Ana içeriğe atla

Galanın Ardından

Daha önce duyurusunu yaptığımız Erdal Acet belgeselinin galasının ardından, Murat Ayman abimizden gelen not ve fotoğraflar:

"22 Mart 2010 günü Adana Seyhan Oteli'nde 'Erdal'ın Kanalı' adlı belgesel filmimin gösterimi yapıldı. Organizasyonunu Adana Güçbirliği Vakfı'nın (AGV) üstlendiği gösterimin ardından, Vali Yardımcısı Sayın Fikret Deniz tarafından, AGV adına bana ve Erdal Acet'e birer teşekkür plaketi verildi. Sonrasında kısa bir söyleşi ve kokteyl yapıldı.

Adana Valisi Sayın İlhan Atış'ın annesinin ani rahatsızlığı nedeniyle katılamadığı Gala'daki ilgi ve filme ilişkin tepkiler benim açımdan oldukça tatmin ediciydi.

Katılan, destekleyen eleştiri ve önerilerini ileten herkese çok teşekkür ederim.

Not: Bu arada bir bilgi daha vermek istiyorum. Erdal'ın Kanalı filmi, TRT Uluslararası Belgesel Film Yarışması Amatör Kategoride finale kaldı. Sonuçlar Mayıs Ayında açıklanacak. İddialı olduğumuzu söylememe gerek yok sanırım :)

Saygılarımla,

Murat AYMAN "

(Murat Ayman ve Erdal Acet)



(Vali Yardımcısı, Acet'e plaket verirken. Sağda AGV Başkanı Prof. Hamit Serbest)


(Eski yüzücülerimiz; soldan üçüncü Yüzme Federasyonu Başkanı Ahmet Bozdoğan ve sağda Muray Ayman'ın yanında, Bozdoğan'ın hocası ve Adana Futbolu kitabı yazarlarından eski yüzme ajanı Ruhi Polisci.)

Yorumlar

geyik1940 dedi ki…
Tebrik ederim Murat. En kısa zamanda izleyebilmeyi umuyorum...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir

Altay: 1 - Adana Demirspor: 3

 Ne bir skorla harika bir deplasman galibiyeti! Alt sıramızdaki rakibe geçit vermemek kadar bir yandan da uzun süredir Altay'a karşı devam eden şansızlığımızın kırılması açısından süper! Yıllardır Süper Lig deyince aklımıza gelen son maç/son yenilgi ile hafızamızda yer eden Altay, 1. lig maceramızda canımızı sıkmaya devam etmişti. Geçen sezon iki maçta da yenilmiştik. Galibiyetin bu açılardan da çeşitli anlamları var. Aslında ilk yarıda kopabilecek maç, ikinci yarının başında yenen golle can sıkıcı bir hale geldi ama arka arkaya bulduğumuz iki golle rahatladık. Yunus yine kilidi açan vuruşla üçüncü golüne ulaşırken, Assambalonga ligte 5'ledi; Akintola da geçe sezonki performansını hatırlatan güzel bir vuruşla ikinci golünü attı.  Takım kolay gol yemezse bir şekilde maç içinde toparlamayı başarıyor. Bir kez daha ilk golü attığımız maçta puan aldık. Alttaki takımların yenilmesiyle beraber ligin orta sıralarına daha güvenle tutunmaya başladık. 

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ