Ana içeriğe atla

Playoff | Antalyaspor:3 - Adana Demirspor:0

Bu kadar kötü bir Antalya'ya yenildik, buna mı üzülelim; bu takım bu hale nasıl geldi, buna mı? Futbolcular bu sezonu çoktan bitirmişler kafalarında, içeride neler oldu, neler konuşuluyor bilmek mümkün değil ama sahada ne olduğunu görüyoruz. Bir de ne olmadığını, kalecimiz yok. Son 7 maçta 20 gol yedik! Yazık Emre Selen'e...

Futbolcular twitter'da gösterdiği performansı sahada gösteremiyor. Umutlarımızla oynayıp bizim posamızı çıkarıyorlar. Bu sezon zirveyi de gördük dibi de... Tam bir bunalım! Ne hissedeceğini bilememe hali...

Yorumlar

ads1981 dedi ki…
BAŞIMIZA "BUDA" GELDİ!

Sene başından beri çocuk gibi takip ettiğimiz Demirsporumuz futbol mucizesi olmazsa sezonu noktaladı. Tabi konu Demirspor olunca ne yapacağı belli olmaz ama son haftalarda oynanan oyun hiç de umut vermiyor. Yenilen gollere bakın. Şampiyonluğa oynayan takım böyle gol yememeli. Takım neresinden tutsan elinde kalıyor. İlk 29 haftaya bakıyoruz sonra da son 6 maça. Bir takım gerçekten bu kadar mı değişir. Biz tamam kötüyüz ama hakem Hüseyin Göçek verdiği kararlarla ne denli yetersiz ve futboldan anlamayan hakem görünümlü biri olduğunu adeta ispat etti. Tek tek futbolcuları şu anda değerlendirmeyeceğim ama futbolda başarı için öncelikle atan ile tutanın iyi olacak. Bizim takımda maalesef atanlar son maçlarda suskun. Tutana gelecek olursak folloş olduk. Yani anlayacağınız BAŞIMIZA "BUDA" GELDİ!

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ