7 Şubat 2010

Bir Buçuk Saat

Çok büyük volumlü konuşmaktan kaçınırım genellikle. Ama bu maçın göründüğünden daha büyük önemi olduğunu düşünüyorum. Nedenleri niçinleri açıklamak nafile olur, yaşanıp görülmesi lazım belki de.

Bir buçuk saat var maça. Hala en dibe inemedik mi? En dibe inenlerin bir şansı vardır halbuki. Ayaklarını sertçe yere vururlar, süratle suyun yüzeyine çıkmak için destek alılar yerden.

Üç mesele var bu durumda: Birincisi, en dibe kadar indik mi? İkincisi, ayaklarımızı yere vurup yükselebilecek miyiz? Üçüncüsü, suyun yüzeyine varmaya yetecek kadar nefesimiz var mı ciğerlerimizde?

Sorular büyük, sorular hayati. Adana Demirspor bugün hayatta kalma mücadelesi veriyor. Çarpışa çarpışa çırpınıyor. Adı büyük, renkleri büyük, sevenleri çok. Çarpışmak zorunda, çırpınmak zorunda. Eğer bu kulüp bitecekse bilinsin ki vuruşa vuruşa bitecek.

Mücadele ede ede tükenecek.

Ya da bir şeyler değişecek. 15 sene olmayan olacak. Bu şehir tekrar sarılıverecek Adana Demirspor'a, sanki hiç bırakmamış gibi.

Ayağımızı yere sertçe vurmamız için, nefesimizin yetip yetmeyeğini düşünmeksizin bir araya gelmemiz, omuz omuza vermemiz, TEK YÜREK OLMAMIZ gerekiyor. Başka bir Demirspor yok, olmayacak. Yükselmemiz için tek yol var, o da bir arada olmamız! Bugünkü maçın sonucu ne olursa olsun, tek yürek olmazsak, yeni bir düşünce yapısının içine girmezsek, 15 senenin muhasebesini yapmazsak başaramayız.

Ama yaparsak...
Ya yaparsak!

İşte o zaman bu ülkeyi baştan başa maviye laciverte boyarız! Vurduğumuz ayağımızın sesi öyle bir çıkar ki !...

Bu sesi dinletmenin zamanı gelmedi mi !?...

1 yorum:

Onur BİÇER dedi ki...

Dualarımız sizlerle, temiz kalpler sahada gerekeni yapacaktır.