29 Temmuz 2018

Çöküş Öncesi

Demirspor'un yeni dönemine dair birkaç şey söylemek için biraz bekledim. Transfer çılgınlığının biraz dinmesi ve özellikle Pote dellenmesinin bitmese de durulması mümkün mü bilmiyorum. İki yıldır düşme potasında dolaşan ve kötü oyunculara sabır gösteren taraftarın bu dellenme halini anlıyorum. Başarı isteği gayet doğal. Ama yıllardır öğrenemediğimiz bir şey var: Çok para harcamak, başarının garantisi değildir. Tersine çöküşün başlangıcıdır. Bu yıl Demirspor'un olası başarısı, Pirus Zaferi olacaktır. Yani büyük yenilgiden önceki zafer.

Türkiye'deki pek çok örneğe baktığımızda, başarının sabırla ve adım adım geldiğini, çöküşlerin ise aniden geldiğini görüyoruz. Akhisar, Altınordu bunun en iyi örnekleri. Karşıyaka, MİY, Ordu da öyle. Demirsporluların bugünden itibaren zafer çığlıkları kadar olası çöküşün nasıl engelleneceğini de düşünmeye başlaması gerekli.

Biz Demirspor'u yönetimleriyle sevmedik. Futbolcusuyla da sevmedik. Biz Demirspor'u yarattığı havayla, ruhuyla, tribünüyle sevdik. Ne yazık ki Demirspor zamanın ruhuna uydu. Yani teslim oldu. Başarı için bunları geri planda bıraktık. Hangi yönetim olursa olsun onlara eleştiriler yapıldı, az veya çok fark etmez gidişattan memnun olmayanlar vardı. Bugün ise kimsenin ağzını açamayacağı, sadece zafer sarhoşu twitler atmasına izin veren bir ortam var. Neden? Çünkü memleket bu havada. Yani biz de herkes gibi olduk.

Yerel secimler nedeniyle siyasi görevle takımın başına getirilmiş bir başkan ve ne olduğu belirsiz bir Tanju Çolak'la kurulan takım, sahada başarılı olsa da benim gönlümde yer edinemez.

Ben yönetimden ziyade hep tribünle ilgilendim. Aktif olduğum 2005-2015 arasında tribünün takimi ve yönetimi etkilemesini bekledim. Gelinen durumda tam tersi oldu. Üzüntümün nedeni bu.

Karamsarlık en kolay duygudur ve bugüne kadar da karamsarlık satanlara karşı olmaya çalıştım. Ben de bir daha Çankırı, Tokat, Uşak deplasmanlarında dolaşmak istemem. Ama gidişat oraya doğru yeniden. Kötü gün dostu olarak uyarmak isterim.

Hiç yorum yok: