Ana içeriğe atla

Güzel Bir Pazar Günü...

Güzel bir gün oldu; güzel bir deplasman... Aslında böyle olmalı, rahat gidip, rahatça izleyip, rahat rahat dönmeliyiz. Bu bir istisna olmasın!

Beyazlar içinde Ankara'dan yola koyulduk. Uyku mahmurluğu ile kar beyazı birbirine karıştı. Belki de bu güzel pazar günü bu karışımın bir ürünüydü.



Ankara kar altındaydı ama Körfez tam tersine... Güneş bizim üzerimize parladı. Adana'dan 3 otobüs taraftar, İstanbul'dakiler ve bizden gidenlerle, birbirini tanıyan güzel bir kalabalık vardı.




Pankartı asıp tribünde yerimizi alırken maçın başında golü attık, herşeyin farklı olacağı daha buradan belliydi.






İlk yarı onların baskısıyla geçti ama oyunu tutmayı başardık. Erçağ'ın erken sakatlanması hücum işlerini etkiledi. Takımın forvetsizliği çok büyük sorun.

İkinci yarı rakibe alan bırakmadık. Arkadaki boşlukları iyi değerlendirsek başka goller de gelebilirdi. Özellikle son dakikalarda net pozisyonlar kaçırdık.

Maç sonu, futbolcularla karşılıklı ADS çekildi; keyifler yerindeydi.
Takım derli toplu görünüyordu. Futbol oynamaya istekliydi. Soner takımın en iyisiydi diyebilirim. Yenilerden Necati ve Soner yeni takımlarında sırıtmadı.


Uzun süre sonra bir deplasmandan galibiyetle dönmek! Ne güzel...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beşiktaş: 3 - Adana Demirspor: 3

 Demirspor bu; her an her şey mümkün. Oyuncular değişse de hem dibe vurup hem son saniyeye kadar heyecan yaşatmak geleneği değişmiyor.  İstanbul'da İnönü'de 3-0'dan maç çevirmek büyük iş. Takımın gerçek gücünü gösterdiği, belki de sezona merhaba dediğimiz maç oldu... Balotelli beklediğimiz patlamayı yaptı; İstanbul' da olması tesadüf değil. İlk yarıda acemice hatalar, Sinan ve Ferhat'ın dağılması, rakibin dalga dalga gelişini durduramamak can sıktı. Aslında kötü değildik ama rakip çok iyi başladı. İkinci yarı başında 3. Golü de yiyince moraller bozuldu. Ama işte Demirspor bu! Yaptı yapacağını... Rakibin oyuncu değişikliklerini lehimize çevirdik. 60. Dakikadan sonra Vargas ve Balotelli'nin şutları son dakikaya kadar umudu taşıdı. Assombalonga'nın dokunuşuyla 1 puana uzandık. Tebrikler, teşekkürler takım; devamı gelsin... 

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ

Karagümrük: 4 - Adana Demirspor: 0

 Kötü başladığımız lige daha da kötüye giderek devam ediyoruz. Çok net bir yenilgiyle gerçeğin tokatını yedik: Sorun Samet Aybaba'da değildi.  Balotelli'yi kontrol altında tutsun diye gelen İtalyan hoca, 15 günde takımı daha iyi hale getirmek yerine tamamen dağıtmış. Çok kötü bir oyunla farklı bir yenilgi aldık ve umarım bu alınan yanlış kararların geri dönüşü için bir dönüm noktası olur. Bir kişinin keyfiyle takım yönetilmez!