Ana içeriğe atla

21. Hafta... Ve Son...


Klasman gruplarındayız artık. Bizi ufak hesaplara itenleri, bir gün inşallah, biz de uçurumdan iteceğiz. O zamana kadar kahrolmaya devam!

Yorumlar

Onur BİÇER dedi ki…
Grubumuzdan 3 takım düşüyor. Bunların ikisi büyük olasılıkla Malatya ve Elazığ olacak. Bizim ise önümüzde 17 maç var. 17 maçta Diski ile aramızdaki 12 puanlık fark kapanır mı? Zor... Rakiplerinin de Diski'ye yakın olduğunu düşünürsek onlar birbirlerini eritecekler. Bu nedenle bence düşme korkusu çekmeyeceğiz. İşin insanı ürperten hesap kitap kısmı bu...

Madem düşme korkusu yaşamamız düşük olasılık ve madem ki biz eksik oynamamıza rağmen yükselme grubunun kapısından döndük, madem ki kaybedecek şeylerin büyük bölümünü klasman gruplarında kaybettik, madem ki bu sene için kaybedecek çok fazla şeyimiz kalmadı, o halde cesur olmanın tam zamanı. Savaşmayan futbolcuları gönderelim yerlerine gençleri koyalım. Gücümüzden bir şey kaybetmeyeceğiz. Bu çocuklar devre arasında sürekli A takımdaki abileriyle oynasınlar, devre sonrasında da kesintisiz 5 maç yapsınlar akıllarda ne Cem kalır, ne Alper.

Formül basit, bizi eksik oynatan Alper, Cem, Burak, Kaya, Aydın ve Ahmet gitsin yerine gençler oynasın. Takımımızın savaşan futbolcuları Tayfun, Alican, Ceyhun, Süleyman, Onur, Barış, Orhan, İlhan gibi abilerine destek olsunlar. Gitmesini istediklerimiz zaten bize gerekeni kaybettirdiler...
Adsız dedi ki…
Tamamıyle katılıyorum.

Ziya
muSTy dedi ki…
SağLam Bir "RUh" TranSferi İLe Sonuca ULa$ırız İn$aLLah.
yergökmavi dedi ki…
Bütün olumsuzluklara rağmen sene başından bu yana yakalayamadığımız liderliği bir daha bırakmamak üzere bu hafta ele geçirebiliriz..
Şimdi yarım sezonun hesapları yapılıyor.Yapılacakta.Bu hesabı herkes yapacak,Futbolcuda,yönetimde,taraftarda..4 ocakta kongremiz olacak..Eğer geniş tabanlı bir yönetim oluşursa,gerekli tüm tedbirlerin alınması gerekecek..Ve ben bunların olacağına inanıyorum..Çünkü şimdiye kadar yaptığımız ve kaybetmediğimiz tek gerçeğimiz umutlarımız olmuştur.
Onur BİÇER dedi ki…
Geniş tabanlı yönetim güzel bir düşünce ancak ben bu geniş tabanlı ve paralı yönetimin takımımızda sorunları çözebileceğine inanmıyorum. Radikal olabileceğine inanmıyorum. Geniş tabanlı yönetim aynı zamanda yenilikçi ve ilerici olmalı. Korkusuz olmalı. Bugün geniş tabanlı ve paralı bir yönetim gelirse kendilerinden önce Metin Yıldız'a, Behzat Hocamıza (sadece 20.000 TL'dir), Erhan Namlı'ya ve Yasin Sülün'e olan borçların ödenmesi beklenecek. Bu sayede devre arasında transfer yapılmasının önü açılacak. Daha sonra kendilerinden "Doğu Grubuna alışık, kaliteli" futbolcular alınması istenecek. İstenecek isimler de belli olacak. Belli olan isimler de en az 28 yaşında olacak. 28 yaş ve üstündeki isimler ailelerine sıkıntısız olarak para götürmek isteyecek. Bunun için ellerinden gelen mücadeleyi gerek rakiple gerek bizimle yapacaklar. Sonra öyle maçlar kaybedeceğiz öyle puanlar vereceğiz ki; ödenen borçlar bir de bakmışız farklı isimler altında karşımıza yeniden dikilmiş. Dirilen umutlar son haftalarda veya ekstra play-offlarda yeniden söndürülmüş. Sonra bu futbolcular dava açmışlar. Düzen yürümüş.

Geniş tabanlı ve paralı bir yönetimdense, parasız ama bu kez cesur ve radikal davranabilmesi koşuluyla mevcut yönetimi tercih ederim. Ha gelmesini arzuladığınız o geniş tabanlı yönetim hem borçları ödeyip, hem kaşarları yollayıp, hem baskı odaklarına rest çekip hem de gençleri oynatacaksa onları başıma tac ederim. Ama böyle bir yönetim yok Adana'da... Adana'da böyle bir yönetim yoksa, böyle bir maddi güç de yoksa, parasız yönetimin bu gençleşmeyi üzerinde baskı olmadan yapması da kolay.

Özetleyeyim, az paralı bir yönetimin paralı bir yönetime göre arzuladıklarımı yapabilmesi açısından daha güçlü olduğunu düşünüyorum. Odaklandığım tek bir şey var, yapılanma ve dönüşüm. Taktım kafayı. Başka hiçbir şey umrumda değil...
yergökmavi dedi ki…
Onur dediklerin doğru.Fazla uzağa gitmeye gerek yok aslında istenilenler hep aynı..Ben bu takımın yönetimsiz kaldığı dönemlerde dahi futbolcuların onur mücadelesini gördüm.
Bu iş para işi.Kim elini cebine atıyor?Hiç kimse..Bu olmuyorsa ne yapmalı?
Aslında şu,kongre üyeliklerinin yenilenmesi bence tam profesyonelce bir düşünce.Kongrede bu yeni üyeler gelip oy kullanacaklar..Kim bunlar?Büyük çoğunluğu iş adamları..Oluşacak yönetimler bu üyelerden seçilecek..Yazımda anlatmak istediğimde buydu..Bu üyelerden geniş tabanlı bir yönetim oluşmalı..Bunlar önce takımın sıkıntılarını tesbit edecek ve yaraya neşteri vuracak.Dirayetli,yöneticilik vasfı olan bu insanların duruşu,göstereceği gayret atılacak en iyi adımlar olacaktır.Bütün yükü bir veya birkaç kişiye yüklemenin hiçbir espirisi yok.Çünkü bu iş 3-5 kişinin gayreti ile olacak iş değildir..
Ayrıca yönetim dışında kalan kongre üyeleri sadece seçimden seçime klübe gelip oy kullanmamalılar..Gruplar oluşturulmalı.takım için çalışacak..Kadrolarımız ne kadar sağlam olursa başarınında artık otomatik olarak geleceğine inanıyorum..Alt yapıdan her yıl en az 2-3 futbolcu A takıma getirilebilmeli...Yönetim kademesindeki bu sorunların çözülmesi birçok sorunun kendiliğinden çözümüne yol açacaktır...
Adsız dedi ki…
üzüldüğüm tek konu taraftarların hala demirspordan şampiyonluk beklemesi ve o şampiyonluğa inanması... bizim takımdaki eski kaşarlarda bu taraftar kadar inançlı olsa zaten açık ara şampiyon olmuştuk. klasmandan çıkarız diyenlere bakıyorum ve ne yalan söyleyeyim üzülüyorum , hadi yine gidipte boynumuz bükülür mü diye. bide işin futbolcu tarafı var adamlar inanmıyorlar , kendilerine güvenmiyorlar , koşamıyorlar , pas yapamıyorlar vs... bu adamlar sırf demirspor forması giyiyor diye hala umut ile şampiyonluğu bekleyenler var. benim kendi şahsi düşüncem biz klasmanda düşme potasına yaklaşacağız , kış geldi kar ve buzlanmalar başlayacak ve bizim meşhur futbolcularımız o sahadan puan yada puanlar getirecekler.....
volkan

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sezon Değerlendirmesi-II

 Oyuncular üzerinden bu sezona bakacak olursak, öncelikle yaz transferlerinde ses getiren Balotelli ve Belhanda ikilisinden başlamak gerekli sanırım.  Balotelli bütün tacizlere, önyargılara ve maç içinde hakemlerin veya rakip oyuncuların kışkırtmalarına rağmen verimli bir sezon geçirdi. Son haftadaki patlamasıyla beraber hem takımı hem ligin en golcü oyuncularından oldu. 18 lig ve 1 kupa golüyle iyi bir performans sergiledi. Golleri dışında da atakları yönlendirmesi, şut tehdidi ve rakip savunmayı yıpratmasıyla iyi bir forvetin yapması gerekenleri büyük oranda yaptı. Ama Malatya maçında olduğu gibi çok pozisyon kaçırdığı maçlarda da canımızı sıktı.  Belhanda ile ilgili duygularımı önceki yazılarda belirtmiştim. En son GS maçındaki yaptıklarıyla iyice gözümüzden düştü. Transfer olduğunda 10 gole ulaşsa yeter diye düşünüyordum; çok uzak kaldı o beklentiden. Onun dışında maç içindeki pas tercihleri, istikrarsızlığı ile bu sezonun en büyük hayal kırıklığı oldu diyebilirim. Benzer şekilde A

Adana Demirspor: 3 - Sivasspor: 0

Geçen sezonun tersine bu yıl süper bir başlangıç yaptık; üçer gollü, iki de iki. Geçen sezon Giresun'a karşı deplasmanda, Sivas'a da içeride can sıkıntısı yenilgiler almıştık. Onları da düşününce ayrı bir güzellik oldu... Böylece ilk kez Süper Lig'e iki galibiyetle başlamış olduk. Pazartesi maçlarıyla kesinleşecek olsa da yine ilk kez Süper Lig'te birinci sırayı gördük.  Takım cumartesi akşamı makine gibi çalıştı. Oyunu sürklase etti. Genelde sezon başı klişelerinden olan "henüz takım oturmadı/hazır değiliz" mazereti bu sene bize uğramamış oldu. Aynı teknik adam ve tamamen değişmemiş kadronun bunda payı büyük. Vargas'ın yokluğunda 11'e yerleşen Belhanda şansını iyi kullanıyor. Onyekuru-Akintola ile desteklenmiş hücum hattı iyi işliyor. Genelde maçlarda gol yeriz ama bu kez rakibe kaleyi kapattık, o açıdan da iyi bir performans oldu.  Geçen sezondaki çıtayı yukarı taşımak için mücadeleye devam!

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir