Ana içeriğe atla

Mali ve Sportif Yapılanma Üzerine...

Sezon başından beri hatta sezonlardır dile getirmiş olduğumuz bir husus var. Şampiyonluk hedeflenmesin, orta halli ve stressiz bir takım olalım ve bu politikayı bir veya iki yıl sürdürüp kendi ayakları üzerinde durabilen, durmaya yakın olabilen bir camia olalım. Bu esnada gençlerimize ve ilerleyen dönemde şampiyonluğu hedefleyecek takımımızın iskeletine odaklanalım. Hem mali anlamda başarı sağlayalım hem de birbirini tanıyan, huyunu suyunu ne zaman koşup ne zaman depar atacağını ne zaman hamle yapmayacağını bilen futbolculardan oluşan bir takımımız olsun.

Ancak bu isteklerimiz hiçbir dönemde kabul görmedi. Her dönem tüm kadro dağıtıldı, yerine sil baştan kadrolar kuruldu. Bugün ligimize baktığımızda neredeyse tüm takımlarda ama as ama yedek bir dönem bizde top oynamış futbolcular görüyoruz. İstikrarsızlıkta istikrar yakalamış durumdayız.

Bu sene de geçtiğimiz senelerde yapılandan şekilsel anlamda farklı bir şey yapılmadı. Tüm kadro gönderildi, yerine yepyeni bir takım oluşturuldu. Ancak bu kez söylemsel anlamda durumda değişiklik vardı. O da kadroda maliyetlere çok dikkat edildiği, özenli transfer yapıldığı idi. Bu nedenle geçmiş senenin yüksek maliyetli kadrosunun dağıtıldığı da  ifade edilerek yenilemeye bir gerekçe gösterildi. Biz de bu anlayışa eğer istikrar sağlanacak ise olumlu baktık.

Yönetimimizin şampiyonluk üzerine birtakım demeçleri dışında yaptıkları hamleleri de destekledik. Maalesef yönetimimiz mali anlamda idareli bir kadro kurarken sportif anlamda iddialı beyanlarda bulundu. Bir örneği aşağıdadır.

http://www.fanatik.com.tr/2017/07/13/gokoglu-sampiyonlugu-bu-sezon-kucaklayacagiz-1306731

Google üzerinden aratınca bu yönde ve şampiyonluğun ikinci planda olduğunu belirten çok sayıda demeç ile aynı anda karşılaşmaktayız.

Biz hep ikinci yaklaşımın taraftarı olduk.

Şimdi ise bu düşüncemiz doğrultusunda neden Gürcan Hoca tercihinin doğru olduğunu açıklamaya çalışacağız.

Siyaset konusunda haklı olduğu noktalar olmakla birlikte yan toplarda saçlarımızı döken bir kalecimiz var. Fevzi'miz yok. Canı sağ olsun ama hatalı gollerini çıkarmakta zorlandık bu sene.

Orta sahada takımı yönetecek, pas trafiğini yönlendirecek futbolcumuz yok.

Kanatlardan isabetli ortalar yapacak, duran toplara vuracak futbolcumuz yok.

Adam eksiltecek, dikine oynayacak futbolcumuz (geniş alan bulduğunda Abdülkadir dışında) yok.

Pote sonrasında Atabey'i de kral yapabilecek bir forvet desteğimiz yok.

Yabancı futbolcu transferlerimiz ya uyum sağlayamadığından ya da yeterli olmadıklarından takıma beklediğimiz katkıyı koyamıyorlar.

En iyi olduğumuz alan defansımız.

Ümraniye maçını izledik. İzlediğimizde takımda kıpırdanma var dedik. Tenkit yedik. Dediğimiz şudur. Ümraniye şu anda ligin en fazla gol atan üçüncü, en az gol yiyen ikinci takımı konumunda ve lig lideri. Biz ise sıfır yaratıcılık ile oynuyoruz. Maçta defansımız dışında "işte bu" diyeceğimiz bir bölgemiz yoktu. Hatta kenara baktığımızda da Gürcan Hoca'ya "bu adam varken bu oynatılır mı", "bu adam sahadan çekilir mi" diyebileceğimiz bir durum da maalesef söz konusu değildi.

Yani dememiz o ki malzeme bu. Bu malzemeye hangi hoca gelse mucizeler yaratamaz. Peki Gürcan Hoca fazladan ne yapmıştır? Evet atak yapamadık ama takımımız oyunu yarı sahasında da kabul etmedi. Daha dirençli idik, daha  ileri bölgede rakibe bastık ve iki tane penaltı çalınmasa bu maçtan puan ile dönecektik. Giray Hoca'nın dönemindeki oyun anlayışı ile  kesin yenileceğimiz takımdan bir puan çıkarabilirdik. Biz böyle değerlendirdik ve gelişme var dedik.

Bizim beklentimiz şampiyonluk değil. Biz bu defansın biraz doğru transferler ile devre arasında desteklendiğinde rahatlıkla orta sıralara oynayabileceğini düşünüyoruz. Orta sıralara oynamanın hedef olarak konması halinde karakterli oyunculardan kurulu olduğuna inandığımız takımımız üzerindeki stresin kalkacağını ve daha başarılı sonuçlar alınacağını düşünüyoruz.

Ayrıca Denizli maçındaki yenilgimiz dışında Giresun ve Ümraniye maçlarının olası kayıp edilebilecek maçlar olarak değerlendirilebileceği kanısındayız. Bizim moralimiz bozuk ama dünyamız da kararmadı.

Yeniden yapılanma hedef ise bunu bizim bir parçamız olan Gürcan Hoca ile en güzel şekilde yaparız. Gözümüzü ufka dikmenin anlamı yok bize göre. Hocamız yanıbaşımızdadır, kendisine ve karakterine desteğimiz tamdır.

Yönetimimiz yapılanma yerine play-off ve şampiyonluk hedefleyecek ise Gürcan Hocamıza yazık eder. Onu yıpratmamasını, yanı başında danışman olarak bulundurmasını isteriz. Aksi takdirde Gürcan Hoca çok doğru bir tercihtir. Onunla gelen yapılanma karakterli futbolculardan oluşan sağlıklı bir yapılanma olacaktır. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sezon Değerlendirmesi-II

 Oyuncular üzerinden bu sezona bakacak olursak, öncelikle yaz transferlerinde ses getiren Balotelli ve Belhanda ikilisinden başlamak gerekli sanırım.  Balotelli bütün tacizlere, önyargılara ve maç içinde hakemlerin veya rakip oyuncuların kışkırtmalarına rağmen verimli bir sezon geçirdi. Son haftadaki patlamasıyla beraber hem takımı hem ligin en golcü oyuncularından oldu. 18 lig ve 1 kupa golüyle iyi bir performans sergiledi. Golleri dışında da atakları yönlendirmesi, şut tehdidi ve rakip savunmayı yıpratmasıyla iyi bir forvetin yapması gerekenleri büyük oranda yaptı. Ama Malatya maçında olduğu gibi çok pozisyon kaçırdığı maçlarda da canımızı sıktı.  Belhanda ile ilgili duygularımı önceki yazılarda belirtmiştim. En son GS maçındaki yaptıklarıyla iyice gözümüzden düştü. Transfer olduğunda 10 gole ulaşsa yeter diye düşünüyordum; çok uzak kaldı o beklentiden. Onun dışında maç içindeki pas tercihleri, istikrarsızlığı ile bu sezonun en büyük hayal kırıklığı oldu diyebilirim. Benzer şekilde A

Adana Demirspor: 3 - Sivasspor: 0

Geçen sezonun tersine bu yıl süper bir başlangıç yaptık; üçer gollü, iki de iki. Geçen sezon Giresun'a karşı deplasmanda, Sivas'a da içeride can sıkıntısı yenilgiler almıştık. Onları da düşününce ayrı bir güzellik oldu... Böylece ilk kez Süper Lig'e iki galibiyetle başlamış olduk. Pazartesi maçlarıyla kesinleşecek olsa da yine ilk kez Süper Lig'te birinci sırayı gördük.  Takım cumartesi akşamı makine gibi çalıştı. Oyunu sürklase etti. Genelde sezon başı klişelerinden olan "henüz takım oturmadı/hazır değiliz" mazereti bu sene bize uğramamış oldu. Aynı teknik adam ve tamamen değişmemiş kadronun bunda payı büyük. Vargas'ın yokluğunda 11'e yerleşen Belhanda şansını iyi kullanıyor. Onyekuru-Akintola ile desteklenmiş hücum hattı iyi işliyor. Genelde maçlarda gol yeriz ama bu kez rakibe kaleyi kapattık, o açıdan da iyi bir performans oldu.  Geçen sezondaki çıtayı yukarı taşımak için mücadeleye devam!

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir