Ana içeriğe atla

Lawal üzerine...

Lawal yetenekli futbolcu. İstediği zaman takıma üst düzeyde katkı koyabileceğini gösterdi.
 
Ancak çok da lakayıt. Futbol disiplini olmadığı izlenimi bırakıyor insanda. Bu nedenle Tavşanlı maçından bugüne değin Lawal'ın satılmasını istiyorum. Burada da -şu kadardan aşağı olmamalı ile başlayan, bir İstanbul takımına şu kadara transfer olmuş ile devam eden- polemikler devreye giriyor.
 
Lawal ile ilgili sorunları ortaya koyalım istedim.
 
-Mustafa Uğur Lawal konusunda başarısız olmuştur. Teknik adamın görevi sadece saha içinde ve antrenman sahasında değildir bence. Futbolcunun/talebesinin takıma bağlılığı, disiplini de onun görev alanındadır. Mustafa Uğur bana göre Lawal'ı yönetememiştir.
 
-Yönetim Lawal'ı ortalama bir fiyata dahi olsa satabilirse mali anlamda başarısız sayılmaz. Kendileri buldular, yoktan kaynak yarattılar sattılar/satabilirler. Olay bence bundan ibarettir. "Daha yükseğe satılırdı o", "Milyon dolarlar ederdi o" gibi düşünceler bence varsayımdan ibarettir. Hatta bana göre, "Lawal'a şu kulüp talip oldu, bu kulüp onu izlemeye aldı" tarzındaki haberler de duyuma dayanmakta, belirsizlik kendini beslemekte, gerçeği yansıtmamaktadır. Demirspor hep varsayımlardan kaybetmiştir.
 
-Yönetim Lawal'ın kampa gelmemesinden dolayı birinci derecede sorumludur. Futbolcu hiçbir yasal dayanağı olmamasına karşın kampa gelmiyorsa, yönetim futbolcu üzerinde ağırlığını hissettirememiş olmasından dolayı sorumludur.
 
-Ayrıca benim aklıma bir soru daha geliyor. Futbolcular bir ara birikmiş alacakları (vurgulayayım) sözleşmeden doğan alacakları ödenmediği için antrenmana çıkmadılar. Sonra bu sorunun aşıldığı söylendi. Sorun şu şekilde aşılmıştı. Bir miktar nakit ve yanlış hatırlamıyorsam Şubat ayı vadeli çek verildi futbolculara. Yani nakdi anlamda futbolcular halen hak ettikleri alacakları tahsil edememiş durumdalar. Varsayım olarak Lawal bu çeki kabul etmezse, bir ihtimal çeki iade ederse, protesto çekerse, bedelsiz olarak serbest kalabilir mi? Bence kalabilir. Böyle bir varsayım eğer gerçekleşirse yönetim başarısızdır, sorumludur gibi sözler gerçekten hafif kalacaktır.
 
Umarım futbolculara ödemeler yapılırken borcun bulunmadığına dair yazılı beyan alınmıştır kendilerinden. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beşiktaş: 3 - Adana Demirspor: 3

 Demirspor bu; her an her şey mümkün. Oyuncular değişse de hem dibe vurup hem son saniyeye kadar heyecan yaşatmak geleneği değişmiyor.  İstanbul'da İnönü'de 3-0'dan maç çevirmek büyük iş. Takımın gerçek gücünü gösterdiği, belki de sezona merhaba dediğimiz maç oldu... Balotelli beklediğimiz patlamayı yaptı; İstanbul' da olması tesadüf değil. İlk yarıda acemice hatalar, Sinan ve Ferhat'ın dağılması, rakibin dalga dalga gelişini durduramamak can sıktı. Aslında kötü değildik ama rakip çok iyi başladı. İkinci yarı başında 3. Golü de yiyince moraller bozuldu. Ama işte Demirspor bu! Yaptı yapacağını... Rakibin oyuncu değişikliklerini lehimize çevirdik. 60. Dakikadan sonra Vargas ve Balotelli'nin şutları son dakikaya kadar umudu taşıdı. Assombalonga'nın dokunuşuyla 1 puana uzandık. Tebrikler, teşekkürler takım; devamı gelsin... 

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla