Ana içeriğe atla

Takım İçi Disiplin

Beklenen oldu; takım içi disiplini sağlamanın ve kadro revizyonunun ilk adımı atıldı: 8 ouyuncu ile yollar ayrıldı. Bugüne kadar kadroya pek giremeyen oyuncular... Aralarında kağıt üstünde yetenekli isimler olabilir ancak takımın patronu olan teknik direktörle iyi geçinemedikleri ve istenen performansa gelmedikleri sürece, takımda yer bulamalarına imkan yok. Kadromuzun 40 kişiden oluştuğunu düşünürsek, böylesi durumda olup boşuna para harcadığımız daha birçok isim var diye düşünüyorum.

Takımı, menajerlerin kapı arkalarındaki kulisleri ve futbolcuların basınla temasları değil, teknik direktörün ve ona güvenen yönetimin şekillendirmesi gerekiyor. Biz yıllardır, kulislerdeki ayak oyunlarından fazlasıyla çektik. hocaya başka, yöneticiye başka konuşan futbolcuların, menajerleri ve yerel basındaki maşaları ile ne kumpaslar çevirdiklerini ve bunların bize nasıl acı sonuçlar yarattığını biliyoruz. Son günlerde yine buna benzer durumlar yaşanıyor.

Takım içi disiplinin sağlanması, ikinci yarıdaki performansımız için birincil derecede önemli. Soner Hoca'nın ekibiyle birlikte acilen disiplini sağlaması ve futbolcularla gerekirse bire bir görüşüp, kimlerle yola devam edeceğini kararlaştırması gerekli. 8 oyuncuyla yolların ayrılması bunun ilk adımı olabilir.

Yorumlar

müslüm dedi ki…
bunlar zaten hiç oynamayan oyunculardı. soru şu olmalı, neden ısrarla oynatmadığı,3-5 maçta bir, bir kaç dakika şans verdiği oyuncular hala takımda. bari sameti, oğuzu, timuçini filan da göndersin. bizde bu adamlar takımda var da niye oynatılmıyor diye hayıflanmayalım. onlar da rahatlıkla forma bulabilecekleri bir bank asya takımına gitsinler. bi de erol meselesi var. tüm bu iddiaların hedefinde olan erol değil miydi? takımı karıştırmış, yok hoca hakkında bişeyler söylemiş...vs. içeriğini bilmediğim bi sürü işler.sonuçta şunu biliyorum, ne sakat, ne cezalı. kötü oynadığını da kimse söyleyemediğine göre, hocayla sorunundan dolayı kadroya alınmadığını herkes anlar. ilk gönderilmesi gereken o olmalıydı bu durumda. bir de demekki senin de işaret ettiğin gibi, "ihtimal bazı kafalar (daha) kesilecektir!". hayırlısı olsun ne diyelim. ben her ne kadar böyle takım yapısında büyük bir devrim, iç disiplinin sağlanması gibi ulvi amaçlar göremesem de, umarım dediğin gibidir.
Alpaslan KUŞVURAN dedi ki…
Duyduklarıma göre 8 oyuncuya 5 oyuncu daha ekleniyormuş. E iyi de olur yani! 13 kişi giderse gelecek epey kişiye yer açılmış olur. Haydi şimşeğim kim tutar seni. Birsürü oyuncu al ve yine sezon rekorunu kimselere kaptırma.
müslüm dedi ki…
evet evet senede 30 transfer kime yeter. bence büyük düşünüp (sen demirsporsun), .şöyle bi 3 haneli rakamlara ulaşalım:)
müslüm dedi ki…
bir de dikkatimi çeken diğer bir nokta da, geleceğin takımını kurmaktan bahsediliyor ya, takımdaki 3 oyuncu (ve gönderilen isa) kiralık.bunlar arasında sadece emrah ve en çok da murattan yararlanabildik. isa ve oğuz ise pek forma şansı bulamadılar. asıl diyeceğim şu ki, bu dördü de çok çok iyi oynayıp her hafta ilk on biri oluştursaydı dahi, takımda gelecek sezon olacakları kesin değildi.aydın, evren ve volkan gibi bir çok maçta takımda yer bulan oyuncular ise 30 yaşının üzerinde.buna karşın alt yapımızdan forma şansı bulan oyuncu sayısı çok çok az. (sadece bir ya da iki maçta hasan diye biliyorum). ve bu geçmiş senelerde bile böyle değildi.demekki bu takım geleceğin takımı, bu yıldan birşey beklemiyoruz lafları da tamamen retorik, masal hatta... geleceği kurtarmaktan çok bugünü "kurtarmayı, daha doğrusu eleştirileri bir şekilde göğüslemeyi hedefliyor sadece.
yavuzy dedi ki…
Bütün transfer dönemlerinde, hemen hemen bütün takımlar transfer yapar; en başarılısı da en başarısızı da... bu artık bir zorunluluk olmuş. Mesele, parayı çarçur etmeden, doğru yere transfer yapabilmek. Bizde yıllardır, transfer yapılmıyor-yaptırılıyor. Transferleri, menajerler yaptırıyor. Sonuç ortada. Birkaç ay içinde kadronun yarısı değişiyor.

Altyapıdan oyuncu kazanamamak, Soner Hoca'nın en büyük eksiği oldu; geçen yıl atılan adımlar boşa gitti.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir

Altay: 1 - Adana Demirspor: 3

 Ne bir skorla harika bir deplasman galibiyeti! Alt sıramızdaki rakibe geçit vermemek kadar bir yandan da uzun süredir Altay'a karşı devam eden şansızlığımızın kırılması açısından süper! Yıllardır Süper Lig deyince aklımıza gelen son maç/son yenilgi ile hafızamızda yer eden Altay, 1. lig maceramızda canımızı sıkmaya devam etmişti. Geçen sezon iki maçta da yenilmiştik. Galibiyetin bu açılardan da çeşitli anlamları var. Aslında ilk yarıda kopabilecek maç, ikinci yarının başında yenen golle can sıkıcı bir hale geldi ama arka arkaya bulduğumuz iki golle rahatladık. Yunus yine kilidi açan vuruşla üçüncü golüne ulaşırken, Assambalonga ligte 5'ledi; Akintola da geçe sezonki performansını hatırlatan güzel bir vuruşla ikinci golünü attı.  Takım kolay gol yemezse bir şekilde maç içinde toparlamayı başarıyor. Bir kez daha ilk golü attığımız maçta puan aldık. Alttaki takımların yenilmesiyle beraber ligin orta sıralarına daha güvenle tutunmaya başladık. 

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ