Ana içeriğe atla

Umudu YEŞERTİN, BEMBEYAZ bir sayfa açalım!!!

Adana Demirspor - Konyaspor arasındaki tarihten gelen dostluğa, kendi adıma önceleri hep mesafeli yaklaştım. Uzun süredir karşı karşıya gelmeyen takımlar olduğumuzdan, tribünde "dostluk" kavramının bir takım örneklerinin aslında ne denli çıkar ilişkilerine dayandığını gördüğümden, kendi içimde hep "Şimşek'in Şimşek'ten başka dostu yok" dediğimden her zaman Konyaspor dostluğuyla ilgili konularda "dur bir hele" dedim. Beklemekten, görmekten, sakin ve emin adımlarla hareket etmekten yana oldum bir süre öncesine dek. Biliyorum ki, benimle aynı düşünen Konyasporlu arkadaşlar var.

Kendimdeki değişimi şöyle açıklayayım: ARTIK BEKLEYECEK BİR ŞEY YOK! Konya'da oynanan play-off maçlarımız, Konyaspor'un Adana'da oynadığı maç, Ankara Tayfası'nın Ankara'da oynanan Hacettepe - Konyaspor maçında Nalçacı ile beraber yer alışı gibi bir çok deneyimden geçtim. Çok öğrendim, çok saygı duydum, çok saygı gördüm. Ankara'da Konya yolu kenarında bir evde oturuyorum. Ankara'ya deplase olan Konyasporlular evimin önünden geçerlerken hep yola inip Adana Demirspor atkımla selamladım onları. Otobüslerini durdurup kucaklaştık, otobüslerine buyurdular maçlarına beraber gittik. Paylaştıklarım ve gördüklerim, beni tarihten bugünlere gelen Adana Demirspor - Konyaspor dostluğunun gerçek temellerine götürdü.

Biliyorum, hala benim başlarda düşündüğüm gibi düşünen Adana Demirsporlular ve Konyasporlular var. "Biraz daha mesafeli" olanlar. Ben eminim, onlar da birkaç tecrübenin ardından daha rahat görecekler bir takım şeyleri...

Bizim açımızdan sezon bitti. DSGL ve U 13 mücadelemiz sürüyor. Ancak, bu blogda çok da bahsetmeyi tercih etmediğimiz Süper Lig'in sezonu devam ediyor. Konyaspor, düşmemek için bugün Fenerbahçe ile karşılaşıyor. Bu, şu anlama geliyor: ben bugün Süper Lig'de bir maçta kan,ter ve gözyaşı pahasına bir takımı tutuyor olacağım. Üstümde Demirspor poları, boynumda Konyaspor atkımla, inip Sakarya'ya maç sonunda sokakları çınlatmak için geçeceğim bir meyhanedeki televizyonun karşısına. Bugün, ben biliyorum ki; KAZANACAĞIM! KAZANACAĞIZ!

Haydi Konya! Sizinle beraber atan bu masmavi yürekler için umudu YEŞERTİN, BEMBEYAZ bir sayfa açalım!

(Üstteki afiş tasarım: Tebe Volimo)

Yorumlar

ziggytheking dedi ki…
Taraftarını ve Nalçacı grubunu pek bilemem ama Konyaspor yönetimi ancak Bankasya Ligi'ne yakışır. Geçen haftaki Eskişehirspor maçında kalearkası tribün 50 Krş ve 1TL olmasına rağmen, misafir tribüne haftaiçi 50TL fiyat biçen daha sonra 30TL'ye indiren ve bunun için ikinci kez PFDK tarafından cezalandırılan; yetmezmiş gibi misafir tribünün yanına koymuş olduğu devasa kolonlardan çaldığı Konyaspor marşları ile misafir taraftara işkence yapan bir yönetim bu lige yakışmıyor. Yine de top yuvarlaktır maç doksan dakika!
onur dedi ki…
arkadaşlar bizler bir fragman yaptık fragmanı tüm demirsporlulara izletmemiz lazım sizin de bir desteginiz olsun

http://www.spor01.com/
vertumnus dedi ki…
Sevgili Ziggy,

Ben hiçbir takımın yönetimini sevmiyorum :) Yazdıkların taraftarlar arasında ve tamamen kişisel hislerimdir.

Kendi fikrim hem Konyaspor'un hem Eskişehirspor'un ve elbette Adana Demirspor'un Süper Lig'de olması gerektiği yönündedir..
MiTo1940 dedi ki…
Konya ile beraberiz... Afiş Tasarımın Tüm Hakkı Sizlere Aittir... Saygılar...
türkayADS dedi ki…
olmadı yazık oldu...%90 düştü..

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ