Ana içeriğe atla

Yönetimimize Sorular

Bizlerin bu sene diğer senelerde de olduğu gibi önceliği iktisadi zaferler kazanmak. Kazanılan zafer iktisadi zafer ile taçlanmadıkça kalıcı olmaz. Şiarımız hep bu oldu.

Bu nedenle yapılan transferleri çok sorgulamıyoruz. Transferlerin düşmeyecek bir takım kuracak ölçüde olması ve takımın borcunu artırmaması dışında bir dileğimiz de yok. Başarı gelirse hep birlikte mutluluk sarhoşu oluruz o ayrı.

Yalnız ekonomik anlamda yanıt beklediğimiz sorular var.

Sayın Başkan sosyal medyayı seçici ve şeffaf bir şekilde kullanmaya özen gösteriyor. Bu özenden mutluluk duyduğumuzu belirtmek isteriz.

Bu kapsamda tamamı ile ekonomik meselelere ilişkin üç ana sorumuz olacak. Yanıt bulabilirsek seviniriz ve kenetlenmemize de yardımcı olacağını düşünmekteyiz.

1-Sn. Selahattin AYDOĞDU'nun kulüpten 1 milyon TL tutarında borç almış olduğuna işaret eden bir senet görüntüsü ortalıkta dolaşıyor. Senet metninden düzenlenme tarihi (yıl olarak) anlaşılmıyor. Bu senet ile ilgili bildiklerimiz nelerdir? İbra edilen mali tablolarda alacaklarımız sayılırken bu alacaktan bahsedilmedi. İşin aslını, böyle bir alacağın olup olmadığını, eğer bu senet doğru ise bedelin tahsili için hukuki girişimlerde bulunup bulunulmadığını açıklamanızı rica ediyoruz.

2-Ulusal lisans alınması için çalışmalar yürütmektesiniz. Bu çalışmaları takdir ile karşılıyoruz. Beklentimiz kentin ileri gelenlerinin de maddi katkıları ile borcun ödenerek kapatılması idi ama öteleme yapılmak sureti ile muvafakatnamelerin alındığını hissediyoruz. Bunun yöntemi bugünün konusu değil elbet. Puan silinmemesi daha önemli. Merak ettiğimiz husus şu. Ötelemeler borcu artırıyor mu? Diğer bir ifade ile x şahsının alacağı yapılandırılırken sen alacağını bugün tahsil etme, yarın şu kadar fazlası ile (faizi ile) ödeyelim diye mi anlaşılıyor? Bu şekilde anlaşılıyor ise bu anlaşmanın kulübümüze ilave gideri ne kadar olacak? 

3-Sercan Kaya'nın sözleşmesinin zamanında feshedilmemesi dolayısı ile 400 bin TL ilave zarara uğradığımız ifade ediliyor. Bu iddialar doğru mudur? Varsa bu zararın giderilmesi için adımlar atılmış mıdır?

Saygılarımızla,  

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beşiktaş: 3 - Adana Demirspor: 3

 Demirspor bu; her an her şey mümkün. Oyuncular değişse de hem dibe vurup hem son saniyeye kadar heyecan yaşatmak geleneği değişmiyor.  İstanbul'da İnönü'de 3-0'dan maç çevirmek büyük iş. Takımın gerçek gücünü gösterdiği, belki de sezona merhaba dediğimiz maç oldu... Balotelli beklediğimiz patlamayı yaptı; İstanbul' da olması tesadüf değil. İlk yarıda acemice hatalar, Sinan ve Ferhat'ın dağılması, rakibin dalga dalga gelişini durduramamak can sıktı. Aslında kötü değildik ama rakip çok iyi başladı. İkinci yarı başında 3. Golü de yiyince moraller bozuldu. Ama işte Demirspor bu! Yaptı yapacağını... Rakibin oyuncu değişikliklerini lehimize çevirdik. 60. Dakikadan sonra Vargas ve Balotelli'nin şutları son dakikaya kadar umudu taşıdı. Assombalonga'nın dokunuşuyla 1 puana uzandık. Tebrikler, teşekkürler takım; devamı gelsin... 

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ

Karagümrük: 4 - Adana Demirspor: 0

 Kötü başladığımız lige daha da kötüye giderek devam ediyoruz. Çok net bir yenilgiyle gerçeğin tokatını yedik: Sorun Samet Aybaba'da değildi.  Balotelli'yi kontrol altında tutsun diye gelen İtalyan hoca, 15 günde takımı daha iyi hale getirmek yerine tamamen dağıtmış. Çok kötü bir oyunla farklı bir yenilgi aldık ve umarım bu alınan yanlış kararların geri dönüşü için bir dönüm noktası olur. Bir kişinin keyfiyle takım yönetilmez!