Ana içeriğe atla

Adana'ya Stadyum!

5 Ocak kutlamasını böyle yapalım, hem nostalji hem gerçek...

Okuyucularımızdan Gökhan Arıkan'ın gönderdiği fotoğraf; 20 Kasım 1936 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nden... Diyor ki; Adana'da, Ankara'dan sonra bugünkü Türkiye'mizin hiçbir yerinden olmayan bir esek olacaktır.


1922'de düşma işgalinden kurutlan Adana, kısa sürede ülkenin merkezi noktalarından biri haline gelip, bu tip projelerin ev sahiplğini yapabiliyordu.

Kültürel yaşantıları kadar stadyumlarıyla da bizi geçen birçok şehrin varlığını hatırlayacak olursak, ne nüktedan bir anı! Şimdilerde bırakın gerçekliği, projesi bile hayal. Ne Adana milletvekilleri, ne de bu kentin yöneticileri bu tip girişimler için kıllarını kıpırdatmıyor. 2013'te yanıbaşımızda gerçekleşecek Üniversite Oyunları ile birlikte bu geriliğimiz daha da belirginleşecek.

Kurtuluşumuz 90. yılı kutlu olsun, darısı yeni yüzyılda yeniden kurtulmaya, dahası Adana Demirspor'un kurtuluşuna...

Yorumlar

Onur BİÇER dedi ki…
Dün itibarıyla Adana'ya yeni bir stadyum yapılacağına ilişkin haberler düştü medyaya. Ben bu tür projelerin kenti iyileştirmek amacıyla değil, rant yaratmak amacıyla yapıldığına inanıyorum. Şöyle ki; zaman zaten gösterecek, yapılacak olan yeni stat eski stadın yerine inşa edilmeyecek. Eski stat yıkılacak ve maddi anlamda son derece değerli olan bu arsadan gelir elde edilecek. Stadyum ise görece şehrin dışına bir yere inşa edilecek ve bu yerin de rayici yükselecek ikinci rant yaratılacak. Şehre ikinci bir stat yapılması şehre hizmettir ama yıkarak yapmak bence gerçek anlamda hizmet değildir. Zira statla birlikte anılar da moloz yığını altında kalacaktır.
yavuzy dedi ki…
Yeni stat konusunda ben de çekimserim; bu işin rantı, estetik değeri, tarihi ve kültürel değeri her zaman hesaba katılmalı.

Yazıda kastettiğim, 90 yıl içinde, dönemin ilerisindeki bir kent ile gerisinde kalmış bir kent arasındaki farka dikkat çekmekti.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

İlk taşı günahsız olanınız atsın

 Bugüne kadar ülkede temiz kalan nadir bir şeyler varsa o da Demirspor'un yıllardır verdiği azimli mücadelesidir. Mayıs ayında hatırladığınız Demirspor, bugün de 3-0 kazanarak yola devam etti. Geçen yıl 70 gol barajını geçen takım bu yıl da 60'ı devirdi bir maç kala. Gidin İstanbul takımlarınızın derdine düşün! Ligin sonunda kendi takımlarınız iddiasını kaybedince Demirspor'u hatırlıyorsunuz. Defolun gidin buradan... Bugüne kadar Demirspor başkanları hiçbir zaman solcu olmadı. Ama hiçbir başkan Demirspor tribünün onayını almadan hareket edemedi, tribünün onayını almadan başkan olamadı. Olunca da kısa sürede istifa etti.  Demirspor tribünleri de biz solcuyuz demedi ama halkın, emeğin, ezilmişin yanında yer aldı. Emek verdi pankart yaptı, deplasmana koşturdu, takımını başarı için desteklemedi. Kendisine destek verene sahip çıktı.  Demirspor Süper Lig yolunda bir maç kala lider ve bunu sadece ama sadece kendi emeğiyle gerçekleştirdi. Şimdi ilk taşı günahsız olanınız atsın!