Ana içeriğe atla

Yaşasın!

Emeğiyle, alınteriyle geçinen; umut ettiği yarınlar için mücadele eden; sömürüye, eşitsizliğe, haksızlıklara karşı başka bir dünya mümkün-başka bir alternatif var diyen; pankartları boyayan, kaldırıp tellere asan, avuçları patlarcasına davula yüklenen; derdi tasası için kalem oynatan, kafa patlatan; deplasmanda biber gazı, polis copu yiyen herkes... Birlikte güçlü, bölündükçe zayıfız!

Bayramımız kutlu olsun. Yaşasın 1 Mayıs!


"bir şarkı olmalı, özlemi söyleyen
bu koyu günlerden yarına ses veren
bir sevgi olmalı, senden de yükselen
sonra benimle bir yarına yön veren

bir umut olmalı gözlerinde senin
gözlerimde benim yarına erişen
bir yarın olmalı, başka türlü bir şey
bir aydın, bir güzel yarına varmalı"

(Tülay German/Yarının Şarkısı)

Yorumlar

aLisqo dedi ki…
Enternasyonal proleteryanın birlik ve dayanışma günü olan 1 Mayıs kutlu olsun..

Her şey ; Sömürüsüz, eşit ve halkların özgürce yaşadığı bir dünya için...
Fırat Ateş dedi ki…
Dipnot: Tülay German'ın bu şarkısı 1965 yılı Genel Seçimlerinde, TİP'in (Türkiye İşçi Partisi) seçim şarkısıdır aynı zamanda.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beşiktaş: 3 - Adana Demirspor: 3

 Demirspor bu; her an her şey mümkün. Oyuncular değişse de hem dibe vurup hem son saniyeye kadar heyecan yaşatmak geleneği değişmiyor.  İstanbul'da İnönü'de 3-0'dan maç çevirmek büyük iş. Takımın gerçek gücünü gösterdiği, belki de sezona merhaba dediğimiz maç oldu... Balotelli beklediğimiz patlamayı yaptı; İstanbul' da olması tesadüf değil. İlk yarıda acemice hatalar, Sinan ve Ferhat'ın dağılması, rakibin dalga dalga gelişini durduramamak can sıktı. Aslında kötü değildik ama rakip çok iyi başladı. İkinci yarı başında 3. Golü de yiyince moraller bozuldu. Ama işte Demirspor bu! Yaptı yapacağını... Rakibin oyuncu değişikliklerini lehimize çevirdik. 60. Dakikadan sonra Vargas ve Balotelli'nin şutları son dakikaya kadar umudu taşıdı. Assombalonga'nın dokunuşuyla 1 puana uzandık. Tebrikler, teşekkürler takım; devamı gelsin... 

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ

Karagümrük: 4 - Adana Demirspor: 0

 Kötü başladığımız lige daha da kötüye giderek devam ediyoruz. Çok net bir yenilgiyle gerçeğin tokatını yedik: Sorun Samet Aybaba'da değildi.  Balotelli'yi kontrol altında tutsun diye gelen İtalyan hoca, 15 günde takımı daha iyi hale getirmek yerine tamamen dağıtmış. Çok kötü bir oyunla farklı bir yenilgi aldık ve umarım bu alınan yanlış kararların geri dönüşü için bir dönüm noktası olur. Bir kişinin keyfiyle takım yönetilmez!