Ana içeriğe atla

Yeni Teknik Direktör Ali Güneş

Yeni teknik direktörümüz Ali Güneş oldu. Ali Güneş bu yıl Çorumspor'da göreve başlamış ancak takımından ayrılmıştı. Güneş'in bu kategoriyi tanıdığını söyleyebiliriz. Başarıları, bizim de bulunduğumuz gruplarda, 2005'te G.Antep Bld'yi ve 2007'de de Boluspor'u şampiyon yapması. 2007'de Boluspor'un büyük bir puan farkı yakalayıp son 5-6 haftada büyük bir düşüş gösterdiğini ancak yine de ligi zirvede bitirdiğini hatırlıyoruz. Boluspor bir üst ligte Ali Güneş'le devam etmemişti. Ayrılık nedeni olarak da son haftalarda futbolcularla yaşadıkları gösteriliyor.

Hoca son birkaç yıldır istikrar sağlayamamış; kısa süreli olarak Büyükşehir Belediye, Alanya ve Çorum'da görev yapmış.

(foto:mackolik.com)

Ali Güneş, Gaziantepli ve Gaziantepspor'da altyapı sorumluluğunun ardından, profesyonel takım kariyerine 1999'da Gaski'de başlamış. Ardından sırasıyla Adıyamanspor, Afyonspor, G.Antep Bld, Karabük, İskenderun Demir Çelik, Boluspor, Diyarbakır Büyükşehir Belediye, Alanyaspor ve Çorumspor'da hocalık yapmış(tff.org.tr).

Ali Güneş'e başarılar diliyoruz. Adana'nın ve Demirspor'un ayak oyunlarından, dalaverecilerinden, kulisçilerinden, yerel basının çamurundan uzak durmasını öneriyor ve umuyoruz.

Yorumlar

göktuğ dedi ki…
Hoca değişikliğinden sonra iki-üç hafta olumlu bir etki olacak sonra işler yine tersine gitmeye başlayacak. Onun için hocanın değerlendirmesine yapmaya gerek bile görmüyorum.

Çok defalar yazdım yine yazıyorum. 17-18 yılda çok hocalar değişti çok futbolcular gönderildi başarı gelmedi. Bu 18 senede hiç düzgün adam gelmedi mi ? Yeter artık hocaları futbolcuları yargılayıp asdığımız. Yıllarca hocaları değiştirdik, futbolcuları değiştirdik, yönetimleri değiştirdik. Olaylara basit bakmaktan vazgeçelim. Demirspor taraftarı çok büyüktür ama Demirspor çok küçük bir zümre tarafından yıllardır yanlış yönlendirilmektedir. Hepimiz biliyoruz hangi hoca gelirse gelsin bu kangrenleri kesip atmadıktan sonra başarılı olamayacağımızı. Onun için hocayı değerlendirmiyorum. Hoca işini iyi yapsada kötü yapsada birileri illa ayağını kaydıracaktır.
Alpaslan KUŞVURAN dedi ki…
Hoca değişikliği bugünkü durumda son derece yerinde bir karardı. Hiçbir transferde payı olmamasına rağmen, Soner Tolungüç'ten daha kötü olmayacağını düşünüyorum. Tecrübesi ile birşeyler kazandırıp play off'a kalırsak güzel olur. Ondan sonrasının zaten cadı kazanı olduğunu ve nelerle karşılaşacağımızı bizde bilmiyoruz. Benim asıl söylemek istediğim kondüsyoner Murat Kol ile ilgili. İki kere çalıştık. İlkinde ara sıra Ankara'dan gelip kondüsyon yüklüyor ve geri gidiyordu! Tuncel'in ilk başkanlık dönemiydi ve küme düştük. Her gelişinden sonra takım sahada yürüyemiyordu. En sonunda sistemin yanlış olduğuna (arada bir gelip yüklemenin) karar verildi ama iş işten geçmişti! Bunu anladığımızda Dardanel'e 4-0 mağlup olmuştuk. Hem de hafta boyunca idmanı izletip takımın bütün taktiklerini teknik direktör İbrahim Uzunca'ya verdiğimiz halde (taktikler maçta uygulandı). O dönem takıma ne kadar kondüsyon yükledi bilmem ama cebine epey para yüklemişti. İkinci gelişinde yöneticileri aynı hataya düşmemeleri konusunda uyarmıştım ama ne kadar çalıştılar, ne kadar uyuldu hiç hatırlamıyorum. Oldukça iyi mürekkep yalamış, beyefendi bir kişi intibası da bırakmıştı bende. Umarım bu sefer tecrübe edinmiş bir halde ve tam zamanlı olarak gelmiştir. Takımımıza da başarı getirir. Bir de resmi sitedeki açıklamada yer alan "100 metreyi 18 saniyede koşan oyuncularımız" ifadesine kafam takıldı. Spor yapmayalı uzun süre oldu ama yıllar önce girdiğim sınavda atlet olmamama rağmen 100 metreyi 12 saniyede koşmuştum. Bu süre bana çok uzun geldi.
Velhasıl kelam; Teknik direktörümüz ve kondüsyonerimiz camiamıza hayırlı uğurlu olsun.
yavuzy dedi ki…
Benim de kondisyoner konusunda şüphelerim vardı ama birşey yazmak istemedim. Adana dışından gelenlerin yanına, Adana'dan/camiadan birilerini getirme adetine son vermemiz lazım. Çünkü çoğu zaman o "bilen adamlar" yüzünden başlıyor sorunlar.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sezon Değerlendirmesi-II

 Oyuncular üzerinden bu sezona bakacak olursak, öncelikle yaz transferlerinde ses getiren Balotelli ve Belhanda ikilisinden başlamak gerekli sanırım.  Balotelli bütün tacizlere, önyargılara ve maç içinde hakemlerin veya rakip oyuncuların kışkırtmalarına rağmen verimli bir sezon geçirdi. Son haftadaki patlamasıyla beraber hem takımı hem ligin en golcü oyuncularından oldu. 18 lig ve 1 kupa golüyle iyi bir performans sergiledi. Golleri dışında da atakları yönlendirmesi, şut tehdidi ve rakip savunmayı yıpratmasıyla iyi bir forvetin yapması gerekenleri büyük oranda yaptı. Ama Malatya maçında olduğu gibi çok pozisyon kaçırdığı maçlarda da canımızı sıktı.  Belhanda ile ilgili duygularımı önceki yazılarda belirtmiştim. En son GS maçındaki yaptıklarıyla iyice gözümüzden düştü. Transfer olduğunda 10 gole ulaşsa yeter diye düşünüyordum; çok uzak kaldı o beklentiden. Onun dışında maç içindeki pas tercihleri, istikrarsızlığı ile bu sezonun en büyük hayal kırıklığı oldu diyebilirim. Benzer şekilde A

Adana Demirspor: 3 - Sivasspor: 0

Geçen sezonun tersine bu yıl süper bir başlangıç yaptık; üçer gollü, iki de iki. Geçen sezon Giresun'a karşı deplasmanda, Sivas'a da içeride can sıkıntısı yenilgiler almıştık. Onları da düşününce ayrı bir güzellik oldu... Böylece ilk kez Süper Lig'e iki galibiyetle başlamış olduk. Pazartesi maçlarıyla kesinleşecek olsa da yine ilk kez Süper Lig'te birinci sırayı gördük.  Takım cumartesi akşamı makine gibi çalıştı. Oyunu sürklase etti. Genelde sezon başı klişelerinden olan "henüz takım oturmadı/hazır değiliz" mazereti bu sene bize uğramamış oldu. Aynı teknik adam ve tamamen değişmemiş kadronun bunda payı büyük. Vargas'ın yokluğunda 11'e yerleşen Belhanda şansını iyi kullanıyor. Onyekuru-Akintola ile desteklenmiş hücum hattı iyi işliyor. Genelde maçlarda gol yeriz ama bu kez rakibe kaleyi kapattık, o açıdan da iyi bir performans oldu.  Geçen sezondaki çıtayı yukarı taşımak için mücadeleye devam!

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir