12 Kasım 2018

Yazık

10 kişilik takıma yenilmek bir Demirspor geleneği. Bu sezon da o noktaya gelindiyse bir değerlendirme yapmak farz oldu. Aslında sezon başında söylediğim noktadan uzakta değiliz. Kötü gün dostu olarak bu gidişin gidiş olmadığını söylemek gerekiyordu, söyledik. Gelecek başarının balon olacağı hissediliyordu ama tersine patlayacak bir başarı bile gelmedi.

Harcanan onca para, yaratılan hava, Pote çılgınlığı vs. Sonuç olarak daha üstümüzdeki takımlarla oynamadan kaybedilen 20 puan, 10 kişilik takıma mağlup olma, teknik direktör değişikliği, futbolcularla ağız dalaşı... Bunlar Demirspor'un yakın tarihinin özeti zaten. Şimdi de aynı noktadayız.

O zaman sezon başındaki çılgınlığa ne gerek vardı? Daha mütevazı bir takımla, az para harcanarak da bu noktaya gelinebilirdi ki en azından bir mazeretimiz olurdu susmak ve kabul etmek için. Ya şimdi?

Anderson kilo versin, Batuhan şımarıklık yapsın diye harcanan zaman ve para. Yazık. Garip transferleriyle önce Tanju kovuldu, şimdi de Hakan Kutlu. "Yönetim yalnız bırakıldı" söylemleri de ufukta neler olduğunun habercisi. Şampiyonluk sözü vermemiştik lafları ile kimseyi kandıramazsınız, onca para ligte kalmak için harcanmadı. Kapanacak kulübü kurtardık demek ise Demirspor'u tanımamış olmak anlamına geliyor ki şaşırmaya gerek yok, daha düne kadar kulübün kapısının önünden geçmemişlerdi.

Eğer farklı bir yönetim mantığı göstermek istiyorsanız, "biz bugüne kadar yanlış yaptık, yanlışlarımızdan dönmek için işbirliğine hazırız" şeklinde bir özeleştiri yapmak yerinde olur.

10 Ekim 2018

Burs Duyurusu

2018-2019 eğitim öğretim sezonu burs dağıtımlarına Kasım ayı içinde başlamayı planlıyoruz. Geçen sene burs verdiğimiz arkadaşlardan mezun olanlar oldu, verilecek burs miktarını ve burstan faydalanacak öğrenci sayısını oluşturacağımız havuzun büyüklüğü belirleyecek. Dolayısı ile bu sene burs alacak olanları yeniden yapacakları başvurular neticesinde belirleyeceğiz. 

Bizimle birlikte Demirsporlu ihtiyaç sahibi öğrencilere burs vermek isteyen gönüllüleri demirgibiyiz@gmail.com veya lokomotif.genclik@gmail.com adresine mail atmaya davet ediyoruz. Bize ayrıca sosyal medyadaki hesaplarımız üzerinden veyahut bu web sitesine yorum bırakmak sureti ile de ulaşmanız mümkün.

Bu sene burs imkanından yararlanmak isteyen kardeşlerimizin başvuruları ise sadece lokomotif.genclik@gmail.com adresine atacakları e-postalar üzerinden değerlendirilecektir. 

Birlikte güzeliz. 

Saygılarımızla,

29 Temmuz 2018

Çöküş Öncesi

Demirspor'un yeni dönemine dair birkaç şey söylemek için biraz bekledim. Transfer çılgınlığının biraz dinmesi ve özellikle Pote dellenmesinin bitmese de durulması mümkün mü bilmiyorum. İki yıldır düşme potasında dolaşan ve kötü oyunculara sabır gösteren taraftarın bu dellenme halini anlıyorum. Başarı isteği gayet doğal. Ama yıllardır öğrenemediğimiz bir şey var: Çok para harcamak, başarının garantisi değildir. Tersine çöküşün başlangıcıdır. Bu yıl Demirspor'un olası başarısı, Pirus Zaferi olacaktır. Yani büyük yenilgiden önceki zafer.

Türkiye'deki pek çok örneğe baktığımızda, başarının sabırla ve adım adım geldiğini, çöküşlerin ise aniden geldiğini görüyoruz. Akhisar, Altınordu bunun en iyi örnekleri. Karşıyaka, MİY, Ordu da öyle. Demirsporluların bugünden itibaren zafer çığlıkları kadar olası çöküşün nasıl engelleneceğini de düşünmeye başlaması gerekli.

Biz Demirspor'u yönetimleriyle sevmedik. Futbolcusuyla da sevmedik. Biz Demirspor'u yarattığı havayla, ruhuyla, tribünüyle sevdik. Ne yazık ki Demirspor zamanın ruhuna uydu. Yani teslim oldu. Başarı için bunları geri planda bıraktık. Hangi yönetim olursa olsun onlara eleştiriler yapıldı, az veya çok fark etmez gidişattan memnun olmayanlar vardı. Bugün ise kimsenin ağzını açamayacağı, sadece zafer sarhoşu twitler atmasına izin veren bir ortam var. Neden? Çünkü memleket bu havada. Yani biz de herkes gibi olduk.

Yerel secimler nedeniyle siyasi görevle takımın başına getirilmiş bir başkan ve ne olduğu belirsiz bir Tanju Çolak'la kurulan takım, sahada başarılı olsa da benim gönlümde yer edinemez.

Ben yönetimden ziyade hep tribünle ilgilendim. Aktif olduğum 2005-2015 arasında tribünün takimi ve yönetimi etkilemesini bekledim. Gelinen durumda tam tersi oldu. Üzüntümün nedeni bu.

Karamsarlık en kolay duygudur ve bugüne kadar da karamsarlık satanlara karşı olmaya çalıştım. Ben de bir daha Çankırı, Tokat, Uşak deplasmanlarında dolaşmak istemem. Ama gidişat oraya doğru yeniden. Kötü gün dostu olarak uyarmak isterim.

18 Temmuz 2018

Burs Duyurusu

Derneğimizin iftihar ettiği burs organizasyonumuzu bu sene de sonlandırmış bulunmaktayız. Olanca şeffaflık ile yürüttüğümüz organizasyonumuz bu eğitim-öğretim döneminde çok geniş bir kitleye ulaşarak bugüne kadar ki en yüksek aylık katkı miktarının havuzdan yönlendirilmesine imkan verdi. Derneğimiz ilk kez Ankara dışındaki Adana Demirsporluların da burs imkanından yararlanacağı bir politika izledi. Burs faaliyetimizin özet verileri aşağıda sunulmaktadır:
-Aylık toplam burs miktarı 2.200 TL
-Burs aktarım dönemi 7 ay (Kasım 2017-Mayıs 2018)
-Burs havuzuna katkıda bulunan kişi sayısı 39
-Burs imkanından yararlanan öğrenci sayısı 20
-Aylık burs miktarı 18 öğrenci için 100'er TL normal burs ve 2 öğrenci için 200'er TL prestij bursu
-Burs imkanından yararlanan Ankara'da okuyan öğrenci sayısı 14, Ankara dışı 4
-Dönem içinde Hasan ÇAKALCI kardeşimiz işe yerleşmek sureti ile mezun oldu, onun yerine başka bir öğrenciye destek olundu.

Hasan ÇAKALCI kardeşimizle gurur duyuyoruz. İş hayatında başarılar diliyoruz. 

Yeni eğitim-öğretim sezonuna ilişkin duyurumuz daha sonra yapılacaktır. Bize bu süreçte destek olan tüm eğitim gönüllülerine ve Demirspor sevdalılarına teşekkürü bir borç biliriz

Saygılarımızla, 

16 Temmuz 2018

Adana Demirspor'da Örgütlenme Sorunu

Demirspor taraftarı örgütlü, büyük bir kitle olarak yakın geçmişte çok büyük isler başardı. Hiçbir başarı görmeyen kuşaklar takımın adını ülke gündeminden bir an olsun indirmedi. Eşya piyangoları, açlık grevleri, yürüyüşler, protestolar, bagaj seyahatleri, isyanlar, el yapımı yürek boyalı pankartlar, taraftar turnuvaları, fanzinler, toplu kan bağışları ve Demirspor’un adını duyuracak nice etkinlik. 

Bunlar olurken Demirspor taraftarı birbiri ile daha çok konuşma ihtiyacı duyuyordu. Birbirinden hazzetmediği durumlarda dahi birbirinin sevdasını sorgulamıyordu, emeğe saygı duyuluyordu. Örgütlü gücümüz tribün, bu şekilde gururumuz oldu. Bu şekilde “biz” diyebiliyoruz. 

Ancak sosyal medyanın dejenerasyonu ile üzülerek görüyoruz ki; “biz” algısı hızla yerle bir oluyor. Kaybeden Demirspor olacak göremiyoruz. Demirspor’un büyük örgütlü güçleri adına -onların bilgi ve yönlendirmesi olmadığına da inanıyoruz- dev söylemler, tehditler, sahiplik vurgulamaları, diğerlerini yok sayan üstten bakışlarla karşılaşıyoruz. Halkın takımı kavramının içinden halkı giderek çıkarıyoruz. “Demirspor’u seven kim varsa ona ulaşmalıyız” noktasından “Demirspor’u neredeyse bir tek biz severiz, biz yönlendiririz, biz düşünürüz” noktasına paraşütsüz düşüyoruz. 

Oysa Demirspor taraftarının unutmaması gereken bir şey var. Demirspor taraftarı onca çileyi karşılıksız, bedelsiz çekti ama Adana bunun bedelini, haklı sahiplerine ödedi, ödüyor. Haklı çabalar haklı meyveleri veriyor, karşılıksızlık söz konusu değil diğer bir ifade ile. Adana Demirspor’un örgütlü kitleleri Adana’da bir itibar elde ettiler mücadeleleri ile. Kentin ileri gelenleri karşısında, yanında bir koltuk, bir müzakere oyuncusu oluverdiler. Bireysel olarak elde edilemeyecek şeyler mücadele mukabilinde alındı ve olağanlaştı. “Onlar kim ki” anlayışından “onlara da soralım” anlayışına geçildi. 

Karşılıksız sevgi örgütlü kitleler için bir karşılık doğurdu, artık bunun bir karşılığı var. Kongrede, kent konseylerinde, yönetsel konularda bir karşılığı var bunun. Bu karşılığı artık kabullenmek ve unutmamak gerekir. 

Öte yandan süreç içinde birey olarak sevdasını yaşayanlar bu masalarda ne bir yer edindi ne de edinme gereği hissetti. Bugün bir örgütlü yapının parçası olmayı tercih etmemiş olmak ötekileştirilme gerekçesi oldu ise bunu asla ve asla kabul etmiyoruz. Bunun örgütlü gruplar tarafından da benimsenmiş olduğuna inanmıyoruz, inanmak istemiyoruz. Bireyler tenkitleri dolayısı ile tenkit görüyor ve Demirsporlulukları değil sadece, canları da sorgulanıyor. 

Peki Demirspor 20 sene önceki halinden daha iyi bir yerde mi? Borcumuz daha mı yönetilebilir? İşte arzulanan kişiler bunlar, dediğimiz kişiler mi geliyor camiamıza? O forma kutsaldır nasip olmaz herkese derdik, kimlere nasip olmadı ki!!! Peki altyapımız Adana’nın çocuklarını Türkiye’ye mi taşıyor? Son oyuncu satışından gelirimiz ne zaman? Demirspor’un kapısından bir daha giremez denilenler yahut da girmemesi gerekenler kaç kez girdi o kapılardan? 

Bu soruların yanıtları hepimizin malumu ise eleştirenler eleştirmekte o kadar haksız olmayabilirler mi? Korkmakta haklı olabilirler mi? Neden bu basit empatiyi dahi yapmıyoruz? Kaldı ki; bireysel Demirsporluların geneli tahmin ettiğimizden daha da olgun bir şekilde örgütlü kitlenin attığı cesur ama rahatsız edici adımı anladı, izledi, sağ duyulu davrandı ve empati yaptı. 

Evet son kongrede Adana’nın örgütlü güçleri büyük bir hamle yaptı. Cesur bir hamle idi bu. Demirspor’u bataklığından çıkarabilecek bir hamle. Bu örgütlü güçler bunun sorumluluğunu da üstleniyorlar haklı olarak. Yine haklı olarak bataklığa gömülürsek de sorumlusu olacaklarının farkındalar. Peki bataklığa gömülürsek sadece örgütlü kitlenin Demirspor’u mu yok olacak? Bireylerin Demirspor’u yaşamaya devam mı edecek? 

Aynı gemideyiz dostlar, batarsak birlikte batacağız, çıkarsak birlikte. Ancak biz birbirimize ölüm fermanları düzenlemek ile meşgulüz. Hakkında ferman düzenlediklerimiz Demirspor’un -sevin ya da sevmeyin- büyük emektarları. Ama isim önemli değil. Bireysel küçücük bir seyirci olursa, örgütsüz emektar olursa ölmeli mi? 

Biz çok büyük bir örgüttük. Bu örgüte dahil olmayanlar dahi örgüte laf ettirmez idi. Atar atar yar başında tutardı. Bizi halk yapan da bu idi. Bu olguyu sosyal medyaya kurban etmek intihar olur. 

Son olarak birkaç şey sormak istiyoruz: Yönetimimizi desteklemek hepimizin görevi. Çünkü çok büyük bir şans geldi kapımıza. Peki ya yönetim büyük sözleşmeler yapıp, büyük yükler altına girip, büyük taahhütlerini yerine getiremez ise ne olacak? Gerçekten hiç korkmuyor musunuz? Süreçten korkmamak mı gerekiyor? 

Sedat Sözlü yönetimi temlik koymayacağını söylediğinde, taraftar sabır dedikten sonra gelen temlikler, artan değil katlanan borçlar size de bir çağrışım yapmıyor mu? Korkmuyor musunuz gerçekten? 

Biz ilave bir şeyden daha korkuyoruz. Ya yönetim taahhütlerini yerine getiremezse veya getiremeyeceğini anladığında kendisine gelen eleştirileri bahane olarak kullanıp çekip giderse, dur arkadaş nereye böyle, diyecek mekanizma var mı? 

Sabredeceğiz tabi. Kırmayacağız yönetimi. Destekleyeceğiz tabi. Ama koşulsuz destek büyük hata olur. Temkinli destek ilacımız olmalıdır. Koşulsuz destek inancı ile kendi sevdalılarımızı linç etmek ise çok daha büyük hata olur. İhtiyacımız olan şey sadece sevgi. Linç girişimlerini kınıyoruz. 

Gerekirse gönüllü, ücretsiz avukatlık desteği vermeye hazır olduğumuzu bildirmek isteriz. Demirspor’un örgütlü kitlelerini de buna engel olmaya davet ediyoruz.

Saygılarımızla

4 Temmuz 2018

Adana Demirspor'un Yeni Yönetimine Dair Açıklama

Adana Demirsporumuz olağan yönetim krizlerinden üst üste ikinci kez güçlü bir yönetim çıkarmayı başarmıştır. İlkinde hepimizin malumu olduğu üzere şehrin ileri gelenlerinin desteğini açıkladığı yönetim kendi içinde bütünlük sağlayamayarak seçim sonrasında yarattığı heyecanı ileri götürememiş ve bir hüsranın kapısından dönülmüştür. 

Oluşan bu dalga bu kez daha da büyümüş ve kentimiz sınırlarını aşan güçte bir yönetim teşkili ile sonuçlanmıştır. Aday olma cesareti gösterenlere teşekkürler. 

Ancak daha bugünden şunu tekrar tekrar söylemek şart: 

Adana Demirspor’un sadece paraya ihtiyacı yok. Yaşadıklarımız, tecrübelerimiz yönetim işinin sırf para ile ilgili olmadığı yönünde. Doğru kararlar almak, iyi yönetmek için yeni yönetimin yapması gerekenler belli. Umarım başarılı olurlar. Başarılı oluruz. 

Bu süreçte hızla camiadaki küskünlüklerin ortadan kaldırılması, kenetlenme, önce borçların azaltılması ve altyapıya önem veren bir kurumsallaşma, sonra kent olarak omuz omuza şampiyonluk yolunda yürünmelidir. 

Camia olarak önümüzde çok güzel işler yapma potansiyeli ve erki olan bir yönetim var. Büyük bir dalga ile geldiler. Süreci hassas ve dikkatli yürütmez isek büyük dalganın büyük yıkım da doğurabileceğini unutmamalıyız. 

Efsane yönetimler ile yok eden yönetimler arasındaki fark kimi zaman bir Playoff finalindeki kaçan penaltı kadar az olabilmektedir. 

Bu nedenle bu dönemde ve sonrasında hep destek değil, kontrollü destek; yapıcı eleştirel destek yöntemi ile Başkan ve üyelere yardımcı olmalıyız. 

Ayrıca son kongre sürecini unutmamalıyız. Bugün Demirspor yönetimine bir talip de çıkmayabilir ve çok büyük bir kaosun içinde de olabilirdik. 

Bu kongre Demirspor’un son şansı olabilir. 

Bu gerçeği hiç unutmadan, halkın takımı olmaktan kopmamak, özünü yitirmemek adına yönetim ne kadar güçlü olursa olsun üye olmaya devam edilmelidir. Kimse kalmadığında o kadar çok kongre üyemiz olmalıdır ki; "taraftar var" diyebilelim. 

Bu vesile ile yönetimimizi tebrik ediyoruz. Camiayı diriltip tarihe geçmek, her şey çok dipte olduğu için çok ama çok kolay. 

Kendilerinden kolayı başarmalarını bekliyoruz. Biz her daim gücümüz yettiği ölçüde mavinin yanındayız. 

Saygılarımızla

12 Haziran 2018

Kongre Süreci Sorularına yanıtlarımız

Sevgili Demirsporlular elimizden geldiğince sorulara yanıt vermeye çalışacağız. 

-Sponsorlar gizli kalsa da projeler açıklanabilirdi demiş bir takipçimiz. 

*Biz yönetime aday olamadık. Üyeliğe adayız diye proje saymak, bunu açıklamak yönetim görüşmeleri açısından bir fayda sağlamazdı. Malum sosyal medya çok yıpratıcı. Yıpranacak zamanımız yoktu. Ancak bu projeleri Demirspor’un çıkarları için her daim kullanacağız, kullandıracağız, teşekkür ederiz. Bakın bu yazdıklarımız üzerinden dahi bizi yıpratmaya çalışanlar olacaktır. Sağlık olsun, var olsunlar. 

-Bu gelenekten gelenlere nasıl güvendiniz, güvenilmeyeceğini bilemediniz mi tarzında yorumlar var. 

*Güvendiğimizi söylemedik. Onlar da bize güvenmediler esasen. Aksine ilk toplantıda ricamız projelerin baltalanmaması taahhüdü oldu ve sponsorluk aktarımlarının projelerin yürüme hızı ile doğrudan ilişkili olduğunu ilettik. Her fırsatta bize alan bırakılmaz ise bizden maddi manevi fayda göremezsiniz dedik. Yolun çetrefilli olduğunu biliyorduk kısacası. 

-Sistemin kişileri ile bir olup sistemi değiştirmek imkansızdır, eleştirisi var. 

*Aslında bu eleştiri en yoğun gelen eleştiri. Bizim mantığımızın dayanakları şöyle idi. Bu sene Demirspor’un son senesidir. Bu yönetim anlayışı ile 

a) küme düşülür ve borçlar çevrilemez hale gelir. 
b) küme düşülmese de borçlar kritik eşik olan 40 milyonu aşar ve çevrilemez hale gelir, bir sonraki sene düşülür. 

Bu gerekçeler ile mutlaka ama mutlaka bir şey yapmak gerektiğine, onu da hemen bugün yapmak gerektiğine inandık. Peki bugün bir şeyler yapmak nasıl olacaktı? Halk takımına onca rezil geçen bir seneye karşın kongrede sahip çıkmadı. Yani insanlar bağımsız adaylara senin gelip gelmemeni önemsemiyoruz dediler. Aksini söyleseler kongre üyesi olurlardı. 

İkinci seçenek bağımsız denetim için liste vermek idi. Ancak aynı gerekçeler ile bu da mümkün değildi. Hatta bu kongrede Genç Adana Demirsporlular Derneği denetim için liste verdi, olanları anlatalım. Divan yetkililerinden biri bize “onlara rica ettik, yoklar” dedi. Gözlerimiz Emrah’ı aradı, adam liste veriyor adaylara. Aldık ondan bir tane pusula. Sonra bu kez divan yetkilisi dedi ki; “pusulayı siz almıyorsunuz, biz zarfın kapağının arasına koyup size veriyoruz”. O esnada imzayı attık, zarfı aldık, odaya geçtik, baktık ki; denetim listesi çıkarılmış. Odada kağıt yığınlarından bir tane bulduk denetim listesi. Bu kez kalem aradık. Kalem de yoktu diğer listeleri çizmek için. Anlayacağınız denetim de istenmiyordu. 

Üçüncü yol ve tek yol yönetime girmekti. Bunu denedik biz de. Kendimizi ve projelerimizi anlattık. Neden talip olduğumuzu. Matematiğini. Aslına bakarsanız bir test sorusu attık ortaya. Bizi geri çevirmenin derin anlamlarını içeren bir test sorusu. Bundan sonrası zaten malumunuz. 

-Bir okuyucumuz taraftarın yüzde 95’i okumaz demiş. 

*Biz okuyanlar ile ilerlemek zorundayız. Çare okuyan, üreten, çalışan bir camia. 

-Nilay hanım ile ortak hareket konsusu.

*Nilay Hanım değerli bir arkadaşımız. Kendisi ile anlaşamadığımız noktalar olduğu için ayrı düşmedik tam olarak. Bağımsız adaylığı bu kongre döneminde halk benimsemedi, mevcut sistem devam etsin dedi. Tüm çağrılara rağmen gitmedi, üye olmadı. O kapı açık değildi. Kongre de bunun sonucudur zaten. 

*“Bunların amacı Demirspor mu?” diye bir soru gelmiş. 

-Bir test sorusu koymuştuk ortaya :) Yanıtı uygulamasında saklı. 

*Titanik üzerinden çok güzel bir örnek vermiş bir okuyucumuz.

-Titanik batıyordu. Hızla da halen batıyor. Keman çalmak için değil onarmak için denedik. Zaten ortaya koyduğumuz ürünler de esasen enstrüman değil onarıcı ürünler idi. 

*Mevcut yönetim listesinde olsak nasıl bir yol izleyecektik? 

-İlk hedefimiz sözleşme hukuku çerçevesinde futbolcu sözleşmelerini incelemek idi. İkinci olarak UYAP üzerinden ADS’nin tüm hukuk davalarının dökümünü alacaktık. Üçüncü iş olarak bir faaliyet raporu hazırlanması çalışması yapacaktık. Bunlarla eş anlı olarak sponsorları kentimizde ağırlayacak, kalıcı gelir için sözleşme imzalayacak ve proje için ekip oluşturacaktık. Bunlar çok uzun soluklu işler, yazmak kadar kolay değil gerçi. Bir diğer hedefimiz de taraftarına ulaşan ve veri tabanı olan bir kulüp yaratmak için çalışmak idi. 

Sevgili arkadaşlar, abiler, kardeşler. Hepimizin bir mücadele ve isyan içinde olduğu dönemler yaşıyoruz. Birbirimizi kırdıysak bizden yana affola. Son isteyeceğimiz şey kalp kırmak. 

Saygı ve sevgiler

Mustafa UÇAR-Onur BİÇER

11 Haziran 2018

Kongre Sürecine Dair Açıklamalarımız

Sevgili Adana Demirsporlular,

Her şeyden önce Ankara Tayfası olarak sürdürdüğümüz taraftarlık serüvenimize geçtiğimiz yıl dernekleşerek Lokomotif Gençlik ve Spor Kulübü Derneği olarak devam ettiğimizi hatırlatmak isteriz. Bunun nedenleri arasında en önemlileri örgütlü, yasal, hesap verebilir bir yapıya geçmek istememiz sayılabilir. Ayrıca sürdürdüğümüz faaliyetlerimizin boyutları arttıkça kendimizi ifade etmede dernekleşmenin önemini anladık. Bu konuyu ileride aktaracağımız süreç için önemli olduğunu düşündüğümüz için belirtme ihtiyacı duyduk.

Bilindiği üzere 2016-2017 sezonu sonunda Nilay hanımın listesinde yönetime talip olduk. Bu süreç Adana Demirspor’daki hayallerimizin ufkunu genişletmiştir. Bu genişlemeye paralel olarak 2017-2018 sezonu sonunda gerçekleşecek olağan kongreye yönelik kendi bünyemizde çalışmalara Giresun maçının hemen sonrasında başladık. Yiğitcan’ın tribüne gelmesi sonrasında açıkladıkları yönetimin anlayışının değişmeyeceğini ve emekçilerin hakkının verilmeyeceğini net bir şekilde ortaya koymuştu.

Çalışmalar sürecinde bir şeyin farkında olduk. Bir kısım Demirsporlu bunun farkında değildi. Düşersek bu sezon düşmezsek önümüzdeki sezon bizim son senemiz olabilirdi. Matematik bunu söylüyordu. Sedat Sözlü döneminde kendi söylemi ile borç 13 milyondan 28 milyona, sonraki dönemde de 28 milyondan 36 milyona çıkmıştı. Bunun anlamı yılda net 10 milyon TL geliri olan bir takımı artık temlik koyarak dahi yaşatmak imkansız hale geliyordu. Çünkü borç 13 milyon iken paranızı kabaca 1,3 yılda, 36 milyon iken 3,6 yılda geri alırsınız.

Bu da temlik karşılığı dahi yönetim bulmayı zorlaştırır. Ayrıca son yönetim döneminde kulübe en az 32 milyon TL girmiş olmasına karşın futbolcuların sadece maç başları ödenmişti. Yani bir sonraki sezon aynı mantık ile yönetim bulunsa dahi borç en az 42 milyon olacaktı. Takım küme düşerse yeniden başlarız diyebileceğimiz ucuz futbol dönemlerini yaşamıyoruz.

Bu hesapları yaptık ve kararımızı verdik: Yönetimi almalıyız, yönetimde olmalıyız, yönetimde olacaksak da muhasebeci gibi değil yetkili ve etkili aktörler olmalıyız.

Demirspor’un bağlı olduğu zinciri kırmanın yolu sponsorluk ve kalıcı gelirdir. Çünkü bugünden yarına futbolcu satan bir yapıya ulaşamazsınız. Sponsorluk aramaya başladık. Kendimizi de deneme fırsatı bulduk bu arada. Ve hayalimizin almayacağı yerlere ulaştık. Çok fazla reddedildik, çok dertlendik Demirspor gidiyor diye. Yine de pes etmedik. İki ret sebebi vardı, birincisi yetkisizdik, ikincisi tanınmıyorduk. Yetkisizlik sorununu aşamazdık ama tanınma sorununu bir anket yaptırarak aşmak zorunda kaldık. Anketi çeşitli sebeplerle 6 saatle sınırlı tuttuk ama kamuoyunun desteğinden emindik, bu sayede sponsorlara veri ile gittik. “Bakın kamuoyu bizden yana” dedik. Sonrasında da 2,5 milyon TL sponsorluk bulduk. Bunların 1,5 milyon TL’lik kısmı iki sponsorluktan oluşuyordu ve Ağustos başından itibaren kulübe gelecekti. 1 milyon TL’lik bir sponsorluk kaleminin ise ekim ayından itibaren girişi bekleniyordu.

Sonrasında çok büyük finans kurumları ile, market ağları ile, eğitim kurumları ile en üst düzey yöneticilerin katıldığı toplantılar yaptık. En az yıllık 5 milyon TL getirebilecek kalıcı gelir projeleri ürettik.

Yine bankalarla görüşüp kredi ihtimallerini değerlendirdik. 20 Milyon TL kredi ve ek olarak karşılıksız sponsorluk verecek üç banka ile görüşmeleri tamamladık. Ancak bu yöntemin mali açıdan çok ama çok riskli olacağını düşünerek kredi projesini rafa kaldırdık.

Sonuç olarak Ankara Tayfası, yani Lokomotif Gençlik Derneği, yani Adana Demirspor taraftarı Adana Demirspor’a bir yılda en az 7,5 milyon TL karşılıksız, temliksiz gelir yaratacak bir projeksiyon oluşturdu. Ancak Demirspor’un para kadar önemli sorunu ve belki daha önemli sorunu acil sıcak paraydı. Bir yıl içinde gelecek 7,5 milyon TL’nin haziran sonuna kadar kaybedeceğimiz futbolculara, parasını alamamış emekçilere, transfer peşinatlarına, kamp giderlerine hiç katkısı olmayacaktı. Hep aynı şey oluyordu, okyanusu geçip derede boğuluyorduk. İşte bu dere bizi ADS yönetimi adaylığımızdan alıkoydu. Aslında gördük ki zaten bu kongre yapısı ile yönetimi almanın imkanı yoktur. Yine de bu Demirspor yönetiminde olamayız demek değildi. Bu noktada Demirspor’un faydasını ön planda tuttuk. Uygulamalarını, hatalarını sadece sanaldan değil, yüzlerine karşı da eleştirdiğimiz insanlara fikirlerimizi aktardık, bizlere inanmalarının önemini anlattık. Yapısal bir dönüşümden geçmemiz gerekiyor. Bunun bir anda olamayacağını fark ettik, bunun yanında sürecin mutlak surette kurumsallıktan geçmesi gerektiğinin altını çizdik.

Yapılması gerekenleri sistemin içinde yetkili olarak yapmanın şu anki koşullar için şart olduğu sonucuna ulaştık. Yönetimde olabilmek için de maddi gücümüze ve Adana’nın kritik karar vericilerine önemli referanslar ile ulaşmış olmamıza güvendik. Ne kadar muhalif olursak olalım, karşımızdakilerin bizleri dikkate aldığını ve düşüncelerimize değer verdiğini gördük. Görüşmelerimiz sonucunda yönetimde olmamız gerektiğini, ancak amacımızın koltuk ve unvan olmadığını, bunun aktarımların gerçekleşmesinin bir şartı olduğunu ve kalıcı gelir projelerimizin desteklenmesi sözü karşılığında kurulacak yönetimlerde görev alabileceğimizi bildirdik. Bunun aynısını geçtiğimiz seçimde de yapmış ve artık yönetimlerde yer alıp Adana Demirspor’a hizmet etmek istediğimizi söylemiştik. Bu yıl da benzer bir şekilde hareket ettik diyebiliriz. 

Aziz Kaya beyin başkanlık konusundaki çalışmalarında aktif bir rol almadan, getirdiklerimizi ve getireceklerimizi konuşarak, sadece Adana Demirspor’a ilişkin büyük hayallerimizi anlatarak bir liste sürecinin içerisinde yer aldık. Aslında kendimizi tanıtmamız ve kendimize inandırmamız gerekenler haricinde kimse ile görüşmedik. Şurayı atlamamak gerekiyor ki sponsorluk gibi hassas bir konuda birisinin çıkıp bu meblağları engelleme ihtimali olabilirdi. Çünkü burası Adana Demirspor ve burada her şey mümkündür, tecrübeyle sabittir. Bu uğurda sürekli görüştüğümüz, sevdiğimiz, saydığımız abi ve kardeşlerimizi hatta ailelerimizi bilgilendirmedik, onları sürecimizin dışında tuttuk.

Listelerin teslimi esnasında Kazım beyin verdiği listede yer bulduk. Burada bir yanlış anlaşılmanın önüne geçmek gerekir: Liste Kazım beyin yaptığı bir liste değildir, esasında yine bir konsensüs listesidir. Nakit akışında sıkıntı yaşanmayacağı, takımı lige sokabileceği ve bize çalışma alanı yaratacağı düşünülen bir listedir. Şahsi beklentimiz Kazım bey ve Aziz beyin listelerinin birleşeceği yönündeydi.

Kongre günü sabahına kadar Aziz bey adaylıktan çekildi ve aday olarak sadece Nilay hanım ile Kazım bey kaldı. Kongre salonunda Kazım beyin divana verdiği listede yer almadığımızı gördük, kongre öncesinde bize bu yönde bir bilgilendirme yapılmamıştı. Daha önceki listedeki isimlere nasıl müdahalemiz olmadıysa bu listeye de olmamıştır. Sonuç olarak bizim amacımız kulübe getireceğimiz sponsorluğun doğru kullanımını sağlamak ve Adana Demirspor’un esaretini sonlandıracak kalıcı gelir projelerini gerçekleştirmekti. Şu anki yönetimde yer almamamız ile ilgili tercih bize ait değildir.

Kazım bey özelinde objektif olarak şunu diyebiliriz ki, kendisi fikirlerimizi önemli bulmuş ve projelerin uygulanması konusunda güvence vermiştir. Sadece Kazım bey değil, Adana’da görüştüğümüz etkili diğer merciler de bizi çalışmalarımız konusunda yüreklendirmiştir. Yönetimde olduğumuz zaman sahip olacağımız sıfatın kendi becerilerimiz ile birleşiminin daha verimli sonuçlara ulaşabileceğini düşündük. Ayrıca bizi hala tanımayanlar, nefret ve yıkım dilini kullanmadığımızı, olumlu ve yapıcı bir eleştiri yolu kullandığımızı bilmezler. Dolayısı ile içinde olmadığımız bu yönetimde veya çalışmalarımızda vardığımız olumsuz sonuçlara takılmadan hayallerimizdeki Demirspor mücadelemize devam edeceğiz.

Burada şu sorulabilir: Nilay hanımla da görüştük mü? Hayır görüşmedik. Kendisine saygı duyuyoruz. Ancak aramızda önceki kongre döneminden kalan problemlerimiz vardı. Bunları aşamamıştık. Ayrıca Nilay hanım da bizler de kongre üyeliğinin önemini defalarca söylememize rağmen kongreye etki edecek bir çoğunluk bunu tercih etmedi. Bağımsız bir adayın kongreyi kazanma ihtimali yoktu. Mevcut sisteme karşıyız, bunun tıkandığını yıllardır söylüyoruz. Maddi gücümüz ve sadece imzaya kalan projelerimiz ile sistemin işleyecek şekilde değiştirilmesi imkanını kullanmak istedik.

Taraftar takımına sahada olduğu kadar salonda sahip çıkmadı. Bugünler yeni bir heyecanın camiayı sardığı günlerdir. Gönlümüzden geçen bu heyecanın geçici olmaması, gerçek hayatta güçlü bir karşılık bulmasıdır.

İşin sosyal medya kısmından da bahsetmek isteriz.

Kazım Bozan ismi iki gün üst üste Türkiye gündemi oluşturacak kadar tepki gördü. Bize güvenen, değer veren insanlar da bu kadar tepki çeken bir ismin yanında nasıl olacağımızı kabullenemediler. Çok doğaldır, elbette anlıyoruz.

Bizlerin bugüne kadar Demirspor aleyhine atılmış tek bir adımı yoktur. Bunları tekrar tekrar artık anlatmayalım. Bu oluşumu yargısız infaz ile;

-Yok hükmünde saymak
-Saksocu yapmak
-Uydurukçu saymak
-Kendini büyük görmek

Gibi şeylerle itham etmek sosyal medya vesilesi ile sahip olduğumuz gücün kontrolsüz kullanımı yüzünden. Hayatınızda hiç görmediğiniz insanları harcayabiliyorsunuz. Samimiyete güvenip özelimizi açıyoruz (belki de bu da bir hatadır) çocuğumuz hasta diyoruz, “geçmiş olsun zaten buradasın sonra konuşuruz” demek yerine “ileride karşınıza bu kongrede yaptıklarınız çıkacak” diyorsunuz. Yetmiyor “madem 5 gündür hasta, neden kongre için geldin” diyorsunuz.

Sevgili dostlar, bunlar da hor görülecek laflar olacak belki ama varsın hor görülsün, arabesk ilan edilsin: Hasta çocuklarımızı, sürekli Demirspor kahrını çekmek zorunda bıraktığımız eşlerimizi, bu yaşta olmamıza rağmen üzülmesinler diye yaşadıklarımızı anlatmadığımız anne-babalarımızı, karne gününü kaçırdığımız çocuklarımızı size söylememeliyiz. Çünkü kalplerimizi yitiriyoruz değil mi? Değil diyorsanız bugünden başlayarak önce dondurduğumuz kalplerimizi geri kazanalım. Herkes hayatından veriyor Demirspor için. Bunu biliyoruz. Çünkü bu Adana Demirspor, zor iştir bu takımı sevmek. Birbirimizin yarasını sarmalıyız, omzuna omuz vermeliyiz. Bu uğurda hatamız varsa bizi affedin ama sadece bize edilen laflar için değil bu yazdıklarımız. Küfürlere, tehditlere, tacizlere de dur demek için yazıyoruz.
 
Dünyanın en güçlü silahını, sosyal medyayı kullanın ama onun kalbinizi yok etmesine izin vermeyin.

Bizim öykümüz budur.

Sevgi ve muhabbetle.



9 Mayıs 2018

Bu Sezon Neler Oldu?

1. ligteki 6. sezonumuzu 41 puanla 13. sırada tamamladık. Ligteki en kötü ikinci sezonumuz oldu. İkinci kez düşmeye bu kadar yaklaştık.

(Önceki yılların puan-sıralama dağılımı şöyleydi: 36-14; 54-4; 56-4; 43-13; 51-7. Ortalama 48 puan.)

İlk yarıda 20 ikinci yarıda 21 puan topladık. Bunların 27'si içeride 14'ü dışarıda toplanılan puanlardı. En çok gol atan oyuncular 12 golle Tambe, 8 golle Mendy ve 7 golle Atabey oldu. Pote sonrası gözümüze girmekte zorlanan siyahi forvetlerimiz, atılan 44 golün 20'sinin sahibi oldu. Yedek başladığı sezonda yavaş yavaş ilk 11'e girmeye başlayan Atabey ise kaliteli bir oyuncu olduğunu gösterdi.

Sezon boyu ikinci haftadaki 2. liği saymazsak 4. haftadaki 6. ve 8. haftadaki 7. sıra, çıkabildiğimiz en üst noktaydı. İlk yarıda 3. ve 4. haftalarda Samsun ve Antep'i yenerek, ikinci yarıda ise 26. ve 27. haftalarda Denizli ve Giresun'u yenerek üst üste 2 kez kazanabildik; 3 maçlık seri yapamadık. İkinci yarıdaki bu iki galibiyet, toparlanmak ve kümede kalmak için en kritik puanlar olabilir. İkinci yarıda çok iyi başlayıp arka arkaya galibiyetler alan Denizli'yi ve deplasmanda Giresun'u yenebilmek, bu sezonun en büyük başarısıydı. Bu iki maçtan önce de İstanbul galibiyeti ve Eskişehir beraberlikleri ile 4 haftada 10 puan toplamak arka arkaya aldığımız en çok puan oldu. Son haftalara doğru yeniden korkulu rüya gördüğümüzde ise Altınordu galibiyeti ligte kalmamızı sağladı.

Sezona teknik direktörlükte Giray Bulak'la başlayıp, Ekim sonunda yollar ayrıldı. Geçici olarak koltuğu alan Gürcan Aday'dan sonra Kasım sonunda Timuçin Bayazıt geldi ve şubatta ayrıldı. İkinci yarıda Mustafa Uğur'la sezonu tamamladık. Bu istikrarsızlık sezon boyu toparlanmamızı engelleyen en önemli eksiklikti. Giray Bulak'la 10 hafta 14 puan, Mustafa Uğur'la 14 haftada 20 puan topladık.

Tabii ki bu sezon en büyük tartışma, yönetim tartışmasıydı. Demirspor'un bitmeyen travması... Bugüne kadar, belki Bekir Çınar hariç, hiç bir yönetimle taraftarın yıldızı barışmadı, yönetimde hep aynı isimler olunca aynı hatalar tekrarlandı. Sezon başında, farklı ve yeni bir ismin karşısında deneyim ve eskiden ders aldığı iddiasıyla başkanlık koltuğuna oturan Mehmet Gökoğlu, eski hataları tekrarlamakta gecikmedi.

Eski kadro tamamen değişti, bu ilk hataydı. Yeni kadroya belki çok para harcanmadı ama bu kez oyunculara paralar ödenmedi, geç ödendi, teknik direktöre istikrar sağlanamadı ,yönetimin içindeki isimlerden beklenen katkıyı alamadı ve tek adres olarak yine belediyenin kapısı çalındı. Belediyenin verdiği parayla herkes başkanlık yapar. Önemli olan başka ve yeni kaynaklar bulabilmek ve bu yönde planlar, projeler geliştirebilmekti. Hiçbiri yapılmadı. Genç siyahi forvetlerin geç açılması, hakem hataları, aleyhimize çalınan penaltılar yönetimin sığındığı mazeretlerdi Ancak forvetlerin de elde tutulamaması, Gökoğlu'nun planlarının başarısızlığını gösteriyor.

Futbolcuların birlik olup yönetime karşı açıklama yapması son yıllarda gördüğümüz en ilginç tepkilerden biriydi. Açıkçası bu sezon başta kaptan Yiğitcan olmak üzere futbolcuların gösterdiği dirayetli duruşla ayakta kaldık. Sahada teknik yetersizlikleri olsa da saha dışarıdaki bu tavırları ve takımı yarı yolda bırakmamaları taraftardan alkış topladı. Zaten o andan sonra kimsenin yönetimden bir ümidi kalmadı, tek umut teknik ekip ve futbolcuların göstereceği dirençti. O umut sayseinde ayakta kaldık.

Geçen sefer de yazdığım gibi artık yönetimde planları ve yeni bir vizyonu olan, yeni isimleri görme zamanı.


28 Nisan 2018

Yeni Şeyler Söyleme Zamanı

Çok zor geçen bir sezonun ardından son haftaya kalmadan ve kazanarak ligte kalmaya seviniyoruz. İki sezondur zor kurtarıyoruz, bu çekirge bir daha zor zıplar. Aynı isimler, salak saçma transferler, menajer oyunları, bitmeyen belediye palavraları ve bi ton lafazanlığın ötesine geçmek zorundayız. Seneye aynı şeylerle uğraşmamak için artık her şeyin baştan aşağı değişmesi lazım. Onu yapacak kapasite bizde, tribünde var.

Bu sene neredeyse hiç yazmadım ve twit atmadım bu meselelerle ilgili. Son bir kaç yıldır uzak kalsam da 10 seneyi aşkındır tribündeyiz ve bi o kadardır da kafa yorup yazıp çiziyoruz. Twitterda coşmadan önce buralarda coşuluyordu, o yüzden gaza gelen kitleye alışığız. O kitlenin gazını işe sürmek, laf değil bir şeyler üretmek gerekiyor. Bunun için de biraz durup beklemek...

Aynı konularda yazıp çizmek ve bitmeyen klişelere saplanıp kalmak oldukça yorucu ve yıpratıcı. Artık eskiye dair her seyi bir kenara koyup yeni şeyler söylemenin zamanı. Gelecek senenin planlarını ve laf değil iş üretecek yürekleri hemen öne çıkarmak gerekiyor.

20 Şubat 2018

Blogun 10. Yılı

Blogumuzun 10. yılı geride kalıyor.  demirgibiyiz.blogspot.com adresiyle başlayıp adanademirspor.net kısa yoluyla devam eden macera, 18.02.2008 günü vertumnus'un "hadi hayırlısı" temennisiyle başlamış aynı gün 4-1 yenildiğimiz Pendikspor maç yazısıyla gaza basılmıştı.

http://www.adanademirspor.net/2008/02/hadi-hayrls.html

http://www.adanademirspor.net/2008/02/adana-demirspor-pendikspor-1-4-170208.html

10 yılda pek çok konuda öncü olduk. Bir kere İlk Adana Demirspor bloguydu. Forumlardan farklı olarak kamuya açık, herkesin yorum yazabileceği ilk alandı. Facebook'un yeni yeni bilindiği, twitter'ın hiç bilinmediği dönemlerde, hızla gelişen internet mecrasında Ankara Tayfası blogu hızlıca cazibe merkezine dönüştü, pek çok kişinin yazıp çizmek istediği bir tribün, bir taraftar yuvası haline geldi. Kimi bağırmak kızmak istiyordu, kimi şarkılar söylemek, kimi de üzüntüsünü paylaşıp göz yaşı dökmek... Bu işlerin bir rehberi ya da kullanım kılavuzu yok. Elimizden geldiğince, kendi ilkelerimiz çerçevesinde bir şeyler yapmaya çalıştık. İlkeler demişken, tabii onlar da yolda düzüldü. Oturup konuşmalar, yaşananlar, beklentiler, gerçekler ve hayaller arasında bir denge kurulmaya çalışıldı. Kimsenin kişiselleştirmediği, kamusal bir dert tasa anlatma mekanı olarak korumaya çalıştık burayı. Öyle oldu ki, rahmetli Bekir Çınar bile yorumlarıyla katkı verdi; taraftarından yönetimine herkes günde bir kaç kez buraya bakar oldu, o konuda şu sorun hakkında ne yazılmış diye buraya bakmadan yorum yapılamaz oldu. Tabii bu süreçte pek çok kişiyi kızdırdık, hayalkırıklığına uğrattık; bizzat biz yazarlar da aynı şekilde yorulduk, sıkıldık, kızdık, küstük, ayrıldık vs. Kısacası Demirspor'a dair her şey10 yıl içinde bu mecrada yankı buldu.

Bugün normal hale gelen pek çok tartışma, mesele ya da kavramın fitili burada ateşlendi ya da yeniden hatırlatıldı. Muharrem Gülergin'in unutulan değerlerinin üstüne gittik; bu ismi yeniden canlandırdık elbirliğiyle; demir kanatlardan mali denkliğe, borçlardan altyapıya kadar o dönemler fısıltı halinde kalan konular daha gür sesle camianın gündemine taşındı. Şampiyonluktan ve başarıdan daha önce gelen değerlere dair hissiyatı ve düşünceleri olanlar burada buluştu. Eski Demirspor formalarından, başka Demirsporlara kadar mavi-lacivert kültürün alanını araştırdık, genişlettik. Bizi anlatan kendimizden bir şeyler bulduğumuz şarkılardan kitaplara şiirlere kadar alandan beslendik. Futbolun ve Demirsporun sadece sahada olmadığını; tribünden ve sokaklardan geldiğini ve beslendiğini hatırlattık. Yurtdışında Demirspor'u temsil ettik, kitap yayınladık, söyleşiler yaptık...

Farklı internet mecralarının popülerliği arttıkça blogun etkisi azalıyor haliyle. Bu etkiyi, Lokomotif Gençlik Derneği ile yeni bir alana taşıyoruz artık. Lokomotif dergisi, eski tür yayıncılığın bitmediğini hatırlatan yeni bir yol olarak önümüzde duruyor.

Çok sayıda yazar arkadaşla birlikte yaklaşık 3700 yazı yazıldı 10 yılda. Hepsine teşekkürler... Bu yazılardan bir seçki, bu yıl içinde bir kitap olarak da yayınlanacak.