Ana içeriğe atla

Tavşanlı Linyit...

Rakibimiz Tavşanlı Linyit, Kütahya'nın profesyonel liglerdeki tek takımı. İlin en büyük ilçesi Tavşanlı, aynı zamanda Garp Linyitleri İşletmesi'nin ev sahibi. Renkleri, kırmızı-siyah. Geçen yıl 3.ligten yükselmişlerdi. Takımın arkasında kurum desteği var. Bu bir avantaj da olabilir dezavantaj da... Kurum desteği mali gücü gösterse de, bir üst ligin yükünü kaldırmak istemiyor olabilirler.

Tavşanlı Linyit, 1. Grupta, en yakın rakibi Körfez Bld.'ye 7 puan fark yaparak playoff'a rahat bir şekilde yükseldi. Ancak kademe grubu maçlarını, 28 paunla 6. sırada bitirmiş. Ancak Türk Telekom ve Güngören'in yükselme grubuna çıkmasının ardından, istikrarlı bir şekilde yükselip, Pendik, Gebze ve Körfez Bld.'yi geride bırakmış ve 61 puana ulaşmış.

Eski teknik direktörümüz Abdülkerim Durmaz, Tavşanlı Linyit'in grubundaki Pendikspor'un teknik direktörlüğünü yaptı. Teknik ekip ve yönetim, Durmaz'la temasa geçerek rakibimiz hakkında bilgi alabilir.

Tavşanlı Linyit'in genç bir kadrosu var. Resmi websiteleri tavsanlilinyitspor.com'daki takım listesinde, 1985 sonrası doğumlu 11 oyuncuları bulunuyor. Ancak en yaşlı oyuncuları, Abdi ve Tanju, defans hattını oluşturuyor.

En golcü oyuncuları, Tarsus İdmanyurdu'ndan tanıdığımız, İshak Topçu. Bu sezon 19 gole ulaşmış.

Teknik direktörleri, Trabzonspor menşeili, Mustafa Reşit Akçay.

Yorumlar

geyik1940 dedi ki…
İshak Topçu TİY'den önce Eskişehirspor'daydı ve yanılmıyorsam Eskişehir'i 1. Lige çıkaran kadrodaydı.

Dikkat etmemiz gereken bir oyuncu.
İbrahim İlya dedi ki…
evet yanılmıyorsun.ben o sezon Eskişehirdeydim alper de oradaydı. küçümsediğimiz an biteriz. bu adamlar çok gol atıyor ama zor gol yiyorlar.Allah yardımcımız olsun. inşallah bu sene ikinci ligdeki son üç maçımız olur...
Alpaslan KUŞVURAN dedi ki…
Yavuzcuğum bilgiler için teşekkürler. Play off'u en erken garantileyen takımdı. Onlar için bir avantaj olabilir. Pendik teknik direktörü Abdülkerim Durmaz'a başvuracağımız kesin ama onun yorumları bize ne kadar katkı sağlar bence tartışılır. Kimin ne olduğunu tam olarak bilmek için o şehirde yaşayıp takımı yakından takip edenlerden sağlıklı bilgi alabiliriz. Giresun'a yenildiğimiz yıl herkes bizi favori olarak gösteriyor diye biliyorduk. Hatta Giresun'un bizden çok çekindiği söylenmişti. Bursa dönüşü sabah saatlerinde eve geldiğimde can sıkıntısından uyuyamıyordum ve kanallar arasında gezinirken Tempo TV'de (Karadeniz kanalı) bizle oynayacakları maçtan bir gün önce yaptıkları spor programının tekrarına denk geldim. Bir süre izledim ve hiç de fena sayılmayacak kalitede iki kişi sohbet ediyordu (Bizim yerel kanallar ile kıyaslarsak son derece birikimli iki kişi diyebiliriz). Final maçından bahsediyorlardı ve kendilerinden son derece emin ifadeler kullanıyorlardı. Bizi hafife almamakla birlikte hiç de büyütmüyorlardı gözlerinde. Demem o ki,kim nedir, neyin nesidir tam olarak bilemeyiz. Bildiğim birşey varsa o da minimum hata ile 3 maçı tamamlayıp 1. lige artık çıkmalıyız.
Onur Tireng dedi ki…
Bir tanıdığım Eski futbolcularımızdan Mehmet Akdemir ile telefonda görüşmüş , Mehmet bu sezon pendikte oynamış aynı grupta ve doğal olarak az çok bilir bu takımı sormuş soruşturmuş...dediği tek şey maçta 3-0 önde olsalar bile dakika 90'a kadar bitmek bilmeyen pres yapıyorlar , ve gol arıyorlar demiş...aslında doğrusunu yapıyorlar ve oldukça genç bir ekip

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir

Altay: 1 - Adana Demirspor: 3

 Ne bir skorla harika bir deplasman galibiyeti! Alt sıramızdaki rakibe geçit vermemek kadar bir yandan da uzun süredir Altay'a karşı devam eden şansızlığımızın kırılması açısından süper! Yıllardır Süper Lig deyince aklımıza gelen son maç/son yenilgi ile hafızamızda yer eden Altay, 1. lig maceramızda canımızı sıkmaya devam etmişti. Geçen sezon iki maçta da yenilmiştik. Galibiyetin bu açılardan da çeşitli anlamları var. Aslında ilk yarıda kopabilecek maç, ikinci yarının başında yenen golle can sıkıcı bir hale geldi ama arka arkaya bulduğumuz iki golle rahatladık. Yunus yine kilidi açan vuruşla üçüncü golüne ulaşırken, Assambalonga ligte 5'ledi; Akintola da geçe sezonki performansını hatırlatan güzel bir vuruşla ikinci golünü attı.  Takım kolay gol yemezse bir şekilde maç içinde toparlamayı başarıyor. Bir kez daha ilk golü attığımız maçta puan aldık. Alttaki takımların yenilmesiyle beraber ligin orta sıralarına daha güvenle tutunmaya başladık. 

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ