Ana içeriğe atla

Bu Şekilde Gelmeyiniz...

Konu Selahattin AYDOĞDU'nun başkanlığı.

Başka bir takımı tuttuğu, başka bir takımı da tuttuğu söyleniyor hep. Demirspor'umuzun şampiyonluğun kıyısından döndüğü zamanlarda, onun başka bir takımın şampiyonluğunu kutladığını gören çok kişi var.

Türkiye Kupası'nda eşleştiğimiz malum takımı özlediğimizi ilk dile getirenlerdendi.

Bir diğer ifade ile Demirspor'u küçük düşürme kervanına katılanlardandı. Ancak o zaman önemli değildi bu küçük düşürüş. Ne de olsa takımın yönetim kadrosunda değildi. Şimdi başkanlığa aday.

Demirspor'u küçük düşüren takıma başkan adayı olabiliyor. Ne gülünç, ne üzücü.

Öte yandan dillendirilmeye başlandı; kendisi şununla içli dışlı, şununla samimi, şöyle çevresi geniş, şöyle ünlü vs.

Demirspor bu kadar küçük takım ya. Çevreye biat etsin, ünlülüğe biat etsin, ilişkilere biat etsin. Benim içime sinmiyor.

Adana Demirspor'a yöneticilik yapacak kişinin dik olması lazım, dik durması lazım, korkmaması, eğilmemesi lazım. Ne mevcut yönetimde ne de mevcut adayda bu nitelikleri göremiyorum.

Gelecekseniz durumunuzu, görüşünüzü değiştirin gelin. Benim duruşumu elimden alacaksanız gelmeyin. Ben kulübümün kapanmasından korkmuyorum. Ben kayyumdan da korkmuyorum. Çok iyi biliyorum ki; bundan aslında sizler korkuyorsunuz. Çünkü elbirliği ile kulübü dara sokuyorsunuz. Ama ben kayyumdan ümitliyim. Bu şekilde gelecekseniz gelmeyiniz.

"Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu
Birinciliği mavi ile laciverte verdiler."

Sayenizde.

Özdemir ASAF'tan uyarlamadır. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ