Ana içeriğe atla

Bolu'da Belediye Başkanı Var...

Dün yemekli bir toplantıya iştirak ettim. Yemekte Boluspor'da yönetim kurulu üyeliği yapmakta olduğunu ifade eden bir beyefendi ile birlikte idik. Ne kötü oldu değil mi yazını girişi? Sanki başka birinin tarzı gibi...

Her neyse, yemekte sohbet ederken kulübünün gelir yapısına da konu geldi. İlginç açıklamalar duydum kendisinden.

Kentin valisi Boluspor'a üç adet otobüs tahsis edilmesine yardımcı olmuş, bir otobüsün parasının yarısını da üstlenmeyi kabul etmiş.

Kentin belediye başkanı şehrin Abant gişelerini Boluspor'a tahsis etmiş.
Boluspor'a 4 tane fırın tahsis etmiş.
Daha önce sadece Kızılay'ın işletmekte olduğu büfelerin ihalesini Boluspor ve Kızılay'a ortaklaşa vermiş.
Şehrin tüm sokak ve caddelerinin otopark ihalesini Boluspor'a vermiş.
Bunların yanısıra ayda da en az 140 bin TL nakit para desteğinde bulunuyormuş.

Belediye başkanının ve valinin bu destekleri sonrasında kulübün futbolcular dahil kimseye borcu yokmuş.
Yönetim kurulu kendi cebinden tek kuruş koymadan yönetiyormuş kulübü.
Bu nedenle yönetim kurulu toplantıları kulübün geliştirilmesi konusunda gürültülü patırtılı geçiyor ama tek yumruk çıkıyorlarmış dışarı.

Sayın kentin ileri gelenlerine arz olunur.

Yorumlar

curva1940 dedi ki…
ulan arkadaş 35-40 yıllık kluplerin durumuna bak(küçümsemek için söylemiyorum) bir de bize bak!
helal olsun adamlara kurumsallaşma neymiş,klup olmak neymiş,gelir kaynağı nasıl yaratılırmış sapına kadar ortaya koymuşlar.
4 tane ekmek fırını...Bunu bizim malum yöneticiler belki zamanında küçümsemiştir!Koskoca Adana Demirspor 4 tane ekmek fırını açamaz mı gardaşım???Al sana kalıcı gelir kaynağı.Millet'in 1 numaralı ihtiyacı ekmektir.
Gişe işine hayran kaldım yemin ederim süper fikir. Özellikle Mersin gişeleri bizim olsa...:)

Şöyle şeyleri duyunca hem sinir oluyorum hem de kıskanıyorum arkadaş ya!
Ah ulan ah, bu naçarlık bitecek elbet.Kendini Sultan SÜleyman sananlar dökülüyor yavaş yavaş.
KAlıcı gelir kaynağı, en başta hepimiz şu maksimum karta yüklenelim de... Gerisi gelecektir.
Bitsin artık şu DURAKlama dönemi, her zaman dediğim gibi aytaçla zillet olana kadar aytaçsız illet olalım;ama kendi ayaklarımızın üzerinde, daha yeğdir...
Adsız dedi ki…
aynen dedıklerı cok dogru.ben adanalıyım.bolu da okuyorum.herkes kentin takımına ınanılmaz destek oluyor.sadece büyükler degıl esnaf halk herkes yardımda bulunuyor.
Metin dedi ki…
Otogardakı otoparkı istiyoruz!
http://bit.ly/aG2EH0
Jose Marti dedi ki…
Defalarca değinilen bir konuya çok dramatik örneklerle değinmişsin.
Hepsini tebrik ediyoruz.
Demek ki mesele kese kağıdı içinde para vermekten ibaret değilmiş(yapılan göstermelik de olsa destekleri yadsımıyorum, her kim olursa olsun); asıl önemli olan kimseye muhtaç olmadan gelir edineceği kapıları açmakmış.
Görüldüğü üzere öyle atla deve de değilmiş..
yergökmavi dedi ki…
Belediyede bunları yapacak olgunluk varmı sizce..Eğer bunlar idareciyse kendi şehrinede yatırım yaptırır kimseyi küstürmezdi.
Belediyeciler çıkmış "Spor fonu yoktur" diyor.Yoksa yoktur.Peki senin belediye olarak en önemli görevin şehrin gelişimi değilmidir?
Adana adliye koridorlarından başka neyiyle tanınıyor.Adananın ileri gelenlerinin bir aile fotoğrafı bile yokken,kalkmışsınız halka ucuz ekmek verme edebiyatı yapıyorsunuz..Başka ne yaptınız söyleyin.20 yıllık dana tarihinde her köşe başına oturmuş olaylardan nemalanan insanlar düzeni bozulsun istermi.Bunlardan bir kısmıda Adanademirspordan nemalanırken,düzenleri bozulsun istermi?
Ya bir çocuğa fırsat verirsin olgunlaşması ve büyümesi için yada onu kendine kese kağıdında para vererek sürekli kendine muhtaç edersin.Klübün arsasını dahi milli emlaktan belediyeye alıp ordanda hanımının üstüne yapmak hangi zihniyete sığar.Sözüm ona Adanademirspora yardım yapmışmış..
Diğer belediyeler böyle organizasyonlar yapıyor.Sizler spor fonu yok diyorsunuz İ.B şehir belediyesi bu işi nasıl beceriyor.
Sayın belediye istedikten sonra herşey olur.Önemli olan SAMİMİYETLE İSTEMEKTİR.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sezon Değerlendirmesi-II

 Oyuncular üzerinden bu sezona bakacak olursak, öncelikle yaz transferlerinde ses getiren Balotelli ve Belhanda ikilisinden başlamak gerekli sanırım.  Balotelli bütün tacizlere, önyargılara ve maç içinde hakemlerin veya rakip oyuncuların kışkırtmalarına rağmen verimli bir sezon geçirdi. Son haftadaki patlamasıyla beraber hem takımı hem ligin en golcü oyuncularından oldu. 18 lig ve 1 kupa golüyle iyi bir performans sergiledi. Golleri dışında da atakları yönlendirmesi, şut tehdidi ve rakip savunmayı yıpratmasıyla iyi bir forvetin yapması gerekenleri büyük oranda yaptı. Ama Malatya maçında olduğu gibi çok pozisyon kaçırdığı maçlarda da canımızı sıktı.  Belhanda ile ilgili duygularımı önceki yazılarda belirtmiştim. En son GS maçındaki yaptıklarıyla iyice gözümüzden düştü. Transfer olduğunda 10 gole ulaşsa yeter diye düşünüyordum; çok uzak kaldı o beklentiden. Onun dışında maç içindeki pas tercihleri, istikrarsızlığı ile bu sezonun en büyük hayal kırıklığı oldu diyebilirim. Benzer şekilde A

Adana Demirspor: 3 - Sivasspor: 0

Geçen sezonun tersine bu yıl süper bir başlangıç yaptık; üçer gollü, iki de iki. Geçen sezon Giresun'a karşı deplasmanda, Sivas'a da içeride can sıkıntısı yenilgiler almıştık. Onları da düşününce ayrı bir güzellik oldu... Böylece ilk kez Süper Lig'e iki galibiyetle başlamış olduk. Pazartesi maçlarıyla kesinleşecek olsa da yine ilk kez Süper Lig'te birinci sırayı gördük.  Takım cumartesi akşamı makine gibi çalıştı. Oyunu sürklase etti. Genelde sezon başı klişelerinden olan "henüz takım oturmadı/hazır değiliz" mazereti bu sene bize uğramamış oldu. Aynı teknik adam ve tamamen değişmemiş kadronun bunda payı büyük. Vargas'ın yokluğunda 11'e yerleşen Belhanda şansını iyi kullanıyor. Onyekuru-Akintola ile desteklenmiş hücum hattı iyi işliyor. Genelde maçlarda gol yeriz ama bu kez rakibe kaleyi kapattık, o açıdan da iyi bir performans oldu.  Geçen sezondaki çıtayı yukarı taşımak için mücadeleye devam!

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir