Ana içeriğe atla

Adana'nın Spor Basını Tarafsız Mı, Taraflardan Biri Mi?

Bu soruyu artık Adana Demirspor taraftarlarının sorması, durumu sorgulaması lazım. Net bir şekilde kendi düşüncemi belirteyim aklımdaki sorulara açık yanıtlar alamadığım müddetçe Adana'daki spor basınının taraflı, bağımlı bir spor basını olduğu yönündeki düşüncelerim değişmeyecek. Bunlara birkaç örnek vereyim ve yine alamayacağımız cevapları bekleyeyim...

1- Basında Aytaç Durak neden hiç eleştirilmedi? Adana spor basınına göre Aytaç Durak bizim gibi utanmazlara rağmen bu takıma maddi kaynak aktarmaya devam etmektedir. Ancak aynı basın mensupları 15 yıllık Durak'lama devrinde Alanyaspor'un dahi bir otoparkı varken Demirsporumuzun olmamasına ilişkin olarak Büyükşehir Belediyesi'ne hiç yüklenmezler. 15 yıllık Durak döneminde 15 başarısızlıkta Durak'ın da payının olabileceği asla gündeme gelmemiştir. Bu kulübün kalıcı gelir kaynaklarının olmaması ile kulübü ayakta tuttuğunu ileri sürdükleri Aytaç Durak arasında bir ilişki olup olmadığı basın tarafından asla kaleme alınmaz.

2- Kulüp kayyuma giderken basın neredeydi? Adana Demirspor ile ilgili haber yapan basın mensupları, ellerindeki malzemeyi, dolayısıyla ekmeklerini bu takım üzerinden çıkardıkları gerçeğine rağmen kulübün kayyuma devredilmesi sürecinde neden çıtlarını çıkarmadılar, neden kamuoyu oluşturmadılar? Kamuoyu oluşturmaya güçlerinin var olduğunu daha önceki baskılardan dolayı hepimiz (kendileri dahil) biliyoruz.

3- Basın için tarafsız habercilik anlayışının kıstası nedir? Çocuğuyla maça gelen adam haber yapılır. Baklava alan adam haber yapılır. Yapılmalıdır da. Spor sadece ciddi haberlerden ibaret değildir. Bir eğlencedir. Buna sözümüz yok. Ama olayların haber değeri taşıyıp taşımadığı hususunda basının net bir kıstası var mıdır? Yoksa basın haber yaparken taraflı mı davranıyordur?

a) Adana Demirspor'umuzun sonuçları açısından Tarsus İdman Yurdu maçı ile İskenderun Demirçelikspor maçı arasındaki fark nedir? Neden Tarsus maçında hata yaptığını öncelikle kendilerinin olmak üzere hepimizin kabul ettiği Şimşekler Grubu adeta linç edilirken, İDÇ maçının sorumluları hakkında geçiştirme yazılar kullanılmıştır ve maç doğru dürüst sorgulanmadan gündeme Malatya maçı getirilmeye başlanmıştır? Başarısızlığın sorumluları hakkında basının yaptığı değerlendirmelerdeki dengesizliğin gerekçesi nedir? Daha açık sorayım, Şimşekler Grubu'nu linç ediyorsanız, futbolcuları, yönetimi, iş insanlarını neden linç etme yoluna gitmiyorsunuz? Ya da tersten sorayım... Futbolcuları, yönetimi, iş insanlarını linç etme yoluna gitmiyorsanız neden Şimşekler Grubu'nu linç etme yoluna gidiyorsunuz?

b) Bugün ister beğenin ister beğenmeyin Ankara Tayfası kongre üyeliği apoletini de barındıran bir güçtür. mavilacivert.com yaptıklarıyla ses getiren bir güçtür. Bu iki oluşum bir basın açıklaması yapıyorsa, bu açıklama sizin hoşunuza gitse de gitmese de haber değeri taşımaktadır. Eğer takıma ikram edilen baklava haber oluyorsa, bu girişimin haber değeri taşımadığını ileri süremezsiniz. Durum böyle iken, sizin bu açıklamayı sütunlarınıza taşımama gerekçeniz olsa olsa görüşlerimizin size uymamasından kaynaklanmaktadır. Gerçek bu ise, siz tarafsız mısınız? Yoksa bizzat taraflardan biri misiniz? Yazdıklarımızı çürütmeye gücünüz mü yoktu da altına olumsuz görüşlerinizi dahi koyamadınız? Yoksa işinize mi gelmedi?

Sevgili Adana spor basını size haber servis ediyorum. Hiç etik değil bu yaptığım. Etik mi, o da ne? Açıkça cevaplarsanız sorularımı, en son sorduğum soruyu cevaplamaya gerek dahi kalmaz...

Yorumlar

Adsız dedi ki…
ONUR kardeşim öyle bir yazı yasmışsın ki bu bahsettiğin kişilerden sana cevap yazabilecek yada karşında konuşabilecek 1 kişi dahi yoktur hiçbirinin işine gelmez zaten kapasiteleri de yetmez
tek çare altyapı dedi ki…
ben de merak ettiğim birşeyi sormak istiyorum.hani temlikler liğinde uzak ara lideriz ya.bu temlikleri kimlerin koyduğunu ve her birinin ne kadar temlik alacaklarının olduğunu?tarafsız basınımız bir araştırsa ne kadar güzel olur değilmi?
Adsız dedi ki…
Adana Demirsporda son 15 yılda başkanlık koltuğuna oturanları ve yöneticilik yapanların listesini adana spor medyası açıklasın.o listede bir tane atadan dededen demirsporlu olan ben adanalıyım ailemde demirsporlu benim bu takıma ve bu şehre hizmet etmek görevim diyen bir tane adam bulamazsınız..zaten bulsanızda çok değerli aytaç durak eksenli spor medyamız adama yapmadığını bırakmaz o adamıda başkan olacağına bin pişman ederler.bu nedenle demirspor gibi köklü spor geçmişi olan eskiden şehrin ileri gelenlerinin hiç çekinmeden başkanlık yaptığı bu camiada son 15 yılda aytaç durak ekseninde oluşturulan demirsporla ve adana sporuyla alakalı olmayan bir ton, isim peşinde olan adamlar bu takımı yönetir.gerekli reklamlarını yapar daha sonrada temliklerini katbe kat fazlasıyla koyarlar.üç dört senede bir tekrar piyasaya çıkarlar işte ergun kara bunlarla röportaj yapar sizin çok iyi bir demirsporlu olduğunuzu herkes çok iyi biliyor der o reklam peşinde koşan adama da derki onursal başkanımız aytaç durak olmadan bu takım hiç bir yere varamaz.bu nedenle kendisine sonsuz şükranlarımızı iletiyoruz gibi açıklamalar yaparlar.bu film böyle devam eder olan gerçek demirsporlu sevdalılarına olur.
son olarak ise şehrin diğer takımın başkanına helal olsun diyorum adamı çok zorladılar ihaleci dediler kendi camiasından bile köstek olmaya çalıştılar ama o camianın spor medyası adamın arkasında durdu ve o adam o camia üzerinden reklam yapıp yönetime girmek isteyenlere prim vermedi.bunları niye yazdığıma gelince gerçekten 5oo altın adam projesi kapsamında sn.ozan ören in gayretleri neticesinde genç adanalı işadamları bu camiaya artık uzaktan değil yakından temas kurmaya çalışıyorlar ve bu beni gelecek adına umutlandırıyor.demirspor spor medyası bu adamlara köstek olmayın bu adamları destekleyin.yönetim gençleşsin takım gençleşsin,şu 15 yıllık ataleti paslanmayı atmamıza izin verin yol verin hatta basın da gençleşsin.sizde gidin bu güne kadar oynadığınz tiyatroları sahte röportajları suni aytaç durak gündemlerinizi alın ve gidin uzak durun bu camiadan.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Karagümrük: 4 - Adana Demirspor: 0

 Kötü başladığımız lige daha da kötüye giderek devam ediyoruz. Çok net bir yenilgiyle gerçeğin tokatını yedik: Sorun Samet Aybaba'da değildi.  Balotelli'yi kontrol altında tutsun diye gelen İtalyan hoca, 15 günde takımı daha iyi hale getirmek yerine tamamen dağıtmış. Çok kötü bir oyunla farklı bir yenilgi aldık ve umarım bu alınan yanlış kararların geri dönüşü için bir dönüm noktası olur. Bir kişinin keyfiyle takım yönetilmez!