Ana içeriğe atla

Sana söz yine baharlar gelecek...






Adanam ilginç bir şehirdir. 44,5 milletten insanı verimli topraklarında beslemek üzere bağrına basmış bir kültür mozaiğidir güzel şehrim. Her cinsten, her türden, her anlayıştan insanın biraraya gelmesinden doğan sıkıntıları da zaman zaman yaşar. "Beyaz" a herkes "Beyaz" demez bu şehirde. Kimisi "yeşil" der, kimisi "eflatun".. İşi abartıp "siyah" diyende çıkar bazen, ılımlı yaklaşıp "gri" diyende olur. ama söz iki renge; "MAVİ-LACİVERT" e gelince , büyük bir grup için akan sular durur.. Ona da karşı çıkanlar olur elbet, ama sesleri bize kadar gelmez ya da biz duymazdan geliriz.


"Kozmopolit" kelimesinin hakkını sonuna kadar veren bu şehrin çocuklarından bir kısmı "Gurbette Demir Gibiyiz" diye haykırır. Güzel bir birliktelik, bir oluşum kurulur. Ama memleketin huyundan mıdır, suyundan mıdır bilinmez, gene benzeri olmayan karakterler birbirini bulmuştur. Solcusu da vardır sağcısı da.. Alkol alanı da vardır, almayanı da. Sakini, delisi, gevezesi, suskunu, hırçını, arabulucusu.. Ne ararsanız vardır ANKARA TAYFASInda.. Sadece iki şey yoktur: Hükümran ve hükmedilen.


Kısaca memleketim insanını ve Ankara Tayfası'nı kendimce özetledikten sonra attığım başlığın sebebine gelelim. 5000 küsür gün oldu bu takımın olması gereken yerden uzak olduğu zaman dilimi. Sadece çıkamamayı bırakın, neler neler yaşandı. 3. lige düşmeler, sahipsiz kalmalar, önyargılar.. Takım için aynı şeyi söyleyememekle beraber, bu süre zarfında olumlu şeylerde oldu. Gönül verenleri, özverileri, umutları, hayalleri her geçen gün katlanarak çoğaldı. Fakat yıllardır üstüste son maçlara kadar gelip, son anlarda emeline ulaşamayan başka bir takım yoktur sanırım bizimki kadar. Her Nisan sonu, Mayıs başı bizim için eziyet oldu, zulüm oldu. Sağolsun Şimşeğim bu sene bizi mazur gördü de, ne düşme korkusu var, ne çıkma stresi.. Uzun zaman sonra ilk kez bu mevsimde kafamız rahat! Kalecisiz, hocasız geçen bir seneye rağmen, iç sahada tribünün desteğiyle(dış sahada nedense duyuramadık sesimizi. ya da duymak istemediler ne bilelim) son 3 maça kadar taşıdık umudumuzu. Olmadı.. Aslında olmayacağı da belliydi ya, neyse..


Diyeceğim odur ki; umuttur insanı yaşatan, hayat veren, yaşama sevincine boğan. "5000 gün oldu, bir 5000 gün daha bekleriz" demiyorum ben. Her taze başlangıç bir umuttur. Tüm geçmişi aklımdan siliyorum. Önümüzdeki sene diyorum. Önümüzdeki sene olacak. İnan be Şimşeğim.. Bizler inanıyoruz, sende inan. Biraz gayret et. Üst kategorilerde bile senin kadar sevilen var mı? Senin kadar tapılan var mı? Sen az bir kıpırdan yeter. Küçücük bir kartopuyla başlar koca çığlar. Önüne geleni yıkar, siler, süpürür. Hadi be Şimşeğim.. Hadi be koca çınar..

SANA SÖZ YİNE BAHARLAR GELECEK, SANA SÖZ IŞIK SÖNMEYECEK... SÖZ!!!

Yorumlar

yavuzy dedi ki…
Eline sağlık Ati, ne güzel anlatmışsın...
Adsız dedi ki…
HoşgeLdin ve ELine sağLık Ati.
Bir sorum oLacak.GüzeL baharLarı görmeye ömrümüz yetermi sence.

Burhanettin
serdanka dedi ki…
eline sağlık aTi çok güzel olmuş, çok şey biriktiren takımımız için bir sene daha geçti, bize yine neyin ne olmadığını gösterdi, hayırlısı artık... Güzel günler göreceğiz, güneşli günler...
adanademirsporlu dedi ki…
çok güzel yazı,elinize sağlık..
vertumnus dedi ki…
Yazı çok güzel, eline sağlık Ati.

Yalnız -kasti mi kullandın bilmiyorum ama kasti olduğunu sanmıyorum, dil alışkanlığıdır muhtemelen- "buçuk millet" demesek daha iyiydi.

"44 buçuk millet" tabirini duymamıştım hiç ve oradaki buçuklukların kim olduğunu bilmiyorum (hobbitler??).

Ancak "72 buçuk millet" sözünde buçuk hep çingeneleri aşağılamak için kullanılagelmiştir.Kullanmasak daha iyi, ayıp etmeyelim çingenelere...
togepy dedi ki…
Demirsporluları bir buçuk saymıştır :)
Ati dedi ki…
Burhanettin kardeş, Allah seni inandırsın önümüzdeki seneden çok ama çok ümitliyim.. içime mi doğdu nedir, hayırlısı olsun bakalım...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir

Sezon Değerlendirmesi-II

 Oyuncular üzerinden bu sezona bakacak olursak, öncelikle yaz transferlerinde ses getiren Balotelli ve Belhanda ikilisinden başlamak gerekli sanırım.  Balotelli bütün tacizlere, önyargılara ve maç içinde hakemlerin veya rakip oyuncuların kışkırtmalarına rağmen verimli bir sezon geçirdi. Son haftadaki patlamasıyla beraber hem takımı hem ligin en golcü oyuncularından oldu. 18 lig ve 1 kupa golüyle iyi bir performans sergiledi. Golleri dışında da atakları yönlendirmesi, şut tehdidi ve rakip savunmayı yıpratmasıyla iyi bir forvetin yapması gerekenleri büyük oranda yaptı. Ama Malatya maçında olduğu gibi çok pozisyon kaçırdığı maçlarda da canımızı sıktı.  Belhanda ile ilgili duygularımı önceki yazılarda belirtmiştim. En son GS maçındaki yaptıklarıyla iyice gözümüzden düştü. Transfer olduğunda 10 gole ulaşsa yeter diye düşünüyordum; çok uzak kaldı o beklentiden. Onun dışında maç içindeki pas tercihleri, istikrarsızlığı ile bu sezonun en büyük hayal kırıklığı oldu diyebilirim. Benzer şekilde A

Sezon Değerlendirmesi-I

 Sezon sonunda genel bir değerlendirme yapma zamanı; daha sonra oyuncular için de ayrıca bir yazı düşünüyorum.  28 yıl sonra yükseldiğimiz Süper Lig'te beklediğimizin üstünde bir performans sergilediğimiz açık. Ama bir yandan da sezon içindeki yükselişleri düşündüğümüzde sezon sonunda buruk bir tat var ağzımızda. Daha iyisi olabilirdi fikri... Son 6 haftada 5 mağlubiyetle başaltından orta sıralara savrulmak can sıktı. Geçen sezon şampiyonluk yolunda çok iyi ilerleyen haftalar, bu kez Süper Lig'te, "neyse bu kadarı da yeter" günlerine dönüştü.. Yine de Başkan'ın sezon içinde ifade ettiği ilk 10 hedefini gerçekleştirmiş olduk. 38 maçlık sezonu 15 galibiyet 10 beraberlik 13 mağlubiyet; 60 atılan ve 47 yenen gol ile 55 puanla 9. sırada tamamladık. 24. haftada 3. sıraya kadar yükselmişken sert bir düşüş oldu. Son haftadaki 7-0'lık Göztepe galibiyeti gol sayısını uçurdu. Balotelli 5 golle yıldızlaştı ve bir maçta en çok gol atan yabancı oyuncumuz oldu. Bu sonuç kend