5 hafta üst üste mağlup olarak düşme potasına indik. Aynı seviyedeki diğer bütün takımlar düşmemek için reaksiyon verirken biz yerimizde saydık. Nasıl bir futbolcu grubuna denk geldik böyle, inanılmaz! Disiplinsiz bir yönetimle birleşip el birliğiyle bizi uçuruma sürüklüyorlar. Ne yaptığını bilmeyenler grubu, duygularımızla oynuyor. Tribünün desteği, an gelecek patlamaya dönecek; işte o gün kaçacak delik bulamayacaksınız. Takımı soyup soğana çeviren, hemşeri kontenjanından camiaya girmiş, sahada kenarda karakterini kaybetmiş kim varsa o gün tribünün öfkesini görecek. İki maç kaldı, ya sabır!
Ön-Not: Nesrin Olgun Aslan’ın hikayesini yazmaya başladığımda kimi zaman soğuk bir suyun ve karanlığın içinde, kimi zaman sonunda varabildiğim bir kıyıda hissettim kendimi. Yazmaya devam ederken önce zor tutuyordum gözyaşlarımı, bir noktadan sonra akmaya başladı hepsi. Yazımı, ağlayarak bitirebildim ancak…Kendisinin web sitesinden (http://www.nesrinolgun.com) ve dönemin Hürriyet Londra Temsilcisi Faruk Zapçı’nın anılarından yararlandım, teşekkürlerimi sunuyorum…Çok uzatmadan, Nesrin’in Hikayesi’ne başlıyorum… 1964 Adana Yüzme havuzunun kenarında 7 yaşında kara kuru bir kız çocuğu duruyor. Havuzun içinde Adana Demirspor Kulübü yüzücüleri. Erkekler çoğunlukta. Küçük kız etrafına bakıyor. Sadece 4 kız çocuğu var. Nesrin, Adana Demirspor’un 4 kızından biri oluyor o gün…Giriyor havuza. 1973 – 1975 Adana Nesrin, 16 yaşında. Yüzüyor. 7 yaşında girdiği havuzdan, kısa mesafede 100’e yakın madalya ve şilt çıkartıyor. Kışları masa tenisi oynuyor, Türkiye 2.liği, Türkiye 3.lüğü var. 17 yaşında mar...
Yorumlar