12 Nisan 2017

Geleceğe Dair (Basın Açıklaması)

Bizler Adana Demirspor taraftarları olarak kendimize hiçbir zaman günü şiar edinmedik, hep gelecek için yaşadık. Bize dünümüzü verecek olana yarınlarımızı vermeye hazır olduğumuzu her ortamda dile getirdik. Anlatmaya çalıştık, en büyük başkan “Kalıcı Gelir” dedik. En büyük şampiyonluk “Borçsuz Demirspor Yaratmaktır” dedik. 

Çünkü biz ayakları üzerinde duran bir Adana Demirspor istiyoruz. Gelecek kaygısı duymayan, ufukta beliren en kötü ihtimallerin maç kaybetmekle sınırlı olduğu bir Adana Demirspor’a kavuşmayı hayal ediyoruz. Bu hayalleri her sezon sonunda bizlere sunulan umut parçacıkları olarak görmek istemiyoruz. Adım adım, planlı bir şekilde hedefimize yürümek istiyoruz. Hiç beklemeden hemen bugünden yol almaya başlamak istiyoruz. 

Bilindiği üzere ligin ilk yarısı ve ikinci yarısı başlarken kulüp başkanımız sayın Sedat Sözlü sezon sonu kesinlikle bırakacağını açıklamıştı. Kulüp başkanımızın bu beyanı, kulübümüzün fahri başkanı sayın Hüseyin Sözlü tarafından da yinelenmişti. Bu bizim ilk defa karşılaştığımız bir durum. Her başkanın harcı değildir böyle sözler edip sözünde durmak. Açıklamalarındaki, üstelik defalarca da tekrar ettiği en büyük sözlerin “dönemime ait borç kalmayacak ve borcu azaltacağım” sözleri olmasından da ayrıca mutluluk duyuyoruz. 

Camia olarak hiç yapmadığımız bir şey yapıp başkan veya başkan adaylarının yönetim ekiplerini hemen bugünden, sezon sonunu beklemeden belirlemesi, geleceğe dair planlamalarını yapıp kongreye girmesi lazım. Geleceğe dair biz taraftarların beklentileri; 

- Kalıcı geliri olan yani kendi ayakları üzerinde durabilen bir Demirspor 
- Aylık ve sezonluk gelir ve gideri, yapılanması belli olan bir Demirspor 
- Sezona kampa geç başlayan, kampta takımı kurulan değil, iskeleti belli olan bir Demirspor 
- Bilimsel ve sistemsel çalışan, yarışmacı değil yetiştirici altyapısı olan, as kadrosunda en az bir gencini oynatamazsa kendini başarısız sayan bir Demirspor 
- Taraftarın takımını strese sokmadığı, sadece 90 dakika yanında olmadığı, maddi ve manevi cezalar getirmediği bir Demirspor 
- Demirsporlu olan, Demirsporluluk ruhu taşıyan, maddi ve manevi zamanını harcayacak yöneticilerden oluşan bir Demirspor 
- Taraftarına açılan, onu dinleyen ve anlayan, soru ve taleplerini yanıtsız bırakmayan şeffaf bir Demirspor 
- Camianın çıkarlarını her şeyin üstünde tutan bir basın ile bütünleşmiş bir Demirspor 
- Kurumsal düzenlemelerini yürürlüğe koyan ve bu düzenlemelere uyan bir Demirspor 

Çok şey istemiyoruz, güzel şeyler istiyoruz. Geç olsun istemiyoruz, bugünden başlayarak istiyoruz. 

Saygılarımızla, 

Adana Demirsporlular Derneği, 
MaviLacivert.Com
Adana Demirspor Ankara Tayfası, 
Adana Demirspor Fan, 
6. Bölge 
Adana Demirspor taraftarları

8 Nisan 2017

Pote ve Tribün Tarih Yazdı

Eskişehir'de 4 gol! Demirspor hep böyle ters işleri sever. Ama tribünle sahadakiler birleşirse işte olacak bu! Demirspor tarihine tribünüyle kazanılan bir zafer olarak geçiyor bu maç. Deplasmandaki 1200 mavi şimşek, ele güne dosta düşmana gösterdi stadların efendisini. Tabi ki Pote Pote ve Pote'yle... 1. lig ve Demirspor tarihinde üst üste iki kez hat-trick yapan futbolcu var  mi bilmiyorum ama artik var! Pote tarihe geçti. Mustafa Durak'ın iyi oyunu ve asistleri, Alican'ın goldeki çalımlarını da not edelim.

Eskişehir'deki son maç bir kupa maçiydi ve 4-2 kaybetmistik, aynı skorla hesap kapandı.

5 Nisan 2017

Ruh Transfer Edilmez

Ruh transfer edilmez,  kazanılır veya kaybedilir. Biz sezon başından beri ruhsuz bir takım izledik. Ruh transfer edemezdik, yaratamadık da ve her geçen hafta enerjimizi yitirdik. Erkan Hoca kendi kurduğu takımı oynatamadı, Engin Hoca beklenen etkiyi yaratamadı. Devre arasında gençliğin enerjisi yerine Tiago'nun kaşarlığını ve menajer kazığını tercih ettik. Belki Berat'ın, Berkay'ın enerjisi denenmeliydi. Kendini kanıtlamak isteyen kiralık Grbic'e güvenilmeliydi. Ama Sercan ve Waldison'la içimiz kurudu. Onlara gösterilen sabır, altyapı gençlere bir türlü gösterilmedi. Zülküf'ün yediği golleri varsın bizim çocuklar yesindi, olmadı. Elde tek Pote vardı. Şimdi o da gidecek mi telaşındayız.

Takımı bir sezon ayakta tutan ve saha içinde lider olan, taktik veren, motivasyon konuşması yapan Pote'ye daha fazlası verilemez mi? En nihayetinde takım küme düşme potasıyla dirsek temasında. Fikstür zor. Aşağı dirsek atmak için, azıcık ruha, inanca ihtiyaç var. Busezon bunu sadece Pote'den gördük. Ona moral verin ki o da bize can versin.

2 Nisan 2017

Sadece Atarak Kazanılmaz

5 haftadır gol yemeyen takıma 3 gol atmak başarı, 10 kişi kalan rakipten gol yemek ve puan vermek kötü. Ümraniye ilk maçta olduğu gibi son dakikadalarda puan kurtardı. Geçen hafta olduğu gibi ceza sahası dışında vuranların kolay kolay atamayacaklari turden goller yedik. Aslında maça uyayarak başladık, ilk yarı boyunca Sercan yüzünden 10 kişi oynadık. Oğuzhan'in hatası ve Zülküf'ün yaptırdığı gereksiz penalti olmasa ikinci yariya daha güvenle başlayabilirdik.

Ama neyse ki Pote var. Bu sezon ilk hat-trick'le bizi ayakta tuttu. Şu takımda bırakın Pote'ye ayak uydurmayı, topu ona atmayı başarabilen bir iki kişi olsaydı durumumuz çok farklı olurdu. Kalan maçlarda 4-5 puan daha toplamak zorundayız. Daha çok basketbolda kullanilan bir tabir olsa da sadece atarak kazanamayacagimiz ortada.

27 Mart 2017

Kaybederken Kazanmak...

Demirspor böyle bir camia olagelmiştir hep. Kaybettikçe kazanır. 

Nasıl Yenilmez Armada olduk biz? Nasıl efsane yüzücüler çıkardık?

Kaybederek. Anlatayım. 

Adanamızda baraj gölümüz yoktu. İnşası yeni başlamıştı ve sürekli su baskınları oluyordu. Ortalık bataklıktı ve Adanalı yüzücüler temellerini Seyhan nehrinin Çukurova gibi bağımsız, kontrol edilemez sularında mücadele ederek kazandılar. Kaybederken kazandılar hep. Kanallarda boğulanları ararlardı boğazlarına kadar gelen sular içinde ve böylesi bir günde Mecit GÜLERGİN, abisine derin bir keder miras bırakacak hastalığa yakalandı. Demirsporumuz ve Adanamız önemli bir yüzücüsünü kaybedecek ama bu mücadele bize yüzmede altın çağ yaşatacaktı.

Başka bir örnek vereyim. Terörist diyorlardı bize terörist. Adana'da tribün terörünü yaratıyorduk kimilerine göre, şehrin ileri gelenlerinin tekerlerine çomak soktuğumuz için. Kulüp binamızı kaybettik, gözbebeğimizi. Paramızı pulumuzu kaybettik. Açlık grevleri ile eşya piyangoları ile onurlu bir mücadele verdi taraftarımız. Bugün dünün teröristi, moda oldu. Şimdi gıpta ile bakılan teröristlerden olmak istiyor, tribüne Türkiye'nin herhangi bir yerinden kulak verenler. Kaybederken kazandık biz. 

Yaramız taze ama bunun çok güzel bir örneği idi Yastık Dayı. Baksan yaşayışına, haline tavrına; tam bir kaybedendi o. Kendine bakmazdı, sağlığını kaybetti. Parasını kaybetti. Aç gezdi çoğu zaman. Ama hepimizden çok tribündeydi. Ey Demirsporlu! Yarın sen öleceksin, öleceksin ve iyi Demirsporluydu diyecekler ve sonra unutulacaksın. Ya Yastık Dayı? O kaybederken kazananlardan. Demirspor'un gerçek kültüründen geliyor. O kalbimizin tam orta yerinde duruverecek her daim.

İftihar ettiğimiz pankartımız var bizim. Yıkıla Yıkıla. "Kötüysem, düşkünsem kime ne bundan" dedi Müslüm baba ve kaybederken kazandı o da. Yani bizim gibiydi. Demirspor'un temelleri gibi.

Şimdi bu kadar dolu ve duygusal içerikten çok küçük bir kazanç öyküsüne bağlayacağım konuyu. Çok gündelik, belki çok geçici. Konu Ahmetcan.

Kimseye değil bu yazı. Sadece Engin Hocamıza.

Sayın Hocam, 9 haftada kapatmamız gereken 10 puanlık farkımız var. İmkansız değil ama daha büyük kazançlar mümkün. Kendi ideal dediğimiz kadromuz ile ancak 10 puan farkla girebildik 25. haftaya. Biz kaybediyoruz Hocam. Gerekirse bir kere de Ahmetcan ile kaybedelim.

Biz kaybederken kazanırız. Geleceğimizi kazanırız. Bize gençlerimizi verin. Bunu yapabilecek kudret sizde var. Bir şeyleri değiştirin Demirspor'da. Bir bakmışsınız bize dünümüzü vermişsiniz. 

Ahmetcan'a şans verin hocam.

20 Mart 2017

Mehmet Yiğit ve Arkadaşları

İşini iyi yapan herkes, övgüyü hak eder. İyi yapmıyorsa da eleştiriyi... Bu iyi yapmama, kusurdan ziyade kötü niyeti bilerek kötü yapmayı içeriyorsa daha da ağır eleştirilir. Futbolda işini iyi yapmamak, iyi antreman yapmamayla başlar, takım içi huzursuzluk çıkarmak, hocayla kötü geçinmeye kadar gider... Bunları yapmak kadar, meslektaşlarının emeğine saygı da önemlidir. Aslında Batı'nın fair-play diye genelleştirdiği kavram bu. Adil oyun. Adil derken, sadece kurallara uygunluk değil daha da ötesi kimsenin hakkını yemeden bu işi yapmak gerekiyor. Batı'nın ahlaksızlığını değil iyi yönlerini alalım değil mi? Oyunu kuralına göre oynayalım. Kaçak güreşmemek gibi. Kul hakkı yememek de diyelim.

Sorsan manevi değerleri yüksek, vatanperver pek çok futbolcunun bu meseleleri çok önemsediğini görüyoruz. Aynı sektörden ekmek yediği adamları köşeye sıkıştırmak, maç sırasında onların hakkını yemek, kazanacakken adil bir şekilde kazanmamak. Evet, yasal olarak kazandınız, kuralları belirleyen hakemin ve onun temsil ettiği federasyonun çizgilerinin dışına çıkmadınız. Ama ya vicdanların?

Pazar günü Elazığspor'da Mehmet Yiğit ve arkadaşları, 3 puanı adil bir şekilde almadı. Çünkü başta Rezil hakem Onur Karabaş, federasyonun kendine verdiği yetkiye dayanarak maçı mahvetti. Kimle işbirliği yaptı? En ufak faulde canı çıkmışçasına yerde kıvranan, rakibini rol yaparak eksik bırakan, Onur Karabaş'ın mahvettiği maçı iyice sevimsiz hale getirerek. Kısacası fair-play'e aykırı davranarak.

Bu yazdıklarımın mahvolmuş futbol ortamımızda hiç bir anlam ifade etmediğini biliyorum. Bizim başımıza gelen başka takımların da başına geliyor, çünkü balık baştan kokuyor; Federasyon bu ülke futbolunu yönetemiyor, tersine içinden çıkılmaz bir hale sokuyor. Adamcılık, paraya tapmak, kayırmacılık içlerine işlemiş, bunu değiştirmek için de hiç bir şey yapmıyorlar. Bağıranın sözünü geçirdiği bir kültüre angaje olmuşlar çünkü.

Bu kocaman çerçevede, bozulmuş düzende, Mehmet Yiğit ve arkadaşları da, rezil hakem Onur Karabaş da oyunu kendi bildikleri oyuna göre oynuyor. Güzelleştirerek değil kötüleştirerek. Sonra taraftar niye kızıyor, holiganizm niye artıyor diye soruyorlar. Bu haksızlıkların kızgınlaştırdığı, suça sürüklediği taraftarları sanki doğuştan canavar gibi gösteriyorlar. Peki sizin uçunuz yok mu futbolda artan şiddette?

Twitter hesabında beni bilen bilir demiş Mehmet Yiğit. Seni işinle biliyoruz Mehmet, pazar günü yaptığın, çünkü ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz, maneviyatı yüksek bir futbolcu olarak işini en iyi yapan ülkesini çok sevendir diyorum sana ve sen evrensel anlamda işini iyi yapmadın. Ama federasyon ve hakemlerin sevdiği işi yaptın. Oyunu bozdun. Ama biz futbolu size rağmen seviyoruz; sevmeye devam edeceğiz, oyunu sizi değil.


19 Mart 2017

#RezilOnurKarabaş

Hakemlerden dert yanmayı sevmeyiz ama bugünkü Elazığ maçındaki rezalet, hakem hatası değil katliamıydı. Onur Karabaş aleyhimize hatalı kırmızı kart, hatalı penaltı verdi, ele çarpmayan pozisyonlarda aleyhimize faul çaldı, ikili mücadelelere izin vermedi, hocamızı tribüne gönderdi... Sonuçta kayıp giden bir maç. Hakemden başka bir şeyi konuşmanın mümkün olmadığı bir maç. Rezillik!

12 Mart 2017

İçerideki Puan Kayıpları

Bu sezon iç sahada çok puan kaybettik; sezona damga vuran konulardan biri oldu. İçsahada 16 puan alabildik, lig 14.süyüz. İçsahada İyi mücadeleyi skora çeviremiyoruz. Manisa maçının da ilk 15 dakikasında 2-3 net pozisyonu gole çevirsek özgüvenimiz yerine gelirdi, atamadıkça rakibin direnci arttı. Golü sezonun kötülerinden Sercan attı, daha kötüsü Waldison 70 dakika bizi eksik oynattı. Bu oyuncunun hiç bir katkısı olmadığı ortada.Benzer oyun planı aynı sonuçları doğuruyor. Engin Hoca'nın alternatifleri denememesi aynı standartların ötesine geçmemizi engelliyor. Sonuçta ortasira takımı olarak yola devam ediyoruz.

5 Mart 2017

Tebe Volimo'dan Sonra Je t'aime

Bu sezonun özeti, Pote atıyor ve ayakta kalıyoruz. Pote playoff umutlarımızı ayakta tutarken, ulaştığı 36 golle Demirspor tarihinin bir başka golcü forveti Ziya Yıldız'ı yakaladı. Yugoslav vatandaşlığından Türk vatandaşlığına geçen, Zijad Švrakić ismini Ziya Yıldız'a çeviren ve mackolik.com kayıtlarına göre iki sezonda (1987-88'de 20, 88-89'da 16) 36 golle Demirspor tarihinin en golcü oyuncularından olan Ziya'yı yakalayan Pote için de artık bir pankart vakti geldi. Bildiğiniz gibi, Ziya Yıldız, Tebe Volimo (sizi seviyoruz) pankartına ilham veren oyuncularımızdan. O pankartın hikayesini 2008'te Vertumnus anlatmıştı: http://www.adanademirspor.net/2008/04/tebe-volimo.html

Pote'nin Ziya Yıldız'la yarıştığını da geçen sene Mayıs ayında Üni-Adanademir'den arkadaşların kaleminden okumuştuk: http://www.adanademirspor.net/2016/05/eski-ve-yeni-efsanelerimiz-ziya-ve-pote.html

Ziya Yıldız geçen kasım ayında ADS-DER'in organize ettiği Adama Demirspor Tarihiyle Buluşuyor etkinliğine de katılmıştı.

Ziya Yıldızlara adanan Tebe Volimo pankartından sonra Beninli Pote için anadilinden bir Je T'aime (Fransızca Seni Seviyorum) pankartı güzel olmaz mı?

Pote Türk vatandaşlığına geçse ne ad alır diye de düşünmüyor değilim!

25 Şubat 2017

Burak Atıyor Sercan Uyuyor

Durum ortada, gönderdiğiniz Burak Çalık atmaya, getirdiğiniz Sercan kaçırmaya devam ediyor. Daha defalarca yazdık, Sezon başından bu yana hiç bir şey vermeyen Sercan da Waldison gibi artık 11'de yer almamalı. Savunma yapmayan, oyun kuramayan, sürpriz şutlar atamyan Sercan'a ödenen paraya yazık. Ortasahamız bütün sıkıcılığıyla hücuma katkı veremiyor ama bari iyi savunma yapsak... O da olmuyor, her maç gol yiyoruz.

Takım ikinci yarıda bulduğu pozisyonları gole çeviremeyince  atamayana atarlar kuralı işledi. Üst üste iki yenilgiyle play-off hayalleri de suya düştü.

Kurduğunuz berbat kadroyla beraber defolup gidin! Twitter hesabını yönetenleri de yanınıza almayı unutmayın.

24 Şubat 2017

Twitter Hesabı ve Kurumsallık

Yavuz kısa ve öz bir şekilde anlatmış ama ben aynı kısalıkta yazmayı başaramadığım için etraflıca anlatmaya çalışacağım derdimi.

Öncelikle belirtelim, severiz sevmeyiz, yeterli buluruz yetersiz buluruz ama her ne olursa olsun Hüseyin SÖZLÜ bizim kulübümüzün onursal başkanıdır. Onursal başkan olmayı özellikle de seçildiği dönemde hak edecek ne yapmıştır derseniz, hiçbir şey yapmamıştır. Hatta bu anlamda kişilerin bu kadar kolay onursal başkan olabilmesi hakiki anlamda onursal başkanlarımızın kemiklerini sızlatıyordur eminim. Ancak her türlü aksak, çürümüş, işlemez yönüne karşın bizim bir kongremiz olduğunu aklımızda tutmalıyız. Bu kongrede Sedat SÖZLÜ'nün başkan ve Hüseyin SÖZLÜ'nün de onursal başkan olarak seçilmiş/atanmış olduğunu asla göz ardı etmemeliyiz. 

Kongrenin kendilerine layık gördüğü temsil yetkileri nedeni ile her Demirsporlunun bireysel veya ait olduğu grup adına başkanını ve onursal başkanını savunma, destekleme özgürlüğü vardır. bu özgürlüğe de saygı duymak gerekir.

Halen asıl konuya girememiş olsam da şahsi görüşlerimi de burada açıklamayı tercih ediyorum. Hüseyin SÖZLÜ ve kardeşi Sedat SÖZLÜ konu Adana Demirspor olduğunda Demirspor taraftarında tekil bir kanaat oluşturamamıştır. Yönetimsel anlamda çok büyük hataları ve acemilikleri vardır. Acemilikleri küçük hatalarının dahi büyük hatalara dönüşmesine yol açmaktadır. Konumuz neler yapmadıkları değil ama özetin özeti halinde söyleyelim: Kalıcı gelirimiz yok, şeffaf değiliz. Detaylandırılabilir kolaylıkla. 

Ancak günlük yaşamama adına belirtmeliyim ki; Aytaç DURAK dönemini unutmadım. Kulübün spor fonunun kesilişini ve bunun gizlenmesini, el birliği ile takımımın kapatılmaya çalışılmasını unutmadım. Taraftara terörist muamelesi yapılmasını, geleceğimizin masalarda belirlenmeye çalışılmasını unutmadım. Bu nedenle SÖZLÜ kardeşleri DURAK ile kıyaslamanın haksızlık olduğunu düşünüyorum.

Şeffaflık olmadığı için mali yapıdaki katkılarından ise bahsedemiyorum. Şeffaflık olmadığı için bunlara beni inandıracak bir şey de yok. An itibarı ile yönetim kendi çabaları ile benim ve birçok taraftarın borçların azaldığı söylemlerine inanmamızı engelliyor. Kendileri yapıyorlar.

Yapabilirler saygı duyarız. Çünkü onlar yönetme erkini elinde bulunduruyor. Ben eleştirimi yaparım onlar da kulübü kendi anlayışlarında yönetirler. Ancak yönetim erki sınırsız bir erk değildir sayın Sedat SÖZLÜ.

Yönetim takım üzerinde söz sahibi olma hakkı verir ama camiaya sahip olma hakkı vermez. Camiaya sahipmiş gibi davranma hakkı vermez.

Abinizin hukuka uygun olmayan gerekçeler ile siyasi hayatının bitirilmeye çalışıldığını düşünüyor olabilirsiniz. Hatta bu sürecin abinizin özgürlüğünü bağlayıcı bir ceza ile sonuçlanması olasılığına isyan ediyor olabilirsiniz. Bunun bir kumpas olduğunu düşünebilirsiniz. Hatta abinizin Demirspor'a çok emeği olduğunu, bu nedenle Demirspor camiasının da abinize destek olması gerektiğini de düşünebilirsiniz. Bu beklenti de kendi açınızdan doğru ve haklı bir beklenti olabilir.

Ancak tüm bunlar, sizler gibi düşünmeyen, sizlerin tam tersi düşünen ve sizlerle tek paydası aynı camianın içinde olmak olan taraftarları yok saymanızı mazur gösteremez. Kulübün resmi sitesinden abinize ilişkin yapılan paylaşım o insanların yok sayılması anlamına gelir. Kulüp hukuki kişiliğinin temsil yetkisini daraltamazsınız. Size kongre ile bu yetki verilmedi. Size camiayı, tekrar söylüyorum camiayı temsil etme yetkisi verildi. 

Demirspor resmi organlarından yapılan açıklamalar bağlayıcıdır. Bu gibi durumlar ile Demirspor camiasını bağlama yetkisi size verilmemiştir. 

İlaveten yapılan twitter paylaşımında Atatürk de kullanılmıştır. Abiniz siyasi bir kişiliktir ve Demirspor taraftarının Atasına olan bağlılığı her türlü siyasetin üstündedir. Abinizin Atatürk'ü öne çıkaran bir duruş sergilemiş olması dolayısı ile böyle bir muameleye maruz kaldığını düşünüyor da olabilirsiniz. Ancak buradan bakınca yapılan paylaşım, daha çok Atatürk'ün "konusu da çok iç açıcı olmayan" iddialara alet edildiği izlenimi uyandırmaktadır. 

Bu anlamda resmi sosyal medya kanallarımız üzerinden abinizi desteklemenizin hatalı bir davranış olduğunu, bu hatalı davranışta Atatürk'ün kullanılmasının hata gibi basit bir terim ile açıklanamayacağını düşünüyorum.

Bu eksiklikler en zor gününüzde yanınızda ne kadar az kişinin kalmasına yol açıyor görmüyor musunuz? 

Biz Bekir ÇINAR'ı en zor gününde raylardan alanlarız. En sıkıntılı gününde laf söyletmeyenleriz. Elinde sizlerin imkanlarının onda biri olmayan o adamı sizden çok seviyor bu camia. Her akla geldiğinde Ah be Bekir/Bekir abi/Bekir amca/Bekir bey diyoruz. 

Elinizde kıyasen dünyalar var, sevdiremiyorsunuz kendinizi, olmuyor. Neden mi? Nedenini aramaya twitter adresimizden başlayabilirsiniz.     

22 Şubat 2017

Kulübün Resmi Twitter Hesabı

Kulübün resmi twitter hesabı çok acemice yönetiliyor. Yönetimdeki acemiliğin bir göstergesi... Kulüp, belediye ile öyle veya böyle ilişkili olabilir ama bu belediyenin siyasi çizgisinin aynen takip edileceği anlamına gelmez. Siyasi mesajlar ve paylaşımlarla, belediyeyle ilişki iyice vıcık vıcık hale geldi. En son Hüseyin Sözlü ile ilgili yargı kararının ardından yapılan paylaşımla, sanki bütün Demirspor taraftarları aynı şeyi düşünüyormuş gibi bir hava çizildi. Siz bir kulüp yönetiyorsunuz, kişisel dükkanınızı değil! Biraz ciddiyet lütfen!

18 Şubat 2017

Waldison Freni

Son dakikada kazandığımız maçların bir diyeti olarak bu kez son dakikada kaybettik. Beraberliğe yakın bir maçtı ama son dakika karambolünü savuşturamadık. Zülküf'ün her iki golde hatası olsa da maçın asıl "kahramanı" oynadığı sürede takımın el freni olan Waldison. Bu sene takıma hiçbir şey vermeyen Waldison, kesinlikle ilk 11 için tercih edilmemeli  Berkay ondan çok daha iyi. Verdiği harika pasla Leroy'u gol pozisyonuna da soktu. Engin Hoca'nın geçen hafta kazanan takımı bu kadar bozması, maça geç müdahale etmesi yanlış bir tercihti. Keza geçen hafta olmayan Göksu da kanadından çok adam kaçırdı. Teknik taktikten ziyade takımın kazanma azmini göstermemesi bizi daha çok üzüyor. Bugün de yine beraberliğe razı ve sıkıcı bir oyun vardı, tüm sezonda olduğu gibi.

14 Şubat 2017

4 Gollük Zafer

Antep Bld karşısında bu sezon ilk kez 4 gol attık. İlk kez tek farktan fazla skorla kazandık. Önceki senelerin çok atan ve çok yiyen takımını bu sezon az atan ve az yiyen takım almıştı; bu maçla her şeye yeniden başlamış olabilir miyiz?

İlginçtir Antep Bld'yi yine 4-1 yendiğimiz son maç yine seyircisiz oynanan ve yabancı forvetimiz Juninho'nun 2 gol attığı 2013-14 sezonundaki maçtı. Bu kez de Pote 2 gol attı ve Demirspor tarihinin -sadece yabancı değil- en çok gol atan oyuncu sıralamasında yukarı doğru tırmanmaya devam ediyor.

Aslında oyun olarak bu kadar rahat kazanılmış bir maç havasında değildi, top genellikle rakipteydi, önemli pozisyonları vardı ama yakaladığımız fırsatları iyi kullandık bu kez. Yeni transfer Leroy George'un orta sahadan attığı gol de tarihi ve jeneriklik bir gol olarak kayıtlara geçti. Sercan da kendinden bekleneni ilk kez yaptı bu sezon. Şut atan, uzaklardan şansını deneyen bir takımı sahada görmek güzeldi.

Tabii Pote'nin ilk golü de aynı şekilde gönüllerdeki yerine yakışan güzellikteydi. Pote yakın zamanlarda Demirpor'un başına gelen en güzel şey olarak görünüyor.

Her ne kadar çok top kaybı yapsa da Leroy George'un topu oyuna hızlı soktuğu ve Pote'yle daha çabuk buluşturduğu anlarda gole yaklaşacağımız belli oldu. Daha önce de yazığım gibi Burak Çalık'tan sonra topu Pote'ye atacak oyuncumuz olmamıştı bu sene. Rakiplerin Pote'ye özel önlem aldığı maçlarda ancak onu hızlı bir şekilde görebilirsek sonuç alma şansımız artar. Bu da özellikle deplasmanlarda işimizi kolaylaştırır. Sezon başından beri ıkına sıkıla top oynayan ve yaratıcı olamayan bir takıma bu hızlı dokunuşlar hemen iş yaptırdı.

Bu sezon sadece bir kez yapabildiğimiz iki kez üst üste kazanma işini, bu hafta yine yakın rakibimiz Altınordu karşısında da yapabilirsek play-off ihtimallerinden bahsetmek mümkün olur.

24 Ocak 2017

Pote Demirspor tarihine geçti

Dün 90+3'te golü atan (Manisa maçından sonra bir kere daha) ve hak etmediğimiz bir galibiyete bizi kavuşturan, bir yandan da bu kötü yönetimin ömrünü biraz daha uzatan Pote, Demirspor tarihine en çok gol atan yabancı oyuncu olarak geçti. Böylece Juninho'nun elinden de bu ünvanı aldı. Pote, yerli yabancı en çok gol atan listesinde de hızla yükseliyor.

53 maçta 31 gol atan Pote, 2 sezonda 25 gol atan Juninho'yu geçerek 2. Sezonu tamamlanmadan bu kategoride zirveye yerleşti. Yakın tarihten Serkan Turhan ve Özgür Nasuh ile gol sayılarına ulaşan Pote, istikrarını korursa son 15 yılın engolcü oyuncusu olacak.

15 Ocak 2017

Bu Yönetimle Bu Kadar

Bu yönetim ve futbolcu kadrosuyla bu kadar. Daha fazlası olmaz. Umarım ki daha kötüsü olmasın. Sıradan, sıkıcı bir takım... Bu kadroyu kuran, veremeyeceği paraları vaad eden, menajerlerin oyuncağı olmuş, bir iki isim dışında yönetim kurulunu çalıştıramayan bir yönetim var. Hem de hiç güçlü muhalifi olmadan bu başarısızlığa imza attı.

Onun karşısındaki varını yoğunu ortaya koyan, takımı için her şeyi yapan, Türkiye'de tribünler gittikçe boşalırken inadına statta yerini alan, iyi gün dostu değil iyi günde kötü günde takımının, bu kötü futbolu hak etmek için hiç bir suçu olmayan, stadların efendisi taraftar.

Yönetimin yapması gereken stadların efendisi taraftar ile temasını güçlendirip, onlarla oturup konuşmak ve çıkış yolunu beraberce bulmak.