Ana içeriğe atla

Konuk Yazar: Mehmet Sonkor

Okuyucularımızdan Mehmet Sonkor'un gönderdiği demirgibiyiz@gmailo.com'a gönderdiği maili paylaşıyoruz. Mehmet Bey, takımda 'mali disiplin yok yalnızca oyuncuların disiplini var' derken, haklı bir noktaya temas ediyor. Altyapı ile ilgili tespitleri de gözden kaçmamalı:
--

"Sizleri altyapıya verdiğiniz önemle tanıdım. Kimsenin altyapıdan bahsetmediği zamanlarda sizler bu futbolcuları isim isim herkese öğrettiniz. Benim de yeğenlerimde altyapıda oynadı birkaç yıl ne yazık ki hem yöneticiler hem oyuncuların hocaları bu oyunculara gereken önemi vermiyor. Aileler de kendi çocuklarını kulübe daha fazla paraya satma peşinde. "Dışarıdan gelene veriyorsunuz da bizim çocuğumuza niye vermiyorsunuz" mantığı hakim. Bu sözler ağır olabilir ama herkesle her ortamda tartışırım. İki taraflı hatalar yüzünden altyapıdan bugüne kadar tek bir oyuncu bile A takıma çıkaramadık. Siz bunu geçenlerde yazmıştınız, "takım altyapısına düşman" diye haklısınız. Bu sezon kadro gittikçe daralırken bile altyapıdan kimseyi almayı akıl edemediler. Aslında bilerek yapmıyorlar bunu.

Bu sezon çok karakterli oyuncuların bir arada olduğu ve yönetimin türlü hatalarına rağmen ayakta kalmayı başarıyor. Yalnız bir iki galibiyet daha alınır ve yönetim hala ödemelerde sıkıntı yaratırsa yeniden antremana çıkmama durumu olabilir. Siz hep yazıyorsunuz mali disiplin diye gerçekten öyle şu anda takımda mali disiplin yok sadece oyuncuların kendi disiplini var. Benim kulübe yakın bir abiniz olarak görüşlerim gözlemlerim budur siz bildiğiniz yoldan devam edin diğerleri sizin yazdıklarınızı yeniden yazıyor zaten. 

Saygılarımla."

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ