Ana içeriğe atla

Çuvaldızı

En basit şeyleri bile kısaca yazamayan biri için yazacak o kadar çok şeyin olması çok ama çok vahim bir durum. Başlık başlık gitmeye çalışacağım.

Ünal Karaman

Bize öncelikle karakterli adam lazımdı ve bunu bulduk. Kesinlikle sıkı sıkıya sarılmalıyız hocamıza. O tıpkı bizim gibi. Yürekli ve yürekten. Her Demirsporlu ayrı bir futbol alimi. Herkes ayrı bir yorum yapabiliyor. Peki oyunu şekillendirebilecek bir kadro derinliğimiz var mı? Yok işte, yok. Oğuzhan, Beykan, Hurşut, Umut. Elindeki malzeme bu 4 tane adamdan ibaret. Umut neden oynadı, neden oynamadı, Beykan neden oyundan çıktı, neden Hurşut her maçta oyundan alınıyor, neden Oğuzhan ilk 11'de başlamıyor. 

Ya da Özgürcan. Çok çalıştı, görev gereğinin fazlasına uğraştı hep. Formdan düştü, Artun sakat, Alles ha var ha yok. Ne yapsın Ünal Hoca. 

Yiğitcan. Geçen senenin sıradan oyuncusu. Bu sene efsane oldu. Yokluğunda defansımız çok zorlandı. İkinci bir Yiğitcan yoktu işte. Oldu da oynatmadı mı Hoca.

Taraftarın elinde malzeme bu futbolcular kadar. Değerlendirip, yorumlayıp duralım. Hoca'ya bu kadarlık kadro sunulmuş. Bu kadronun performansı düşerse adamın alternatifi yok, vardı da oynatmadı mı?

Futbolcular

Alın terlerinin önünde saygı ile eğiliyorum. Bizi getirdikleri yer için şükran borçluyum. Dürüst olduklarına inandırabildiler taraftarı, teşekkür ediyorum. Ancak gençliğin verdiği konsantrasyon eksikliği ile kendi yaratabilecekleri zaferi ya kendileri yok ediyorlar ya da kendileri erteliyorlar. Konsantrasyon eksikliği bize 11 puan kaybettirdi. Osmanlı, Samsun ve hatta Manisa maçlarını kasdetmiyorum. İlk Kayserispor, ilk Adanaspor maçlarını ise saymıyorum. İkinci Osmanlı maçında iyi olmasa da savaşan bir takım vardı ya sahada, agresif, ısıran bir takım vardı ya sahada. İşte o takım 10 kişilik ilk Elazığ maçında sahada olsaydı, Antep ile oynanan ilk maçta sahada olsaydı, Karşıyaka maçı 3-1 iken 4-2 iken sahada olsaydı, ikinci Antep maçı 2-1 olduktan sonra sahada olsaydı, bugün şarkılar söylüyorduk be kardeşlerim. Olsun, siz neler yapabileceğinizi gördünüz yine yaparsınız, yeter ki odaklanın.

Yönetim

Siz, belediyenin de desteği ile bize yıllardır arzu ettiğimizi verdiniz. Borçların azaltılmasının savaşı, düşük bütçeli takım kurma savaşı, genç ve koşan bir takım kurma savaşı, kurumsallaşma savaşı. Bu mücadelelerin hepsini sizin döneminizde gördük. Ne kadar teşekkür etsem azdır. Hep böyle bir yönetim olsun, sonuç ikinci planda kalır diyordum. Sözlerimle yüzleşmem gerekiyormuş, ilahi tecelli işte! Yumruk gibi oturuyor şimdi boğazıma. Ne kadar tuhafım oysa. İddiamız olmasa, orta sıra takımı olsaydık şimdi toz kondurmayacaktım size, kahramandınız gözümde. Ama ya şimdi! Kendimle çelişme pahasına sitemliyim size. Büyük sözler ettiniz zira. Eylemlerinizden daha büyük sözler. Söylemeseydiniz ve eylemsiz kalsaydınız dokunmazdı bize, yine kahramadınız. Ama söylediniz. Geniş çevrenizden bahsettiniz. Biz de bunun etkilerini görmek istedik. Yanlış anlamayın kayırılmak istemedik. "Allah haksız bir puan, bir gol, bir kuruş yaşatmasın bizlere!!!" 

Hakkımızı daha gür savunmanızı bekledik. Siyasileri taraftar çağırdı, algı operasyonlarını taraftar bozdu, bilet işi için taraftar çok ama çok yıprandı. Yükün ağırını gönüllü olarak üstlendi. Osmanlı maçında siyasileri siz dolduracaktınız stada. En azından çabalayacaktınız veya çabaladıysanız hissettirecektiniz. Ama bu işler öyle sessizden olmuyor. Seçimlerin hemen öncesinde bu maçın kentimiz ve siyasiler için önemini günler ve hatta haftalar öncesinden bas bas bağıracaktınız. Kamuoyu oluşturacaktınız. Gelmeyecekse onlar, ihaleyi onlara yıkacaktınız. Ne oldu peki, olmadı maalesef, olmadı. 

Çuvaldızı değil, çiviler batırsak kendimize, eşit şartlarda çıkamadık sahaya. Bize hata yapmaktan korkmalıydı hakem Osmanlı'ya hata yapmaktan korktuğu kadar. Bedeli olabileceğini düşünmeliydi. Bir Hüseyin Sözlü ile olmaz bunlar. Üzgünüm sevgili başkan ve yönetimim bunun için siz savaşacaktınız ama ben en kritik anımızda o savaşı sizlerde göremedim. Keşke tek kelime edemeden destekleseydim sizi. Şimdi kelimeler edebilerek destekliyorum. Önümüzde en az 2 en çok 5 maç var. Yapmadıklarınızı da yapın. Kaybedeceksek de kazanacaksak da kol kola, tek yumruk olsun bu.

Osmanlı cephesini bir sonraki yazıda ele alacağım.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir

Altay: 1 - Adana Demirspor: 3

 Ne bir skorla harika bir deplasman galibiyeti! Alt sıramızdaki rakibe geçit vermemek kadar bir yandan da uzun süredir Altay'a karşı devam eden şansızlığımızın kırılması açısından süper! Yıllardır Süper Lig deyince aklımıza gelen son maç/son yenilgi ile hafızamızda yer eden Altay, 1. lig maceramızda canımızı sıkmaya devam etmişti. Geçen sezon iki maçta da yenilmiştik. Galibiyetin bu açılardan da çeşitli anlamları var. Aslında ilk yarıda kopabilecek maç, ikinci yarının başında yenen golle can sıkıcı bir hale geldi ama arka arkaya bulduğumuz iki golle rahatladık. Yunus yine kilidi açan vuruşla üçüncü golüne ulaşırken, Assambalonga ligte 5'ledi; Akintola da geçe sezonki performansını hatırlatan güzel bir vuruşla ikinci golünü attı.  Takım kolay gol yemezse bir şekilde maç içinde toparlamayı başarıyor. Bir kez daha ilk golü attığımız maçta puan aldık. Alttaki takımların yenilmesiyle beraber ligin orta sıralarına daha güvenle tutunmaya başladık. 

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ