11 Haziran 2018

Kongre Sürecine Dair Açıklamalarımız

Sevgili Adana Demirsporlular,

Her şeyden önce Ankara Tayfası olarak sürdürdüğümüz taraftarlık serüvenimize geçtiğimiz yıl dernekleşerek Lokomotif Gençlik ve Spor Kulübü Derneği olarak devam ettiğimizi hatırlatmak isteriz. Bunun nedenleri arasında en önemlileri örgütlü, yasal, hesap verebilir bir yapıya geçmek istememiz sayılabilir. Ayrıca sürdürdüğümüz faaliyetlerimizin boyutları arttıkça kendimizi ifade etmede dernekleşmenin önemini anladık. Bu konuyu ileride aktaracağımız süreç için önemli olduğunu düşündüğümüz için belirtme ihtiyacı duyduk.

Bilindiği üzere 2016-2017 sezonu sonunda Nilay hanımın listesinde yönetime talip olduk. Bu süreç Adana Demirspor’daki hayallerimizin ufkunu genişletmiştir. Bu genişlemeye paralel olarak 2017-2018 sezonu sonunda gerçekleşecek olağan kongreye yönelik kendi bünyemizde çalışmalara Giresun maçının hemen sonrasında başladık. Yiğitcan’ın tribüne gelmesi sonrasında açıkladıkları yönetimin anlayışının değişmeyeceğini ve emekçilerin hakkının verilmeyeceğini net bir şekilde ortaya koymuştu.

Çalışmalar sürecinde bir şeyin farkında olduk. Bir kısım Demirsporlu bunun farkında değildi. Düşersek bu sezon düşmezsek önümüzdeki sezon bizim son senemiz olabilirdi. Matematik bunu söylüyordu. Sedat Sözlü döneminde kendi söylemi ile borç 13 milyondan 28 milyona, sonraki dönemde de 28 milyondan 36 milyona çıkmıştı. Bunun anlamı yılda net 10 milyon TL geliri olan bir takımı artık temlik koyarak dahi yaşatmak imkansız hale geliyordu. Çünkü borç 13 milyon iken paranızı kabaca 1,3 yılda, 36 milyon iken 3,6 yılda geri alırsınız.

Bu da temlik karşılığı dahi yönetim bulmayı zorlaştırır. Ayrıca son yönetim döneminde kulübe en az 32 milyon TL girmiş olmasına karşın futbolcuların sadece maç başları ödenmişti. Yani bir sonraki sezon aynı mantık ile yönetim bulunsa dahi borç en az 42 milyon olacaktı. Takım küme düşerse yeniden başlarız diyebileceğimiz ucuz futbol dönemlerini yaşamıyoruz.

Bu hesapları yaptık ve kararımızı verdik: Yönetimi almalıyız, yönetimde olmalıyız, yönetimde olacaksak da muhasebeci gibi değil yetkili ve etkili aktörler olmalıyız.

Demirspor’un bağlı olduğu zinciri kırmanın yolu sponsorluk ve kalıcı gelirdir. Çünkü bugünden yarına futbolcu satan bir yapıya ulaşamazsınız. Sponsorluk aramaya başladık. Kendimizi de deneme fırsatı bulduk bu arada. Ve hayalimizin almayacağı yerlere ulaştık. Çok fazla reddedildik, çok dertlendik Demirspor gidiyor diye. Yine de pes etmedik. İki ret sebebi vardı, birincisi yetkisizdik, ikincisi tanınmıyorduk. Yetkisizlik sorununu aşamazdık ama tanınma sorununu bir anket yaptırarak aşmak zorunda kaldık. Anketi çeşitli sebeplerle 6 saatle sınırlı tuttuk ama kamuoyunun desteğinden emindik, bu sayede sponsorlara veri ile gittik. “Bakın kamuoyu bizden yana” dedik. Sonrasında da 2,5 milyon TL sponsorluk bulduk. Bunların 1,5 milyon TL’lik kısmı iki sponsorluktan oluşuyordu ve Ağustos başından itibaren kulübe gelecekti. 1 milyon TL’lik bir sponsorluk kaleminin ise ekim ayından itibaren girişi bekleniyordu.

Sonrasında çok büyük finans kurumları ile, market ağları ile, eğitim kurumları ile en üst düzey yöneticilerin katıldığı toplantılar yaptık. En az yıllık 5 milyon TL getirebilecek kalıcı gelir projeleri ürettik.

Yine bankalarla görüşüp kredi ihtimallerini değerlendirdik. 20 Milyon TL kredi ve ek olarak karşılıksız sponsorluk verecek üç banka ile görüşmeleri tamamladık. Ancak bu yöntemin mali açıdan çok ama çok riskli olacağını düşünerek kredi projesini rafa kaldırdık.

Sonuç olarak Ankara Tayfası, yani Lokomotif Gençlik Derneği, yani Adana Demirspor taraftarı Adana Demirspor’a bir yılda en az 7,5 milyon TL karşılıksız, temliksiz gelir yaratacak bir projeksiyon oluşturdu. Ancak Demirspor’un para kadar önemli sorunu ve belki daha önemli sorunu acil sıcak paraydı. Bir yıl içinde gelecek 7,5 milyon TL’nin haziran sonuna kadar kaybedeceğimiz futbolculara, parasını alamamış emekçilere, transfer peşinatlarına, kamp giderlerine hiç katkısı olmayacaktı. Hep aynı şey oluyordu, okyanusu geçip derede boğuluyorduk. İşte bu dere bizi ADS yönetimi adaylığımızdan alıkoydu. Aslında gördük ki zaten bu kongre yapısı ile yönetimi almanın imkanı yoktur. Yine de bu Demirspor yönetiminde olamayız demek değildi. Bu noktada Demirspor’un faydasını ön planda tuttuk. Uygulamalarını, hatalarını sadece sanaldan değil, yüzlerine karşı da eleştirdiğimiz insanlara fikirlerimizi aktardık, bizlere inanmalarının önemini anlattık. Yapısal bir dönüşümden geçmemiz gerekiyor. Bunun bir anda olamayacağını fark ettik, bunun yanında sürecin mutlak surette kurumsallıktan geçmesi gerektiğinin altını çizdik.

Yapılması gerekenleri sistemin içinde yetkili olarak yapmanın şu anki koşullar için şart olduğu sonucuna ulaştık. Yönetimde olabilmek için de maddi gücümüze ve Adana’nın kritik karar vericilerine önemli referanslar ile ulaşmış olmamıza güvendik. Ne kadar muhalif olursak olalım, karşımızdakilerin bizleri dikkate aldığını ve düşüncelerimize değer verdiğini gördük. Görüşmelerimiz sonucunda yönetimde olmamız gerektiğini, ancak amacımızın koltuk ve unvan olmadığını, bunun aktarımların gerçekleşmesinin bir şartı olduğunu ve kalıcı gelir projelerimizin desteklenmesi sözü karşılığında kurulacak yönetimlerde görev alabileceğimizi bildirdik. Bunun aynısını geçtiğimiz seçimde de yapmış ve artık yönetimlerde yer alıp Adana Demirspor’a hizmet etmek istediğimizi söylemiştik. Bu yıl da benzer bir şekilde hareket ettik diyebiliriz. 

Aziz Kaya beyin başkanlık konusundaki çalışmalarında aktif bir rol almadan, getirdiklerimizi ve getireceklerimizi konuşarak, sadece Adana Demirspor’a ilişkin büyük hayallerimizi anlatarak bir liste sürecinin içerisinde yer aldık. Aslında kendimizi tanıtmamız ve kendimize inandırmamız gerekenler haricinde kimse ile görüşmedik. Şurayı atlamamak gerekiyor ki sponsorluk gibi hassas bir konuda birisinin çıkıp bu meblağları engelleme ihtimali olabilirdi. Çünkü burası Adana Demirspor ve burada her şey mümkündür, tecrübeyle sabittir. Bu uğurda sürekli görüştüğümüz, sevdiğimiz, saydığımız abi ve kardeşlerimizi hatta ailelerimizi bilgilendirmedik, onları sürecimizin dışında tuttuk.

Listelerin teslimi esnasında Kazım beyin verdiği listede yer bulduk. Burada bir yanlış anlaşılmanın önüne geçmek gerekir: Liste Kazım beyin yaptığı bir liste değildir, esasında yine bir konsensüs listesidir. Nakit akışında sıkıntı yaşanmayacağı, takımı lige sokabileceği ve bize çalışma alanı yaratacağı düşünülen bir listedir. Şahsi beklentimiz Kazım bey ve Aziz beyin listelerinin birleşeceği yönündeydi.

Kongre günü sabahına kadar Aziz bey adaylıktan çekildi ve aday olarak sadece Nilay hanım ile Kazım bey kaldı. Kongre salonunda Kazım beyin divana verdiği listede yer almadığımızı gördük, kongre öncesinde bize bu yönde bir bilgilendirme yapılmamıştı. Daha önceki listedeki isimlere nasıl müdahalemiz olmadıysa bu listeye de olmamıştır. Sonuç olarak bizim amacımız kulübe getireceğimiz sponsorluğun doğru kullanımını sağlamak ve Adana Demirspor’un esaretini sonlandıracak kalıcı gelir projelerini gerçekleştirmekti. Şu anki yönetimde yer almamamız ile ilgili tercih bize ait değildir.

Kazım bey özelinde objektif olarak şunu diyebiliriz ki, kendisi fikirlerimizi önemli bulmuş ve projelerin uygulanması konusunda güvence vermiştir. Sadece Kazım bey değil, Adana’da görüştüğümüz etkili diğer merciler de bizi çalışmalarımız konusunda yüreklendirmiştir. Yönetimde olduğumuz zaman sahip olacağımız sıfatın kendi becerilerimiz ile birleşiminin daha verimli sonuçlara ulaşabileceğini düşündük. Ayrıca bizi hala tanımayanlar, nefret ve yıkım dilini kullanmadığımızı, olumlu ve yapıcı bir eleştiri yolu kullandığımızı bilmezler. Dolayısı ile içinde olmadığımız bu yönetimde veya çalışmalarımızda vardığımız olumsuz sonuçlara takılmadan hayallerimizdeki Demirspor mücadelemize devam edeceğiz.

Burada şu sorulabilir: Nilay hanımla da görüştük mü? Hayır görüşmedik. Kendisine saygı duyuyoruz. Ancak aramızda önceki kongre döneminden kalan problemlerimiz vardı. Bunları aşamamıştık. Ayrıca Nilay hanım da bizler de kongre üyeliğinin önemini defalarca söylememize rağmen kongreye etki edecek bir çoğunluk bunu tercih etmedi. Bağımsız bir adayın kongreyi kazanma ihtimali yoktu. Mevcut sisteme karşıyız, bunun tıkandığını yıllardır söylüyoruz. Maddi gücümüz ve sadece imzaya kalan projelerimiz ile sistemin işleyecek şekilde değiştirilmesi imkanını kullanmak istedik.

Taraftar takımına sahada olduğu kadar salonda sahip çıkmadı. Bugünler yeni bir heyecanın camiayı sardığı günlerdir. Gönlümüzden geçen bu heyecanın geçici olmaması, gerçek hayatta güçlü bir karşılık bulmasıdır.

İşin sosyal medya kısmından da bahsetmek isteriz.

Kazım Bozan ismi iki gün üst üste Türkiye gündemi oluşturacak kadar tepki gördü. Bize güvenen, değer veren insanlar da bu kadar tepki çeken bir ismin yanında nasıl olacağımızı kabullenemediler. Çok doğaldır, elbette anlıyoruz.

Bizlerin bugüne kadar Demirspor aleyhine atılmış tek bir adımı yoktur. Bunları tekrar tekrar artık anlatmayalım. Bu oluşumu yargısız infaz ile;

-Yok hükmünde saymak
-Saksocu yapmak
-Uydurukçu saymak
-Kendini büyük görmek

Gibi şeylerle itham etmek sosyal medya vesilesi ile sahip olduğumuz gücün kontrolsüz kullanımı yüzünden. Hayatınızda hiç görmediğiniz insanları harcayabiliyorsunuz. Samimiyete güvenip özelimizi açıyoruz (belki de bu da bir hatadır) çocuğumuz hasta diyoruz, “geçmiş olsun zaten buradasın sonra konuşuruz” demek yerine “ileride karşınıza bu kongrede yaptıklarınız çıkacak” diyorsunuz. Yetmiyor “madem 5 gündür hasta, neden kongre için geldin” diyorsunuz.

Sevgili dostlar, bunlar da hor görülecek laflar olacak belki ama varsın hor görülsün, arabesk ilan edilsin: Hasta çocuklarımızı, sürekli Demirspor kahrını çekmek zorunda bıraktığımız eşlerimizi, bu yaşta olmamıza rağmen üzülmesinler diye yaşadıklarımızı anlatmadığımız anne-babalarımızı, karne gününü kaçırdığımız çocuklarımızı size söylememeliyiz. Çünkü kalplerimizi yitiriyoruz değil mi? Değil diyorsanız bugünden başlayarak önce dondurduğumuz kalplerimizi geri kazanalım. Herkes hayatından veriyor Demirspor için. Bunu biliyoruz. Çünkü bu Adana Demirspor, zor iştir bu takımı sevmek. Birbirimizin yarasını sarmalıyız, omzuna omuz vermeliyiz. Bu uğurda hatamız varsa bizi affedin ama sadece bize edilen laflar için değil bu yazdıklarımız. Küfürlere, tehditlere, tacizlere de dur demek için yazıyoruz.
 
Dünyanın en güçlü silahını, sosyal medyayı kullanın ama onun kalbinizi yok etmesine izin vermeyin.

Bizim öykümüz budur.

Sevgi ve muhabbetle.



Hiç yorum yok: