Ana içeriğe atla

Hey, Sen!

Sen, evet sen! Demirspor'un başarısı için ne yaptın? 70 yıllık Demirspor ite kaka, el yordamıyla, düşe kalka, sürüne sürüne, döne dolaşa, bata çıka ilerlerken ne yaptın?

Sen, belediye başkanı! Adana sınırları içinde yönetici olup bu kentin en köklü takımının başarısı ve geleceği için ne yaptın?

Sen, eski yönetici! Hizmet ettiğin, prestijini tattığın, hükmünü sürdüğün, kaynaklarından yararlandığın bu takım için ne yaptın? Başarıda benim de payım var diyebiliyor musun?

Sen, işadamı! Adana'dan kazanıp Adana'nın takımına para harcadın mı? Bizim sayemizde birşeyler oldu, ben kazandım ve biz kazandık diyebiliyor musun?

Sen, sivil toplum örgütü lideri! Sivilliğin eşbaşkentlerinden tribün için, bu kentin sokaklarını inleten insanlar, örgütlü ve örgütsüz taraftar için ne yaptın?

Sen, başarı sevdalısı taraftar! Kötü günde sırtını döndüğün, kombinesini almadığın, yardım gecesinde bir kuruş vermediğin, maça beleş girmenin yollarını aradığın bu takım için ne yaptın?

Ve bundan sonra ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Yerinizde oturup söz üretmeye, atıp tutmaya, adam sendecilik oynamaya, sana dokunmayan yılana (hatta dokunup da altını oyanlara) bin yıl dua etmeye, olan biteni seyredip sonra ahkam kesmeye devam mı?

Hiç birşey yapmamanın, bu kötülükleri yapanlarla aynı kefede anılacağını iyi biliyorsun, değil mi?

Yoksa yüzüp yüzüp kuyruğuna gelmiş bu takımı düzlüğe çıkarmak için el atmaya var mısın? Ha gayret diyip, bu kocaman kitleye bir destek de sen atacak mısın? Yarın şampiyonluk şarkıları söylerken çorbada tuzum var diyebilecek misin?

Ben elimden geleni yaptım, vicdanım rahat diyebilecek misin?

Gel, hep birlikte diyelim... Birlikte başarmanın, üzüleceksek birlikte üzülmenin tadını yaşayalım. Bu takım için yapılan herşey, geleneği geleceğe taşımaya yardım edecek.

Yorumlar

DexteR dedi ki…
Elazığ maçının bitiş düdüğüyle beraber beklediğim bir yazıydı. Nihayet birilerini harekete geçirmek için kıpırdanma oldu.

Şehire sanki ölü toprağı serpilmiş. Belediyeler ve valiliğin birkaç afişinden başka ortada birşey yok. Ne bir bayrak asılıyor ne de konvoy yapan var.

Bütün bunları büyükşehir belediyesindeki muallak duruma bağlamak bana saçma geliyor. Esnafın, şirket sahiplerinin bayraklar yaptırıp caddelere asması çok mu zor?

Bir farkındalık yaratmak, insanları provoke etmek gerek. Antalya'ya sayılı günler kaldı. Hala otobüs konusunda olsun, takıma dağıtılacak prim olsun, kimse ortaya çıkıp da ''ben yaparım'' demiyor.

10-15 trilyonluk kadroların bize ne oyunlar oynadığını unutmadık. Bu futbolcular sezon boyunca ortaya koydukları mücadeleyle saygıyı hakettiler. Bu takımı sahipsiz bırakmayalım. Zor günde destek olmayanlar yarın ortaya çıkıp da başarıyı sahiplenmeye kalkmasın sakın!

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ