Ana içeriğe atla

Zıkkımın Kökü (1992)

Demirgibiyiz'de sanat kuşağı "İkisi de Cesurdu"dan sonra yine bir "Adanalı" filmle devam ediyor; Zıkkımın Kökü...

Filmin tanıtımına geçmeden önce Sevgili yazarımız Muzaffer İzgü'nün yaşamına kısa bir göz atalım:

Muzaffer İzgü Kimdir?

1933’de Adana’da doğdu. Küçük yaşlardan itibaren bulaşıkçılık, garsonluk, pamuk işçiliği, seyyar satıcılık gibi çeşitli işlerde çalıştı. Diyarbakır İlköğretmen Okulu’nu bitirdi. Çeşitli okullarda öğretmenlik yaptı. 1979’da emekliye ayrılarak sadece yazılarıyla ilgilendi. İlk mizah yazıları Akbaba dergisinde yayınlandı. Özel tiyatrolarda oynanan, radyolarda yayınlanan oyun ve skeçleriyle ün yaptı. Ulusal ve uluslararası düzeyde pekçok ödül kazandı. Eserlerinde güldürmekten çok düşündürmeyi amaçlayan İzgü, toplumsal çarpıklıklara sınıfsal açıdan bakarak Anadolu insanının sorunlarını kara mizah yöntemiyle yansıtır.

İlk kitabı Gecekondu, 1970 yılında Remzi Kitabevi tarafından yayımlanır, bunu 1971 yılında İlyas Efendi, 1972 yılında Halo Dayı adlı kitabı izler. Atilla İlhan ile tanıştıktan sonra kitaplarını Bilgi Yayınevi'nde yayımlayan İzgü'nün bu yayınevi tarafından basılan ilk kitabı Donumdaki Para (1977 ) olur. Bilgi Yayınevi, İzgü'nün 42 roman ve öykü kitabını, 73 çocuk kitabını yayımlamıştır.

Bu kısa tanıtımdan sonra filme geçebiliriz...

Zıkkımın Kökü (1992)

Yönetmen:
Memduh Ün

Oyuncular:
Emre Akyıldız (Muzo)
Menderes Samancılar (Muzo'nun Babası)
Meriç Başaran (Havva)
Elif İnci (Raziye)
Sırrı Elitaş (Papaz)

Müzik:
Cahit Berkay

Film özünde Muzaffer İzgü'nün kendi çocukluk hikayesidir. Küçük Muzo (Emre Akyıldız), yoksul bir ailenin çocuğudur. Adana'da bir gecekonduda, annesi, trahomlu ağabeyi ve işsiz babasıyla (Menderes Samancılar) birlikte yaşamaktadır. Muzo, mahallede darı satarak, ev kirasını bile veremeyecek kadar büyük bir sıkıntıya düşen yoksul ailesine katkıda bulunmaya çalışır. Balonları çok seven, ama parasızlıktan onlara sahip olamayıp balon satıcılarının peşine takılarak düşler kuran Muzonun çocuk yüreğinde asıl tutkusu sinemadır. Eski film parçalarını birbirine ekleyerek, tahtadan yapılmış bir oyuncak göstericiyle, mahalle arkadaşlarına sinemacılık yapar. Aradan 10 yıl geçmiştir. Sevimli bir delikanlı olan Muzo, yeni komşularının kızı ile ilk aşkını yaşar. Bu sevdanın sonunda evlilik gündeme gelirse de Muzo, okumayı seçecektir.

O yılların Adana’sı, yazlık sinemaları, gecekondu mahalleleri, sıcağı vs. arka fonda akarken Muzo’nun gözünden izlediğimiz emek, çaba, kaybetmenin üzüntüsü, kazanmanın sevinci ve okuma isteği, yer yer kahkahayla güldürüp yer yer inceden iç burkar. Yönetmen Memduh Ün'ün incelikli anlatımı ile yokluğu, yoksulluğu, 8-9 yaşında bir çocuğun zorluklar karşısındaki taş gibi iradesini, bir an bile ajite etmeden ama acısını duyumsayarak izleriz. Türk Sinemasının yüz akı filmlerindendir Zıkkımın Kökü.

Filmin aldığı ödüller şöyle:
*1993 Adana Altın Koza en iyi film ödülü
*1993 Asturias en iyi yönetmen ödülü
*1993 Udaipur en iyi film ödülü
*1993 Sur en iyi film ödülü
*1993 Paris en iyi film ve çocuk sineması ödülleri
*1993 Mannheim en iyi film ödülü
*1994 Tokyo en iyi film

Yorumlar

türkayADS dedi ki…
Arama çalışmalarına başladım filmi:) Fırat Abi izlenmedik Türk filmi bırakmamaya çalışıyorum, tavsiyelerinin devamını bekliyorum
yavuzy dedi ki…
Ortaokulda, Adana'ya yeni geldiğimizde okumuştum Muzaffer İzgü'nün öykülerini; çok keyifli bir dili vardır. Ama filmi seyretmedim; bulabilirsek izleyelim.
müslüm dedi ki…
çok güzel bir filmdi, ne zaman rastlasam izlerim. eline sağlık Fırat.BUlup hep birlikte izleyebiliriz.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir

Sezon Değerlendirmesi-II

 Oyuncular üzerinden bu sezona bakacak olursak, öncelikle yaz transferlerinde ses getiren Balotelli ve Belhanda ikilisinden başlamak gerekli sanırım.  Balotelli bütün tacizlere, önyargılara ve maç içinde hakemlerin veya rakip oyuncuların kışkırtmalarına rağmen verimli bir sezon geçirdi. Son haftadaki patlamasıyla beraber hem takımı hem ligin en golcü oyuncularından oldu. 18 lig ve 1 kupa golüyle iyi bir performans sergiledi. Golleri dışında da atakları yönlendirmesi, şut tehdidi ve rakip savunmayı yıpratmasıyla iyi bir forvetin yapması gerekenleri büyük oranda yaptı. Ama Malatya maçında olduğu gibi çok pozisyon kaçırdığı maçlarda da canımızı sıktı.  Belhanda ile ilgili duygularımı önceki yazılarda belirtmiştim. En son GS maçındaki yaptıklarıyla iyice gözümüzden düştü. Transfer olduğunda 10 gole ulaşsa yeter diye düşünüyordum; çok uzak kaldı o beklentiden. Onun dışında maç içindeki pas tercihleri, istikrarsızlığı ile bu sezonun en büyük hayal kırıklığı oldu diyebilirim. Benzer şekilde A

Sezon Değerlendirmesi-I

 Sezon sonunda genel bir değerlendirme yapma zamanı; daha sonra oyuncular için de ayrıca bir yazı düşünüyorum.  28 yıl sonra yükseldiğimiz Süper Lig'te beklediğimizin üstünde bir performans sergilediğimiz açık. Ama bir yandan da sezon içindeki yükselişleri düşündüğümüzde sezon sonunda buruk bir tat var ağzımızda. Daha iyisi olabilirdi fikri... Son 6 haftada 5 mağlubiyetle başaltından orta sıralara savrulmak can sıktı. Geçen sezon şampiyonluk yolunda çok iyi ilerleyen haftalar, bu kez Süper Lig'te, "neyse bu kadarı da yeter" günlerine dönüştü.. Yine de Başkan'ın sezon içinde ifade ettiği ilk 10 hedefini gerçekleştirmiş olduk. 38 maçlık sezonu 15 galibiyet 10 beraberlik 13 mağlubiyet; 60 atılan ve 47 yenen gol ile 55 puanla 9. sırada tamamladık. 24. haftada 3. sıraya kadar yükselmişken sert bir düşüş oldu. Son haftadaki 7-0'lık Göztepe galibiyeti gol sayısını uçurdu. Balotelli 5 golle yıldızlaştı ve bir maçta en çok gol atan yabancı oyuncumuz oldu. Bu sonuç kend