı Tarsus maçının atmosferinden bir türlü kurtaramayan, İDÇ maçında savaşmasını sağlayamayan teknik heyet suçlu değil mi?

En önemli maçlardan birinin arifesinde "yükselme grubuna kalmamız halinde takıma destek olacağı yönünde" beyanlar vermekten kaçınan, hiçbir zor günümüzde yanımızda olmayan Adana'nın gelir odakları da suçsuz öyle değil mi?

Ortada bir başarısızlık var... Bu başarısızlığın sorumlusu kimler...

Taraftarlar...
Basın mensupları...
Yönetim...
Futbolcular...
Teknik heyet...
Adana'nın iş insanları...

Kısaca söyleyeyim ben size... Camia suçlu camia... Tabloya baksanıza başarısızlıkta herkesin payı var... Tek bir kesim dahi başarı için gereken dönemeçlerde üstüne düşeni yapmamış... Kimden, nasıl başarı bekliyoruz ki?

Eldeki malzeme bu... Bu malzeme ile helva yapılmıyor, tutmuyor kardeşim tutmuyor...

Yeni düşünce yapısı, yeni savaş taktikleri, yeniden yapılanma, yeni savaş malzemeleri lazım... Allah sabrımızı daim etsin...

18 Aralık 2009

1500

Blogumuzda 1500. yazıyı da geride bırakmış olduk. Buram buram Adana kokan, Demirspor kokan 1500 yazı.

Lacivert puntolarla mavi ufuklara sarılan 1500 yazı.

Emeği geçen ve bize değer veren herkese teşekkürler.

Viraj Üstüne Viraj


Bir hafta önce Onur yazmıştı; kaçıncı final maçına çıkıyoruz, kaçıncı kez başımız önde ayrıldık ve kaç kez yüzlerimiz güldü...

Futbolun içinde final maçları var. İşin heyecanını barındıran, yüzbinleri sokaklara döken final maçları var. Ama her takım için yok. Bazı takımlar için var.

Bu bazı takımlar özel takımlardır. Tarihlerinde bir çok final maçı vardır, çünkü tarihlerinde her daim mücadelenin içinde olmayı başarabilmişlerdir. Bu bazı takımların esameleri okunur, adları bilinir. Nostaljik futbol sohbetlerinin en lezzetli konularını oluşturur bu takımlar. Yaşı biraz geçkinler iç geçirirler, "nerede o eski takımlar" derler.

Bu bazı takımların, o takımlar başarılı olsa da olmasa da peşinden sürüklediği bir kitleleri vardır. Öyle meftundur ki bu kitle, takım dibe vurdukça daha da sahiplenir onu. Çünkü onlar için sahadaki sadece bir takım değildir. Sahada, taraftarın kendisi oynamaktadır çünkü. İzlenen sinema, tiyatro değildir, sahada oynanan hayatın ta kendisidir.

Bu bazı takımlar sürekli final maçlarına çıkarlar, çünkü finali zorlarlar, isterler, içlerinde kazanmak ve "en büyük" olma güdüsü vardır. Bu takımlara gönül bağlamış herkesin içinde "en büyük" olma isteği vardır. Herkesin takımını sahipleniş şekli kendi iç dünyasının bir yansıması olduğundan, herkes takımının en büyük olmasını farklı sebeplerle ister. Ama en nihayetinde o tribünlerde onbinlerce kişinin ayrıntısız, katışıksız, tavizsiz tek isteği o özel takımın sahada önüne geleni yenmesi ve diğer takımlar arasında "en büyük" olmasıdır.

Taraftar ne kadar büyükse, sahadaki takım o kadar büyüktür. Reddedilemez bir önerme!

Adana Demirspor, bahsettiğim bazı özel takımlardan birisidir. Benim için en büyüktür ve her zaman en büyük olmalıdır. Sürekli finaller oynamalıdır, finalleri zorlamalıdır, her zaman iddianın içinde olmalıdır. Hedefsiz, amaçsız, savrulup durulan sezonlardansa eğer kaybedecekse bile finallerde kaybetmelidir.

Savaşa savaşa, kanaya kanaya kaybetmelidir. Eğer ölecekse onuruyla ölmelidir!

Adana Demirspor bilmelidir ki, sahada o ölürse tribünde biz de öleceğiz. Tribünde biz yaşadıkça sahada o da yaşayacak, tersi de geçerli.

Ve istatistik bilimi ne kadar kötü şeyler fısıldasa da kulağımıza, bir umuda sarılmak bizim boynumuzun borcudur. İskenderun'a umudu taşıyacak olan herkese çok teşekkür ederim peşinen. Biliyorum ki, oraya gidecekler de benim gibi Adana Demirspor'un EN BÜYÜK olduğunu biliyor, öyle olmasını istiyor!

Bu virajı aşacaksın Adana Demirspor! Sahadaki futbolcularınla ve teknik ekibinle, tribünlerdeki yönetimin ve taraftarınla.

SEN EN BÜYÜKSÜN ADANA DEMİRSPOR!

VE EN BÜYÜK OLACAKSIN !


17.12.2009 Tarihli PFDK Kararları

Gerçi bir okuyucumuz yorum olarak bırakmış ama biz yine de not düşelim;

PFDK Kararları - 17.12.2009

...

21- ADANA DEMİRSPOR Kulübünün, 13.12.2009 tarihinde oynanan ADANA DEMİRSPOR - TARSUS İDMAN YURDUSPOR 2. Lig 4. grup futbol müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle takdiren 1 RESMİ MÜSABAKAYI KENDİ SAHASINDA SEYİRCİSİZ OYNAMA CEZASI ile cezalandırılmasına,

...

Karar verilmiştir.

Av. Mehmet Reşat BOSTAN
PFDK Başkanı

16 Aralık 2009

Mavi Umut


Bir umuda sarıldık yine...

Temliklerde Süper Ligdeyiz

Başka bir alanda değil ama kulüp gelirleri üzerindeki temlikler sıralamasında Süper Lig ayarındayız, maşallah! Temlikliler Süper Ligi kurulsa başa güreşiriz, evelallah...

Ajansspor sitesinde rastladığım haberdeki listeye bakılırsa bir mucize olmazsa Adana Demirspor'un belini doğrultmasının imkanı yok görünüyor:

4 milyon 260 bin 181,11 TL!

Bu rakamın ne kadarının ödenmiş olduğuna dair bir açıklama yok. Borcun daha fazla olduğu söyleniyordu, umarım bu rakam eritilmiş halidir.

Üstteki iki ligden rakamları kopyalayayım buraya; kıyaslamayı siz yapın:

Trabzonspor 10.465.685,58 TL,
Gaziantepspor 3.501.732,87 TL,
Ankaragücü 1.733.194,86 TL,
Diyarbakırspor 1.240.563,33 TL,
Eskişehirspor 785.720,26 TL

Bank Asya 1. Lig Samsunspor 3.701.582,43 TL
Bank Asya 1. Lig Konyaspor 3.470.000,00 TL
Bank Asya 1. Lig Altay 2.486.439,29 TL
Bank Asya 1. Lig Mersin İdmanyurdu 1.860.940,67 TL
Bank Asya 1. Lig Karşıyaka 1.224.488,00 TL
Bank Asya 1. Lig Orduspor 200.000 TL
Bank Asya 1. Lig Bucaspor 150.000,00 TL

Bugün Çarşamba...

An itibarıyla İskenderun deplasmanımıza 4 gün kaldı. Mutlaka kazanmamız gereken bir maç. Teknik ekibimiz önümüzdeki iki maçı da kazanmamız gerektiğini söylemiş. Ama bunların yanında geçtiğimiz Pazar gününe ilişkin kapsamlı bir değerlendirme de yapmış.

Futbolcuların moralsiz olduğu gözlemlenmiş.

Yönetimin son açıklamalarına dün değinmiştik.

Adana Demirspor futbol takımı futbolcusundan teknik heyetine, taraftarından yönetimine kadar DERHAL TOPARLANMALIDIR.

Hafta sonu rakiplerin puan kaybettiği olasılığı altında, bizim de puan kaybetmemiz durumunda, Pazar günü yaşananlar kadar kötü bir ruh haline iteceksiniz bu camiayı.

TARSUS MAÇI BİTTİ, BİTTİ, O KADAR.

Önümüzde İskenderun Demirçelikspor ile oynayacağımız hayati bir maç var. Kenetlenin, toparlanın ve zoru başarın.

Biz hala inanıyoruz.
Yeter artık, zaman kaybetmeden siz de inanın.
Artık geçtiğimiz Pazar gününü hiçbirinizden duymak istemiyorum...

15 Aralık 2009

Yönetimin Tribün Olaylarına İlişkin Açıklaması Hakkında...

spor01'in haberine göre Bekir Çınar ve yönetimi tribün olaylarını sert bir üslupla eleştirmiş. Bu ifadelerin içinde bir kısım dikkatimi çekti.

Eminim Bekir Bey bu sözlere açıklık getirecektir:

"Bir senemiz boşa gitti desek daha doğru olur... Bizler gelip geçiciyiz ama Demirspor'un geleceğine ipotek koymuştur."

Bekir Bey ve saygıdeğer yönetimi... Henüz hiçbir şey bitmedi. Daha önümüzde 2 tane maç var. Bir an önce bu psikolojiyi üzerimizden atmalı ve savaş kıyafetlerimizi yeniden giymeliyiz. Bu iki maçın sonunda kaybedersek çarpışarak kaybetmiş oluruz. Bize erken pes etmek yakışmaz. Adana Demirspor kulübünün başkanı olarak soracağınız hesapları bir kenara bırakarak camiayı ve özellikle gelişmelerden yıprandığını düşündüğümüz futbolcularımızı ve teknik heyetimizi toparlamanızı bekliyoruz.

2'de 2 istiyoruz.
Biz pes etmedik.
Siz de etmeyin...

14 Aralık 2009

Tarsus Maçında Genç Arkadaşlarımızlaydık...

Maçın akılda kalan güzel yönlerinden biriydi kardeşlerimizle tanışmak ve onların Demirspor'a bakışını hissetmek.

Genç kardeşlerimizin hepsi pırıl pırıldı. Gözleri ışıl ışıldı. İşin ilginci hepsi ama hepsi Demirspor tarihine ilişkin bu kadar kolay soru sorduğumuzdan şikayet ettiler. Kusura bakmayın demek durumunda kaldık. Tarihimizden konuştuk. Bu genç kardeşlerimiz daha önce yakındığımız 5.000 günü de biliyorlardı, Muharrem Gülergin'i de Yenilmez Armada'yı da. Üstelik kendilerini buldukları dönemde Süper Lig hiç olmamıştı.

Gençleri hiç tanık olmadıkları bir maziye tutunurken görmek bana büyük heyecan verdi. Çok mutlu oldum. Gelecek en ufak bir başarının bu gençlerin sayısını katlayacağı kesin.

Sakın bırakmayın arkadaşlar. Hep tutunun bu takıma. Bu takımı sizlerin gözlerindeki ışık ve inanç yükseltecek. Sizlerle tanışmak bizim savaşma azmimizi de güçlendirdi. Sağolun, varolun, hep böyle kalın.

Kaleci Sorunu...

Bizim genç milli bir kalecimiz vardı. 5 maç üst üste hiç oynamadı. Oynatılmadı. Kendisine hiçbir iddiamızın olmadığı, takımımızın oynamak dahi istemediği maçlarda şans verilerek, defanssız bir takımda kullanamadığı ileri sürülen fırsatlarla akılda kaldı. Sonra da içeride yenildiğimiz 4-3'lük Kahramanmaraşspor maçında, tam bir penaltı atılacakken ve de takımımız 10 kişiyken oyuna girip, yediği 3 golle akılda kaldı bu kardeşimiz. Fırsatını böyle de kullanamadığı düşünüldü. O gollerde hatası olup olmadığı çok da sorgulanmadı. Ya da tek hatanın kendisinde olup olmadığı. Öyle ya Ömer kötü kaleciydi ve kötü kalecinin bu takımda işi olmazdı.

Buradan şöyle bir sonuç çıkıyor: Demirspor'da kötü kaleciye fazla fırsat verilmez.

Demirspor kalecisi hatalı goller yemeye ısrarla devam ediyorsa, o kaleciden eldivenleri -başka camiaları bilmem ama bizim camiamızda- kendisini toparlayana kadar alınır.

İşte bu nedenledir ki; Atalay bu takımda sadece 3 maç oynayabilmiştir. Kendisine arka arkaya 5 maç şans tanınmamıştır.

İşte bu nedenledir ki; Kaya bu takımda bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar sayıda forma bulabilmiş ve kızağa çekilmiştir.

Sahiden öyle mi?
Bu işler hakikaten böyle mi yürüyor?

Benim şahsi kanaatim, Ömer'in artık moral motivasyon yönünden de desteklenerek en azından play-off veya klasman grubu maçlarına hazır hale getirilmesidir. En fazla ne olur? 5 maç oynatılır, bir fırsat da Ömer teper. Peki, ya Ömer bu fırsatı tepmezse?

Demirspor Gerçekten İyi Takımmış...

Eğri oturup doğru konuşmak lazım. Ercan Aslankeser ve Durmuş Ali Çolak ikilisi takımın başına getirildiğinde, bu işe mesafeli yaklaşmıştım. Kafamda koca koca soru işaretleri vardı. Sadece kimseyi yaptıklarını görmeden asmamalıyız, diyebilmiştim. Şimdi görüyorum ki; takımın içinde aksayan futbolcular olsa da takım mücadele ediyor, savaşıyor. Hocalarımıza teşekkürler. Kirli işleri sokmayın bu takıma, sadece topunu oynamasını sağlayın, sadece biz değil, herkes teşekkür eder sizlere.

Biz yine demiştik ki; siz mücadele edin, siz üzerinize düşeni yapın, istediğiniz sonucu alamasanız bile biz sizi sahipleniriz. Bugün maalesef bir final maçından daha istediğimiz sonucu alamadan boynumuz önde ayrılıyoruz. Ama bu kez olabilirdi, olabilmesi için elimizden geleni yaptık. Bu oyunu, bu hırsı 2 maç daha sürdürün, kendinizi bir an önce toparlayıp, 2 maçı da kazanın, HAK ETMİŞ OLDUĞUNUZ PARAYI alabilmeniz için elimizden gelen her türlü baskıyı sizler adına yapacağız. Teşekkürler sevgili Adana Demirspor futbolcuları.

Şimdi biz diyoruz ki; Adana Demirspor gerçekten iyi takımmış. Neden mi?

Dün bu takımda Aydın Tabak forma giymemiş gibiydi. 10 kişiydik.
Ceyhun'un yerine Alper girmemiş gibiydi, 9 kişiydik.
Cem Hallaçeli bir vardı bir yoktu, 8,5 kişiydik.
Tayfun maalesef yoktu, 7,5 kişiydik.
Kaya her zamanki gibiydi, 7 kişiydik.

İşte bu takım 7 kişiyle Tarsus'u sahasına hapsetti. Onlara nefes aldırmadı, yüklendikçe yüklendi, savaştı, çabaladı. AZ KALSIN OLUYORDU. Demirspor gerçekten iyi takımmış.

Burada Tayfun ve Kaya'ya ayrıca değinmek lazım.

Tayfun bana uzaktan çok karakterli bir futbolcu olduğu izlenimi veriyor. Bugüne kadar da elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştı. Futboldan ve golden anladığını çok iyi hissettirdi. Ama bu maç bir farklıydı. Eski takımına bir gönül bağı mı, sakatlıktan çıkmanın etkisi mi, fazla motive olmanın yarattığı gerginlik mi bilemeyeceğim, dün maalesef önceki verdiklerinden bir tanesini geri aldı Tayfun. Benim bildiğim Tayfun o kadar net ofsaytta kalmazdı. Ofsaytlardan kaçabileceği pozisyonlarda o hamleleri yapardı, birinde yapar gibi de göründü, tam ofsayttan çıkacaktı, onun için koşuyordu, durdu ve bir pozisyonumuz gitti. Toplara daha net vururdu. Olmadı. Sağlık olsun Tayfun. Canın sağolsun. Bu maçtaki hüznümüzü İskenderun maçında gidereceğine inanıyoruz. Çünkü senin bu takım içindeki farklı futbolculardan olduğunu düşünüyorum. Bizi utandırma.

Kaya... Kaya tam anlamıyla bir teknik heyet ve yönetim hatasıdır. Demirspor'un neredeyse tüm maçlarında görev alan bu futbolcumuz nedeniyle fazladan bir puan dahi kaybetmeseydik, şu anda zafer şarkıları söylüyorduk. O puanların gitmesinde görevini yerine getirememesi nedeni ile sorumlu olan bu adam yine sahnedeydi. Bu adamın hataları nedeni ile bize yazık oluyor. Yeter, diyen çıkacak mı?

Toparlayalım:
BİZ PES ETMEDİK. SİZ DE TOPARLANIN. İSKENDERUN'A GİDECEK TAKIMIN ADANA DEMİRSPOR OLDUĞUNU HERKESE GÖSTERİN...

13 Aralık 2009

Haftanın Ardından

Toplu sonuçlar

Puan Durumu

Boğazımızda Koca Bir Yumruk...

Boğazımızda koca bir yumruk gibi oturdu bu Pazar günü...

Şimşekler Grubu'na tepkileriniz yağıyor ve eminim de yağacak.
Biz bu tepkilerin hepsini istisnasız ileteceğiz.
Ama yorumlarınızı yayımlamayacağız.
Kendileri kendi hüzünlerini, duygularını, yaşadıklarını kendi sitelerinde son derece net bir şekilde açıklamışlar.
Bu sözün üzerine onlara bu blogdan ilave bir söz söylenmeyecektir.

Keşke şu anda motorları maviliklere sürüyor olsaydık...

Şimşekler Grubunun Açıklaması


Bu yıl Demirsporumuz yükselme grubuna çıkamazsa en büyük sorumlusu Şimşekler Grubudur. Bütün Demirsporlulardan özür diliyoruz.Bu özür , özrümüz kabul olsun diye edilmemiştir. Canımızdan çok sevdiğimiz Demirsporumuza hiç istemeden ve kontrolümüz dışında zarar verdiğimiz içindir.

SAYGILARIMIZLA...

Kafana Göre ADANA DEMİR...!


Olmadı...!Yine kendi göbeğimizi kendimiz kesemedik...

KAFANA GÖRE ADANA DEMİR!!

Adana Demirspor - Tarsus İdman Yurdu Maç Değerlendirmesi


Maç ile ilgili söylenebilecek çok şey var. Ama söyleneceklerin bu dakikadan sonra faydası yok. Elimizdeki avantajı kaybettik.Bundan sonra rakiplerin puan kaybetmesini bekleyeceğiz. İşimiz mucizelere kaldı. Tellere ipleri bağladık bekliyoruz. Bakalım mucize gerçekleşecek mi ? Şampiyonluk dileğimiz tutacak mı ?

12 Aralık 2009

Futbolcularımız Ne İçin Kazanmalı?

Sanaldarbe 1940 rumuzlu Mehmet kardeşimiz güzel ve etkileyici videolarına devam ediyor. Tarsus İdman Yurdu maçı öncesinde yine güzel bir video hazırlamış. Videosuna Tarsus'ta daha önce yaşadığımız sıkıntıları göstererek başlamış. Bu görüntüler futbolcularımızın canını dişine takıp kazanması için tek başına yetecek kadar duygu ve hüzün yüklü. Formanın çektiği acı. Bu acının dinmesinin tek yolu var. Bu maçı kazanmak.

Videoyu vermeden önce belirtmek isterim ki; taraftarlarımız sahadaki Tarsus İdman Yurdu takımına kuracakları baskı ile Tarsuslu izleyicilere kuracakları baskıyı ayırmalılar. Yarın her ne olursa olsun, Tarsuslu taraftarların tırnağına zarar gelmemeli. Yarın her ne olursa olsun Tarsus İdman Yurdu futbolcularının tırnağına zarar verilmemeli.

Çıkalım, kazanalım, onları boğazlarında kalan koca bir hevesle evlerine yollayalım yeter.

İşte o güzel videonun linki... http://www.vimeo.com/8120542
Not: Buradan yayınlamak isterdik ama vimeo artık embed kodu vermesine rağmen başka sitelerde videoların görüntülenmesine izin vermiyor sanırım.

11 Aralık 2009

Mavi Cehenneme Hoşgeldiniz!


Hafta sonu şahane futbol oynayacak ve goller atacak takımımızla, onu 90 dakika boyunca hiç durmadan destekleyecek taraftarımızla 5 Ocak stadını cehenneme çevireceğiz!

Mavi cehenneme hoşgeldiniz sevgili rakip takım oyuncuları ve taraftarları...

Bizim cehennemimiz de cennetimiz de yalnızca mavi olur! Maviler içinde yanmaya hoşgeldiniz!

Tarsus Maçına 5 Davetiye (Düzeltme)...

Ankara Tayfası olarak büyük olasılıkla maça geleceğiz. Zaferi tribünde kutlayacağız. İstiyoruz ki; 5 tane genç kardeşimiz de maçı bizimle izlesin. Fazladan 5 tane maraton kombinemiz var. Bu kombinelerimizi Cumartesi günü akşamına kadar bize ulaşan genç kardeşlerimize bu maç için kullandırmak istiyoruz. Fazladan 5 tane sesimiz olsun.

Sevdiğimiz bir arkadaşımızın talebi üzerine yazımızı yeniliyoruz. Kendisi orta düzeyde bir soru sormamızı ve bu soruyu doğru cevaplandıranları maça götürmemizi, böylece "beni maça götürün" demeye çekinecek kardeşlerimize de ulaşabileceğimizi söyledi. Kendisine önerisi için teşekkür ederiz. İşte sorumuz:

-Adana Demirsporumuz gelecek sene kaçıncı yılını kutlayacak?

Cevaplara bakacağız. 5'ten fazla cevap gelirse kura ile kardeşlerimizi belirleyeceğiz. İsteğimiz, bizimle birlikte maçı izlemek isteyen kardeşlerimizin bu yazıya cevaplarını yorum bırakması veya demirgibiyiz@gmail.com adresine mail atmaları.

Yorum bırakan veya mail atan arkadaşlarımız adsız olmasınlar yeter. Kendilerinden iletişim bilgilerini, kimlerle maça gideceğimizi belirledikten sonra isteyeceğiz.

Tayfa, gençlik el ele, hep beraber tribüne...

Tarsus Maçında Psikolojik Savaş...

Bu yazının amacı kesinlikle çığırtkanlık yapmak değildir. Kesinlikle ortamı germek değildir. Ancak önemi yüksek bir maçın arifesinde hakkaniyet sınırları çerçevesinde yapılması gerekenleri ortaya koyarak bir psikolojik üstünlük de yaratılmalıdır.

Tarsus taraftarlarına olması gerekenden ne eksik ne de fazla yer ayrılmalıdır. Kaç kişi gerekiyorsa o kadar kişi alınmalı, bunun bir fazlasına dahi göz yumulmamalıdır.

Rakip taraftarın stada girişte açacağı pankartlar dikkatle incelenmeli ve olası bir gerginliğe yol açacak hiçbir görsel araç stada sokulmamalıdır.

Aynı şekilde rakip takım taraftarının üzeri sıkı bir şekilde ve uzun uzun aranmalı, ortalama şartlara uymayan hiçbir taraftar stada alınmamalı ve her ne şekilde olursa olsun bu konuda taviz verilmemelidir.

Rakip takım taraftarlarına kesinlikle ve kesinlikle toplu bilet verilmemeli, gelecek taraftarın biletini Adana'dan temin etmesi sağlanmalıdır. Bir kişi en fazla iki bilet alabilmeli, daha fazla bilet alabilmesi önlenmelidir.

Rakip takımın taraftarının organize olmasının önüne geçmek için rakibe satılacak biletler şehrin muhtelif yerlerinde yaygın olarak satışa sunulmalı ve bir veya iki gişeden bilet temin edebilmeleri mümkün olmamalıdır. Örneğin 300 bilet verilecekse Tarsus taraftarına bu 300 bilet 10 ayrı yerden satışa sunulmalı, 10 ayrı yer birbirine yakın olmamalı, her bilet gişesinde 30'dan fazla bilet bulunmamalıdır. Ancak rakip taraftarlara biletlerin temin edileceği yerler konusunda bilgilendirme yapılmasının doğru olacağını düşünüyorum.

Son olarak, stada gelecek taraftar sayımızı artırmak için gerekli girişimlerde bulunmak suretiyle maçımızın canlı olarak yayınlanması önlenmelidir.

Bu maç sadece sahada bir topun peşinde oynanmamalı, bir psikolojik savaş da verilmelidir.

Bu psikolojik savaşı insani sınırlar çerçevesinde biz kazanacağız. Yukarıdaki resmi unutmayacağız. Futbolcularımız çıkacak, geçmişte yaşananların da hesabını soracaklar. Ama maç nasıl biterse bitsin misafirlerimize bu tabloyu yaşatmayacağız. Çünkü biz insanız, biz DEMİRSPORLUYUZ... Biz her açıdan KAZANACAĞIZ.

19. Hafta Sonunda


Yukarıdaki 19. hafta sonrasındaki durum. Aşağıda da 20. haftanın maçları var.

Aklımızda ise hala tek şey var: Galibiyet, galibiyet, galibiyet !

Beden Vergisi: Askerlik

Yakıcı gündemin olan biteni arasında, ikinci bir parantez: Blogun üç neferi askere gidiyor. Birincisi teslim oldu bile. Ati, Fırat Ateş ve Vertumnus.

Üçü birbirinden değerli, üçü birbirinden vazgeçilmez. Ati'nin heybeti, sorduğu hesaplar, açıksözlülüğü ve defansta kestiği toplar! Fırat Ateş'in gerçekçiliği, Yılmaz Güney sevgisi, romantizmi ve geçmişle geleceği bağlaması... Bu bloğa çok şey kattılar ve katacaklar. Her biri "Derin Demirspor'un bekçileri"ni çok kızdırdı ve kızdıracaklar.

Ama şu sonuncusu var ya; o bize yaşamsal bir güç kattı. Bu bloga, ol, dedi. ve olduk. Çünkü toyduk. İçimizdeki sufiler, kendi çapında dönmekteydiler. Biz çantamızı alıp deplasmana gidiyorduk, kendi aramızda konuşuyorduk ama büyük resmi görmeye cesaretimiz yoktu. Belki vardı ama vizyonumuz yoktu. O bize, belki o bu tabiri sevmez ama, vizyon kattı.

İlk deplasmanı, Gaziosmanpaşa'ydı. Ki biz deplasmana gitmişliği kadar aramıza alırız yenileri! "Gurbette Demir Gibiyiz"i omzunda çok taşıdı. Örgütçüydü netekim, kitlenin ve kalabalığın ne menem birşey olduğunun farkındaydı. "Ne istiyoruz" diye sorduğunda pek cevap veremedik. Çünkü cevaplara pek hazır değildik. Çünkü bizim için sorular vardı henüz, cevaplar değil...

İlk galibiyeti, Trabzonspor, -adı batasıca- Özgür Nasuh. İlk canlı maçı, Şekerspor. Soğuktu. Maç sonu Fikrim'deydik. Ulan bu kimdi! Sonra gördük ki, o başkaydı. O cumartesi, Aydın'da asker. Ben de bu yazıyı bir başkasına, mustava'ya, askere gittiğinde yazmıştım, Kasım 2004'te; Birgün'de çıktı; şimdi burda, onun ve onlar için:

"İçine doğduğumuz kalıplar var, değiştirmeye “henüz” gücümüzün yetmediği ve bize biçtiği rollere boyun eğmek zorunda olduğumuz. Tercih etmek şansımızı kullanamadığımız… Halbuki, tanrıyı yeryüzüne indirmekle övünen modernizmin en büyük destek noktası değil miydi birey ve onun akıl yoluyla yaptığı tercihler? Heyhat akıl, bize sunulduğu ölçüde kullanılabilecek, ötesine geçilemeyecek kadar sınırlandı çook uzun süreler önce.

Doğduğumuz sosyal sınıf, ait olduğumuz aile ve cinsiyetimiz…ve sadece bu kalıpların içerisinde bulunmakla üstlendiğimiz-üstümüze yıkılan ödevler! Gelmek istediğim konu aslında çok bilindik, beden vergisi: askerlik!

Her Türk genci, hayatının baharında askere gider.(kimileriyse reddeder, bu yazı onlara cevap hakkı doğurmak için de yazılıyor aynı zamanda!) Askerlik, üzerinde bütün bir milletçe anlaştığımız, üzerine düşünüp taşınmadığımız nadir konulardandır. Onun varlığından hoşnut olmamak, ancak sapkınlık olarak anılır, böyle düşünenlerin aklındaki “cadılar” hemen kovalanmalı, önlemler alınmalıdır. Aklı özgürleştirmek isteyen modernite projesine de böylesi yakışır zaten.

Askerlik, milletine hizmeti bir “borç” olan Türk gençliğinin, temel “ödevi”dir. Genç Türk, artık öyle bir konuma gelmiştir ki, zaman, onu “anaç” vatandan “babacan” devletin kollarına kazandırma zamanıdır. Dönüştürücü torna, işlemeye başlamıştır: düzenin istediği sınırlarda düşünecek, gerektiğinde vatanı için can verecek, kendinden öte ve üstün –aşkın- milleti için canını verebilecek nesiller oluşmalıdır tornanın üretiminde. Zaten, O’nun kendi başına varlığı önem taşımaz. O, milleti namına ve hesabına eylemde bulunduğu sürece vardır. O, sadece var olduğu için, bedeninin vergisini ödemek zorundadır. Bu vergi, birilerinin bizim yerimize imzaladığı toplumsal sözleşmenin bir gereği midir ki böylesi bir sessizlikle kabul görür? Böylesi bir rasyonaliteye az rastlanır, aslında en rasyonel rejim –faşizm-, herkesin oy birliğinde oluşu (getirilişi) değil midir?

O’nun başlı başına bir değeri olmadığı için, ömrünün en değerli vakitleri, kendini (ve dolayısıyla yaşadığı toplumu) geliştireceği sularda yüzmek yerine, sabah talimlerinde yerlerde sürünerek geçer. Devlet, o sulara açılacak yollar yapmak yerine, muhafazakarca bir dürtüyle potansiyel enerjisini kontrol altında tutmayla ilgilenir.

Etrafımdaki bir çok arkadaşım askere gidiyor (gönderiliyor?). Kısa bir gelecek içinde ben de onlara katılacağım. Reddecek kadar güçlü değiller belki, yada hayatları üzerine söz söyleyebilecek kadar yetkin değiller, ya da tam bu sözü söyleyebilmek için köprü geçene kadar ayıya… neyse, onca genç Aralık tertibinde kendini kışlaya teslim edecek, bir çoğunun aklında bu sorular var, hayatının işleyişinde bekleme tuşuna basıp, alıp eline çantayı zamanın acı işleyişini tecrübe etmeye gidiyorlar. Kafalardaki sorular ise, “genel”in sessizliğinde boğuluyor."