Ana içeriğe atla

Ankaraspor gitti peki diğerleri...

Bu yazının başlığını okuyan pek çok kimse bu tip bir konunun bu blogda ne işi var diye düşünebilir. Hatta ben bile onlara hak veririm ama kazın ayağı ne yazık ki öyle değil. Bu olayın, getirilerinin ve ortaya çıkış nedenlerinin iyi irdelenmesi bize ve diğer bizim gibi "küçük" liglerin "büyük" camilarına ışık tutabilir. İlk olarak;

1. Ankaraspor nedir ve Ankaraspor nasıl süperlig mecrasında cürmünden çok ateş yakmıştır ?

Bu sorunun ilk kısmı malümunuz tüm spor kamaoyu tarafından yakinen bilinmektedir. Ancak öyle bir çetelesi aman aman olmayan bir belediye takımının bir anda buralara gelmesi yadırganacak bir durum değil. Bunun bir çok örneğini defalarca yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz. Benim asıl cevap bulmak istediğim sorunun ikinci kısmı yani cürüm-ateş ilişkisi. Ankarasporun sahip olduğu imkanlardan ziyade var oluş nedeni sorgulanmalı. Ankaraspor, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı sayın İ.Melih GÖKÇEK tarafından kuruldu. Kurulma amacı sporun güzel bir şov malzemesi olmasından başka bir şey değildi. İşten adeta tehdit edilerek getirilen belediye işçilerini ve stadın kurulduğu yerdeki semt çocuklarını saymazsak taraftar topluluğu olmayan bir takımın desteği sanırım İ.Melih GÖKÇEK'i başbakan yapmaz. Birde "Genç Leoparlar" var az kalsın unutuyordum. "Leopar" "Pars" "Kaplan" vs... kavramlarının futbolumuzda yerel simgeler olarak kullanılması ne yazık ki bizi tarih öncesi zamanlara götürsede yadırganmaması gereken bir durum. Nede olasa ortada camia olmayınca böyle kavramlarında içinin doldurulması gereksiz ve kullanıma müsait olmakta. Her neyse bu taraftar grubunun kuruluşu ne yazık ki "bir pankart yapalım, nasıl olsa millette etrafında toplanır" mantığında olduğu için zaten zayıf. Birde üstüne Ankara'da zaten halihazırda iki büyük klüp olunca durum içler acısı.

Anlayacağınız Ankarasporun deplasmanda üç büyükleri yenmesi veyahut geçen sene başlarında ilk dört içinde yer alması bu doneler ışığında biraz şans gibi geliyor. Ama aslında öyle değil...

2.Ankaraspor ve hatta üvey kardeşi İ.B.B. nasıl oluyorda bir çok "efsane" takımın yapamadığını yapıp süper lige çıkıyor, orada da tutunmayı beceriyor?

Bu sorunun cevabı ve izahı çok çelişkili değil ; "iyi yönetiliyorlar"
Başka bir izahı yok. Tek seslilik var, karmaşa yok. Başarı bekleyen camia baskısı yok. Binlerce kişilik taraftar örgütlenmesi yok. Hepsinden önemlisi başarı ve benzeri durum kaygısı yok. Son olarak da para kaygısı yok, paranın huzuru var. Şimdiye kadar bu takımlardan hiçbirinin hakkında "şu futbolcunun parasını ödemedi" diye bir haber çıkmadı, çıkamazdı da.
Çatır çatır parası ödenen futbolcular, futboldan anlamayan yöneticilerin teknik adamlara sonsuz denecek kadar yüksek güveni ve milyonlarca vergi verenin boşa giden trilyonları. İşte bundan dolayı başarılılar. Çünkü bizim paramızla futbol oynayıp, bizden kazanıyorlar. Beşiktaşlı bir arkadaşım şöyle demişti "Kendi paramızla adamlar bizimle dalga geçiyor iyi mi?" İyi hemde çok iyi. Ne demişler "yemiyenin malını yerler"...

3.Ankaraspor neden küme düşürüldü ve bunun sonucunda bu sistemin sona ermesi mümkün mü?

Hemen sondan başlayayım. Hayır mümkün değil çünkü İ.Melih GÖKÇEK şimdide Ankaragücü gibi büyük bir camiayı kontrol altına alma sevdasında. Yani amaç-araç ilişkisi. Peki başarabilir mi? Kısa vadede evet. Başarılı olursa Ankaragücü bir kısım taraftar için İ.Melih GÖKÇEK efsane adam olur. Ancak sonra işin rengi değişir. Kantarın topuzu ağırlaşır, döner Melih'e yapışır. Tüm bu olan ve olacak senaryolara rağmen İ.Melih GÖKÇEK gene aradan sıyrılır olan garibim Türk futboluna olur.
Ankarasporun küme düşürülmesi gerekliydi bence çünkü tüm ibreler rahatsız bir iklimi işaret etmekteydi "Şike iklimini". Olur muydu? Tartışılır. Lakin buna mahal vermek bile iş değil, karar doğru. Peki Ankarasporun bu kadar günah içinde günahsız olduğu düşünmek doğru mu? Sonuna kadar yanlış. Hatta yanlış oğlu yanlış. Ankarasporu tutan yok ama tüm Ankara Ankaraspora çalışıyor. İşte bu hata. Bundan dönülmesi bile bir başlangıç olabilir. İ.B.B. içinde söylediklerimiz geçerli. Bu kepazeliğe son versinler bence yoksa böyle giderse işin suyu çıkacak.

4.Adana Demirspor ve benzeri takımlar bu olaylar manzumesinden nasıl dersler çıkarabilir?

Galiba çıkarılacak ilk ders takımın kendi ayakları üzerinde durması felsefesinin sonuna kadar desteklenmesi yönündedir. Tabii bunun için taraftar desteği şart. Kısa vadeli çözümlere gebe yurdumun insanına balık vermeden balık tutmasını öğretebilecek insanlar topluluğuna ihtiyaç olduğu aşikar ve bu günlerde Bekir Başkan yapısında insanlara daha çok ihtiyacımız olduğu daha da aşikar.
Çıkartılacak en önemli ders bence klüp yapısı teşkilinde yatıyor. Bu iki belediye takımı gibi tek sesli camia-yönetim yapısına sahip olmadığımızdan bizim daha kollektif uyumu arayan bir yapı kurmamız lazım. Bunun içinde yapısal reformlar şart. Bu takımlar gibi sürekli gelirlerimiz olmadığı için buna yönelik kalıcı gelir kaynağı adımlarının atılması da şart. Başta belirttiğim gibi taraftara bu konuda çok iş düşüyor.

Son söz olarak da tüm bu önerilerin hayata geçebilmesi için zamana ve dahada önemlisi şu anki durumumuzda kazanılabilecek tüm başarıları kazanmamız gereklidir. Öncelik süper lige çıkmak olmalı, diğer adımlar zamanla atılacaktır çünkü bu ülkenin görüp görebileceği en yüksek potansiyellerden birisi Adana'da dışarı çıkmayı bekliyor. Buna yürekten inanmak lazım. Saygılar.

Yorumlar

Onur BİÇER dedi ki…
Serdanka eline sağlık kardeşim. Tespitlerin son derece yerinde. Öte yandan, okuyucuları bilgilendirme adına söyleyeyim. Blog Demirspor blogu olmakla birlikte, dünyada olup biten birçok şeye duyarlı bir blogdur. Hatta yeri geldiğinde spor ile ilgili olmasa dahi haberler yer bulabilmektedir.
Jose Marti dedi ki…
Eline sağlık kardeşim,
Ankaragücü'nün Allah yardımcısı olsun..

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sezon Değerlendirmesi-II

 Oyuncular üzerinden bu sezona bakacak olursak, öncelikle yaz transferlerinde ses getiren Balotelli ve Belhanda ikilisinden başlamak gerekli sanırım.  Balotelli bütün tacizlere, önyargılara ve maç içinde hakemlerin veya rakip oyuncuların kışkırtmalarına rağmen verimli bir sezon geçirdi. Son haftadaki patlamasıyla beraber hem takımı hem ligin en golcü oyuncularından oldu. 18 lig ve 1 kupa golüyle iyi bir performans sergiledi. Golleri dışında da atakları yönlendirmesi, şut tehdidi ve rakip savunmayı yıpratmasıyla iyi bir forvetin yapması gerekenleri büyük oranda yaptı. Ama Malatya maçında olduğu gibi çok pozisyon kaçırdığı maçlarda da canımızı sıktı.  Belhanda ile ilgili duygularımı önceki yazılarda belirtmiştim. En son GS maçındaki yaptıklarıyla iyice gözümüzden düştü. Transfer olduğunda 10 gole ulaşsa yeter diye düşünüyordum; çok uzak kaldı o beklentiden. Onun dışında maç içindeki pas tercihleri, istikrarsızlığı ile bu sezonun en büyük hayal kırıklığı oldu diyebilirim. Benzer şekilde A

Adana Demirspor: 3 - Sivasspor: 0

Geçen sezonun tersine bu yıl süper bir başlangıç yaptık; üçer gollü, iki de iki. Geçen sezon Giresun'a karşı deplasmanda, Sivas'a da içeride can sıkıntısı yenilgiler almıştık. Onları da düşününce ayrı bir güzellik oldu... Böylece ilk kez Süper Lig'e iki galibiyetle başlamış olduk. Pazartesi maçlarıyla kesinleşecek olsa da yine ilk kez Süper Lig'te birinci sırayı gördük.  Takım cumartesi akşamı makine gibi çalıştı. Oyunu sürklase etti. Genelde sezon başı klişelerinden olan "henüz takım oturmadı/hazır değiliz" mazereti bu sene bize uğramamış oldu. Aynı teknik adam ve tamamen değişmemiş kadronun bunda payı büyük. Vargas'ın yokluğunda 11'e yerleşen Belhanda şansını iyi kullanıyor. Onyekuru-Akintola ile desteklenmiş hücum hattı iyi işliyor. Genelde maçlarda gol yeriz ama bu kez rakibe kaleyi kapattık, o açıdan da iyi bir performans oldu.  Geçen sezondaki çıtayı yukarı taşımak için mücadeleye devam!

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir