Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Cüneyt Hoca'yla İlk Yenilgi

 2020'yi yenilgiyle kapattık; covid nedeniyle ertelenen İstanbulspor maçında öne geçmemize rağmen 3-1 kaybettik. Bu sezon ilk kez gol attığımız maçta yenildik. İkinci devrenin hemen başında Chedjou'nun kırmızı kartı ve ilk yarıda 1-0 öndeyken Emircan'ın karşı karşıya kaçırdığı pozisyon da bu noktada etkili oldu. İlk yarının son maçında Menemenspor ile oynayacağız, onu kazanıp ilk 6 içinde kalmamız gerekiyor. Şuanda ilk 6'da olan takımlardan sadece Tuzla'yı yenip Samsun ile berabere kaldık. Puanları görece zayıf takımlardan topladık. Cüneyt Hoca ile yaşanan hava değişikliğinin etkili olması için bu ortadaki maçları kazanmamız gerekli. 2020'yi yine bir play-off finalini kaybederek geride bıraktık. Artık bu sezon bu durumlara düşmeyelim. Açık bir şekilde söylemek gerekirse bu sezon play-off'a kalma, net bir başarısızlıktır. Tek hedef, ilk iki olmalı.

Demirspor 80 Yaşında!

80 yaşındayız! Cumhuriyet değerleriyle örtüşecek şekilde, kamucu hedeflerle, bir kişiyle değil hep birlikte! Birlikte yapalım, birlikte yönetelim, bizim çocuklar yapsın, çalışsın, başarsın diyen bir camia... Adana'yı gururlandıran, Çukurova'nın övünç kaynağı, pek çok kulübe de ilham veren, hatta bizzat adını veren bir spor kulübü. Cenup Yıldızı! 75. yılda Onur Biçer, Demirspor tarihine ve arşivine dair çalışmalar yaparken aslında 28 Aralık değil farklı bir tarihin kuruluş günü olması gerektiğini belgeleriyle bulmuştu, ancak bir şekilde resmi kayıtlarda 28 Aralık devam ediyor.  http://www.adanademirspor.net/2015/12/75-yasndayz.html 70. Yılda da bugüne kadar tek örneği olacak şekilde gurbette bir söyleşiyle Demirspor'un kuruluşunu kutlamıştık; onu da eski kayıtlardan çıkarıp hatırlayalım:  http://www.adanademirspor.net/2010/12/70-ylmz-soylesiyle-andk.html http://www.adanademirspor.net/2010/12/soylesiden-notlar1.html Bu yıldönümünü de alt liglerde kutlasak da Demirspor tarafta

Cüneyt Hoca Dokunuşu

 Bu kez ufak bir dokunuş, bildiğimiz isimden geldi; bilindik bir hamle. Cüneyt Dumlupınar, takımın başında çıktığı iki maçta farkını gösterdi. Önce hafta içi, 2008'ten sonra bir kez daha, Trabzon'u kupada yendik. Orada penaltı şansımızın da geri döndüğünü umuyorum. Bugün de, yine hafta içi sayılır, şu anda ligin lideri Tuzla'yı net bir oyunla ve skorla yendik. İlk yarıda gelen 3 golle...  Tabii ki hoca değişiklikleri genelde ilk birkaç maçta olumlu etki eder. Belki gelecek haftayı da beklemeliyiz daha net konuşmak için. Ama hemen hemen aynı kadro ile bambaşka bir oyun oynanabileceğini gördük. Sadece ileri doğru biraz daha hamle... Zaten gol atabilen bir takımız; önemli olan bunu teşvik etmek. Puan alamadığımız maçlar, gol atamadığımız maçlar oldu.  Geçen 12 hafta, sadece Ümit Hoca'nın kabız oyunu nedeniyle değil Başkan'ın onca eleştiriye rağmen ısrarından vazgeçmemesiyle heba edildi. Başabaş giden bu ligte kaybedilen her puanın ne kadar kıymetli olduğunu daha geçen

Kriz

Dünkü Giresun yenilgisiyle Demirspor'da yeni bir kriz başladı. Teknik direktör Ümit Özat istifa ederken/ettirilirken geçen yıl bizi play-off'a taşıyan ve sezon başı hazırlığında yer alan Cüneyt Dumlupınar yeniden göreve getirildi; futbolculardan Volkan Şen ve (önce gönderilip sonra sezon başlayınca geri getirilen) Erkan Zengin'den kulüp bulması istendi; menajer Metin Korkmaz'ın takımla bağı kesildi ancak hala yönetim kurulu üyesi.  İşin özeti, sezon başında kurulan takım ve onu kuran vizyon çatırdadı. Şu anda o bağı kuran tek unsur, Başkan'ın varlığı. Ancak o da tartışılıyor. Çünkü bu son hamleleri, sezon başından beri ona yapılan önerilerin toplamıydı; takımda işlerin kötü gittiği defalarca belirtildi ancak o hatasında ısrar etti ve şimdi birden keskin hamle geldi. Başkan'a verilen destek, son dönemlerde kimseye verilmedi. Maddi gücüne rağmen başarı gelmedi. Siyasal pozisyonu, iş hayatı içindeki onca tartışma Demirspor'un imajını sarssa da takımın başarısı

Aynı Demirspor

Adana Demirspor, aynı Demirspor. Futbolcuların saha dışındaki ayak oyunları, sahada olmayan kafaları, teknik direktör-futbolcu uçurumları, siyasi ve parasal güce sahip yönetime destek ama onların yanlışlarda sürekli ısrarı...  2008'ten beri yazdıklarımızın üzerine, bu sezonki 5 yazımdan alıntılar: "Yönetim kurulu diye bir şey yok. Tek bir kişinin, yanındaki menajerle beraber kişisel kararları var. Bu kararlar geçen sezon başında çok tartışmalıydı; sonra toparladılar ve yaptıkları hamleler işe yaradı. (...)  Yaşlı futbolcuların en iyi yapığı şey, bu operasyonlar. Geçen yıl bizi son ana kadar taşıyan yaşlı grubun bu yıl neler yapacağı tartışmalı." "Takım içi uyum, arkadaşlık, saha dışı ilişkiler, yıllardır bildiğimiz gibi, her zaman saha içindeki 90 dakikadan çok daha önemli. Dışarıda neler oluyor? Takımın havası nasıl? Hafta içi antrenmanlar, takımın kalitesini artırıyor mu yoksa sadece ter mi atıyorlar?" "Beklediğimiz Demirspor hala yok ortada.  (...) Şapka

Yalçın Çetinkaya: Çelişki

 Takipçilerimizden Yalçın Çetinkaya'nın (@yyalcin1940) yazısını yayınlıyoruz: Mavi camia olarak Süper Lig özlemimizin 26. yılındayız. 26 senedir gelmeyen şampiyonluk, travma yaratan maçlar, kaybedilen finaller bir taraftan; kötü yönetimler, alt ligler, maddi sıkıntılar diğer taraftan bizleri "sabır taşı olsa çatlardı" noktasına getirdi. Buna rağmen taraftar olarak, bazen kırık notlarımız olsa da, desteğimizi hiç esirgemedik; inancımızı hiç kaybetmedik ve ülkenin en iyi, en tutkulu  tribünlerinden biri olduk. Murat Sancak başkanlığında üçüncü yılımızdayız. Altyapı ve tesisleşme hamleleri, reklam ve sponsorluklar, transferlerin zamanında yapılması, geniş kadro, futbolcu ve çalışanların maaşlarının gecikmemesi gibi şeyler uzun süredir özlemini duyduğumuz konulardı. Ayrıca Başkan'ın ciddi bir zamanını Demirspor'a ayırdığı da bir gerçek. Kurumsallaşma adına atılan bazı adımlar bizleri mutlu etse de bunlarla çelişen başka adımlar kafamızda soru işareti yaratıyor. Başkan

Takım Değiliz

Geçen hafta zayıf Eskişehir karşısında yine boşa harcanan bir yarı ve 1-0 geriye düştükten sonra rakibin oyundan düşmesiyle çevrilen maç vardı. Bu hafta daha diri rakip karşısında bu yapamadık; yediğimiz gole cevap veremedik. Eskişehir maçının oyun çeviren dokunuşları, Yunus Akgün ve Emircan bu hafta 11'deydi. Yunus'un hareketli oyununa karşı Emircan'ın hayalet gibi gezdiğini söylemek mümkün. İkinci yarı yine Volkan Şen ve Pa Dibba tercihlerine dönülse de takım ritm yaratamadı. Erkan Zengin'in son dakikada kaçırdığı penaltı, günü kurtarmamızı engelledi. Salgından nasibini alan takım, İstanbul maçına çıkamamıştı; sonra Milli maç arası geldi. Bu süreçte doğru düzgün antreman yapılmadığı malum. Geniş kadronun yararını kupa maçında gördük ama hiçbir maça aynı kadroyla çıkamıyoruz, takımın beraber oynama alışkanlığı oluşmuyor. Kaliteli ayakların yarattığı farkın dışında takımın birlikte bir görünümü yok. Kısacası, takım değiliz. Açıkçası takımın herhangi bir planı, oyun düze

İtalyan Dokunuşu

Şapkadan tavşan çıkararak, anlık kişisel performanslarla ayakta kalmaya devam ediyoruz. Geçen hafta Mehmet Akyüz'ün kaleyi bulan 3 şutunun da gol olmasıyla hat-trick'i Bandırma deplasmanında rahat gibi görünen bir galibiyet almamızı sağlamıştı. Halbuki sahada doğru düzgün bir oyun yoktu.  Bu haftaya kadar oynadığımız takımlar ligin görece zayıf takımlarıydı ve kaliteli ayaklarımızla takımın vasat oyunu fazla bir puan kaybına neden olmadı. Ancak bu hafta ilk kez şampiyonluğa oynayan Samsunspor'la karşılaşırken takımın tıkanık oyunu iyice belli oldu.  İlk İtalyan oyuncumuz Lanzafame'nin ilk golüyle 1 puanı kurtardık. Son 5 dakikalarda oyuna giren ve bu maça kadar Bolu maçındaki kafa vuruşu kadar topla doğru dürüst temas etmeyen Lanzafame bugün kritik bir gol attı. Uzatma dakikalarında, Litvanyalı kalecimiz Zubas'ın kurtarışı da aynı derecede önemliydi. Yabancı katkısının bu ligte çok önemli olduğunu daha önce söylemiştim. Janoseviç ve Pawelek'ten sonra 1. ligteki

Toparlanma?

Milli maç arasından sonra iki maçlık periyotta önce Altay'a deplasmanda 1-0 yenildik sonra hafta içi Ümraniye'yi içeride 4-2 yendik. Öncesindeki A.Ş. maçıyla birlikte iki maçta gol atamamış ve durgun takımın 4 golle toparlanması iyi. Ama açık ki 2-0'dan 2-2'ye gelen maçta Erkan Zengin etkisi maçı kopardı. Bu oyuncunun transfer sezonu biterken takıma katılması, uzun süre takımdan ayrı kalmasına rağmen önce yedek sonra 11'de sahaya çıkması eleştirilebilir. Ancak Volkan Şen'in de yokluğuyla beraber takımın topu ileri taşıyamama hali açıktı. Takımın büyük oranda değişmeyen kadrosu ve geçen sezonun sonlarındaki üçer dörder gollü galibiyetleri özleme haliyle birleşince Ümit Özat'a yönelik eleştiriler arttı. En nihayetindeki elindeki kadronun hakkını veremediği düşünülüyor; haklı bir eleştiri... Ama Ümit Özat'ın bunu yapacağı geçen seneden belliydi; hocanın bir oyun mentalitesi var ve onu uygulamak istiyor. Geçen seneki 3 maçlık periyodun ardından kovulduğunda

Beklediğimiz Demirspor Hala Yok

Geçen yazıda transfere ihtiyaç olduğunu yazmıştım; Süper Lig tecrübeli oyuncular takıma katıldı. Lig başladıktan sonraki transferlerin uyum göstermesi hep zaman alır. Geçen seneki etkiyle ilk 4 hafta devam ettik. Mehmet Akyüz'ü topla buluşturup onun yeteneğiyle ayaktayız. Pa Dibba kalitesi yabancı açığımızı kısmen kapatıyor. Orta sahada Erkan Zengin yokluğunu kapatmak zor olacak.  Takımda kumaş ve istek var ancak bunu koordine edecek isim, teknik direktör. Ümit Özat geçen sene olduğu gibi, her maça farklı 11'le çıkıyor. Yine geçen sene onun dönemindeki gibi kısır bir takım görüntüsü var. Rakipler bu haftaya kadar geri çekildi ve biz de topa sahip olup pozisyon bulsak da kadronun gösterdiği rahat maç beklentisi hala gerçekleşmedi.  Son olarak, normalde 2. Ligte olması gereken şehrin şirket takımıyla karşılaştık ve kötü bir oyunla beraberliğe razı olduk. Rakibin oynatmamaktan başka derdi yoktu zaten.  Sonuçta beklediğimiz Demirspor hala yok ortada. 

Yeni Sezon Başlıyor

2020-2021 sezonu bizim için bugün başlıyor. Geçen sezon hem alışık olduğumuz hem alışmaktan bıktığımız duyguları yaşadık. Son haftalarda yükselen ivmeyle ilk ikiye girip, beklenmedik bir beraberlikle play-offa kalmamız, sonra finale çıkıp yine son anda hayalkırıklığına düştüğümüz, umutlanıp kahrolduğumuz günler... 2008'ten beri yazdığımız bu blogta, başarıdan ziyade hep üzüntülerden bahsettik. Başarıya gidecek yolun kendimizce güzergahını anlatmaya çalışarak... Yıllar önce çok az kişinin dillendirdiği o noktalar, neredeyse şimdi herkesin fikir birliği ettiği konular oldu. Ama buna rağmen başarı gelmeyince de artık sinirler iyice geriliyor.  Sezon sonunda TFF'nin garabet kararları ile yine tartışmalı günler geçirdik. Düşmenin kaldırılması saçmalığıyla 21 takımlı hale gelen Süper Lig'e play-off finalisti Demirspor alınmalı mıydı? 3. tamamladığımız lig performansı, ligin en çok gol atan takımı olmak, penaltılarla kaybettiğimiz play-off finali gibi  pek çok nesnel gösterge, ill

Play-off Final / Adana Demirspor: 5 - Karagümrük: 6

Yine bir hayalin kenarından döndük... Denedik ve daha iyi yenildik.  2008'den beri yazıyoruz blogta; bi tek 2012'de şampiyonluk şarkıları söyledik. Onun dışında hep hayaller, hedefler, ilkeler, daha güçlü bir camia olmak için öneriler sunduk, düşündük. Bu maçta istediklerimize ulaşmış olmayı istedik. Sevinçlerin daha büyüğü, daha güzeli olsun istedik. Acıların daha büyüğü ve daha derini oldu. "Olsun, canın sağolsun, dün neysen bugün de osun..." Seviyoruz işte var mı diyeceğin! 

Play-Off 2. Maç / Adana Demirspor: 4 - Bursaspor: 1

Vura vura dağıta dağıta finale çıktık! Ayağına sağlık herkesin... Erkan'ın penaltısının ardından Rassoul, Berk ve Mehmet Akyüz'ün golleriyle darmadağın ettik rakibi.  Sezonda Adana'daki maçla aynı skor oldu. Finaldeki rakip, ilk maçtaki dezavantajlı skora rağmen deplasmanda kazanan Karagümrük oldu. Ligte iki maç da berabere bitmişti.  Gol atıyoruz, yeter ki az yiyelim. Hem camia olarak deneyimliyiz, hem deneyimli oyuncularımız var; bu ikisini birleştirmek gerekiyor. Bugüne kadar deneyimli/yaşlı oyunculardan dilimiz yanmıştı, bu kez yüzümüzü güldürsünler istiyoruz.

Play-Off 1. Maç / Bursaspor: 0 - Adana Demirspor: 0

Play-offun ilk maçında ağırlıklı olarak ikinci maçı düşünerek oynadık gibi görünüyor. Kontra toplarla gol arayan deplasman ekibiydik; ilk yarıda da net pozisyonlarımız var. Bir süredir 11'de başlamayan Berk Yıldız'la hücumda fırsatlar kovaladık. Bursa ise Seleznov'un sahte penaltı arayışları ve yan toplara odaklanmış gibiydi. Onların da kornerden net pozisyonları var. Kurtuluş bu kez hata yapmadı ve şans da yer yer yanımızdaydı.  Bu sezon Eylül'den bu yana ilk kez 0-0'lık bir maç yaşadık; sezona arka arkaya golsüz beraberliklerle girmiştik. Tabii ilk yarıdan bu yana çok şey değişti, ikinci devrede bolca attığımız-yediğimiz maçlara göre farklı bir skor oldu. En son gol atamadığımız maç, Aralık ayındaki Altay deplasmanıydı. Gol yemediğimiz son haftaki İstanbulspor maçı dışında önceki 16 maçta gol atıp ve yemişiz. Gol yemediğimiz son maç ilk devredeki yine İstanbulspor maçıydı. Pazar günü bu sezon ikinci devredeki yediğimizden çok atma halini sürdürürsek, kısacası kaza

Adana Demirspor: 3 - İstanbulspor: 0

İlk iki olmadı, yine playofflara kaldık. 5. Kez olunca başarı gibi hissetmiyoruz artık. Hele ki iki senedir "büyük oynayan" yönetimi görünce... İlk kez üçüncü olarak playoff potasında kalıyoruz. Pandemi sonrası tek beraberliğimiz bize pahalıya mal oldu, toplamda son yedi maçta tek beraberlikti. Aslında ilk yarının sonuna göre çok iyi durumdayız ama yükselen trendi burada tamamlayamamak üzücü oldu. Belki de Erzurum galibiyetine çok sevindik... Umutlandık ve üzüldük... Bir yandan da çok keyifli takımız. 8 yıldır 1. Ligteyiz ve her sene ya çıkmaya ya düşmeye oyunuyoruz, boş sezonumuz yok. Altay beraberliği kadar, iç sahada kaybettiğimiz Menemen, Eskişehir maçları; pandemi öncesi Akhisar maçı bugünkü hayalkırıklığının asıl nedenleri gibi görünüyor. 

Ümraniye: 2 - Adana Demirspor: 3

Deplasmanda kazandık ancak Altay beklediğimiz puanı alamadı. 10 maçtır kaybetmeyen, her maçta gol atan ve 5 maçtır içeride kazanan Altay, bu maçta gol atamadı ve kazanamadı.  Biz de 2si penaltıyla 3-0 yaptıktan sonra yine işi zora soktuk ve kalp krizlerine sürüklendik. Bu sene çok atıp çok yiyoruz. Neyse ki yediğimizden çok attık. Geçen hafta hariç... Şimdi gelecek haftayı bekleyeceğiz. İlk devre iç sahada kaybedilen Menemen ve Eskişehir maçları şimdi çok daha değerlendi. 

Adana Demirspor:2 - Altay:2

Bu kez kritik maçı kazanamadık ama 10 kişi kalmamıza rağmen de yenilmedik. Kazansak çok rahatlardık ama Demirsporlu rahatlamaz! Yine son haftaya, son ana kadar gidecek bir heyecan olacak.  İki hafta önce Adil'in yaptığı sorumsuzluğu bu hafta Traore yaptı ve takımı 10 kişi bıraktı. Geçen haftanın tersine 1-0 öne geçip 2-1 yenik duruma düştük ama neyse ki erken reaksiyonla beraberliğe getirdik maçı. Haftalardır yenilmeyen ve içeride kazanıp dışarıda berabere kalarak iyi bir seri yakalayan Altay, serisini sürdürdü. Süper Lig'te son Altay ile oynamıştık Mayıs 1995'te, bu da 1.ligteki son maçlardan biri olsun...  Haftaya Altay-Erzurum maçının olması avantaj ve bizim Ümraniye deplasmanında kazanmamız lazım.

Erzurum:1 - Adana Demirspor:2

Bu kez oldu, kritik bir maçı aldık. Bu sezon ilk kez dört maçlık seri yaparak mutlaka kazanmamız gereken bir maçı kazandık. İlk ikiye girdik. Yıllardır bu eşikleri atlamakta zorlanıyorduk. Takım havaya girmiş, maç çevirmek bunun net göstergesi.  Volkan Şen futbola geri dönmek için bu seneyi, bizi seçti. Diğer tüm oyuncuların da eline ayağına sağlık. Bu sene olmadık maçlarda puan kaybederek hayal kırıklıkları yaşatsalar da son düzlükte yüzümüzü güldürdüler. Darısı diğer maçlara, aynı havayı bozmadan, denizi geçip derede boğulmadan, yılların özlemini giderelim. 

Adana Demirspor:4 - Giresunspor:2

İçerideki iki maçta 6 puan alarak asıl hedef olan Erzurum maçına gidiyoruz. Hafta içi mesaisinde bu düğüm çözülür büyük oranda. Hayırlısı... Takım havaya girmiş görünüyor. Maç öncesi Cüneyt Hoca'nın "sezonun finali önce bu maç" demesi dikkate değerdi. Öyle oldu. Hem Rassoul'un hem Traore'nin bu sezonki ilk gollerine Dibba ve Volkan Şen eklendi. Giresun diyince akla 2007 Bursa finali gelir; o maçın acısını nice 4 golle almak mümkün değil ama yine de elden ne gelirse o kadar atmak iyidir. 

Adana Demirspor:2 - Osmanlıspor:1

Küresel salgın nedeniyle verilen uzun aradan sonra ilk maçtan galibiyetle ayrıldık. Bu maçın zor olması normaldi. Bir nevi sezonun ilk haftası gibi... 6 maçlık kısa bir sezon olacak. İki teknik direktör değişikliği sonrası, artık oturmuş kadro içi ilişkilerle sanki hedefe kitlenmiş gibi bir havamız var. Verilen ara, ardından hazırlık süreci, bize iyi gelmiş gibi. Ara öncesi son maçta, ilk maçta içeride yenildiğimiz Eskişehir'i deplasmanda yenmiştik. Öncesinde ise Akhisar maçı, kalpkırıcıydı. Son blog yazısında da o maça dair (takım içi dengeler ve yönetimin tek taraflı müdahaleleri) eleştirileri dile getirdim. Demirspor'un karanlık girdaplarında neler döndüğü belli olmuyor. Bu seyircisiz maçta, Erkan Zengin'in de yokluğunda öne geçsek de 10 kişi kalıp beraberliğe düşünce sinirler gerildi. Rakip düşme potasında olunca onlar için 1 puan iyiydi. Ancak eksik olmamıza rağmen mücadeleyi bırakmayan takım, bu senenin  X faktörü Mehmet Akyüz'le sonuca gitti.  Sonuçta Cumhuriyet&

Adana Demirspor: 2 - Akhisarspor: 3

Hafta sonu ve hafta içi mesaisinde 1 puan toplayabildik. Deplasmanda Karagümrük ile 2-2 berabere kalmak iyi sayılabilir ama kendi sahamızda Akhisar'a yenilmek, tam anlamıyla fırsat tepmek oldu. Hem de ilk ikideki Hatay ve Erzurum'un yenildiği haftada... Bu iki takım da teknik ekip konusunda sıkıntı yaşıyor ama bir şekilde ayakta kaldılar. Yenildiğimiz Akhisar da teknik direktör değişikliğinden sonra, Ocak ayından beri Yılmaz Vural ile yola devam ediyor ve daha geçen sene bize şampiyonluk sözü (!) veren Yılmaz Hoca, bu sene neredeyse şampiyonluktan edecek bir darbe vurdu. Akhisar maçına Cüneyt Dumlupınar'la çıktık ve sezon sonuna kadar onunla devam edeceğiz gibi görünüyor. Zaten takımın ve yönetimin içindeydi. Yardımcısı da eski futbolculardan Volkan Arslan oldu. Akhisar maçında özellikle savunma hattındaki değişiklikler dikkat çekti. Karagümrük maçının son bölümlerinde rakibe verilen net pozisyonlar can sıkmıştı; 1 puan o yüzden iyi sayılabilirdi. Zaten her maç gol yiyen

Adana Demirspor:1 - Hatayspor:1

Memleket gündeminde yeniden savaş, şiddet, gencecik hayatların solması, şehitler ve acılı aileler var. Bütün eğlence hayatı dururken sadece futbolun devam etmesi ayrı bir muamma. Yağmurlu havada tribünleri dolduran onbinlerin önünde, mağlubiyetten beraberliğe çevrilen önemli bir puan. Bu maça dair yazacaklarım bu kadar.

Menemenspor:2 - Adana Demirspor:3

Hafta içi mesaisinde yine bol gollü bir maçta deplasman galibiyetiyle dönüyoruz. İlk yarıda kendi sahamızda yenildiğimiz Menemen'i bu kez 2-0'dan gelip yendik. Uzun süredir öne geçtiğimiz maçlarda acaba yakalanır mıyız kaygısı vardı; Bolu'ya yakalanmıştık. Bu kez erken yenen iki gole devre bitmeden cevap verdik, devre sonundaki baskımızla beraberliği daha erken bulabilirdik. Rakibin ikinci golü, kolay kolay yenecek/atılacak gol değildi. Böyle şeyler hep bize denk gelir. İkinci yarıda da ağırlığımızı koyup kazandık ama rakibin de 2-3'ten sonra reaksiyon verdiğini gördük; bu anlarda da kalecimiz Muhammed devreye girdi ve bizi ayakta tuttu. Mehmet Akyüz, Volkan Şen, Erkan Zengin üçlüsü de artık iyice oturmuş görünüyor. Hafta içinde yine tribündeki yerini alan Demirspor taraftarı, başta İzmir Tayfası ve tabii ki Yıkıla Yıkıla pankartımız, takımımızı yalnız bırakmadı. Bu hafta sonu içeride önemli bir Hatay maçı var. Yola devam...

Adana Demirspor: 4 - Altınordu: 2

23 maçta 43 gol. Maç başına 1,8 gol ortalaması. Bu sene 4. kez ilk yarıda 3 gol attık. Kolay kolay rastlanacak bir istatistik değil. Nereden baksak tarihi bir sezon yaşıyoruz. 1 aralık'taki yazımda yönümüzün düşmeme olduğunu yazmışım. 2 ayda bambaşka bir noktaya geldik. Bana hem onu hem bunu yazdıran Demirspor! Devre arası transferleri ilk kez bu kadar etkili. Erkan Zengin, bize gelmeden önce uzun süre maç oynamadı. Hafta içi başka, maç performansı farklıdır. Zaten pas ve teknik yetenek üzerine kurulu bir oyunu var. Koşmak ya da mücadele etmek gibi bir iddiası yok. Ama burası Demirspor! Başka yerde sorun olmayacak şeyler, burads sorun olur. Nasıl ki skor anlarında adını övgüyle anıyorsak mücadele gereken anlarda da bizi eksik bırakıyor. Maç 90 dakika, iyi olan anları ne kadar çoğaltırsak o kadar iyi. Bazen 5 dk bile fark ettiriyor. Kadronun gücü o 5 dk'larda belli oluyor. Hele ki bugünkü gibi taraftarın cezalı olduğu günlerde... Oyuncular, teknik direktörü aşan bir noktad

Bursaspor:2 - Adana Demirspor:1

Koray Gençerler:2 - diye de yazabilirdik; Bursa lobisinin devreye girdiği bir maçta haksız bir penaltı, verilmeyen kırmızılarla rakibin eli güçlendirildi. Geçen hafta Osmanlı maçında Bursa aleyhine vermedikleri penaltının devamında bu kez Seleznov'un "uçuşu"na penaltı çalındı. Yan hakemin önünde oyuncumuzun ayağına basan Bursalıya kırmızı çıkmadı. Türkiye futbolunun genel hali bu. Berbat hakemlerle harcanan emekler... Hafta içi tribün düşmanı, taraftar düşmanı TFF'nin verdiği saha kapama cezası ile birlikte düşününce durum netleşti. Baş altına yerleşen Demirspor'un freni çekildi. 6 hafta sonra kaybettik. Ama yine tribünüyle ayakta kalan bir Demirspor oldu, olacak, her zaman...

Adana Demirspor: 4 - Adanaspor A.Ş.: 1

"Yemin etmiştik bu devran döner, bu intikam alınır diye..." Yıllar önce 4-2 ile madara etmiştik, bu kez 4-1'le tekrarlandı. Zor zamanlarında hep puan verdik bunlara, yukarının isteğiyle yarışa ortak ettik zamanında; 5 ocak'ta oynamak için bizden para aldılar, Kozan'a gönderdiler... Gün geldi devran döndü. Adana, Demirsporludur. Sahada, tribünde, kültürde, sanatta, yurt çapında, dünyada... Lacivert sen, mavi hayat!

Keçiörengücü: 1 - Adana Demirspor: 3

Geçen hafta son 5 dk.da 2-0'dan 2-2'ye gelen Boluspor maçı can sıkmıştı ama bu hafta gelen deplasman galibiyeti, yukarı giden ivmeyi devam ettirdi. Hele ki ilk 10'daki takımlardan sadece Demirspor'un kazandığı garip bir haftada gelen galibiyet büyük anlam taşıyor. Arka arkaya gelen galibiyetlerle hızlı bir şekilde playoff potasına girdik ilk 2 ile fark oldukça azaldı. Haftaya Adana derbisi öncesi oldukça moral kazandık. Devre arası transferleri tutmuş görünüyor, transferler Tarık Çamdalı ile devam etti hafta içi. Aosman'ın form kazanmasıyla hücum hattı iyi işliyor. İlk devrede 2 gol attığımız 3 haftada bu kez 11 gol attık.  6 maçta gol atamamıza rağmen ligin en çok atan takımı olduk ve lider Hatay'la birlikte en iyi averaja sahibiz.

Balıkesirspor: 1 - Adana Demirspor: 6

Devrenin son haftasındaki 2-0'lık İstanbulspor deplasman galibiyetinin ardından, bu kez de spektaküler bir skorla kazanılan 3 puan var.  2020'ye harika bir başlangıç oldu. Deplasman galibiyeti her zaman ekstradır; bu seferki gayet net bir mesaj oldu ikinci yarı için. Özellikle yapılan yeni transferlerin attığı gollerle doğru yerlere doğru transferler yapıldı düşüncesi doğdu. Orta sahadaki yaratıcı oyuncu eksikliği ve ileri uçtaki bitiricilik eksikliği kapanacak gibi görünüyor. Ligin en çok atan ve en iyi averaja sahip iki takımından biri olduk bu sonuçla. Devamının gelmesi umuduyla... Siyasi güce bağlı bir maddi güçle gelecek başarının uzun süreli olamayacağı endişem/kaygım/düşüncem devam ediyor. Bunun deneyenlerin ve başarılı olanların bugünkü konumu, hepimizce malum. Yine de sadece tribünde değil sahada da başarılı bir Demirspor'u özledik. 1. ligte bir kaç tane 1-4'lük deplasman galibiyetimiz vardı; onlar dışında deplasmanda bu kadar farklı galibiyeti en son 2015&