Ana içeriğe atla

Alanyaspor: 1- Adana Demirspor: 0

Takım olmanın üstüne her maç bir iki oyuncunun ekstra performansıyla ayakta kaldığımızı yazmıştım. Bu maç kimse o ekstrayı ortaya koyamadı.

Savunmada Yiğitcan'ın eksikliğini hissediyoruz. İlk dakikalardan itibaren Alanya istekliydi ve üstümüze geldi. Rakibi karşılasak da topları oyuna iyi sokamıyoruz. Hüseyin eksikliği de burada hisediliyor, Beykan da olmayınca topu ileri taşıyacak oyuncumuz yoktu. Umut ve Mesut çok fazla pas hatası yaptı. Oğuzhan bu ağır zemine rağmen ısrarla topla oynadı ve sürekli top kaybetti. Attamah'ın mücadelesi iyiydi ama Demizli'deki gibi skora yönelik olmadı. İlk yarıdan uzaktan şutlarla etkili olmaya çalıştık ama net pozisyon üretemedik. Alanya'nın en net pzosyonunda isd yeni kaleci Buda zamanında kalesini terk etti.

Tam gole yakın olduğumuz, pozisyon bulduğumuz sıralarda arka arkaya iki hatayla rakibe zoraki gol attırdık.  Hücumda yaratıcı oyuncu eksikliği hissediyoruz. Yan toplardan da gol bulamayınca zorlanıyoruz. Özgürcan'ın saman alevi görünürlüğü bu maçta yeterli olmadı.

Yeni transferlerin en çok dakika bulduğu maç oldu. Tek maçla kritik yapmak doğru değil ama takımı daha iyi hale getirdiklerini söylemek güç.

Yorumlar

Unknown dedi ki…
takımdaki düşüş gözle görülür düzeyde, yeni transferlerden beklentimiz yüksekti ama pek bir şey değişmemiş gibi. nedense alt sıradaki takımlara karşı daha kolay maç veriyoruz. şimdi ikinci sıradayız ve tüm takımlar altımızda, o yüzden daha fazla efor sarf etmeliyiz. zirvede kalmak oraya çıkmaktan daha zordur.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ