Ana içeriğe atla

Malatya Maçına Doğru

Camiayı bir arada tutan zincirin önemli halkalarından birisi olan basın da bir şekilde birlik-beraberlik mesajı verince Mardin maçında kazanılan üç puan daha da kıymetli oldu. Kazanılan sıradan bir galibiyet değil. Hem klasman liderliği için çok iyi oldu hem de takım ve taraftar arasındaki duygusal bağın üstündeki ölü toprağı kalktı. Tarsus maçından sonra oluşan ortamla, bir mağlubiyette bütün senenin heba edilmesi riski yok oldu. Bundan sonra takımımız tökezlese dahi taraftarın kendisine açtığı kredi sayesinde rahatça toparlanabilecektir. Elbette tökezlemeden ilerlemek en büyük dileğimiz.

Daha önce kritik eşikleri aşamıyoruz, kilit maçları kazanamıyoruz diyorduk. Bu sene şeytanın bacağını kıracağımız fırsatı elde edeceğimizi umuyorum. Genelde "deplasmanda bir, içeride üç puan" formülü güçleri denk takımlardan oluşan bir ligde bizi şampiyonluğa ulaştırabilir. Yalnız bazı maçlar vardır ki deplasmandan üç puanla dönmek gerekir. Malatya maçını da böyle görüyorum. Maç oynanmadan kazanılmaz, rakibi küçümsememek gerekir. Malatya'da bizimle oynayacağı maçı "çıkış maçı" olarak görüyor. Karşımızda mücadeleyi bırakmayacak genç oyunculardan kurulu bir takım göreceğiz. Bu bizi daha dikkatli olmaya sevketse de bana göre asıl onlar üzerinde daha büyük bir baskı yaratacaktır. Sonuçta bizim de gözünü kazanma hırsı bürümüş gençlerimiz ve usta ayaklarımız var. Takımımızın hafta sonu bu düğümü çözeceğine inancım tam.

Yorumlar

Anonim dedi ki…
Bu maçta rakibi küçümsemek Demirspora en büyük ihanet olur.Böyle fırsatlar çok az gelir çünkü. Malatya eski topçularıyla oynasa kesin alırız derdim fakat şimdi bizim gençler gibi gençlerle oynuyorlar,onlarda mücadele ediyor artık. Laf olsun diğe değil sahadaki mücadeleleriyle rakibi hafife almadıklarını göstermeli topçular.Yönetim ise ciddi bir telkinde bulunmalı.3 puanı alalım sonraki hafta içerde herkese inat özlenen taraftarı bulalım.
Ahmet dedi ki…
Size katılıyorum....
Anonim dedi ki…
Malatya yı yenemessek bu ligin bir anlamı olmaz. malatya 3 galibiyet almış. mutlaka yenmemiz lazım. benim içim rahat 3 gollü bir gelibiyet bekliyorum.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Yeni Sezon Başlıyor

2020-2021 sezonu bizim için bugün başlıyor. Geçen sezon hem alışık olduğumuz hem alışmaktan bıktığımız duyguları yaşadık. Son haftalarda yükselen ivmeyle ilk ikiye girip, beklenmedik bir beraberlikle play-offa kalmamız, sonra finale çıkıp yine son anda hayalkırıklığına düştüğümüz, umutlanıp kahrolduğumuz günler... 2008'ten beri yazdığımız bu blogta, başarıdan ziyade hep üzüntülerden bahsettik. Başarıya gidecek yolun kendimizce güzergahını anlatmaya çalışarak... Yıllar önce çok az kişinin dillendirdiği o noktalar, neredeyse şimdi herkesin fikir birliği ettiği konular oldu. Ama buna rağmen başarı gelmeyince de artık sinirler iyice geriliyor.  Sezon sonunda TFF'nin garabet kararları ile yine tartışmalı günler geçirdik. Düşmenin kaldırılması saçmalığıyla 21 takımlı hale gelen Süper Lig'e play-off finalisti Demirspor alınmalı mıydı? 3. tamamladığımız lig performansı, ligin en çok gol atan takımı olmak, penaltılarla kaybettiğimiz play-off finali gibi  pek çok nesnel gösterge, ill