Ana içeriğe atla

Yazık

10 kişilik takıma yenilmek bir Demirspor geleneği. Bu sezon da o noktaya gelindiyse bir değerlendirme yapmak farz oldu. Aslında sezon başında söylediğim noktadan uzakta değiliz. Kötü gün dostu olarak bu gidişin gidiş olmadığını söylemek gerekiyordu, söyledik. Gelecek başarının balon olacağı hissediliyordu ama tersine patlayacak bir başarı bile gelmedi.

Harcanan onca para, yaratılan hava, Pote çılgınlığı vs. Sonuç olarak daha üstümüzdeki takımlarla oynamadan kaybedilen 20 puan, 10 kişilik takıma mağlup olma, teknik direktör değişikliği, futbolcularla ağız dalaşı... Bunlar Demirspor'un yakın tarihinin özeti zaten. Şimdi de aynı noktadayız.

O zaman sezon başındaki çılgınlığa ne gerek vardı? Daha mütevazı bir takımla, az para harcanarak da bu noktaya gelinebilirdi ki en azından bir mazeretimiz olurdu susmak ve kabul etmek için. Ya şimdi?

Anderson kilo versin, Batuhan şımarıklık yapsın diye harcanan zaman ve para. Yazık. Garip transferleriyle önce Tanju kovuldu, şimdi de Hakan Kutlu. "Yönetim yalnız bırakıldı" söylemleri de ufukta neler olduğunun habercisi. Şampiyonluk sözü vermemiştik lafları ile kimseyi kandıramazsınız, onca para ligte kalmak için harcanmadı. Kapanacak kulübü kurtardık demek ise Demirspor'u tanımamış olmak anlamına geliyor ki şaşırmaya gerek yok, daha düne kadar kulübün kapısının önünden geçmemişlerdi.

Eğer farklı bir yönetim mantığı göstermek istiyorsanız, "biz bugüne kadar yanlış yaptık, yanlışlarımızdan dönmek için işbirliğine hazırız" şeklinde bir özeleştiri yapmak yerinde olur.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir

Altay: 1 - Adana Demirspor: 3

 Ne bir skorla harika bir deplasman galibiyeti! Alt sıramızdaki rakibe geçit vermemek kadar bir yandan da uzun süredir Altay'a karşı devam eden şansızlığımızın kırılması açısından süper! Yıllardır Süper Lig deyince aklımıza gelen son maç/son yenilgi ile hafızamızda yer eden Altay, 1. lig maceramızda canımızı sıkmaya devam etmişti. Geçen sezon iki maçta da yenilmiştik. Galibiyetin bu açılardan da çeşitli anlamları var. Aslında ilk yarıda kopabilecek maç, ikinci yarının başında yenen golle can sıkıcı bir hale geldi ama arka arkaya bulduğumuz iki golle rahatladık. Yunus yine kilidi açan vuruşla üçüncü golüne ulaşırken, Assambalonga ligte 5'ledi; Akintola da geçe sezonki performansını hatırlatan güzel bir vuruşla ikinci golünü attı.  Takım kolay gol yemezse bir şekilde maç içinde toparlamayı başarıyor. Bir kez daha ilk golü attığımız maçta puan aldık. Alttaki takımların yenilmesiyle beraber ligin orta sıralarına daha güvenle tutunmaya başladık. 

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ