31 Aralık 2013

İyi Yıllar

2013'ü 1. ligte geçirmek, 2012'den kalan en iyi şeylerden biriydi Adana Demirspor için. Bu yıl yine "acı çektik cefa çektik" ama alemde tektik! İlginç skorlar, son dakika heyecanları, Süper Lig'e yakınlaşma telaşı, kongre, transfer, kavga gürültü derken Demirspor'a yakışan hengamede geçen bir yıl oldu.

Ankara Tayfası da bu yıl içinde saflarını sıklaştırdı, yeni gelen arkadaşlarla güç kazandı, top oynadı, buluştu, konuştu, fikir üretti, uyguladı. Belki önceki yıllara daha az hareket etti ama etkisini ve kalitesini ayakta tuttu.

2014 herkesin gönlüne göre geçsin... Mavi günlerin lacivert başarıları bizlerle olsun. Her günümüz çubuklu formayı sahada görmenin, gol sevincinin coşkusuyla geçsin. Demirspor'u daha iyi hale getirmek isteyenlerin işleri rast gitsin. Kişisel hesapları peşinde olanları ise bizden uzak eylesin.

30 Aralık 2013

Yeni Yönetim ve Beklentiler


Adana Demirspor’umuzun yeni yönetimi çok anlamlı bir gün olan kuruluş yıldönümümüzde seçildi. Tek listeli seçimin doğal olarak kazananı Selahattin Aydoğdu oldu. Hayırlı uğurlu olsun. Kendisine ve ekibine yürekten başarılar dilerim.

Aydoğdu önceki seneki kongreden bu yana başkanlık ısrarını sürdürdü ve sabrının meyvesini aldı. Bunda şartların kendi lehine olgunlaşmasının da payı büyük. Mustafa Tuncel + Mehmet Gökoğlu yönetiminin sportif olarak başarısız olmasının yanı sıra, bu ikilinin eleştirilerden oldukça yıpranmış olarak koltukta oturmakta ısrarcı olmamaları ile tek listeli bir seçim yaşandı. Özellikle Tuncel, bu devir işini öyle ustalıkla kotardı ki, Demirspor’u Aydoğdu ile buluşturan bir kurtarıcı oluverdi. Bunun faydasını görecektir muhakkak. Kamuoyu nezdinde kendisine saygınlık kazandıran bir hareketle Aydoğdu’ya tam destek açıklaması yaptı. Gönül isterdi ki el ele çekilen bu fotoğraflarda Gökoğlu da olsundu. Tuncel’in “her şeyimiz vardı ama helva yapamadık” benzetmesi çok yerinde. Şu kesin ki, hiçbir Demirspor yönetimi, Tuncel yönetimleri kadar kendisine güvenemedi. Belediye kaynakları hiçbir yönetim için bu kadar seferber edilmedi. Lakin, bütün bu imkanlara rağmen başarı bir türlü gelmedi. İşte futbol böyle lanet bir oyun. Trilyonlar harcasanız da olmayınca olmuyor. Neden olmadığı konusunda milyon tane analiz yapılabilir. Aynı hataları yapmasanız da başarılı olma ihtimaliniz yüzde yüz değil. Ha, Tuncel yönetimleri hataları tekrarlamamak konusunda iyi sınavlar veremedi. Sonuçta kaybolan yıllar, milyon TL’ler, heba olan hayatlar… Belki de Tuncel bu kongre ile miadının dolduğunu kabullendi ve onursal başkanlık koltuğuna tam olarak yerleşti. Ona da hayırlı, uğurlu olsun. Peki, kulübün örgütsel şemasında bu koltuğa gerek var mı? Onu da takımın belediye ilişkilerinde gözlemleyeceğiz. Yeri geldiğinde “Mustafa dayı, onursal başkanlık koltuğunun hakkını ver” diyeceğiz.

Fotoğraflardan, yönetim listesinden ve konuşmacılardan anladığım kadarıyla; belediye ekolünün gölgesi takımın üzerinde bir müddet daha kalacak. Bunda başkanın, belediye kökenlilerle ikili ilişkilerinin kuvvetli oluşu yer alabilir. İşler yolunda giderse ve zamanla -olması gerektiği gibi- nakit akışı belediyeden özel sektöre dönebilirse bu ekolün seyrelmesi ve sembolikleşmesi beklenir. Diğer türlü, yeni yönetimin kendisini eskisinden ayıracak başka alanlar açması gerekiyor. Sportif başarı her türlü kabahati, başarısızlığı, hatayı örter. Ancak şahsen ben sportif başarı gelmese de arkasında durulacak işler yapan bir yönetim istiyorum. Varsın şampiyonluk bu sene gelmesin. Ama bilelim ki bu yapılan işler takımın bir üst ligde yıllarca tutunabilmesinin yolunu açsın. İşte böyle bir yönetim zaten Adana Demirspor’un neredeyse yirmi yıllık buhranından çıkış yolunu aralayabilir. İşte böyle bir yönetim şampiyon olmasa da sahiplenilir.

Bu anlamda, her gelen Demirspor yönetimine söylediğimiz gibi: Güç sizde, muktedir olan sizsiniz. Kötü gidiş sizin yüzünüzden de olabilir, sizin dışınızdaki nedenlerden de kaynaklanabilir. Her şart altında, bahane yerine çözüm üretmek sorumluluğu da sizin üzerinizde. Taraftar olarak zaten biz görevimizi fazlasıyla yapıyoruz. Sizden de görevinizi en iyi şekilde yapmanızı bekliyoruz. Tekrardan hayırlı olsun...

29 Aralık 2013

Tribün United

Yavuz Ankara Forumları başlığı altında duyurusunu yapmıştı Forum'un. Bugün katıldık. Adana Demirsporlular dışında Ankara takımı tutmayan yoktu. 

Temel olarak tribünde küfür olmalı mı olmamalı mı, tribündeki yasaklar, takımların maddi durumları, statların yıkılarak yerlerine AVM yapılması projeleri konuşuldu. 

Ankara Tayfası olarak tribünde küfüre karşı olduğumuzu ancak öncelikli meselenin taraftara uygulanan devlet şiddeti olduğunu dile getirdik. Devlet şiddetini ise iki şekilde kategorize ettik. Makro bazda sistematik şiddet ve mikro bazda keyfi şiddet.

Makro bazdaki şiddete ilişkin olarak stadımızda pankart yasağı olmasına karşın hükümeti ve organlarını olumlayan pankartlara müsaade edilmesini örnek gösterdik.

Bireysel ve keyfi şiddetin ise tişörtlerimize tarikat muamelesi yapılması, pankartımızın şarkı sözü gerekçesi ile stada alınmaması ve Che logolu atkı taşıyan taraftarların maçtan mahrum bırakılması gibi örnekleri verdik.

Cebeci stadının yıkılmasına karşı olduğumuzu ancak burada bir tepki bekleniyorsa aynısını 5 Ocak'ın yıkılmasına karşı da göstermek gerektiğini, bu nedenle tepkiye katkı isteniyorsa genel bir slogan altında insanları birleştirmenin mühim olduğunu vurguladık.

Yapılan görüşmelerden hissettiğimiz şu oldu: Demirspor taraftarı olarak çok ilerideyiz hakikaten. Mesela Ankaragüçlüler ben neden ulusal medyada yer almayayım diye serzenişte bulunurken, biz bu konuda yerel basınımızın çok iyi noktalara geldiğini, Demirspor konusunda haber yapmayanın tutunamadığını fark ettik. Hatta bu noktada basit bir yönetim taraftar buluşmasının dahi canlı yayınlandığını örnek olarak dile getirdik. Yine istisnalar haricinde tribün liderlerinin stada girmesi ile küfürün kesilmesinin bize özel olduğunu gördük. Daha önemlisi bir önlem almak için kitlesel hareketin önemli olduğunu, ancak bu kitlesel hareketin liderler olmadan yürütülemeyeceğini düşündüğümüzde, tribün liderlerimizin bu kadar ulaşılabilir, zarar verilebilir, yıpratılabilir, tartışılabilir ve yönlendirilebilir olmasının bir şans olduğunu bir kez daha anladık.

Ancak yine kendimize yetmedik ve şunu da gördük ki; Grup ile de daha önce paylaştığımız üzere kendi siyasi gücünün tam olarak farkında değil ve kitle daha fazla Demirspor'a katkı sağlayacak şekilde yönlendirilebilir. 

Sonuç olarak katılanları anladığımız ve kendimizi ifade edebildiğimiz bir toplantı oldu. Forumların takipçisi olacağız ve duruma, konuya göre katılım sağlamamız söz konusu olabilir. 


28 Aralık 2013

Halkın Takımı 73 Yaşında

Kutlu Olsun!
Fatih Taş arkadaşımızdan

Kongre'den İzlenimler

Liste
Bugün kongredeydim. Uzun süre sonra ilk kez, ilk toplantısında başkan seçimini tamamladı  kongre. Bu kez kangren haline gelmedi. Selahattin Aydoğdu Adana Demirspor'un yeni başkanı oldu.

Kongre genel olarak sakindi. Salona Tuncel-Aydoğdu kolkola girdi. Eski başkan Tuncel, sezon başında daha önce yapmadığı tarzda bir yönetim anlayışıyla hareket ettiğini,  takımda herşey olmasına rağmen helva yapamadıklarını söyledi. Tuncel yeni adayın maddi-manevi arkalarında olduğunun altını çizdi.

Sonraki konuşmacılardan, Erden Arat transfer döneminde takımın iskeletinin tamamen bozulmasını eleştirdi ve ayrıca 5 ocak'ın yıkılmamasıni istedi. Arat'ın transfer konusunda Galarasaray karşılaştırması yapması kadar takımın oynadığı ligin adını karıştırması konuşmasının ilginç anları oldu. Daha sonra konuşan Savaş Çokduygulu ise, hem Tuncel hem de Aydoğdu'nun olgunluk gösrerdiğini söylerken, Fatih Terim'in de Demirspor için elinden geleni yapmaya hazır olduğunu kaydetti.

Kongrenin tek listesi açık oylamayla oylandı. Kongrelerde yapılan kabul edenler-etmeyenler sözünün biraz göstermelik olduğunu kabul etmek gerek. Yönetim kurulu üyeleri isim isim okunarak tanıtıldı. İstanbul-Adana karışımı bir liste var.

Aydoğdu konuşmasında Tuncel'e seslenerek yanlarında olmasını istedi. Transferle ilgili beklentiler üzerine de aceleci olmayacaklarını söyledi.

Kongre sonunda taraftar salonu inletirken 73. Yaş pastası kesildi. Salon dışında yaptığım görüşmelerde tribünün umutlu olduğunu gördüm. Yönetimin ilkeleri ve planları ikna edici olmuş. Eski yönetimin açık desteğinin soru işareti yaratıp yaratmayacağını sordum. Yönetimin dışarıdan kimseyi işlerine karıştırmayacağına inandıklarını söylediler. Ayrıca yönetime giren Fatih Otluoğlu'nu da şahsen tanıştığım için tebrik ettim, bizim gibi genç bir isim ve umarım kafasındakileri uygulama fırsatı bulur.

Doğum

Bugün Demirspor'un doğum günü, kongre ve diğer tüm gelişmeler hikaye, bugün hayatımıza anlam ve kişilik katan en önemli unsurlardan birinin resmi olarak hayata adım attığı gün. Elimizden geldiğince o günleri anlamaya çalıştık, Yeni Adana Gazetesi'nin 1939-1941 yılları arasındaki tüm baskılarını Milli Kütüphane'ye gittik inceledik. Tek bir satır görebilmek için, Adana Demirspor kuruldu yazısını görebilmek için. Bunu göremedik gerçi ama o günleri hissettik. Bu yazıda Demirspor'un ilk adımlarını kurulduğu dönemin şartlarını da dikkate alarak paylaşmaya çalışacağız.

Bundan yıllar önce Demirspor'un bir rozetini görmüştüm. Üzerinde 1939 yazıyordu. Herhalde genç takımdır o tarihte kurulan dedim ama basında ismimizi göremedim. 

1939-1940 arası İkinci Dünya Savaşı'nın en çetin dönemleri. Hitler henüz Polonya'yı almamış. Lehler müthiş bir direniş sergiliyorlar. 

Türkiye, Fransa ve İngiltere ile karşılıklı saldırmazlık ve yardım anlaşması imzalıyor.
Hatay yeni katılıyor sınırlarımıza.

Kadınlar peçelerinin arkasından çıkmaktalar hala. Karakter oluşturuyor, yeniliyoruz.
Türkçeleştirme hareketi olanca hızıyla devam ediyor.
Yokluk ve sefalet içindeyiz, ama savaşa girmediğimiz için o sefalet göreli bir cennet.
Türkiyemiz hızlı bir ulaşım altyapısı oluşturma gayreti içinde. Demiryolları bu açıdan çok önemli rol oynuyor. Zira Kurtuluş Savaşımızda görmüşüz ulaşımın savaşmak kadar önemli olduğunu. Sakarya Savaşı'nda Yunan ordusunun direncini ikmal yollarına taarruz ederek kırmışız örneğin. Cephedeki askerin mühimmat ve daha önemlisi erzak yollarını keserek. Şimdi kapımızda yine bir dünya savaşı ve biz girmemek için direniyoruz. Bir yandan da savaşa girmek zorunda kalırsak ikmal yollarımızın hayati önemde olacağını biliyoruz. Polonya Almanya savaşında her gün 10'larca uçak düşürülürken bizim öyle bir lüksümüz yok. İstikbal göklerde ama göklerde imkanlarımız çok çok kısıtlı. Bu durum da demiryollarının önemini artırıyor. 

Demiryolları o nedenle ülkenin gözbebeği kurumu. Adanamızda DDY'nin 6. İşletme Müdürlüğü faaliyet gösteriyor. O dönemde yürürlükte olan Sivil Savunma Mükellefiyeti Kanunu uyarınca 500 ve üzerinde personel çalıştıran işletmelerin spor kulübü kurmaları zorunlu tutuluyor. İşte Adana Demirspor da bu yükümlülüğün gereği olarak vücut buluyor. 

Demirspor bu şekilde kuruluş hazırlıkları yapıyor ama tam anlamı ile bir kulüp de olamıyor. 1939 yılı içinde esamesi okunmazken, ilk Demirspor haberini 1940'ın ikinci yarısında okuyoruz.

Tarih 28 Eylül 1940.

1939-1940 sezonu Türkiye Şampiyonu Eskişehir Demirspor Mersin'e geliyor. Mersin'e kadar gelmişken Adana Demirsporlu arkadaşları ile de görüşmek istiyorlar. Bu görüşme şerefine bir maç organize ediliyor. Adana Demirspor ile Milli Mensucat arasında. 
Tarih 30 Eylül 1940.

Anlaşılıyor ki; henüz bir takım oluşturabilecek düzeyde değiliz. Eskişehir Demirspor takımından takviye alıyoruz. Onların birkaç futbolcusuna veriyoruz mavi lacivert formamızı ve bizim tespit edebildiğimiz ilk maçımızı Milli Mensucat'a karşı yapıyoruz. 

O dönemin Milli Mensucat'ı Adana'nın adeta can damarı. Her şeyinde aldığı nefeste onları görüyoruz. Askerlere yardım yapılacak ayni ve nakdi yardımın en fazlasını yapıyor. Deprem oluyor Milli Mensucat koşuyor. Sporun geliştirilmesi konu olunca yine Mensucat kendini gösteriyor.
Eskişehir Demirspor destekli takımımız 3-1 yeniyor Milli Mensucat'ı. Böylece ilk maçımızda ilk galibiyetimizi alıyoruz.
Ama dedim ya henüz bir takım değiliz. Birkaç Demiryolcu bir araya gelmişler, biz Adana Demirspor'uz demişler. Hepsi bu. Ancak bu maç Demirsporumuz açısından bir milat oluyor, zira kişilik kazanmaya başlıyoruz. Var olmanın,olabilmenin heyecanı sarıyor bizi.

Tarih 17 Teşrinievvel (Ekim) 1940.

Şeker Bayramı vesilesi ile Ankara Demirspor'un ilimize geleceğini öğreniyoruz ve hemen bir maç tertip ediliyor. Bizi antrenör Cevat Diblen çalıştırıyor. Maalesef tek satır bilgiye ulaşamadım hakkında. Maç öncesinde İmren Lokantası'nda ziyafet veriyoruz Ankara Demirspor'a. Şu anda Karasoku Mahallesi'nde bu isimde bir yer var ama orası mıdır bilemiyorum.


Tarih 26 Teşrinievvel 1940. 

Ankara Demirspor bizi 7-2 mağlup ediyor. Bu mağlubiyet tespit edebildiğimiz ilk yenilgimiz oluyor.
Ancak bir hüviyet kazanmamıza öyle anlaşılıyor ki; dönemin Adana Valisi Faik Üstün'ün müdahalesi hız veriyor. Bulabildiğimiz haberde doğrudan bizden bahsedilmemiş ancak deniyor ki; Beden Terbiyesi Kanunu maddeleri ile kulüp kongrelerinin akdi hakkında konuşmalar yapılmıştır.
Buradan bir kurumsallaşma gereği seziyoruz.

İşte bu haberden sonradır ki; Demirspor'un Çukurova bölgesel liginde ilk kez mücadele edeceğini öğreniyoruz. Demek ki; bu kez takım olmuşuz.

Tarih 15 İkinciteşrin (Kasım) 1940.

Ligdeki ilk maçımıza çıkıyoruz. Maçımız Torosspor ile.
Yine haberlerden anlıyoruz ki; o dönemde hakemler yine camiaların içinden seçiliyorlar. Örneğin Muallim Mektebi-Malatya Mensucat maçının yan hakemi Demirspor'dan Tevfik Çelikel. Tevfik Çelikel hakkında da herhangi bir bilgi bulamadım maalesef. 

Aynı maçın orta hakemi ise Kenan Gülgün. Kenan Gülgün'ün Adana Demirspor'un kurucu üyelerinden olduğunu biliyoruz.
Maalesef bu maçımızın sonucu haberlerde yer almıyor. 

Demirsporumuzun lige katılması ile takım sayısında artış yaşanıyor ve yetkililer müsabakalarda profesyonelleşmeye gideceklerini beyan ediyorlar.
Tarih 23 İkinciteşrin 1940.

İkinci maçımızı Adana İdmanyurdu'na karşı oynuyoruz. Maçı 4-1 kaybediyoruz.
Tarih 30 İkinciteşrin 1940.

Üçüncü maçımızı Adana Erkek Lisesi ile yapıyoruz. Bu maçımızın da sonucunu haberlerde yer verilmediği için öğrenemiyoruz.
Tarih 7 Birincikanun (Aralık) 1940.

Dördüncü maçımızı Malatya Mensucat'a karşı oynuyoruz. Maçta olay çıkıyor ve bu maç yarıda kalan ilk maçımız olarak kayıtlara geçiyor.
Tarih 21 Şubat 1941.

Bizim tespit edebildiğimiz ilk lig galibiyeti Ziraat Lisesi karşısında geliyor. 3-1 kazanıyoruz.
Tarih 16 Mart 1941.

Mersin İdman Yurdu ile ilk maçımızı yapıyoruz. 2-2 berabere kalıyoruz. Haberden anladığımız kadarı ile başarısız bir takım da değiliz. Bölgemizin dördüncü sırasındayız.

İlk başkanımız Eşref Demirağ. TCDD 6. Bölge İşletme Müdürü. Mesleğine uygun bir soy isim almış. Sevilen bir kişilik olduğunu tahmin ediyoruz, zira okuduğum bir haberde bütün bölge işletmelerinin müdürlerinin değişmesine karşın kendisine ilişkin bir değişiklik yapılmadığından bahsolunuyordu.

İşte böyle 73 yıllık serüvenimizde aldığımız ilk nefesler. İlk adımlarımız, daha biz yokken, babalarımız yokken, kentin damarlarında filizlenen bir sevda. Bir süre sonra Adana'nın kültürünün temsilcisi, Adanalılığın temsilcisi, isyanın sesi. Dik duruş. Böyle gelmişiz dünyaya. Bu bir inat hikayesidir.

Nice Mutlu Yıllara Mavi Şimşeğim.

27 Aralık 2013

Kongre ve 73. Yıl

Yarın saat 15.00'te kulübün olağanüstü kongresi var. 28 Aralık aynı zamanda kuruluş yıldönümümüz. İkisinin örtüşmesi ilginç bir gelişme oldu. görülen o ki yeni yaşa yeni bir yönetimle girilecek ve Selahattin Aydoğdu başkanlığa gelecek. Kongreye katılım konusunda Şimşekler Grubu da bir açıklama yaptı: https://www.facebook.com/photo.php?fbid=604963642886219

73. yaşımızın eski alışkanlıklardan kopulduğu bir dönemin başlangıcı olmasını dileyelim. Çukurova'nın yari, Türkiye'in Cenup Yıldızı, mavi-lavicert bir geleneğin taşıyıcı lokomitifi Adana Demirspor, daha iyi yönetilmeyi daha iyi noktalara gelmeyi hak ediyor. Taraftar bu kulübün geçmişini sahiplenen ve onu işleriye taşıyacak olan güç. Umarız ki kulüpleri yönetenler de artık bu güce ortak olabilsinler...

26 Aralık 2013

Ankara Forumları

Gezi Direnişi'nin en somut yansımalarından biri Forumlar oldu; İstanbul'da farklı semtlerde düzenli toplantılar gerçekleşiyor. Forumların Ankara ayağı 3. kez toplanıyor. 29 Aralık'taki buluşma Kennedy Cd.'sindeki Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde, saat 15.00'te.

Facebook'ta https://www.facebook.com/events/242995275867049/ adresinden takip edebilirsiniz.

24 Aralık 2013

Aydoğdu'nun İlkeleri

Selahattin Aydoğdu, başkan adaylığı kapsamında bağlı kalacağı ilkeleri yayınladı. http://www.mavisimsekler.com/adana-demirspor/selahattin-aydogdu-tuncelden-destek-sozu-aldim.html#axzz2oOD1Rci1

Sevindirici bir gelişme, tabii ki eğer seçilirse takipçisi olacağız. Bunları yayınlamak ya da kabul etmekle iş bitmiyor. Yine d kendisini bağlaması ve bir vaat olarak ortaya koyması açısından önemli.

Gökoğlu yönetimiyle başlayan daha sonra da Tuncel yönetimine de sunduğumuz "yönetsel ilkeler" meselesinin yeni adaylar tarafından da benimsendiğinin göstergesi.

İlk Yarı Değerlendirmesi

Sezonun ilk yarısını tamamladık. Geçen seneye göre 1 maç fazla oynamamıza rağmen, 5 puan daha gerideyiz. Yine geçen sezona büyük bir krizle başlarken bu sezona tam tersi bir oydaşma ve destekle girdiğimizi, takımı daha erken kurduğumuzu, daha çok para harcadığımızı da hatırlayalım.

30 gol atıp 31 gol yedik; son 3 sıradaki takımlardan sonra en çok gol yiyen takımız. Zaten temel sorunumuz bu oldu. Kolay gol yemek. Bu sezona dair yazılarda hep bunu söyledik; takımın isteğinin bir türlü uyuma ve sonuca gitmediği... http://www.adanademirspor.net/search/label/2013-2014%20Sezonu

Kalede Şener'le başlayan sezon, tek maçlık Emre Selen parantezinin ardından Recep'le son buldu. Şener ve Recep'in yediği golleri görünce Emre'ye kızmak mümkün değil. En son Denizli maçında da Recep kaleye gelen iki net şutu da yedi. Zaten ilk yarı top dahi gelmemişti kendisine. Kalecilerimiz maç çeviremedi ne yazık ki.

Defans hattımız tam anlamıyla hayal kırıklığı; geçen yıldan alışık olduğumuz Yiğitcan-Rajnoch-Erdi-Burak dörtlüsünün farklı kombinasyonları göbekte oynadı ve bir türlü dikiş tutturamadılar. Özellikle Erdi ve Burak tam bir el bombası. Nurettin, bulduğu az fırsatı iyi değerlendiremedi. Keremcan, geçen yılki formundan uzak ve aksıyor. Kimi maçlarda onun kanadı rakiplerin gol kaynağı oldu. Özgür, hücumda gösterdiği etkinliği savunmada gösteremiyor. Arkasına çok adam kaçırıyor. Her ikisi de kanatlarını git-gel şeklinde kullanmakta zorlanıyor. Önlerinde onlara yardımcı biri gerekli. Açık oynama işini Mehmet Eren ve Erçağ üstleniyor; Erçağ çoğu zaman istekli ve arzulu. Presleriyle, asistleriyle etkili. Ancak o da orta saha savunmasına destek vermiyor. Mehmet Eren istekli oynadığı bölümlerde takımı taşıyor. Ama onun da devam eksikliği var. Maçın bazı bölümlerinde kayboluyor. Kondisyon sorunu var gibi.

Ortasahadaki en büyük hayal kırıklığı Birol Hikmet. Bu sezon sakatlanana kadar hiç bir maçta kendini hissettiremedi. Oyunu çeviremedi, katkı sunmadı. Düz bir orta saha oyuncusu gibiydi. Efe İnanç takımı toplayan isim. Ancak Mustafa Uğur'un gelişiyle kesik yedi. Belki onun da savunma yönü eksikti.

Juninho'nun geçen yılki noktasından çok uzakta. Bir türlü sezona başlayamadı. Garip şekilde hücumda olsama da ortasahada en iyi savunma yapan Dorge Rostan'dı; iri vücuduyla rakibin kolay oyun kurmasını engelledi. Bu işi yapması gereken Ferhat ve Gökay da geçen seneki takımlarında gösterdikleri performansı gösteremiyor. Özellikle Gökay'ın Manisa'da Demirspor maçlarındaki gösterdiği performansa daha 1 maçta bile ulaşmadığını söylemek mümkün.

Denizli maçındaki ikilemesiyle 7 gole ulaşan Mehmet Eren'i, 5 golle Dorge Rostand ve Efe İnanç takip ediyor. Erçağ'ın da 5 golü var; ikisi penaltıdan ve bu 5 golü de 2 maçta attı.

Daha önce de söylediğimiz gibi takımın takım olma sorunu var. Bunun için de antrenmanlar ve saha dışındaki zamanlar önemli. Hafta içi 2-3 gün maç düzeyinde antrenman gerekli. Tabii oyuncular arası diyalog ve onları bir arada tutacak bir teknik ekip. Yücel İldiz tecrübesine rağmen bunu başaramadı. Mustafa Uğur da yeni başladığı takımı şimdilik çok bir değişiklik vermiş görünmüyor. 12 ocak'ta başlayacak yeni devre öncesi kendi tavrını koyabilir mi göreceğiz.

23 Aralık 2013

Atkılar

Denizlispor maçında Che'li Demirspor atkılarının stada alınmaması, tam bir rezalettir. Kimin ne giyeceğine ne takacağına da mı karışıyorsunuz?

Adana Demirspor:3-Denizlispor:2

Rahatlık Demirspor taraftarı için lanetli bir kelime. Maç başından beri oyuna asılmayacağı belli olan rakibi, son 15 dkda uyandırdık. Maç 3-0 olunca öyle bir uyuduk ki kim olsa uyanırdı. Erdi, burnunun dibindeki Kahe'ye kafa vurdurunca bize de inme iniyordu son saniyede.

İç sahada altımızdaki takımlara yaptığımız gibi 3 golü bulduk. 2. Gol Yusuf'un, 3. de Mehmet Eren'in kişisel çabalarıyla geldi. Rostand ve Juninho'suz forvet hattının çok orfanize olamadığını gördük. Yine de iyi top yaptık, oyunu tuttuk ama rakibin kötü olması da bunda etkiliydi.

Defans hattımız gerçekten çok kötü. Nurettin de Erdi de ne topu oyuna sokabiliyor ne de kademeyi tutturuyor. Rajnoch da ilk golü rakibe hediye etti.

Devre arasına 3 puanla giriyoruz, aşağıdan biraz daha koptuk. Bu akşamlık buna sevinelim.

Van'a Yardım

Van için yardım kampanyası sürüyor. Şimşekler Grubu da bu konuda çağrı yaptı. Bugün Denizlispor maçı için stada gelenler 1 bere 1 atkı fazla getirsinler ve bu kampanyaya destek versinler.

22 Aralık 2013

5 Ocak AVM Olmasın

Daha önce bu konuda yazmıştık (http://www.adanademirspor.net/2013/04/avmniz-batsn.html), görüşümüz belli. Yeniden kampanyaları hatırlatalım:

https://www.change.org/tr/kampanyalar/5-ocak-stadyumu-avm-olmasin

Facebook'ta:
5 Ocak Stadyumu AVM'ye Dönüştürülemez başlıklı sayfa.

21 Aralık 2013

Devrenin Son Maçı

Ptesi günü ilk yarının son maçına çıkacağız. Yine 6 puanlık bir maç. İlk 6 ile 8, düşme potasıyla 4 puan fark var.

Denizlispor'la çoğunlukla Süper Lig'de oynamışız, 10 maçta 3 galibiyetimiz var. Geçen yıl dışarıda kaybedip içeride kazanmıştık, ilk kez mağlup durumdan galibiyete ulaşsak da rakip  8 kişi kaldıktan sonra son dakikalarda zorlanmıştık.


19 Aralık 2013

Ayakkabı Kutusu

Türkiye'de kazananlar arası çekişme su yüzüne çıktı, birbirlerinin kuyusunu kazmaya devam ediyorlar. Hukuka saygının kalmadığı, savunma hakkının anlamsızlaştığı, yandaş medyaları ile yürüttükleri psikolojik savaşla bir korku imparatorluğunu elbirliğiyle kuran ikili şimdi kendi arasında savaşıyor. Halkın konuşmadığı, fillerin tepiştiği, ayakkabı kutularından çıkan kokuların etrafı sardığı memleketimde kazananın-kaybedenin seyredileceği değil eşitliğin ve özgürlüğün mücadelesini yürütüldüğü günleri yakalamak gerekli, tıpkı Gezi'deki gibi bir azimle.

18 Aralık 2013

Aydoğdu'nun Adaylığı

Selahattin Aydoğdu, 28 Aralık'ta (çoğunluk sağlanamazsa 4 Ocak'ta) yapılacak olağanüstü kongrede aday olduğunu dün açıkladı. http://www.mavisimsekler.com/adana-demirspor/selahattin-aydogdu-kongrede-yonetime-talip-oldu.html#axzz2noNzB7DE

Aydoğdu daha önce, geçen sezon öncesi, Mehmet Gökoğlu'na karşı adaylığını açıklamış ancak daha sonra yarıştan çekilmişti. Gökoğlu'nun da çekilesiyle o seçimlerde Önder Serin başkan olmuştu ancak, Aydoğdu'nun başkanlığını isteyen Şimşekler Grubu ile de yıldızları barışmamıştı. Sezonun ilk haftalarında yoğun bir şekilde devam eden "yönetim istifa" kampanyasına rağmen Serin yönetimi görevden ayrılmamış ve sezon sonuda da takım play-off oynamıştı.

Aydoğdu'nun adaylığı önemli. En azından Demirspor seçimlerinin bir yarış içerisinde geçmesi gerekiyor. Demirspor yönetimine bu kez denenmemiş bir kişinin gelmesi açısından da önemli bir adım. Eğer yine çekilmezse bu kez Demirspor kongresinin, gerçek bir kongre olma ihtimali var.

Aydoğdu'nun açıklamasındaki maddelerde taraftara bağlı bir yönetime son vereceğini söylemiş; o cümlesini anlayamadım. Eğer kendisi de daha önce seçilseydi taraftara bağlı, onun desteğini almış bir yönetim olacaktı. Ayrıca, Demirspor yönetimlerinin taraftarla ilişki içinde olmasını her zaman arzuluyoruz. Galiba o metni kendisi yazmadı ve yazanalr da şimdiki yönetime destek verene taraftarların yönetimde etkili olmasına karşılar. Ama Aydoğdu başkan olursa onu destekleyenlerin de aynı şekilde işin içinde olacağı ortada. O yüzden bu cümle ya da vaat biraz havada kalmış.

16 Aralık 2013

Nerdesin Juninho?

Geçen sene attığı 14 golle kendi kariyer rekorunu kıran Juninho, bu sene kendinden bekleneni veremiyor. Forvette sene başında durgun olan Dorge Rostand, hareketlenmeye başlarken bu kez Juninho durdu. Erçağ'ın çabalarıyla beslediği bu ikilinin aynı anda çalışamaması forvet hattımızı kilitliyor.

Juninho'nun performansı geçen sezon sonunsan beri düşüşte, yine taraftar onun bonservisinin alınması için talepte bulunmuştu. Bu sezon kendini toparlayamayan Juninho,satış listesine girmek üzere.

Anladığı dilden soralım: Juninho ¿dónde está

14 Aralık 2013

Fethiyespor:2-Adana Demirspor:1

Fethiye'ye yenildik, deplasmanda yine kazanamadık. Ne istediysek olmadı, olmadı,  olmuyor.

10 kişi kalan rakipten puan alamadık.

Fethiye'ye Yenilmedik

Fethiye ile büyük finalden sonra ilk kez karşılaşıyoruz. 31 mayıs 2012'de Denizli'de Fethiye'yi yenerek şampiyon olmuştuk. Ertesi sene de onlar Hatayspor'u yenip 1.lige çıktılar. 2012'deki 3 maçta da rakibimizi yenmiştik. Toplamda 12. Maçımız olacak, bunlarda 5 galibiyetimiz var. 2.ligte Ege grubundayken sıkça karşılaşıp çoğunlukla berabere kalıyorduk. Bu sezon hala deplasman galibiyetimiz yok, bu sefer olsun.

Fethiyespor'un 15 maçta 2 galibiyet, 3 beraberliği var.

12 Aralık 2013

Van Üşüyor



Van üşüyor ve yardımımıza ihtiyacı var. Devletin göstermediği ilgiyi yine vatandaşı göstersin. Demirsporlular da devrede, yukarıdaki fotografta iletisim bilgileri var. Elimizden geleni yapalım.

10 Aralık 2013

Son İki Hafta

Bir galibiyetin bile katma değerinin yüksek olduğu bir ligdeyiz; orta-alt sıralarda puanlar birbirine yakın. Pazartesi maçlarının tamamlanmasıyla 9. sıradaki yerimizi koruduk; en son Buca galibiyetinden sonra 8. sırayı görmüştük ve sonra aşağı doğru seyrimiz başlamıştı. 16 haftada 19 puanla halen başarısız bir durumdayız; yediğimiz 27 gol de son sıradaki takımların seviyesine eşit. En çok gol yiyen 3-4 takımdan biriyiz. Devre arasında çözmemiz gereken meselelerden bir ide bu kolay gol yeme hastalığı.

Son iki haftamızda, olası 4 puan, aslında 6 olmalı, bizi düşme potasının üstünde ve play-off hayallerimizi canlı tutacak. Geçen sezon devre arasına 27 puanla girdiğimizi düşünülürse, başarısızlığımız ortada.

Rostand'ın kıpırdamaya başlaması ile birlkite hücum hattındaki etkinliğimizin artması, bizim için bir umut. O iyiye giderken Juninho durdu. Erçağ da sakatlığın etkisini atamamış gibi görünüyor. Bu ahfta rakip, Fenerbahçe galibiyetinden sonra deplasmanda Denizli'yi 1-5 geçen Fethiye. O maçın da 60 dk. 0-0 giderken birden dönmesi ilginç. Fethiye'den puanla dönüp içeride Denizli'yi yenmek şart.

8 Aralık 2013

Adana Demirspor:3-Tavşanlı:0

Rostand ve Efe (2) ile Tavşanlı'yı geçtik. Her ikisinin 5. golleri oldu. Efe, 3 haftanın ardından Bursa maçındaki gibi, yeniden ilk 11'de çıktı. Rostand ise hareketli oyunuyla dikkat çekti.

İkinci kez gol yemeden kazandık. Altımızdaki takımlara karşı alınan net galibiyetlere sevinmemiz için, bunun gelecek iki haftada daha olması gerekli.

6 Aralık 2013

Yanındayız Fethiyespor

Federasyon,  Fethiyespor'u Fenerbahçe maçında tshirtler nedeniyle Pfdk'ya sevk etmiş. Aynı Federasyon, saçmasapan ve kimsenin dikkate almadığı uyduruk kamu spotlarına benzeyen pankartla sahaya çıkma fikrini geliştirmişti. Memlekette siyaseti kendi denetiminde tutmak isteyen otorirelere karşı her zaman karşı çıkanlar olmuştur, bundan sonra da olacak. Federasyonun etkisiz mesajları yerine, anlamlı pankartlara tavırlara destek vermek gerek. Yanındayız Fethiyespor.

Fethiyespor, daha önce "başöğretmen" tshirtleriyle de seremoniye çıkmış.

http://www.radikal.com.tr/spor/yuce_ataturk_ilk_degil-1164668

5 Aralık 2013

Taraftar Görevini Yapıyor

Taraftar görevini yapıyor. Deplasmanda, 5 Ocak'ta, hafta içi hafta sonu fark etmiyor desteğini veriyor. Şovunu yapıyor. Yönetimine uyarısını yapıyor. Görevini yapmayanlar -saha içinde ve saha dışında-yaptıklarının günahlarını ödeyebilecekler mi?

İBB Maçı, Olimpiyat Stadı
Tam kadro çıkan Bursaspor karşısında yedek ağırlıklı kadroyla çıktık. Yenildik, elendik. Türkiye Kupası gelirlerini elimizin tersiyle ittik. Maçta yine mücadele vardı ama bu kadar kolay yiyen bir takımın herhangi bir organizasyonda başarılı olması mümkün değil.

Haftaiçi bomboş statlara oynanan kupa maçlarına inat, Demirsporlu yine tribünde yerini aldı, görevini en iyi şekilde yaptı.

Adana Demirspor:1-Bursaspor:2

Fotoğraflar, Twitter'da @selcukispaha

4 Aralık 2013

Yine Kongre ve Yine Aynı Söylemler...

mavisimsekler.com isimli siteden okuduğum kadarı ile kötü sonuçlar ve taraftar protestosu yönetim üzerinde etkiler bırakmışa benziyor. Devre arasında kongre yapılacakmış.
 
Yalnız şöyle de bir şey var, kongre güven tazelemek amacı ile yapılacakmış.
 
Bir diğer ifade ile şunları diyorlar ve diyecekler:
 
-Biz yönetim olarak doğru işler yaptık ve yapıyoruz. Kendimize güveniyoruz. Kongre sürecinde de bizi yeniden seçeceksiniz.
 
Bir gerçek var ki; Demirspor'da kongre üyelikleri fiili iradeyi yansıtmıyor. Bir diğer gerçek de Demirspor'da belirli kesimlerin (potansiyel yönetici kesimleri) ve bu kesimlerin çevrelerinin dönemsel olarak hakimiyet ortaya koymaları ve bu zincirin dışından kimsenin yönetime aday olmaya, bırakın aday olmayı kongrede ses çıkarmaya dahi cesaret edememesi.
 
Yani kongre sizin, güç sizin, adam sizin, söylem sizin, at sizin, koşturun babam koşturun.
 
-İyi bir yönetim varsa bırakmaya hazırız.
 
Hangi yönetimin iyi olduğunu belirleme lüksü sizde. Biz daha iyisini yapana kadar en iyisi bu deme lüksü de sizde.
 
-Cebinde 10-15 milyon TL'si olmayan yönetime gelmesin.
 
Kendileri bu parayı koymuşlar gibi sürekli olası yönetici rakiplerine gözdağı verirler.
 
-Demirspor'u sahipsiz bırakmayız.
 
Demirspor'un sahibe ihtiyacı varmış gibi.
 
Ve daha bir sürü aynı şey.
 
Biz, siz seçildikten sonra sizleri izlemek ve alkışlamak istiyoruz derken beklentiler içine girdik.
 
Kalıcı gelirler ile kulüp insanlara bağımlı olmaktan kurtarılacak sandık.
Altyapıya ve gençlere önem verilecek, bu gençler tecrübeli abilerinin yanında savaşacaklar sandık.
Kurumsal bir yönetim anlayışı ile tüzüğümüz, kongre üyeliklerimiz yenilenecek, yeni yönetmelik ve tebliğler ile kulüp içi işleyiş şeffaflaşacak sandık.
Şeffaf mali tablolar ile hesap veren bir yönetim yapısı ortaya çıkacak sandık.
Taraftar-yönetim arasında düzgün iletişim kurulacak ve hatta bunun için bir birim oluşturulacak, periyodik istişare toplantıları düzenlenecek ve uyarılara kulak tıkanmayacak sandık.
Taraftara saygı duyulacak sandık.
 
Aslında bunları sanmadık da yapacak çok da bir şeyimiz yoktu. Gücümüz yoktu sizi değiştirmeye, tek başımıza bu düzeni yıkmaya, belki huzur ortamı olur da beklediklerimizin bir kısmını olsun alırız istedik. Tabi yine olmadı. Olmayacak duaya amin dedik.
 
Sayın yöneticiler, açık ve net söylüyoruz.
 
Sizi istemiyoruz.
Benzerlerinizi istemiyoruz.
Söylemlerinizi istemiyoruz.
Eylemlerinizi istemiyoruz.
Sahiplenmenizi istemiyoruz.
 
Kulüp kapanacaksa kapansın.
Kayyuma kalacaksa kalsın.
Küme düşeceksek düşelim.
 
Siz yoksunuz diye bunlar oluyorsa, sorumlusu sizlersiniz demektir.
 
Kalıcı gelirim olsa sizsiz de ayakta dururdum.
Gençlerim olsa, üreten bir yapım olsa, borçlarım bu kadar olmazdı.
Dinamik bir takımım olsa ligde de iyi yerlerde olur, düşme potasında olmazdım.
Ligin en yaşlı takımı ile borçlarım artırılmamış olsa, düştüğüm yerden daha rahat kalkabilirdim.
 
Bunların hiçbirini ben yapmadım.
Yarın takım kayyuma kalır da kapanırsa sorumlusu ben değilim.
Siz ve sizin gibilerin yanlış yönetim tarzı.
 
Şimdi siz, kongrede çıkıp bizden özür dilemeyeceksiniz.
Hata ettik demeyeceksiniz.
Takımı gençleştirip, hedefleri revize edip borçları azaltmaya, gençlere kadroda yer vermeye başlamayacaksınız.
Mali açıdan şeffaflaşmayacaksınız.
Kurumsal yönetim açısından gelişme sağlamayacaksınız.
Taraftarla daha sağlıklı ilişkiler kurmayacaksınız.
 
Bu nedenle hiç kalmayın.
Gidin, benim nezdimde tazelenecek güveniniz kalmadı. 

3 Aralık 2013

#AytacDurakıİstemiyoruz

Siyasi veya değil, muhtelif gerekçelerle belediye başkanlığı koltuğundan 22 kez uzaklaştırıldı. Bir mağdur görüntüsü çiziyor. Siyaseten mağdur da olabilir ama Demirspor söz konusu olunca kesinlikle mağrur konumda olan, insanların ahını, bedduasını alan, Demirspor'un yıllarını harcayan, kendisinden sonraki dönemde gelenlerin de kendi ekolünden olması nedeni ile başarısızlık girdabına sokan Aytaç Durak'ın bu kez de CHP'den aday olmak için çalışmalar yürüttüğünü duyuyoruz. Aşağıda Aytaç Durak'a ilişkin belirttiğim başlıkları yazabilmek için 2007 yılından itibaren blogu taradım.
 
Demirspor taraftarı unutmasın, hiç bilmeyenler de öğrensin diye hatırlatma gereği duydum.
 
Onun icazetini almadan yönetim kuramayacak kadar bizi aciz bırakan adamdır.
Demirspor medyasında kendisine tek söz edemeyecek kesimler yaratmış (neredeyse tüm kesimler) adamdır.
Belediye İş Sendikası ile yapılan sözleşme gereği oluşturulan Spor Fonu üzerinden Demirspor'u oyuncak eden adamdır.
İşçilerin maaşından kesilen Spor Fonu'nun sahibiymiş gibi davranan adamdır.
Demirspor taraftarı hakkında "bir türlü terbiye edemedim bunları" diyen adamdır.
Taraftar hakkında "kaç gramlık ağırlıkları var" diyen adamdır.
"Elimin tersiyle vururum hepsine" diyen adamdır.
"Fanatik grup (Şimşekler Grubu'nu kast ediyor) Adana Demirspor'u desteklemezse Adana Demirspor kurtulur, onlar varsa Adana Demirspor batar" diyen adamdır.
Taraftarın şampiyonluk getirebilecek maçlara gitmesini yasaklayabilen adamdır.
Sadi Tekelioğlu'nu, Behzat Çınar'ı ansızın, nahoş bir şekilde gönderenlerin perde arkası senaristidir.
Metin Yıldız'ı, Levent Eriş'i, Abdülkerim Durmaz'ı getirenlerin de perde arkası senaristidir.
Rahmetli Bekir Bey ile Tavşanlı'ya elendiğimiz sezon devre arasında transfer yapılmasın, kaşarlar gönderilsin, abiler kalsın, yanındaki gençlerle savaşsınlar, diye kavga ederken, belediye bizi böyle bir şey yaparsak muslukları kesmekle tehdit ediyor, demişti. Bu akımın mimarıdır.  
Adana sporunun başarısı söylemi ile Demirspor'un geleceğini heba edendir.
Demirspor'a kayınbirader tavsiyesi ile oyuncu alınan, milletvekili ricası ile ücretsiz oyuncu verilen bir çiftlik haline getirmiş adamdır.
Adana'da imparator gücünde olduğu dönemde dahi küçücük, tırnak kadar kulübe kalıcı gelir kazandırmayan kişidir.
Elindeki sarı zarflarla kentin her iki takımını basın önünde dilenci konumuna sokan kişidir.
28 Mayıs 2009'du Bekir başkanın yardım gecesi felaketinin tarihi. 29'unda toplanan 58.000 TL'yi iade etmişti sahiplerine. O acının mimarıdır.
O yardım gecesinde kısa bir süre canlı yayın yapan kanallardan birine yayını kestiren güçtür.
Telefona çıkmayan kişilerin tamamının kendisine biat edenler olduğunu söylemeye gerek yok sanırım.
Kentin spor dengelerini yeniden oluşturabileceğini sanan adamdır.
 
Aytaç Durak Demirspor'a en büyük zararı verecek adamdır.
İşte bu nedenlerle Demirspor taraftarının acil şekilde örgütlenmesi ve Aytaç Durak'ın aday yapılmaması için kampanya başlatması gerektiğini düşünüyorum.
 
Twitter üzerinden #AytacDurakıİstemiyoruz başlığı ile ben bir şeyler yazdım. Katılımın fazla olmasını umarım.

30 Kasım 2013

İBB Maçı ve Sonrası

Stada gittik, sıcak havada üşüdük, güneş geldi ısındık, sahaya döndük buz gibi olduk. Bizim özetimiz bu, çok yazmanın anlamı yok.
 
Maça gelince ilk yarı daha iyiydik. Olabilir, gol de yiyebilirdik ama net pozisyonlar bulduk, bir tanesini atabilsek direncimiz bu kadar düşmezdi, atamadık.
 
İşte bizi bizden eden de bu oluyor aslında. Futbol insan oyunu, hata da olur, geriye de düşebilirsin, iki de fark olabilir, ama hırs da insana özgüdür. Saldıracaksınız; yenilecekseniz ayakta yenileceksiniz, dayak da yeseniz siz de vuracaksınız. Yıllardır bunu arıyor bu taraftar. Olmayınca da ne dese haklı, ne desek haklıyız. Günün üzüleni ve haklısıyız anlayacağınız.
 
Grup gelemedi maça, yazıklar olsun sebep olanlara. İstanbul Tayfası her zamanki gibi aratmamak için elinden geleni yaptı ama bir yere kadar. Grup olsa belki o topçuları diriltirdi ama yoktu.
 
Futbolcular ile ilgili ne diyeyim, elimi kime atayım. Mehmet Batdal bir poziyonda ipe dizdi bizimkileri, ipe dizilenlerde bir hırs belirtisi yoktu, çimleri dövün bari, bağırın kızın kendinize, o da yok.
 
Erman ÖZGÜR'ü yaşlı diye mi göndermiştiniz, bu takımda yer bulamaz diye mi? Komedi izliyoruz gerçekten, komedi. Yenen hakların, alınan ahların komedisi.
 
Yönetime gelince boşluk doldurma komitesi. Elindeki güç ile efsane yerine rezil olma kurulu. Tebrik ediyorum sizi.
 
Sene başında önünüzde iki seçenek vardı, ya şampiyonluğa oynayacaktınız, ya da borçları eritip, düzeni değiştirip, gençleri kazanıp gönüller şampiyonluğuna oynayacaktınız.
 
Siz ilkini seçtiniz. Haklı olarak bunu seçtiniz. Çünkü ikinci yolu bilmiyorsunuz, hiç bilmediniz. O yol size göre değildi. Aklınızdan bile geçmedi. Siz taraftara 20 yıldır başarı göstermeyen kuşağın içinde yönetsel becerinizi oluşturdunuz. Bunu aşmak için kendinizi aşmanız lazımdı, aşamadınız. Olmadı işte.
 
Siz ilk yolu seçtiniz, kendi yanlışlarınızdan doğrular yaratma çabalarında ısrar ettiniz. Gençlere sırt döndünüz, ligin en yaşlı takımını kurdunuz. Kalıcı gelir kazandırma adımlarında yavaş davrandınız, davranıyorsunuz. Geleceği değil günü kurtarma telaşına düştünüz. Bu nedenle her kongremiz bir sahiplenilme telaşı ile geçti. Çünkü kendine değil, kişilere ve belediyeye bağımlı bir Demirspor yaratıldı bu süreçte. O zinciri ya kırmadınız bilerek, ya kırmaya gücünüz yetmedi. Oysa biz sizi güçlü sanıyorduk.
 
İkinci yolu seçmek aslında çok daha kolaydı. Taraftar baskısı o kadar fazla olmazdı. Çünkü 20 yıldır başarı görmeyen taraftara, bu sene ortalara oynayacağız ama geleceğinizi kurtarmak için savaşacağız deseniz, kendinizi büyütürdünüz, taraftar da stadı doldururdu. Kendi yolunuzu kendiniz çizdiniz.
 
Tabi bir şey daha var, şimdi siz borçlarımızı artırırken, başarıyı da getirmediniz ya. Biz bugün sayenizde kişilere daha da fazla bağımlıyız. Ama bilmediğiniz bir şey daha var. Demirspor'un potansiyelinin de gücünü biliyoruz. 20 yıldır başarısızlıklarla büyüyen taraftara, 3. Lig'e düşme, kayyuma kalma korkusu çöker sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bundan daha fazla korkan sizlersiniz. Çünkü siz yaptınız. Bugün günü kurtararak sokakta geziyorsunuz, ama yarın gezemeyecek hale gelen siz olabilirsiniz.
 
Bana kalsa kapanalım zaten, kayyuma kalalım, küme düşelim. Şaka yapmıyorum, sizden, sizin gibilerden başka türlü nasıl kurtulacağız? Biz düştük sanıyorduk, kalkarız diyorduk, yeterince düşmemişiz, daha dibe vurmamışız. Dibe vursak hiç fena olmaz. Sizsiz çıkarız hak ettiğimiz yere.
 
Görmüyor musunuz, olmuyor sayın Gökoğlu, sayın Tuncel! Dünya kadar adamınız, paranız var, sizden tek bir şey yaptırmanızı rica ediyorum. Yerel gazeteleri o adamlarınıza tarattırın, bizim blogumuz da olabilir. Bakın, nasıl da her sene aynı şeylerin yapıldığını göreceksiniz. Yaptırın bunu lütfen. Siz de göreceksiniz, aynı yöntemlerle aynı sonuca, başarısızlığa gidilir elbet.
 
Biz sizinle sene başında konuştuk sayın Tuncel. Yayınlandı canlı olarak. İsteyin o kasedi. Hep eleştiriyorsunuz dediniz. Biz de değiştirme gücü sizde, kudret sizde, biz güçsüzüz, siz değiştirin, siz zinciri kırın, biz sizden özür dileyelim dedik. Demirspor için özür dilemek şereftir dedik.
 
Biz sizden özür dilemek için gereğinin yapılmasını bekledik. Yapmadınız, şimdi de gereğinin yapılmasını bekliyoruz. İstifa ediniz. 

İstanbul BB:4-Adana Demirspor:0

Zirve yolundaki takımlara karşı tutunamıyoruz. Ankara ve Ordu'dan sonra İstanbul'da da dağıldık, ilk kez 4 fark yedik.

İlk yarıda kaçan pozisyonlar vardı ve ikinci yarının başında yenen ikinci golle oyundan koptuk. Bu kadar çok pozisyon harcamak direncimizi düşürüyor ki defans hattımız zaten evlere şenlik! Burak Keskin, el bombası görevine devam ederken, 94lü Enver Cenk, Keremcan'ı dağıttı, bir gol bir asisyle yıldızlaştı. Bir diğer genç oyuncu Ömer Sokullu da gol atanlar arasındaydı. Deneyimli-genç dengesini tutturmuş Belediye, bizim yöneticilere de iyi bir mesaj verdi.

Bu tokat artık takımı uyandırır mı?

29 Kasım 2013

Efe Eski Takımına Karşı

İstanbul BB ile 2003-2004 sezonundan beri oynamıyoruz.  Son maçta 5-1 yenilmiştik, o sezon küme düşmüştük. Toplamda 6 maçta 4 mağlubiyet, 2 beraberliğimiz var.

Bizimle beraber düşen İzmirspor'un kadrosunda yer alan Efe İnanç, ertesi sezon İstanbul BB'ye transfer olmuştu. İşte o Efe, 2004'ten itibaren 9 yıl formasını giydiği İstanbul BB'ye karşı forma giyecek.

İstanbul BB'yi hem turuncu renkleri hem de temsil ettiği değerlerle sevmemiz mümkün değil. Tek iyi yanları Efe'yi bize kazandırmaları ve Bozbaykuşlar geyiği!

Olimpiyat Stadı'ndaki ilk maçımızda BB'ye karşı ilk galibiyetimizi alalım.

25 Kasım 2013

Barış Atay serbest!


Demirspor'un güzel çocuğu Barış Atay, olması gerektiği gibi, serbest. Beraberinde gözaltına alınan diğer herkesle birlikte.

Geçmiş olsun Barış kardeşim... Çıkar çıkmaz dediğin gibi, tarih hepimizi yazacak. Aynı tarih, bazılarını affetmeyecek...


Deplasman Galibiyeti Gerekli

Bu sezon deplasmanda maç kazanamadık. Mustafa Uğur'un fark yaratabilmesi için bu engeli de aşması gerekli. Takımın kolay gol yeme alışkanlığını aşması bunu başarmak için ilk adım. İki haftadır, bu konuda önlem alınıyor gibi göründü.

Dış sahada 4 beraberlik, 7 atılan ve 13 yenen gol var. Ankara ve Ordu deplasmanlarında 3'er gol yedik. İkisinde de garip goller vardı. Trabzon ve Samsun'daki maçlarda öne geçmiştik; başabaş oyunlarda beraberlikler geldi.

Bu hafta İstanbul BB deplasmanında ilk galibiyetimizi almamız gerekiyor.

24 Kasım 2013

Öğretmenler Günü

Dün öğretmenler dayak yedi yine devletten. Çünkü onlar eğitimin tektipleştirmesine karşıydılar. Karşılarındaki "uniform", tektip kıyafet tektip kafa onları anlayamazdı. Tıpkı Gezi'deki çeşitliliği anlayamadığı gibi. Tektipleşmeye boyun eğmeyen öğretmenlerimizi hala hatırlıyor ve seviyoruz, diğerleri ise geçmişin karanlığında kaldılar. Aslında 5 Ekim olan ama12 Eylül'ün 24 Kasım'da kutlanmasını uygun gördüğü Öğretmenler Günü de dünkü gadiseyle birlikte, eğitimin tek başına bir anlam ifade etmediğini gösteriyor.

23 Kasım 2013

Adana Demirspor:3-K.Maraş:0

14 haftadır ilk kez gol yemeden kazandık, 8 hafta sonra 3 puanı bir arada gördük. Rakip ligin dibinde de olsa yine de sevindirici. Bir yerden başlamak gerekiyordu, o nokta burası olsun. Artık işler yolunda gitsin! Takımın özgüven kazanması açısından önemli bir galibiyet.

Gol geciktikçe stres arttı, rakibin pozisyonları da can sıktı. Mehmet Eren'in iki golüyle rahatladık, Aybars da ilk golünü kaydetti.

M.Eren biraz kıpırdadığında takımın oynadığını sezon başında beri söylüyorduk. Böyle zor zamanlarda, birinin çıkıp düğümü çözmesi şart oluyor. Skoru değiştire oyuncuya sahip olmak her zaman avantaj. Mehmet Eren'in bu tecrübesini daha sık konuşturmasını bekliyoruz.

Kadroda kaptan Efe'nin olmaması sürprizdi. Keza 11'in sabitlerinden Rajnoch da yedekti. Bu değişikliklerin kalıcı mı olacağını yoksa M. Uğur'un kısa vadedeki uyarıları mı olduğunu zamanla göreceğiz.

22 Kasım 2013

adanademirspor.com Yayında

Şimşekler Grubu'nun websitesi www.adanademirspor.com yayında. Bir süredir sadece Forum kısmı açıktı ancak site tam halini aldı. Emeği geçenlerin eline sağlık!

21 Kasım 2013

Taraftar Yönetimden Daha Olgun

Bir süredir yönetim krizinin Mustafa Uğur'un apar topar getirilmesi ile başlamadan bir çırpıda bitirildiğini görüyoruz.
 
Ve yine bir süredir, insanların temelden değişmeyeceğine dair düşüncelerimizin doğru olduğu yönünde işaretler alıyoruz.
 
Açalım biraz konuyu.
 
Adana Demirspor 13 haftada 13 puan almış, kağıt üstünde iyi oyunculardan kurulu ama takım görüntüsünden uzak bir halde. Savaşanlar ve gizli işsizler var kadroda.
 
Üstelik iyi oyuncular olduğu kabul edilse de ligin en yaşlı ortalaması ile oynuyoruz.
 
Defansımızda bariz hatalar yapılmasına karşın defansa ağır yaptırımlar uygulanmazken, bu defansın yaptığı hataların yanında masum kalacak bir hata yapan gencimiz Emre ise formadan uzaklaştırılıyor.
 
Yönetime gelince kalıcı gelir projesine ilişkin ne bir adım atılıyor, atılıyorsa da açıklama getirilmiyor.
 
Gençlere önem verilmesi vaatleri yine onların profesyonel yapılması ile sınırlı tutuluyor.
 
Borçların artacağı zaten beyan edilmişti.
 
Kurumsallaşma yönünde taraftardan toplanan taleplere ilişkin herhangi bir geri dönüş de olmadı. Bir yapılanma hazırlığı var ise biz bilmiyoruz.
 
Şimdi tüm bunları taraftar yapmadı. Bu bunalımın ve hataların sorumlusu taraftar değil. Taraftar tüm bu sıkıntılara rağmen kendisini utandıracak bir harekette de bulunmadı.
 
Ne beklememiz lazım, yönetimin "tamam istifa etmesini artık beklemiyoruz" da "bari biraz mahçup olması" gerekmez mi? Yani sağlıklı, normal işleyen camialarda böyle olur.
 
Bizde ne oluyor, tribünden istifa talepleri, sataşmalar olunca, taraftarın ruh haline saygı duymak yerine, bir daha gelirsem bilmem beni ne yapsınlar diye küfürle taraftara sataşılıyor.
 
Bir basın organı çıkıyor, taraftar gitti özür diledi, diyor.
 
Yönetim kurulu açıklama yapıyor, Tuncel'in istifasını kabul etmiyor, buraya kadar normal ama ondan sonra sanki her şeyi dört dörtlük yapmışlar gibi, taraftarı ithamda bulunuyor. Hadi onu da anlamaya çalışalım istiyoruz, tüm tirbünlerden organize küfür edilmiş gibi algılanmış olsun istifa çağrısı diyoruz. Bari kendinize iğne batırmıyorsunuz, bir çimdik atın bekliyoruz yok.
 
Tuhaflıklar bitiyor mu, bitmiyor. Yine Tuncel çıkmış diyor ki; ilk karışıklıkta fitne fesat çıkarmak isteniyor. Basın (!) Tuncel sonunda dayanamadı diyor. Sanki bir şeylere sabretmekle yükümlü olan Tuncel'miş gibi.
 
Tuncel, ben istemedim ki kendimi, kamuoyu istedi diyor.
 
İki şeyi birbirine karıştırıyor. Kamuoyu kendisini falan istemedi. Aksine kendisi gelince veya geleceği kesinleşince kamuoyu kendisinden beklentilerini dile getirdi. O da bu kamuya çiçek dağıttı. İnsanlar gerilim bitsin istedi, ama adım karşılığında.
 
Biz de başkan seçildikten sonra kendisine canlı yayında yüzüne baka baka söyledik. Biz sizden özür de dileriz, zira siz muktedirsiniz. Öyle şeyler yapın, öyle şaşırtın ki bizi bir özür dileyelim. Yanıldık diyelim, Demirspor için özür dilemek de şereftir dedik. Şartlı destek verdik.
 
Bunun dışında, taraftar toplantısına katılanların dışında bir kamuoyu varsa bilelim, kim bunlar.
 
Kimse Demirspor'a kendisini lütuf görmesin. Kimse kendini Demirspor'dan da büyük görmesin. Bir şey de unutulmasın. Demirspor başarı ile değil, başarısızlıkla büyüdü. 20 yıl olacak dişe dokunur başarımız yok. Sizsiz küme düşsek, hatta amatöre düşsek ne yazar, bundan mı korkacağız, o devirler geçti.
 
Artık bu tuhaflıkları bırakın, biraz çevreye kulak verin, biraz olsun bizleri pişman edin.

19 Kasım 2013

Mustafa Uğurlu Haftalar

Mustafa Uğur, tıpkı geçen yılki gibi takımı dip notkada devralıyor. 13 haftada 13 puan toplayan bir ekip; geçen yılın 7 puan gerisinde. Uğurlu haftalar, İBB dışında alt sıralardaki takımlarla oynanacak maçlarla ilerleyecek. Devre sonunda kadar, son maçta BAY geçiyoruz, 5 haftada 12-13 puan toplayabilmesi gerekiyor ki geçen seneki noktada tamamlayabilelim devreyi. Mustafa Uğur, 5'te 5 yapar mı, (en azından 5'te 4) bilinmez amaarka arkaya galibiyetlere ihtiyacımız olduğu kesin.

Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da son düzlüğe alt sıradaki takımlarla yapılacak maçlarla giriyoruz. Bir yandan avantaj, bir yandan dezavantaj. Onlar da bizim gibi ligi biraz daha yukarıda bitirmek istiyor. Uğur'un takımda adaleti sağlayıp, ilk 13 haftadaki çalışan ama sonuç alamayan takım görüntüsünden çıkararak, sonuca giden bir takım haline getirmesini bekliyoruz.

Fatih Terim-Adana (Demirspor) Bağlantısı

Milli maç nedeniyle Adana'da bulunan Fatih Terim, tesislerimizi ziyaret edip başkan ve yöneticilerle görüştü. Terim'in Demirspor'un simge isimlerinden biri olup olmadığına dair Adana Futbolu kitabında kısaca yer vermiştik. Adana'dan çıktıktan sonra böyle "özel günler" dışında pek yolu düşmeyen, Demirspor için çaba harcamayan, Türk futbolundaki ağırlığını azıcık da olsa Demirspor için kullanmayan bir Terim var. O, Galatasaraylı Terim. Benim açımdan onun dışında bir sıfat yok. Adana ve Demirspor ile bağlantısı gönül düzeyinde olabilir ancak somut olarak gördüğümüz bir gerçeklik, lehimize bir durum yok. Bunun dışında, Adana'nın ötesinde, Milli takım ve Galatasaray'daki sportif başarılarına rağmen, futbolun daha iyi şekilde yönetilmesi noktasında Terim'in öncü olmadığını söylemek mümkün. Tersine, futbolumuzdaki garip ilişkiler ağının merkezinde yer alan isimlerden biri. Milli maçtan bu yana yapılan Terim güzellemeleri nedeniyle böyle bir notu kendimce düşmek istedim.

15 Kasım 2013

Ankara Tayfası Burs Ödemesi

Bugün oldukça önemli gördüğümüz bir organizasyonun ilk adımını attık. Binbir yokluk içinde bir avuç Demirsporlunun küçük destekleri ile hatırı sayılır bir havuz oluşturduk. Aylık 360 TL toplama taahhüdü aldık ve bunu ilk ay için başardık. Bu havuzdaki parayı Ankara'da okuyan dört Demirsporlu kardeşimize 90'ar TL olarak dağıttık. Sürekli olmasını ve büyümesini umut ediyoruz. Burs dağıtımı konusunda havuza katkı koyanları Pazartesi günü bilgilendireceğiz. Çok teşekkür ederiz. 

13 Kasım 2013

Adana'da Milli Maç

Cuma günü Adana'da Milli Takım'ın Kuzey İrlanda ile hazırlık maçı var. Pek çoğumuzu heyecanlandırmayan bri durum. 5 Ocak gibi yakın zamanda tarih karışacağı anlaşılan bir statta, bir veda niteliğinde uyduruk bir hazırlık maçının oynanması Adana'nın üvey evlat muamalesi görmesinin somut bir örneği. Resim olarak 16bin kapasiteli ve en azından içerideki her maçını bu kapasiteyi zorlayan bir takımın bulunduğu şehirde epi topu 5. kez milli maç oynanması, milli takımı neden milli olmadığının; neden pek kişiyi heyecanlandırmadığının göstergesi.

Yeni yaptıkları birbirinin aynı statlarda, mesela şampiyonluk maçlarında bile dolmayan Kayseri'de ısrarla oynatılan maçlar varken futbola ilgisi belli Adana'nın ve 5 Ocak'ın kenarda köşede unutulması, bu kentin temsilcilerinin vekillerinin belediye başkanlarının ayıbıdır.
Maç biletlerinin en ucuz 20 tl olması, maratonun 35, kapalının 60 tl olması da, bu hazırlık maçına Adanalıların ilgi göstermesinin beklenmediğinin bir kanıtı. yine de stadın yarısı dolacaktır o maçta.
Adana'da oynanan bütün maçlar, hazırlık maçıydı; diğer tabirle özel maçtı. Ne yazık ki Adana'nın Türkiye'deki özel konumuna yakışmayan maçlardı.

Bunların ilki 1985'te Polonya ile oynanmıştı. Bu maçla ilgili olarak bknz: http://www.macanilari.com/11.Aralik.1985_1984-1985.Turk.Milli.Takim._Ozel.Mac_.Dostluk.Maci.Turkiye.1-1.Polonya-198419869512--.html

Adana'da oynanan diğer maçların dökümünü TFF vermişti: http://www.tff.org/default.aspx?pageID=202&ftxtID=19348

11 Kasım 2013

Kupada Rakip Bursaspor

Kupada 4. turda Bursaspor ile eşleştik. Maçlar, 3-4-5 Aralık'ta oynanacak.
 http://www.tff.org/default.aspx?pageID=267&ftxtID=19354

Bursaspor'la doğrudan olmasa da Adana'da oynanan Beşiktaş maçı üzerinden bir gerginlik var. Yıllardır karşılaşmayan iki takımın taraftarları, internet üzerinden gerilimi artırıyor. Tribün yasaklarının tam da bu sanal gerginlikler bahane gösterilerek uygulandığı düşünülürse, kendimiz için biraz daha sukunet talep etmekte fayda var.

Vali Coştu

1930'larda Valiler, CHP'nin il başkanları olarak atanmıştı. Yeni kurulmaya çalışılan düzenin eli olu her yere uzanmalıydı. Parti eliyle yürütülen siyasetin devlet-hükümet çizgisi kalmamıştı. Her şey tek bir bütünün parçasıydı. Günümüzden baktığımızda pek de demokratik gelmiyor bu uygulama. Zaten demokrasi götürmek için yapılmış hamleler değildi bunlar, henüz cumhuriyet kuruluyordu.

Demokrasiden artık birlik bütünlüğü değil farklılığın gözetilmesini anlıyoruz. Ama gelin görün ki devlet-hükümet ayrımının birbirine geçmesi, Valilerin merkezin emir eri olması durumu aynen devam ediyor. AKP'nin hükümet olmaktan çıkıp devletleşmesi ile birlikte, o çok eleştirdikleri 1930 Türkiyesi'ne geri dönüyoruz. Hem de ileri demokrasi iddasını yaşarken.

Bunun son örneği, bizim toprklarda oldu: Adana Valisi Coş, vatandaşına gavat deme cüretinde bulunuyor. Hani bir zamanlar halk denize saldırdığı için vatandaş denize giremiyordu ya, aynı mantık. Vatandaşın sesini çıkaranı, protesto edeni, hakkını arayanı gavat oluyor devletin/hükümetin gözünde.

Vali, o koltuğa merkezin temsilcisi olarak outuruyor. Ama cumhuriyet rejiminde, merkez kimsenin tekelinde  değildir. O yüzden demokrasi ile birlikte yürümesi gerekir. Eğer merkez tekelleşirse o zaman böyle manzaralar oğar işte. 1930 Türkiyesini 2013'te tekrar yaşarız. Birincisi trajedi, ikincisi komedi. Gittikçe komikleşiyorsunuz velhasıl.

10 Kasım 2013

Üni-Adana Demir Anıtkabir'de

Üniversiteli Adana Demirsporlular yeniden Üni-Adana Demir adıyla harekete geçti; ilk etkinliklerini de bugün 10 Kasım'da Anıtkabir ziyaretiyle yaptı. 



Manisaspor:1 - Adana Demirspor:1

İkinci Mustafa Uğur galibiyeti yine bir ilkle başlayabilirdi; ucundan kaçırdık. Aslında ilk kez 90 dakika gol yemedik, uzatmalarda puanı verdik!

7 maçtır kazanamıyoruz; 5'inde berabere kaldık. Zirve mücadelesindeki bir rakipten deplasmanda puan almak kağıt üstünde iyidir ama artık takımın kazanmayı öğrenmesi gerekli. Bu maçta 1-0'ı korumak adına çok geri çekildik. İkinci yarı sol tarafımız felç oldu; rakibin hiç bir atağını kesemedik. Son 10 dk.daki baskı golü getirdi. Topu biraz ileride tutmayı başarsak böyle olmazdı. Ancak topu ileride tutmayı, korner çizgisinde zaman geçirmek olarak anlıyor topçularımız, artık bunun modası geçiyor. Zaman, pas yaparak geçirilir.

Takımı 10 kişi bırakan Rostand'ın artık yedek kulübesine oturma zamanı geldi. Her ne kadar kart konusunda maçın hakemi tam bir acemilik örneği gösterip, Manisalı topçuların baskısıyla bu kararı verse de topa el uzatmanın profesyonellikle hiçbir ilgisi yok. Rostand, yeni hocasına mesajı verdi, ben Yücel İldiz'in topçusuyum dedi.

Kadroda ve performanslarda özel bir değişiklik yok. Mesut'un hatırlanması belki bir parantez olabilir. Uğur'un asıl etkisini bu haftaki antremanlarda görebiliriz. Bir haftalık milli maç arası var, gelecek hafta sonu maç yok. Bu da Mustafa Uğur'un ağırlığını koyması için bir avantaj. Genelde yeni hocaya kendini göstermek için futbolcuların bu geçiş döneminde ekstra efor göstermesi beklenir. Biz de bunu bekleyeceğiz.

9 Kasım 2013

İkinci Mustafa Uğur Dönemi

Demirspor eski teknik direktörlerini göreve getirmeye alışkındır. Geçen yıl görev yapan ve aslında gönderilmesi için bir neden bulunmayan Mustafa Uğur da geri döndü. Takım yeniden dibe vurmuşken, tıpkı geçen yılki gibi, ondan takımı toparlamasını bekliyoruz. Bizden ayrıldıktan sonra takım çalıştırmayan Uğur için aslında değişen bir şey yok. Aynı kötü yönetim mantığıyla, kendi kurmadığı bir takımla çalışacak. Geçen yılki performansını göstermesi bizim için yeterli olur. Her teknik direktörün yapması gerektiği gibi öncelikle takım içi disiplini sağlaması ve oyuncular arası adaleti sağlaması, başarı yolundaki ilk adımlar olarak görünüyor. Umarız ki Demirspor-içi oyunlara karşı da mesafeli olur ve sadece işine odaklanır.

8 Kasım 2013

Ya basta...

Oğuzhan kardeşimiz Yücel İLDİZ'in görevinden ayrılması sonrasında biraz da Hoca'nın ilk günlerine giderek düşüncelerini anlatıyor. Bu takımda taraftar haricindekilerin emanetçi olduklarını hatırlatarak önemli bir noktaya temas ediyor. Yücel İLDİZ'in hatalarında ısrar etmekle birlikte karakterli bir insan olduğuna kanaat getirdim çalıştığı dönemde. Bu vesile ile kendisine teşekkür ediyorum.

"Sezonun ilk maçında Bolu'daydık hep birlikte..Uzun süren bir aranın ardından kaldığımız yerden devam ederek armanın peşinden gitmiştik. Yine olsa yine gideriz.
 
Maç sonucunda skor olarak gerideydik. Hep birlikte takımı ve hocamızı çağırmıştık trübüne. Onlara olan inancımızı aktarmak için. Futbolcular bir an için duraksamıştı ne yapsak diye. Çoğu alışkın değillerdi çünkü bu duruma. Daha yeni tanışıyolardı Şimşek Yürekli Çocuklarla…
 
Yücel Hoca da aynı keza. Hoca’yı da çağırdık yanımıza ama o ilk önce uzaktan el sallamayı tercih etmişti... Sonrasında ısrarımız sonucunda zoraki gelmişti yanımıza... Oyuncularımıza ve hocamıza ne kadar inandığımız belirtildi. Tüm samimiyetimle söylüyorum, o gün Yücel hocaya inancım kayboldu benim. Yüzünde "ben işimi yaparım, paramı alırım, olmazsa valizimi toplar giderim" ifadesi vardı. Belki de o an bana öyle geldi. Yanımdaki arkadaşlara da belirtmiştim bu düşüncemi. Keşke o gün bana öyle gelseydi. Keşke bu düşüncemde haksız çıksaydım.
 
Ve olmadı...Yine bize hüsran oldu geçen haftalar.Mavi Yürekli Çocuklar bir türlü hak ettikleri sevinci yaşayamadılar henüz.
 
Yönetim,teknik heyet ve futbolcularımız:hepsi emanetçiler sadece. Asıl olan Adana Demirspor’dur. Asıl olan Adana Demirspor’un bu yola gönül vermiş taraftarıdır. Keşke görevini en iyi yerine getiren taraftarları biraz örnek alsa emanetçilerimiz. En azından emanete sahip çıkarak onurlandırırlar o zaman bizi…
 
Umarım isimlerle birlikte kötü olan her şey değişir..."

Uğur Ali -forzache- Yıldırım: "Yanıldım, Yanılmadım"

Uğur Ali -forzache- Yıldırım, Yücel İldiz'le ilgili son yazısının ardından durum güncellemesi yapıyor:

"Daha önceki yazımda (http://www.adanademirspor.net/2013/10/ugur-ali-yldrm-hocaya-sabr.htmlYücel İldiz'in takımın başında kalması gerektiğini söylemiştim ama kabul etmem gerekir ki yanılmışım. Bunu artık istifa ettiği için değil yazıyı yazdıktan sonraki iki maçta Yücel İldiz'in oyuncu seçimlerinde ve hatalarında ısrar ettiği için söylüyorum. Açıkçası maça Raşit ile başlayıp daha ilk yarı bitmeden Juninho'yu oyuna alması tam bir iflas göstergesi gibi geldi bana. Raşit'in yeri orası mıdır madem orası olarak belirlendi neden sabır göstermeyip ilk yarıyı bile tamamlamasına izin vermedin? Rostand bence formunu tutmaya başlıyor ama Birol'da neden boşuna ısrar ediyorsun? Ve gol yollarına Rostand ve Juninho dan başka bir M.Eren destek verirken neden diğer oyuncuları da katamıyorsun vs.

Tabii artık Yücel hoca eskide kaldı ve hatalarının bedelini ödedi. Bu konuda özellikle ve tekrar bastırarak belirtiyorum yanıldım. Ancak belirttiğim üzere ben her zaman bir teknik direktörün takımı toparlaması için biraz beklemekten yanayımdır ama gelişme gösteriyorsa. Bu gelişmenin geleceğini sanmıştım Adanaspor ve Urfaspor maçlarını düşünerek ama olmadı ve olmayacaktı.

Aynı tavrı dillendirdim mi hatırlamıyorum ben Ercan Albay ve Mustafa Uğur'un da takımda daha uzun süre kalmasından yanaydım. Gelen haberler Mustafa Uğur'u işaret etse de keşke onunla yola devam edilseydi hiç ayrılmamış olsaydı çok fazla kişinin itiraz edeceğini düşünmüyorum.


Şimdi M.Uğur aynı temposunu tutturabilecek mi? İstikrar gelir mi bunu hep beraber göreceğiz ama yanılmadığım bir nokta varsa o da mevcut yönetim ve Demirspor'da yıllardır varlıklarını sürdüren isimlerin burada kalmakta ısrar edecekleri ve -kendi istikrarlarını- sürdüreceklerdir.  En azından şu an öyle görünüyor.  Keşke bu istikrar anlayışını takım bütçe ve hoca gibi konulara da yansıtmayı gönülden düşünseler ve isteselerdi. Geçmişte de çok rastladık bir senede 3 ,5 hoca değiştirmeye ve sonuçlarını biliyoruz. İnşallah istikrar yakalarız ve bir daha sezon içinde aynı senaryolara rastlamayız. 

Yücel İldiz istifa ederek kendine düşeni yaptı. Peki tek başına bütün sorumluluk onda mıydı? Sırada kim var ya da olmalı.


"Bir daha da Demirspor a başkan olmam" nedir yahu; kim yalvardı onlara ben kaçırmışım. Ayrıca bugün yapılan basın açıklamasında (kulübün resmi sitesinde) "vefalı taraftarımıza bu yakışmadı" gibisinden şeyler deniyor. Ne yakışmadı anlamadım. Tepkisini ortaya koyması mı? Hep bir ağızdan "O formayı giyiyorsan o candan vazgeçeceksin" lafı mı ağırlarına gitti anlamadım. Toplu halde küfür edildi de ben mi bilmiyorum? (Münferit biri çıkıp küfür ediyorsa tasvip etmem ama tüm taraftara mı mal ediyorlar bunu). Eğer taraftarımıza yakışmadı gibi şeyler yazılacaksa geçerli bir nedenleri olmalı. Sonra çıkıp "bir daha başkan olmam" denilemez. Kimse kendisine ne olur gel demedi demez de. 


Yücel İldiz'den sonra bu yönetim de artık adım atmalı. İstifa edecekse etmeli etmeyecekse de şu yıllardır çözülmeyen meseleleri artık çözmeli. Fikir üretmeli, üretmiyorsa üretecek birileri var onlara sormalı. Bir forum bile düzenlese bu taraftardan birçok fikir çıkar. Farzı misal şu reklam alma işini halletmeli güçlü sağlam sponsor bulmalı çok önemli değilmiş gibi görünebilir ama "daha takımın belli bir malzeme ve forma reklamı bile yok" bu bence önemli arkadaşım, cebinden trilyonlar da katsan bu iyi niyet değil. Zaten bu ülkede kim kulüplere cebinden para koysa" bak gidersem görürsünüz" havalarına giriyor, ben olmasam bitersiniz diyor. 

Biz Demirspor taraftarı öyle şeyler yaşadık ki bunlardan korkmuyoruz. O kalan borçları gel öde diyorsanız kusura bakmayın hiç bir kuruşu ben harcamadım, biz harcamadık. Kim har vurup harman savurduysa kim borçlandırdıysa ki size çok uzak değillerdi onlar gelsin ödesin. Kapatsın gidecekse öyle gitsin. Bu tür agresif yazılar yazmamaya özen göstermişimdir ama gelişmeleri takip ediyorum ve yine geçmişte yaşanan senaryoları görüyorum kendinizi Yücel İldiz'in istifası ile kurtaramazsınız. Yönetici iseniz yönetin kalıcı gelir bulun alt yapıdan adam çıkarın takıma yaşlı isimler getirmeyin,oynamayanı kulüpte tutmayın en azından "fikri olan var mı, ne yapmalıyız?" diye sorun. Üç beş kuruş para koyup kurtaramazsınız.  Kimse babasının hayrına iş yapmıyor zaten hepimiz biliyoruz. Aksi halde bu taraftarın gücü, bu camianın tarihi bile sizi uzaklaştırmaya yeter."

7 Kasım 2013

İstifa Gecesi

Demirspor yine karanlık bir döneme giriyor. Artık aydınlığa ulaşılacak bir yol olsun bu!

Tribünün 10 haftalık sabrına ve desteğine rağmen başarılı olamayan yönetim ve teknik direktör Yücel İldiz yolun sonuna geldi.

Karşıyaka maçında tribünlerin büyük tepkisiyle, en az iki hafta önce yapması gerekeni daha yeni yaptı İldiz ve istifa etti. Bir iddiaya göre tazminat da almayacak. (http://www.demirsporplatformu.com/haberler/son-dakika-yucel-ildiz-hangi-kosullarda-istifa-etti.html)

Başarısızlığa "şansızlık" demekten başka bir analiz yapamayan ve aynı oyuncularında ısrar eden İldiz, kariyerine kara bir leke ekledi.

Maç sonunda taraftarın tepkisine sözlü cevap veren ve tribünle küfürleşen Tuncel, twitter hesabından da istifa ettiğini açıkladı. Resmi açıklamayı beklemek gerek; geri dönüş olabilir.

Geriye Gökoğlu kalıyor. Tribünün büyük çoğunluğunun sevmediği Gökoğlu, artık bu yolu zorlamaktan vazgeçmeli. Gökoğlu'nun başkanlığı kulüpte hiç bir şeyi değiştirmeyecek, tersine krizi derinleştirecek.

Peki kim yönetecek? Demirspor camiası içinden yeni isimler çıkaracak kadar büyüktür.

6 Kasım 2013

Adana Demirspor:1 - Karşıyaka:1

2013-2014 rezilliğinde yeni bir halka.

4 Kasım 2013

Bölünmüşlük

Adana Demirspor takım olamadı. Sadece sahadakiler için değil, saha dışındakiler için de geçerli bu. Şu kriz ortamında inandırıcı bir ses, ikna edici bir açıklama duyamadık. Zaten bu yüzden kriz devam ediyor. Şu anda taraftarın sabrı zorlanıyor. Bu kadar sabır, hayra alamet değil; patlarsa fena patlar haberiniz olsun.

Bu bölük pörçük resme baktığımızda, yönetimde iki isim görüyoruz. Tuncel ve Gökoğlu. Sezon başında Tuncel'le toplanıp görüşlerimizi aktardık. "Geçmişten öğrenmemiz gerekli" dedik. Tuncel'in gösterdiği ilgi şaşırtıcıydı ve buradan bir şeyler çıkacağını umduk. Ama olmadı. Takım için para buldu ama onun dışında hiç bir konuda adım atmadı ya da atamadı. Kalıcı gelir, altyapı, takım içi disiplin konularında hiç bir etkisi yok. Hocayla yaptıkları sözleşmedeki tazminatın ağırlığı bile geçmişten bir şey öğrenmediğimizi gösteriyor.

Gölge başkan Gökoğlu'nun taraftarla arası iyi değil. Tuncel'le nadiren de olsa temas kuran, azıcık da olsa güvenmek isteyen tribünün Gökoğlu'ndan bir beklentisi yok gibi. Ama tersine Gökoğlu'nun takıma etkisi daha fazla. Bu noktada da teknik direktör Yücel İldiz'le olan temas sorunları başlıyor. İldiz tecrübeli bir hoca olarak yönetimin kendisine karışmasını istemiyor. Onun doğrudan getirdiği birkaç kilit oyuncu sürekli sahada. Ama Gökoğlu'na yakın olan isimler kesik yiyor ya da yeterli zamanı almıyor.

Futbolcuların yönetime ya da hocaya yakın olmasına göre yaşadıkları ayrımda artık sona geliniyor. Muhakkak ki bu ilk defa yaşanmıyor. Ama durumu idare edebilecek, derleyip toparlayacak birileri çıkardı her zaman. Bu kez yok. Bu takım olmama hali bizi küme düşme potasına getirdi. Hoca/yönetim ayrımının somut bir göstergesi olarak Birol Hikmet'in kötü performansı gösterilebilir. Neredeyse bütün duran topları kötü kullanan Birol, Juninho'un küstürülmesinde de pay sahibi. Kaptan Efe saha içinde takımı toplamaya çalışıyor ama yetersiz. Herkes kafasına göre takılıyor. Bir gerginlik anılarında reaksiyon gösteren topçu neredeyse yok. Mehmet Eren'in, Erçağ'ın kişisel çabaları dışında bir umut verici bir hareket yok takımda. Hırsla oyuna asılan, dişlerini sıkmış bir inanç göremiyoruz.

Bu bölünmüşlük içinde taraftar Gökoğlu'nu görmezden gelip Tuncel'in verdiği sözleri tutmasını beklerken İldiz'in de tecrübesini konuşturmasını bekledi. Ama olmadı, işler yolunda gitmedi. Tribünün de kafası karışık. Teknik direktörün gitmesi yeterli olur mu, bazı futbolcular bilerek mi oynamıyor, tümden yönetimin değişmesi gerçekçi bir talep mi, parası varsa gelsin diyen yönetime alternatif var mı?

Mersin maçında gösterilen tepkinin daha fazlası çarşamba günkü Karşıyaka maçında gösterilebilir. Olası bir galibiyet ise sadece devre arasına kadar zaman kazandırır. Eğer istifa da olmayacaksa bu gidişatı çevirmek için bir araya gelip inandırıcı açıklamalar yapması gerekiyor.

Bu durumda yönetim-kaptan-teknik direktörün toplu bir resim verememesi, ortak bir basın toplantısı yapmaması bir araya gelme ve sorunu çözme ihtimalini azaltıyor. Geçen sezon, taraftarın tepkisine rağmen, yönetim-hoca-topçu dayanışması iyi kötü bir aşarı getirmişti. Bu sene daha birlikte bir basın açıklaması bile yapılmadı.

Hocayla devam edileceğini öğrendik bugün (http://www.mavisimsekler.com/adana-demirspor/mustafa-tuncel-ildizle-devam-dedi.html#axzz2jiD97c00) ama bu söze inanmamız için acilen birlik bütünlük görmemiz lazım. Saha dışında ve tabii ki içinde.