Ana içeriğe atla

Acını Seçmekte Özgürsün........


sporadana dan alıntı:

""""""Adana Demirspor’da "Adana Demirspor’a yardım" gecesinde toplanan bağışlar hesap sahiplerine iade ediliyor. Yaklaşık 58 Bin lira toplanan gecenin ardından açıklama yapan Adana Demirspor Başkanı Bekir Çınar, Yapılan desteğe çok teşekkür ederken, "Demirspor’u yaşatmak için yapılan bağışlar çok anlamlı. Gerçek Demirsporlular yardımlarını esirgemedi. Onlara çok teşekkür ediyorum.Ancak Yönetim olarak aldığımız karar gereği bağışları iade etme kararı aldık. Bağışlar, bağışçıların hesaplarına iade edilecek. Bir kez daha destek için teşekkür ediyorum" dedi."""""""""""

Görüntü o ki, başkan dün gece yıldı.. Yüze gülenlerden, arkadan iş çevirenlerden, ihtiyaç olunca kaybolan şeref fukarası dost görünümlü düşmanlardan, kısacası günümüzün moda tabiriyle " İÇİMİZDEKİ İRLANDALILAR" dan bunaldı başkan..

Sayın başkanım. Sizi tanımam, nasıl bir insan olduğunuz yönünde duyduğum olumlu şeyler haricinde pek fazla bir fikrim yok.Fakat nasıl bir insan olduğunuzu gösterdiniz bana sadece 2 günde..Demirsporlu olmanızın yanında, gerçek bir ADAMLIK, gerçek bir LİDERLİK tir bu yaptığınız. Benim naçizane önerim, bu paranın bağışçılara geri dağıtılması değil.. benim sizden dileğim, toplanan bu 58000tl nin tamamıyla üzerinde "ADANADEMİRSPOR SİZE MİNNETTARDIR!!!!!!!" yazılı siyah çelenkler alınması ve bunların başta Sabancı Holding ve Aytaç Durak ın evinin kapısı olmak üzere, tüm riyakar ve sahte dostların işyerlerinin önüne koyulmasıdır.. Bir grup liseli çocuğun, Ankarada okuyan veya çalışan bir grup insanın yapabildiği kadarını yapamıyorsa o şehirden nemalanan büyük(!!!!!!) şahıslar, benim şehrimden kazandıkları ekmeklerin boğazlarına dizilmesini büyük bir zevkle takip edeceğimi bildirmek isterim..

Bu açıklamadan sonra Başkan Bekir Çınar ın bu işi yürütmekten vazgeçtiği izlenimine kapıldım.. Umarım yanılıyorumdur. Biz bu takımı , bu şehrin ne kadar yanardöner adamla dolu olduğunu bile bile sevdik Başkanım.. Herkes acısını seçmekte özgürdür.. Bu acıya katlanmaya umarım devam edersiniz...

Yorumlar

türkayADS dedi ki…
başının öne eğildiği sahneyi unutamıyorum...aldırma Şimşek aldırma..
sanaldarbe dedi ki…
kaldırın şu gökoglunun fotograflarını adamın canlı yayın günü tlfonları kapalıydı çarpı koyun fotografına
Adsız dedi ki…
Gökoğlu kim , Atılgan kim ??? Bunlar sadece kendi reklamı ve rantı peşinde olan bir çeşit acaip insanlar...

Gökoğlu Aytaç Durak'tan destek alamayınca bir ayağının altını yalamadığı kaldı.. Her maça Aytaç pankartı açtırdı.. Tesise büstünü diktirdi.. Baktı para yok kaçtı gitti..

Adem Atılgan'ı konuşmaya gerek yok...

Bu ve benzeri bir sürü adam yiyecek para peşindeler.. Kim takar takımı, şehiri.. Geç bir kalem hepsini..

Azıcık şeref, haysiyet, gurur olsa telefonlar açık olur ve cevap verirlerdi.. Hatta kendileri bağlanırdı... Maddi destekten vazgeçtim, manevi destek olurlardı..Ama şeref haysiyet gurur olmayınca nafile..

Vah adana vah..

Kamil Ateş

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nesrin'in Hikayesi : "15 Saat 47 Dakika…Ve Toprak…"

Ön-Not: Nesrin Olgun Aslan’ın hikayesini yazmaya başladığımda kimi zaman soğuk bir suyun ve karanlığın içinde, kimi zaman sonunda varabildiğim bir kıyıda hissettim kendimi. Yazmaya devam ederken önce zor tutuyordum gözyaşlarımı, bir noktadan sonra akmaya başladı hepsi. Yazımı, ağlayarak bitirebildim ancak…Kendisinin web sitesinden (http://www.nesrinolgun.com) ve dönemin Hürriyet Londra Temsilcisi Faruk Zapçı’nın anılarından yararlandım, teşekkürlerimi sunuyorum…Çok uzatmadan, Nesrin’in Hikayesi’ne başlıyorum… 1964 Adana Yüzme havuzunun kenarında 7 yaşında kara kuru bir kız çocuğu duruyor. Havuzun içinde Adana Demirspor Kulübü yüzücüleri. Erkekler çoğunlukta. Küçük kız etrafına bakıyor. Sadece 4 kız çocuğu var. Nesrin, Adana Demirspor’un 4 kızından biri oluyor o gün…Giriyor havuza. 1973 – 1975 Adana Nesrin, 16 yaşında. Yüzüyor. 7 yaşında girdiği havuzdan, kısa mesafede 100’e yakın madalya ve şilt çıkartıyor. Kışları masa tenisi oynuyor, Türkiye 2.liği, Türkiye 3.lüğü var. 17 yaşında mar...

Tehlikeli Hareketler...

Mondiali den gelen güzel haberler içimizi açarken, yüzümüzden gülücüklerin eksilmemesi temennisi ile başlamak istiyorum yazıma.. Onur kardeşimin yazdığı "Mavi Lacivert, turuncu beyaz Adana" yazısını okumamdan çok kısa bir süre sonra, bir haber portalında rastladığım bir olayla irkildim.. "Bursasporlu taraftarlar, İstanbul takımlarının Bursa'da açtığı mağaza ve futbol okullarına tepki gösterdi" diye başlıyordu yazı , Atatürk stadı önünde yaklaşık 200 taraftarın toplanarak İstanbul takımlarının Futbol okullarını ve ürünlerini Bursa şehrinde görmek istemediklerini bir protesto eylemiyle açıkladıklarını bildiriyordu.. Bu grup adına açıklama yapan şahsı muhterem(!) ''Açık ve net olarak söylüyoruz. Bu son uyarımızdır. Bunun yanısıra, bu takımlara ait tanıtıcı ilanların asılmasına izin veren Bursa Büyükşehir Belediyesi ile mağazaların bulunduğu alışveriş merkezlerini de kınıyoruz'' diye de eklemiş .. Blogumuzda okuduğum bu yazının hemen ardından bu habe...

Ahmet Abi...

"O Deli, Kara Çocuk"* Ahmet Kaya; "mümkünse farzedin yaşamamıştır..." Rüzgârım ancak böyle büyük olabilirdi. Ama sen benim için hep kürkçü dükkânı oldun. Ne zaman rakı içmek istesem ya da elimde bir birayla Kadıköy'ün oradaki kayalıklarda otursam, sen vardın dilimde, hangi şarkın olursa olsun, fark etmedi ... Ahmet Kaya, bence Başım Belada albümünün kapağındaki fotoğraftan, dünyaya biraz kostak, az buçuk kibirle bakan, tehlikeli şiir okuyan bir adamdı. O fotoğrafta, üzerindeki palto, babamın uzun yıllar giydiği pal-toya handiyse aynı denecek kadar benziyordu. Hayata sataşan bir adamdı Kaya, tekinsiz... Başım Belada çıktığında yazdı. Çınarcık'a gidiyordum o yaz. Mavi Marmara vapurunun üst katında mavi tahta masalar ve sandalyeler vardı. Biraya başladığıma göre lisede olmalıyım. Tek başına, kirpikleri gölgeli bir çocuk. Nasıl unuturum sözleri: "Bizi güllerin iklimi tüketti / Dudağı yoran bir söze kırıldık / O vahşi beyaz at / Alıp başını gitti / Bir yaz ...